Biz insanlar, hepimiz insanlık ailesinin birer temsilcisiyiz. Aynı zamanda da varlıklar âleminin birer üyesi değil miyiz? Bütün kâinat; bilinen ve bilinmeyen âlemler yüce yaratan Allah'ın "Ol !.. demesiyle var olmadılar mı? Yaratılmadı mı? Bütün varlıklar âleminin yani yaratılanlarının muhatap olduğu "Ol !.." emriyle Allah'ın bizleri yaratma sıfatıyla bizler vücud bulma şerefine nail oluyoruz.
Mademki yaratıldık ve varlıklar âleminde yerimiz var, mademki "Ol !.." emrini birlikte yerine getirip, hep birlikte vücud bulduk, bu kâinatta varlığımız bir zerre, bir nokta dahi olsa bütün kâinatı benliğimizde hissederiz. Ancak böylece birlikte varlık şuuruna erişebiliriz.
Bütün varlıklar kâinat içindeki işlev ve görevleriyle insanlık emrine amadedirler. Onlarla barış içinde olmamız demek, bizim dışımızdaki varlıkların da bir ahenk içinde, bir nizam ve intizam içinde olmamız demektir.
İnsanoğlu ancak evrendeki bütün varlıklarla kucaklaştığı zaman mutlu ve huzurludur. İnsan olarak yaratılmamız bize diğer yaratılan varlıklardan ayrı bir sorumluluk getirmektedir. Bu sorumluluk kulluk bilinciyle Allah’ın rızasını kazanma cehtimiz olmalıdır. Allah'ın rızasını kazanmak demek Allah'ın dostluğunu kazanmak demektir. Bir anlamda Allah ile dost olmak demektir. Bunun için Allah dostları ancak Allah'ın koyduğu kanun ve nizam içinde hayatlarını devam ettirecektir. İnananlar ve O'na teslim olanlar, Hak'ka mümin ve müslüman olarak, onun emirlerine uyacak ve Onun hoş görmediği yasaklardan da kaçınacaktır. Bu sayede, gerçek insanlık ve gerçek dostluk kapısından iki cihan saadetine ermek için varını yoğunu, bütün birikimlerini cömertçe kullanacaktır. Hidayet yolu bunu gerektirmektedir. İnancımız ilim ve irfan sahibi olmamızı gerektirmektedir. İlim ve irfan sahibi insanlar itikat, ibadet ve ahlak ekseninde şekillenmek, maddi ve manevi değerlerin merkezinde kendini görecektir.
Gerçekten de züht ve takva içinde yaşayanlar, kendileri gibi mümin ve müslümanlarla karşılaştığında Allah dostlarıyla karşılaşmış demektir. Allah dostları bir anlamda da gönül dostluğunu temsil etmektedirler. Allah dostları adalet, hakkaniyet ve ahlak elbisesiyle bizi karşılarlar. Sanki kendimizi onların yüreğinde saadet ve huzur içinde buluruz. Bizim dostluğumuz gönül dostluğudur. Ancak bu dostluk cehdederek kazandığımız ve kazanmakta olduğumuz maddi ve manevi değerlerin paylaşımı sayesinde daha da muhkem olacaktır. Hepimiz birimiz ve birimiz de hepimiz mefkûresiyle buluşabilmeliyiz. Bizim dışımızdaki varlıklarla da barış içinde yaşamamız ve onların rızasını kazanmamızda ise, Allah'ın hoşnut olduğu veli kullarından sayılırız. Ancak bu şekilde gönül dostluğunu kazanabiliriz.