İzleyiciler

27 Aralık 2016 Salı

Şehidlik Kavramı Üzerinden


İnancımız gereği Allah yolunda ölenlere  ölü diyemeyiz. Çünkü onlar Allah yolunda şehid oldular ve onlar  diridirler. Onlar durup dururken ölmediler. Allah yolu demek; din, vatan, namus, şeref, demektir. Allah yolunda ölen bir insan herşeyini geride bırakmış; malını mülkünü, makamını mevkisini, şanını şöhretini elinin tersiyle itmiş kanını da, canını da bu uğurda feda etmiş bir kimsedir.  Onun mertebesi Allah katında ancak şehidliktir. Biz müslümanlar böyle inanırız. 

Şimdi ortalıkta dönen polemik ise; onlar şehid olmadılar, onlar vatanı ve namusu için ölmediler demeye getirerek, şehitler üzerinden iktidarın ve silahlı kuvvetlerin itibarını zedeleyerek, büyük kitleler üzerinden nasıl algı yaratırızın piarını yapmaktadırlar. Bütün savaşlarda herkes biliyor ki orduya katılıp da savaşa giren bütün askerlerin, ancak siyasi bir erkle varoluş kavgası ve savaşı verilmektedir.  Askerimizi ve mehmetçiğimizi zavallı görüp, kahramanlıklarına da leke sürerek, bir nevi isyana da kapı açacak söylemlerden çekinmemektirler. Siyasi kararlar yanlış olsa bile mehmetçiğe dil uzatanlar ve algı operasyonu içinde bulunanlar için ayrıca devlet  birimleri gerekli çalışmayı yürüttüğünü söylemeliyiz.  Esas olan siyasi kararları küfretmeden, hakaret etmeden terbiyeli bir üslupla eleştirebilmektir. Doğru eleştiri yapmak da, doğru eleştiriyi  olgunlukla karşılamak da erdemliliktir.

İslama göre şehitlik kavramı için bütün değerlerin genel adı olarak Allah yolunda canını vermek kabul edilir.  Şehitlik kavramı ancak müslüman şehitler için kullanılır. Her inancın, her anlayışın kendi ideallerine göre canını feda etmesi, kendi lisanları ve zihniyetlerine göre de kelime ve kavramlarla nitelendirilmelidir. Onlar kendini bu durumda neyle ifade ediyorlarsa, kendileri için doğrusu da odur. Hiç inanmayan ateist bir kimse de, bir ideal olarak canını feda edebilir; onun sözüm ona şehitliği kendine bağlar ve İslamla, müslümanlıkla  hiç bir alaksı olmamalıdır. 

Bir toplumu parçalayıp yutmak için, önce yazısı ve diliyle oynayacaksın, sonra da parçalara bölüp lokma haline getireceksin ki boğazında düğümlenip kalmasın. Bu açıdan kelimeler ve kavramlar bizim hayat damarlarımızdır. Kelime ve kavramlar müstamel bir elbise değil ki; tes yüz edip yeniden kullanalım!..

Profösör

26 Aralık 2016 Pazartesi

Hakikat Bunu Gerektirir


Edebi bir eser, bir yazı okuduğumda, bir resim, bir heykel, bir mimari gözlerimde canlandığında, önce onunla hislerimle  bir yakınlık kurar, sonra da düşüncelerimle bu sanatsal eserin bana bıraktığı değerler üzerinde kafa yorarım. Adı üzerinde sanatsal değerl olan bütün sanat eserlerinin bir eleştiriden geçtiğine inanırım. Neye inanıyor, neye heyecan duyuyor, neye hayal kuruyor ve neye ümit besliyorsak, kültürümüzü de o çerçevede genişletiyoruz demektir.

Bir yazıya, bir sanat eserine kendi zaviyemden bakarak, hakkaniyetle davranarak görüşlerimi belirtir ve yorumlayarak katkı sağlamaya çalışırım.  Karşımdaki kişinin yaşı, başı, zihniyeti ya de siyasi görüşü benim için önemli bir kriter değildir.  Onu kırmamak adına kelimeleri ve cümlelerimi titizlikle seçerim. Bu benim insana ve sanatçıya olan değer verişimdir. Aynı titizliği karşımdaki kişiden beklemek hakkımdır ama, ben yine o kişinin terbiyesine bırakırım. Önemli olan üzüm yemektir, bağcıyı dövmek benim asla düşünüp de yapmak istemediğim en son şeydir.

Elbette birbirimizin yaptıklarını ve hatta davranışlarını eleştirelim. Doğru, iyi ve güzel yanlarını öne çıkartalım ve övelim, övgüye layık olduğunu söyleyelim. Diğer yandan da yanlış, çirkin ve kötüyü de güzel bir üslupla söyleyelim. Yerden yere vurmak yerine hatalarını gösterelim ve eksikliklerini birlikte tamamlamaya çalışalım. Çünkü hiçbir yazar ve sanatçı  birbirinin hasmı değildir. Birbirini kıskanamaz ancak gıpta edebilir. Arada tatlı bir rekabet başlar ki; o bizi topyekün hem ahlaken hem de kendi marifetimiz ve maharetimizi arttırır bizi olgunluğa ulaştırır.

Hülasa hepimiz birbirimize yardımcı olmalıyız. Önyargısız, hoşgörülü ve iyiniyetle birbirimize yaklaşmalıyız. Unutmamamız gerekir ki; herkes birbirinden etkilenir ve zamanla fikirler de, davranışlar da değişebilir, doğruda, iyide ve güzelde birleşebilir.   Hak ve hakkaniyet yerini bulur; hakikat bunu gerektirir.

Profösör

23 Aralık 2016 Cuma

Büyük ve Küçük

Büyük küçükle
kavga ederse, 
büyük küçüğü döver. 

Büyük küçük balığı 
takip ederse, 
büyük balık küçük balığı 
sonuç olarak
yer ve yutar yer.

Profösör

Terör Canavarı

Yılanın başını küçükken ezeceksin diye bir atasözümüz vardır. Bu söz sadece kötü şeyler için söylenmiş olsa da, olumsuz bir gelişme olacağı zaman  tedbir için söylenmiş bir söz olsa gerek.  Artık herşeyin bir canavarı var. Terör canavarı, enflasyon canavarı ve trafik canavarı  gibi bir çok olumsuzlukların sonuna  canavar kelimesini ekleyebiliriz.  Yılanın başını ezmek demek hayvan haklarını ihlal edelim demek değildir. Bilakis iyiyi, güzeli, doğruyu ihlal eden ve olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı ol demektir. Daha doğrusu hiçbir olumsuzluğa hoş görüyle bakma demektir. Sonuç olarak da bilinçli yaşama şiarımız oldukça olumsuzluklar alıp başını gidecektir. Bilinçli yaşamakla ancak huzur içinde oluruz. Hep birlikte top yekün gerçek insan oluruz.

Profösör

15 Aralık 2016 Perşembe

Gaz Maskeleri ve Atropin İğneleri


Savaşlar niye devam etsin ki? İnsanlar niye ölsün ki? İnsanlar katliamlarla ölüyor, silah tüccarları avuçlarını ovuşturuyor. Evler, binalar, şehirler yımılıyor; insanlık yerle bir ediliyor. Bombalar, roketler uçaklarla yüzlerce binlerce sorti yapılıyor; insanlar evlerini vatanlarını terkediyor, kaçkın durumuna düşüyorlar.  Yaşlı, kadın, çocuk demeden işkenceye tabi tutuluyor, öldürülüyor, kaçanlar büyük acılarla kendisini sınır dışına atmaya çalışıyor. Bir de nötron bombası atıldığını düşünün!.. Öyle bir bomba ki; nötron ışınları, binalar ve çevreye hiçbir bir zarar vermemekle birlikte, insan hayatı için kesin öldürücü tehlike içeriyor. Öbür taraftan gaz maskelerive atropin iğneleri  piyasaya sürülüyor. Herkese bir gaz maskesi demek; milyonlarca gaz maskesi ve bundan elde edilen kazanç demektir. Silah tüccarları bir taraftan vurun öldürün diyor. Bir taraftan gaz maskeleriyle kendinizi koruyun demeye getiriyor. Böyle bir yaman çelişi içinde bile sömürgeci güçler, katılaşmış ve taşlaşmış yürekleriyle  purolarını tüttürüyorlar.



Profösör

Savaşı Durduralım




Nedir beklentilerin diye sorarsan eğer bana sen; savaşı durduralım derim en şuurlu halimdeyken ben. Yazalım, çizelim, resmedelim, arzu halimiz budur bizim. Malımızla, canımızla, kanımızla savaşı durdurmak ve zulmü ortadan kaldırmaktır ilk işimiz derim.

Profösör

8 Aralık 2016 Perşembe

Seversen Sevilirsin


Hayatımızın kontrolü bütünüyle bizde diyemeyiz.  Bu ancak bizi yaratan, terbiye eden, rızıklandıran  Yüce Kudrettedir. Doğal olarak kararlarımızı kendimiz vermekte özgürüz. Tercihlerimizde özgürüz. Bu bir bakıma doğru olsa da, özgür iradeyle doğru karar ve doğru tercihler  yapabilir miyiz!..  Her şeyden etkilendiğimize göre  en iyisine karar vermek, en iyisini tercih etmekte zorlanırız. Herşey sadece bizim için kurgulanmaz ve kodlanmaz ve karşımıza ne çıkarsa onu kabulleniriz. Mükemmellik bekleyemeyiz. Çoğu kez beklentilerimize yeniliriz. Bazen de öyle şeyler olur ki, beklemediğimiz bir süprizle karşılaşır ve o hayatımızın en büyük  mucizesi oluverir. Öyle bir mucize ki, bizi hidayete götüren bir mutluluk ve bir huzur gibidir. Biliriz ki; bu bizim birlikte geçmişte yaşadığımız onca sıkıntının, onca zahmetin bir sonucu olarak, bize sunulan Allah'tan rahmet, bereket  ve sonsuz  bir lütuftur... Önce Onu sevecek ve Onun rızasını kazanacaksın. İşte o zaman seversen sevilirsin.

Profösör

6 Aralık 2016 Salı

Adalet ve Ahlak

Önce adalet mi ahlak mı sorusunun cevabını elbette önce adalet diyeceğim. Çünkü adalet Hak ve hakikatten doğan bir değerdir. Adalet duygusu olduğu sürece ahlaki seviye yükselecektir. Ahlak bir bakıma kişiden sadır olan bütün davranışlardır. Aynı zamanda fıtratımızda günah işlemek de vardır. Tövbe kapısı, istiğfar ve dua imdadımıza yetişir. Adaletli olma Kuran'dan kaynaklanıyorsa eğer, Hak ve Hakikattir. İslam adaleti bunu gerektirir.  Adalet duygusu  Kuran'dan kaynaklanmıyorsa eğer, zulüm, bencillik ve menfaatcilik devreye girer.  İnsanın ahlaklı olma hali onun iyi niyeti ve refleksleridir. Doğal daranışlarıdır.  Eğer bir kimse İslami bir terbiyeden geçmiş, huy ve karetkterini düzeltmiş ise, aynı zamanda  hiç bir baskı olmadan kendi iradesiyle, davranışlarını Peygamber ahlakıyla ahlaklandırmış ise, o insan hem adaletli hem de ahlaklı olacaktır. 

Profösör

Ona Döneceğiz

Özgürlük ve eşitlik sadece ağızlarda gevelenen bir sakız. Hani birimiz tencere diğerimiz kapak olacaktık. Hani birbirimizin yarasını saran vicdanlı insanlar olacaktık. Hani haddimizi bilip sadece Allah'a kul olacaktık. Bir "Kalü bela" hatırlatmasıdır bu; Rabbimiz bir, Halikımız bir, Razıkımız bir. Niye bu kadar birbirimizi yeriz ve üzeriz!.. Oysa hepimiz Ona döneceğiz.


Profösör

28 Kasım 2016 Pazartesi

İyi İletişim; İyi Duruş


Bir alim, bir akademisyen ya da bir hoca olabilirsiniz. İletişimin sırlarını eremeyen hiç bir kimse ne anlatsa istediği iletişimi muhatabıyla kuramaz. Hem Türkçe'yi iyi bileceksin, hem imlayı yalayıp yutacaksın, hem de noktalamaları ihmal etmeyeceksin. Bir de üzüm yemeye devam edeceksin, bağcıyı dövmek insana bir şey kazandırmaz. Her şeyden önemlisi karşımızdakilerle empati yaparak yüreğini ortaya koyacaksın.


Profösör

Özlem


Kışın da deniz özlenir; 
dalgalar vurdukça yosun tutmuş kayalıklara. 
Bir iyot kokusu, 
bir yosun kokusu,
bir de denizin tuzlu suyu.
Martılar özgürlük için çığlık atar balıklara.



Profösör

İletişimde Mefhumu Muhalif


Nankör bir insana bile dua ederim ben. "Sana başarılar diliyorum." desem duamı bir beddua olarak kabüllenir. Aslında uyarıldığının farkındadır o. Bazen ayar böyle verilir.



Profösör

İletişimde Telkin


Kalbe yapılan telkin, beyine yapılan telkinden daha etkilidir. Biri özle, diğeri sözle yapılır. Biri kalbi etkiler, sadece muhatabınıza sevgi, şefkat ve merhametle dokunmanız yeter. Diğerinde akıl, düşünce ve muhakeme devreye girer. Beyine yapılan telkin sadece beyin yıkamadır. Yerinde, zamanında ve doğru olarak beyne yapılan telkin zamanla kalbi hükmedebilir.

Profösör

Ölümsüzlük Bestesi


İnsanı dengede tutan iskeleti değil,onun disiplin olmuş ruhudur. İnsan ölse de varlığı dimdik durur. Geride bıraktığı iyilikler, onur ve şerefidir. Böyle insanlar ölümsüzlük bestesinde bitmeyen şarkı gibidir.



Profösör

Tecrübeyle Sabittir


Günlük, haftalık, aylık ve hatat yıllık plana göre insan kendini konumlandırmalı. Çünkü ufkun ötesinde başka başka birbirini tamamlayan ufuklar var. Bundan bi haber olanlar, sevmediği ve hoşlanmadığı konumlarla kendini konumlandırmış olurlar.



Profösör

Hayata Pozitif Bakmak


Ölüm döşeğinde bile olsak, sağlık, sıhhat ve afiyette olmamız için dua ederiz hep. Bir genç ölüm döşeğinde hasta yatan yaşlı Erzurum'lu bir amcaya ziyarete gittiğinde ona "Nasılsın amcacığım?" diye sorar. Yaşlı hasta amcanın ıhıldıyarak ve zor bela gence verdiği cevap "Ne olsun yiğenim iyilik sağlık!.." der...

Profösör

Elinde değildir


Cebirde parantezin içindeki değerler artı ise artı, eksi ise eksi değerdir. Parantezin başına bir eksi değer gelse, parantezin içindeki bütün değerleri ters yüz eder. Artılar eksi, eksiler de artı değerine dönüşüverir. Elinde değildir; hayat bazen beklentilerin aksine gelişebilir. Bir olay sonucu hayatında herşey tersyüz oluverir. Planlar değişir, hayatın değişir. Değişmeyen tek bir şey vardır; inancın, umudun ve hayallerin.

Profösör

16 Kasım 2016 Çarşamba

Ortadoğu Savaşları

Dolunay


Çağımızın hastalığı unutkanlık olmalı. İnsan bazen kim olduğunu unutabilir mi? İşin sonu oraya kadar varabilir düşüncesindeyim. Hepimizin zinde bir zihne ihtiyacı var. Sadece zihnimizi açık ve berrak tutmanın yetmez. Aynı zamanda kalbimizi de nurlandırmamız gerek. "Sadece güneş yetmez bize, ayı da gönder Allahım!.. Yıldızları da eksik etme!.." diye dua da ederim ben. "Mümkünse ay dolunay olsun!.."

Profösör

15 Kasım 2016 Salı

Aşka Dair



Sağım
Solum
Sobe...
...
Hani
Aşk
Nerede!..
...
Ara ki
Bulasın...


Profösör

10 Kasım 2016 Perşembe

Devenin Hörgücü

İletişim Sevmek ve Kaynaşmaktır


İletişim kurmak sosyal hayatın gereğidir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Et ve kemik gibi birbirine kaynaşmalıdır. "İnsan" ve "ünsiyet" birbiriyle çok yakın kelimelerdir. İnsan kelimesinden mülhem ünsiyettir. Ünsiyet anlam olarak kaynaşma demektir. Yine kendi kültürümüzden örnek verecek olursak; Osmanlının son zamanlara kadar düğün davetiyelerindeki ibarelerde  "muhabbet" ve "ünsiyet" kelimelerinin bir arada kullanılması çok manidardır.  Aşk evliliğe götüren ve nikahı çabuklaştıran bir duygu olsa da, esas olan nikah ve evlilik müessesesidir. Bu da aile ve yuva kurmak demektir.  Bundan maksat nesebi belli olan nesillerin yetişmesini sağlamaktır. Özellikle günümüzde mutlu evlilikler  ancak "muhabbet" ve "ünsiyetle" sürdürülebilir hale gelmiştir. "Muhabbet" ve "ünsiyet"  "sevgi" ve "kaynaşma" demektir. Bu iki kelime evlilikte birbirini tamamlayan iki önemli değerdir. Bize ait bir değeri sevebiliriz; ancak  her türlü yıkıcı  felakete karşı sapasağlam durabilmemiz  için, onunla kaynaşabilemiz şarttır. 

Profösör


9 Kasım 2016 Çarşamba

İletişim Empati Kurmaktır.


Eşiniz, çocuğunuz, arkadaşınıa ve ya dostunuz "Başım ağrıyor" dediğinde ona  "Bir aspirin at geçiverir" demek yerine çekmeceden ilacı alıp, bir bardak suyla onun ilaç alımını sağlamak olsa gerek. Bu kişi çocuğunuz olmasa bile hele ya da hasta yatan herhangi biriyse bile, bizim yapmamız gereken o hastaya ilacını almada yardımcı olmak ve onun rahatlığını sağlamak olmalıdır. Elbette şifa dilemeyi de unutmamamız gerekir.  Bu bizim kültürümüzdür. Asıl iletişim budur. Amacına ulaşan her söz, her yazı ve her davranış iletişim şuurudur. Aynı durumda biz de hasta olabilirdik. bunun empatisini bile yapmadan, hastanın gönlüne girmeliyiz. Her iletişimin amacı iyilik, iyiliğin amacı da   Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır. Bir kimseye yapılan hiçbir  iyilik unutulmaz. Unutulsa da iyilikleri Allah unutmaz.

Profösör

İletişim Kendi Değerlerimizi Yaşamaktır


İletişim kurmanın temel prensibi iyi, güzel, doğru  kavramlarının özüne vakıf olmak, bu değerleri birlikte yaşama gayreti içinde olmaktır. Yakmak, yıkmak ve kötülük yapmak için iletişim kurulmaz. Zaten kötülük yapmak için birbirimizi sevmek eşyanın tabiatına aykırı bir davranış olur. Esas olan değerleri tek başımıza yaşamak değil, bir bütün halinde, hep birlikte,  toplum olarak kendi değerlerimizi bir kültür olarak yaşamaktır. İşte o zaman birbirimizi daha çok anlar ve birbirimizi daha çok sevebiliriz.

Profösör

İletişim Kurmanın İlk Adımı


Şuurlu  insan muhatabının durumuna göre pozisyon alır. Bir doktorun hastasına yaklaştığı gibi karşı tarafa değer verir, sevgiyle, şefkatle hoş görü içinde acıtmadan  karşı tarafın yarasına adeta merhem olur. İyi bir arkadaş, iyi bir kardeş ve iyi bir dost olur. Ondan size zarar gelmez. İyi tarafınızı güçlendirir, eksiklerinizi de tamamlamaya çalışır.  Önyargıları bir kenara bırakıp sizinle empati kurar. Kendisini sizin yerinize koyarak size öyle davranışlarda bulunur. Böyle kişilerin önce kendini anlatmak için uğraşmaz; önce sizi anlamaya çalışır. İletişim kurmanın belki de ilk adımı budur. 

Profösör

İletişim İyi Bir Algı Yaratmaktır


İnsan ilişkileri iletişimle başlar. İnsan iletişimini genel olarak söz ile, yazı ile yapsa da, kişi varlığı ve taşıdığı bütün değerleriyle iletişim kurar. 

En başta etten ve kemikten yaratılmış olan insan aynı zamanda ruh da taşır. Öğrendikleri, yaşam biçimi, fikir dünyası, duyguları ve davranışlarıyla bir kıyafet bütünlüğü içinde karşı tarafın zihninde bir imaj oluşur. 

İyi bir insan, seviyeli bir insan, adaletli ve ahlaklıdır. Böyle  insanın bütün davranışları aynı zamanda  şuur içindedir. Bu kolayca anlaşılır. Böyle insanlar Karşı tarafın hafızasında  iyi bir algı yaratırr.

Profösör

31 Ekim 2016 Pazartesi

Hikmet ve Felsefe


İslam hikmeti ön plana çıkartmıştır. Çünkü Kur'an hakimdir. Biz de doğrudan doğruya Hakim olan Kuran'a inanır ve Kur'an hükümlerine teslim oluruz. İnandığımızı da cüzi aklımızla muhakeme eder, kalben ve aklen tasdik eder, inancımızı güçlendiririz. Kur'an bütünüyle hikmete dayalıdır. Kuran'ın hikmeti insan aklıyla sınırlandırılamaz. Çünkü Allah'ın hikmeti sonsuzdur. Bir taraftan da Allah bizim hakikati düşünmemizi, akletmemizi ve muhakeme etmemizi ister. Körükörü inanmamızı istemez. Onun için din mantıktır ve insan fıtratına en uygun din İslam'dır. Biz herşeye rağmen nakle kalbi olarak doğrudan inanır, aklen de inandığımızı nakille bağdaştırarak bir bütün halinde inandıklarımızı hayata geçiririz. Burada nakil bize hikmeti öğretir ve bizi hakikate götürür. Akıl da, düşünce de, muhakeme de bizi inandıklarımızı özümsetir.

Hikmet hakikati hissetmek ve içine sindirmek, felsefe ise hakikatin bir cüzü üzerinde akıl yürütmektir. Hikmette yanılma payı yoktur ve hikmet ilahi bir değerdir. Felsefe ve akılda ise yanılma payı vardır çünkü felsefe beşerin düşünce şeklidir. Aslında felsefe hakikati bütünüyle tesbit etmek değil, hakikate ulaşmakta yöntem göstermelidir. Hakikatin kendisi Kur'an ve dolayısıyla hikmettir. Felsefe muhakeme etme ve akıl yürütme şeklidir.
Profösör

30 Ekim 2016 Pazar

Hayır ve Şer


"Hayrihi ve şerrihi minallahi teala" Hayır ve şer Amentü'dendir. Hayır da şer de Allah'tandır. Başımıza gelen kaza ve bela musibettendir. Bize göre, yani kulun algısına göre kendisini üzen herşey bela kabilinden şerdir. Kul kendince iyi olanı hayır, kötü olanı şer olarak algılanır. Oysa şerrin içinden hayrı çıkartan da Allah'tır. Allah kulları ve yarattıkları için en hayırlısını takdir eder. Bizler Allah'tan gelen her şeyi takdiri İlahi olarak kabul ederiz. Adalet sahibi Allah'tır. Allah'ın adaleti biz kulları ve bütün mahlukatı için sonsuz bir lütuftur. Hayır da, şer de, Allah'ın terazisinde adalet, kulun terazisinde takdiri ilahidir.

Profösör

Şiir ve Şair


Şiir sakız patlatma, kelime çatlatma değildir. Edebiyat parçalama ise, hiç de şiir değildir... Şair Kuran'dan alır ilhamını; özü sözü birdir. Edebiyat da belagat da şairin kutsal bir vazifesidir.



Profösör

28 Ekim 2016 Cuma

Şair ve Şuur

Şair şiir yazan mıdır sadece!..  
Ressam da, şarkıcı da, mimar da şaiirdir bence.  
Şair şuurlandıran demekse eğer.  
Şair sayılır sokağı süpüren çöpçü de.

Profösör

17 Ekim 2016 Pazartesi

İletişim Kurmak

Bir iletişimci için doğru metin yazmak, doğru söz etmek ve doğru davranışlarda bulunmak zor olsa gerek. İnsanlar bizim ne yazdıklarımıza, ne söylediklerimize ve ne çizdiklerimize bakmıyor. Bizim yazdığımız, sözünü ettiğimiz ve çizdiğimiz değerler üzerinden bizim hal ve hareketlerimize, duruşumuza bütünüyle verdiğimiz varlık ifademize bakıyor. Muhatabımız bizim anlatmak istediklerimizi değil de, neyi nasıl anlamak istiyorsa, istediği gibi kendi idrakini şekillendiriyor. Bu arada iletişim kurmanın en baştaki amacı irşad ve tebliğ olsa gerek. İrşad ve tebliğ görselliğin özündeki ruh hali; ancak duygu, düşünce ve davranışlarımızı bütünleştiren gönül diliyle gerçekleşebiliyor. Muhatabımızla gönül dili oluşturmak ancak İnanç, ihlas, samimiyet, karşılıklı itimate teslimiyetle oluşuyor. 

 Profösör

16 Ekim 2016 Pazar

Lafzatullah


Her nefeste Allah diyebilmek; Allah diye son nefesi verebilmek. Bir hamlede Allah yazabilmek; Allah deyip boyun bükebilmek...

Profösör

Not: Sabahattin Kayış kardeşimizin bir çalışması; Lafzatullah meşki...

15 Ekim 2016 Cumartesi

Bir İlham, Bir Işık


Bazen siyahbeyaz bir resim, bin kıtalık şiir demektir. Bazen bin kıtalık şiir, tertemiz bir yürektir. Yalnız  geceler zifri karanlık olsa da. Bir resim, bir şiir bir ilham ışıktır yeter...

Profösör

14 Ekim 2016 Cuma

Değerin Değeri Bilinmeli


Kimi insan bir değeri ter dökmeden anında kazanır ve kıymet bilmez; onu  anında yitirebilir. Bazı insan da bir değere ulaşmak için tırnaklarıyla kazınır, ter döker, sıkıntı çeker o değere ulaşır ve onu bir mücevher gibi avucunda saklar, onu düşürmemek, kırmamak için adeta o değeri kalbine nakşeder. Kalbi dursa da insan ölse de o değer onun kalbinde diriliğini muhafaza eder. O kalıcı bir sevgidir ve o sevgide ezel ve ebed gizlidir. Ne mutlu o sevgiyi kalbinde hissedenlere!.. Ne mutlu o değeri kırmadan dökmeden kalbinde taşıyanlara!.. Ne mutlu o değerle birlikte vicdanlı, merhametli, insan olabilenlere!..

Profösör

10 Eylül 2016 Cumartesi

Kuran'ı Doğru Anlamak


Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez "Haram ve helal koyma yetkisi sadece Allah'a aittir. Allah'tan başka kim olursa olsun haram ve helal koyma yetkisi yoktur. Kim Allah'tan başkasınında haram helal koyduğuna, koyabileceğine inanırsa şirk koşmuştur." diyor. Hiç bir kimse kendinde o yetkiyi göremez. Kur'an temel umdeleri belirler. Örneğin içki haramdır. Sebebi nüzulü bellidir. Aklı baştan alır. O zaman her serhoşluk veren, aklı baştan alan bütün yiyecek ve içecekler haram dairesine girer.  Tefsiri bilmeyen, tefsir usulü görmeyen kardeşlrimiz alınmasınlar ki; "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olmaz". İslam'ın doğuşunu, öncesini ve sonrasını bilmeliyiz.  Ayrıca Siyer-i Nebiyi bütün ayrıntılarıyla öğrenmeliyiz.  Kuran'ı anlamada Peygamberimizin Allah'ın hem kulu hem de Resulü olduğunu unutmamalıyız. Onun fiillerini, sözlerini ve takrirlerini idrak etmeden Kuran'ı anlamada idrak sahibi olamayız. Bu arada polemiklerden de şiddetle kaçınmalıyız. Tebliğde Allah'ın ayetleri ayrıntılı bir şekilde Kuran'ın ruhuna uygun tefsiri yapılır. İletişim kurmak ise bizim ne söylediğimiz o kadar önemli değildir. Bizim ne söylerqdiğimizin karşımızdaki kişinin ondan ne anladığıdır. Önemli olan Hakikati doğru anlatmak ve karşımızdaki ile doğru iletişim kurabilmektir. 

Profösör

8 Eylül 2016 Perşembe

Ruhsuz İnsan Olmamalı



Yeni birlik gazetesi, Buluşma Noktası sayfasında  bugün neşredilen bir sözüm.

Profösör

Bir Fincan Çiçek


Yeni birlik gazetesi, Buluşma Noktası sayfasında  bugün neşredilen bir karikatürüm.

Profösör

2 Eylül 2016 Cuma

Başörtüsü


"Başörtüsü serbest bırakılamaz" diyen zihniyet, bilerek kutuplaşmayı körüklüyor demektir.  Çünkü bir başka zihniyet "Başıaçık olamazsınız" diyerek aynı ayrımcılığı kendinde bir hak olarak görür.  Evrensel insan hakları din ve ifade özgürlüğünü teminat altına aldığı gibi, dinde zorlma ve ikrah yoktur inancı da, inanç ve ifade özgürlüğünü kulun kendi insiyatifine bırakmıştır. Hiç kimse bir başkasının özgürlüğüne müdahele edemez. Toplumsal barış bir gönül projesidir. Herkes yüreğinde taşıdığı sevgi kadar, vicdan kadar, mahkeme-i kübra'ya inandığı kadar insandır, müslümandır ve bir okadar da gönül insanıdır.

Profösör

1 Eylül 2016 Perşembe

Dostluk... Arkadaşlık




Bir yıldız kaysa, biilrim ki o benim. Ayağıma bir taş alsa, yere düşsem, başımdaki uçusan yıldızlara gülerim... Hani nerede dostlar, nerede arkadaşlar. "Bir varmış, bir yokmuş" diyenlerdenim.

profösör





Ruh ve Beden



İnsan etten ve kemikten ise, Hani bunun ruhu neresinde... Her an terkedecekmiş gibi her nefes aldığımızda. Beden yalvaracak ruha Beni terket, beni terket diyerek yaşlılığında. İmanı olan yaşlandıkça güç kuvvet bulacak. O da bilir ki; insan güçlü imanıyla vuslata ulaşacak...

Profösör

Suriye Harekatı

26 Ağustos 2016 Cuma

İmanım ve İhlasım




Not: 
Dünkü Yeni Birlik Gazetesi 
Buluşma Noktası'nda neşrolunan karikatürüm 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

Profösör

25 Ağustos 2016 Perşembe

Milli Değerlerimize Sahip Çıkalım



Not: Yazıya ne hacet!.. Bazen insan duygu ve düşüncelerini çizgiye döker. 
Bugünkü Yeni Birlik Gazetesi Buluşma Noktası'nda neşrolunan karikatürüm 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

Profösör

19 Ağustos 2016 Cuma

Göz Yaşımsın


Nice yürekler vardır ıstırap çeker durur; onun ıstırabı ezeldendir. Kadim dostluklarıdan geride kalan hüzünlü bir namedir. Bir hüzzam, bir hüseyni, bir kürdülli hicazkardır.  Sokaklar çıkmaz sokak, caddeler varmaz cadde, bulvarlar gelişi de gidişi de seni hatırlatır. İnancımsın; kalbimsin, umudumsun; hayalimsin. Bu şarkı çalındıkça ve kulağımda çınladıkça kuruyan gözlerimde bir damla göz yaşımsın.

Profösör

https://www.youtube.com/watch?v=zNg8ZkaSTtI


Nakil ve Akıl


Kuran nakildir. Nassları olduğu gibi kabul ederiz. Onun üzerinden felsefe yapmayız. Felsefeyi feylesoflar yapar. Fakat aklımızı Kuran'ın hikmetine teslim ederiz. Bizi doğru yola sokan Kuran'dır. Bizi sapık yoldan alıkoyan yine Kuran'dır. Kur'an fıtratımıza en uygun kitaptır. Kuran; İmanen kalbimize, aklen kafamıza en uygun yaşam ve hidayet kitabıdır. Alemişşuhuda da, alemil gayba da iman ederiz. Onun için nakil bizim rehberimizdir; yolumuzu aydınlatır. Akıl da naklin peşinden gider. Herşeyi akılla izah edemeyiz. Akıl unutabilir, yanıltabilir, saptırtabilir. Ama nakil yüce Kitapta olduğu gibidir. Değişmez, eskimez, pörsümez Allah kelamıdır.

Profösör

18 Ağustos 2016 Perşembe

Güvercin Yavrusu



Not: Yazıya ne hacet!.. Bazen insan duygu ve düşüncelerini çizgiye döker. 
Bugünkü Yeni Birlik Gazetesi Buluşma Noktası'nda neşrolunan karikatürüm 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Kalben Hissedebilirsiniz


Size kim, ne kadar değer verir, bunu ancak kalben hissedebilirsiniz. Hayatınızda kimin ne kadar yeri var,  onu ancak siz bilirsiniz. Bir de murad ettikleriniz var, hayal dünyanız geniş; sizi mutlu eden  tebessümleriniz. Dipsiz kuyularda olsan da yine evrendesin. Yangınlarda olsan da gül bahçesindesin.

Profösör

İki Zıt Kutup


Gece ve gündüz kadar ayan beyan her zaman iki zıt kutup vardır. Doğrular ve yanlışlar, iyiler ve kötüler, güzeller ve çirkinler birbiriyle çelişen ve birbirini yok etmek isteyen değerlerdir. Hak ve batıl gibi. Önemli olan bizim, inançlı, adaletli ve vicdanlı olanların nerede durduğudur. Hangi ilkeyle hareket ettiğidir. Madem ki müslüman şuurlu olmalıdır, asla gaflete düşmemelidir. Kendimizi sorgulamalı ve güncellemeliyiz. Birbirimizle daha sıkı kenetlenmeliyiz; asla birbirimizden kopmamalıyız. Hepimiz tek bir yürek olmalı, hepimiz birden nefes almalı ve hayatiyetimiz için diri kalmalıyız.


Profösör

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Tesettürlü Kadın


Tesettürlü kadın; mahrem yerlerini örten, cinsi cazibesini  gizleyen, kem gözlerden sakınan ve iffetini koruyan inançlı kadın demektir.

Profösör

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Darbeye Bakış


Ülkemiz büyük bir badire atlattı. Yapılan darbe girişimi başarısız oldu gibi görünse de asıl hedef iç savaş ve arkasından dış müdehalelerin yapılarak, sözüm ona ülkemizi Suriye'nin akibetine çevirmekti. Türkiye'nin son zamanlardaki atılımları zaten süper güçler tarafından endişeyle takip ediliyordu. Zaten ellerinde bulunan FETÖ örgütünün elemanlarını bir manivela olarak kullanmak istediler. Nasıl yargı  bundan önce kullanıldıysa, ordu da bu hain girişim için kullanılmış oldu. Acı ot yiyenin karnı ağrır. Karın ağrısından kurtulmak için ya kusacaksınız, ya da müshil ilacı içip bağırsakları temizleyeceksin. Yoksa karın ağrısı devam eder gider. Hainlerin hesap edemediği büyük bir güç vardı. Milli irade ölümüne direnerek iç savaşı önledi ve milletçe birbirimizi daha iyi anlamaya da vesile oldu. Allah doğruların yanınındadır.

Profösör



11 Ağustos 2016 Perşembe

Kalp Gözü




Not: Bazen insan duygu ve düşüncelerini bir sözcükle ifade eder. 
Bugünkü Yeni Birlik Gazetesi Buluşma Noktası'nda neşrolunan özlü sözümü 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

Herkez Bir Işık Tutsa...



Not: Yazıya ne hacet!.. Bazen insan duygu ve düşüncelerini çizgiye döker. 
Bugünkü Yeni Birlik Gazetesi Buluşma Noktası'nda neşrolunan karikatürüm 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

9 Ağustos 2016 Salı

Kahrolsun Siyonistler!..


Dünyada olup biten her türlü savaşların, katliamların, cinayetlerin, açlık ve kıtlıkların sorumlusu üst akıl dediğimiz imtiyazlı ailelerdir. Silah tüccarları, ilaç tüccarları din tacirleridir. Ne yazıkki İslam alemi gaflettedir. Yer yer uyanışlar bizim dirilişimiz ve öze dönüş hareketlerdir.  Düşman büyüktür; şer güçler  bir cephede buluşmaktadır. 15 Temmuz siyonistlere, sömürgecilere, vatan hainlerine karşı şanlı bir direniştir. İstanbul ve diğer illerde yapılan mitingler ise bir o kadar güç gösterisidir. Milli birliktir. Dış güçlerin hoşuna gitmese de Türkiye Bir dünya devletidir. Vatanı ve bağımsızlığı için canını ortaya koymaktan çekinmeyen ve ölümün üzerine Allah Allah diyerek koşan bir milletiz.  Herşey açığa çıkmıştır. Kim vatansever, kim vatan haini durum ortadadır.

Profösör

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Gülenist Hareket



Başlangıçta malum cemaat zeki ve fakir öğrencileri "Işk Evleri" adı altında öğrenci evlerine  topladılar. Öğrenciler  bu evlerde sözüm ona ışıklanacak ve nurlanacaklardı. Böylece yeni bir nesil, yani  "Altın nesil"  yetişecekti. Tabiki öyle olmadı. Bilakis, ışığa, nura, milletin değerlerine kasteden bir nesil yetiştirdiler.  Bir kere  bu yapıya bulaşan, ne yazık ki  kolay kolay kendisini bunların kapanından kurtaramadı. Bir anafor gibi, bir bataklık gibi debelendikçe battılar ve esfeli safiline boyladılar. Bu yapıyla herhangi bir sebebten ilişki kuranlar,  bunların nasıl olduğunu çok  iyi bilirler. Parelel örgüt  İnsanı önce harama, kanunsuzluğa bulaştırırlar, sonra da bu kanunsuzluğu kaset haline getirerek tescil ederek şantaj malzemesi olarak insanın önüne koyarlar. Artık arkası kesilmez isteklerinin. Şunu yap, bunu yap şeklinde tuzağa düşürdükleri insanları gayrimeşru ilişkilere zorlarlar.  Artık o yapının bir militanı olursun. Onun için haktan, hakkaniyetten ayrılmayacaksın. Ahlaksız tekliflere kanmayacaksın. 

Vakti zamanında çok sevdiğim bir kardeşim bu yapıyla ilgili düşüncelerime karşılık hani iftira atmayalım günahtır der gibi bana serzenişte bulmuştu. Oysa biz sadece ayrıntıya girmeden  kardeşlerimizi  uyarıyorduk. Mesleğimiz icabı  gerek işimizle ilgili, gerek ahlaken doğru bulmadığımız hususları söylemekten çekinmedik.   Çünkü bu yapı baştan sona hem şirk içinde hem de yasadışı bir faaliyet içinde oldukları kanaatimizi bu son darbe girişimiyle söylediklerimizin haklılığı da ortaya çıkmış oldu. Keşke milletimizi üzecek böyle bir olayla karşılaşmış olmasaydık. 

Ne yazık ki içe kapılı bütün yapılar pareleldir. Devletin dışında devletle çelişkili bütün organizmalar birer ihanet içindedirler. Biz kıstas olarak  sadece millet nerede duruyor diye bakmayız, aynı zamanda ümmetin de  nerede durduğunu görmek bizim için bir kıstastır.  Siyonist ve sömürgeci güçlerin Türkiye'deki olan bitenlerle ilgili  düşünceleri, duyguları ve davranışlarına da bakarız. Bu da bizim olaylar karşısında nasıl bir pozisyon almamız gerektiğini bize öğretir.

Bir dini cemaat önce İslam akidesini özümsemesi gerekiyor. Eğer özümsemiyor ve davranış bozukluğu içindeyse  mutlaka o cemaat yapı olarak  ihanet içersindedirler. İslam bize ancak inananlar kardeştir diyor. Oysa sapkın bir itakat anlayışı ancak İslam'ın hilafına bataklık üretiyor. Kardeş kardeşe  de silah çektiriyor. Cinayet işleniyor, katliamlar yapılabiliyor. Lanet olsun!..

Öğrencilerin  Işık Evleri'nde ışıklanması, aydınlanması ve  ve nurlanması beklenirken, oralardan vatan hainleri yetişeceğini  kim beklerdi ki!..  Altın Nesil aldatmacası nice samimi insanları hayal kırıklığına uğratmıştır. Son tahlilde Gülen Cemaati sadece bir terör örgütü olarak kırmızı kitaba girmemiş, bilakis suç üstü kanlı bir darbe girişiminin de bilinen failidir. Son zamanlarda kendisini "Hizmet Hareketi" ismi veren Gülen Cemaati artık milletin ve ümmetin nefretini kazanmıştır. Bütünüyle bu yapı, yasaların ve vicdanların asla kabul görmeyeceği bir yapıdır. Bu darbe girişiminde yasalar bir bir   suçluları yakalayıp en ağır cezaya çarptırılacaklardır.

Kurşun aydınlığa, ışığa ve nura ve masum millete sıkılmaz, kurşun karanlığa ve cehalete sıkılmalıdır. Vatansever aziz milletimiz  artık bu menfur olaydan sonra daha da şuurludur.  Millet olarak kısasa kısas, bu meselenin peşi asla bırakılmayacaktır. 

Bilvesile Sehidlerimize Allah'tan rahmet diliyorum; ruhları şadolsun. Gazilerimize de Allah'tan şifalar diliyorum. Böyle bir kanlı darbe girişiminden sonra  geçe gündüz nöbette olan vatansever milletimize şukranlarımı sunuyorum.

Profösör


Not: Karikatürist Muhittin Köroğlu'nun 
güzel bir eserini bloğumda yer veriyorum.
Kendisine de sayfamdan teşekkürlerimi sunuyorum.

4 Ağustos 2016 Perşembe

15 Temmuz Darbesi

Bayrak bir milletin bayrağıdır. Sancak bir ümmetin bayrağıdır. Hepimiz millet olarak İslam ümmetinin sancağı altınadyız. Bizi bir yapan ve bizi tek vücut halinde birleştiren İslam inancıdır. Tevhid inancıdır. İlay-ı Kelimetullahtır. Siyonist ve emperyalist dünyaya karşı ümmet olarak tekvücud haline gelmeyiyiz. Çünkü Batı siyonist güçlerin emrinde sömürgecidir. Vicdansız ve acımasızdır. Biz Batıyı tarihte haçlı seferlerinden tanırız. Biz Batıyı İstiklal harbinde haddini bildirdik ve Çanakkale savaşlarında da Batıya karşı vatanperverliğimizi gösterdik. Batı bizi topla tüfekle yenemeyeceğini bilince, ajanlarıyla içimize soktuğu ve beslediği hainleriyle  bizi içten devirmeyi amaçlıyor. 15 Temmuz Batılı güçlerin beklemediği halkın direnişiyle karşılaşıyor. Ölümüne vatanı müdafaayle tarihe altın harflerle yeniden not düşüyoruz. Ölürüz şehid oluruz ama vatanı düşman çizmelerine kirlettirmeyiz.


Profösör

Not: Bugtün bir Yeni Birlik Gazetesi alın. 
Ümit Gülbüz Ceylan'ın 
Buluşma Noktası sayfasında buluşalım.


2 Ağustos 2016 Salı

Hüsnühat Üzerine Bir Düzeltme


Hüsnühat  güzel yazı demektir. Bir değerin güzel olması için kendisini meydana getiren mahiyetinin de doğru olması gerekir. Hüsnühat bir harfin, bir kelimenin, bir cümlenin şuualtına yerleşmesi için estetik bir istif kazandırıylmasıdır. Bu işlem hattatın tecrübesi ve yüreğinde taşıdığı ulvi duyguların bir yansımasıdır aslında. Biz hattatın hüsnü hat yapmasına meşk denir.

Meşk yapan her hattat harflerin, kelimelerin ve cümlelerin en estetik biçimde istif eden kimsedir. Her hattat kullandığı harfin, kelimenin ve cümlenin yapısını  bilmek zorundadır. Aynı zamanda hangi lisanda olursa olsun o lisanın gramer yapısını, kullanım biçimini ve  kültürünü  özümsemiş olmalıdır.

İnternette beğeni alan, kufi yazı stili olarak istif edilen, İnternette paylaşılan bu istif yanlış olarak yazılmış bulunmaktadır. Allah lafzında elif, lam, lam ve he harfinden ibarettir. Allah lafzında lamelif bulunmaz. Böyle bir hataya düşmek ise cahilliğin bir tezahürüdür. Bize düşen uyarma görevini yerine getirmek, kendi yazımıza ve kültürümüze sahip çıkmak olmalıdır.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...