İzleyiciler

aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2019 Çarşamba

Ağlayan Çocuk



Bu hıçkıra hıçkıra ağlayan masum bir çocuk mudur, yoksa bu içini çeke çeke ğlayan yetişkin bir adamın ruhu mudur!.. Gördüğümüz bu sureti hal masum bir çocuğun ağlayışı olsa da, belki de yetişkin bir adamın  masumiyet feryadıdır. İnsan bu!.. İyisi var, kötüsü var. İnsanın helal süt içmişi var, harama bulaşmışı var. Karşımıza kim çıksın; her insanın bir görünüşü var, bir de görünmeyen sırrı var.  Her sureti halin, bir de sureti sırrı var.  Her şey göründüğü gibi değil; sevinci, neşesi olduğu kadar, bir de hüznü ve üzüntüsü var.  Zahiren insanı anlamak mümkün değil, kendini melek  yerine koyan var, içindeki şeytanı çıkartan var. Var oğlu var. Gören göz, işiten kulak, koku alan burun, dokunan parmak ne kadar işlev görse de kalbe işleyen bir sır var. İnsan; bulunduğu yer ve zaman ne olursa olsun halden hale geçiş var. Bir alimden bir zalim, bir zalimden bir alim olurmuş. Ağlamak ise son çare, son kurtuluş. Bir masum çocuk kadar ağlayabilsek keşke!.. Sonuna kadar zembereği kurulmuş bir saat gibi boşalsak sonuna kadar, için için ve hıçkıra hıçkıra. Ve nihayet bir annenin şefkatli eli saçlarımızı okşasa!..

7 Ekim 2019 Pazartesi

Ruh ikiziyiz



İnsan çiçek açtığı zaman bahar, meyve verdiği zaman da yaz gibidir. Hep böyle gitmez elbette ömür!.. Bir de bekleyen güz vardır. Kara kışta kara toprak bir ölüm vardır. İnanç insanı, evreni ve ötesini kapsar. Umut ölünceye kadar. Hırs kırka kadar. Sonra yavaş yavaş törpülenirsin. Sonbahar güz gibi geriye baktığında, eteklerin hüzün dolu yaprak gibisin. Sonbahar güz gibi değişir yüzünün rengi, güneşin feri gözlerinin rengi. Artık huzur içinde bir sükunet, sukunet içinde bir huzur arar gibisin. Bir kanepe, bir sandalye, bir tabure bulsak ta otursak, bir tepeden engin boşluklara baksak. İkimiz bir kuş olsak da kanatlanıp uçsak, Bir ruh hafifliği içinde bulut olsak, yağmur olsak ve rahmet ve bereket olarak yağsak. Kalbimiz o zaman müsterih olurdu inan!.. Toprak yağmura kansa, tohum çıtlasa nefes alsa. Filizlenip serpilip yeniden çiçek açsa nebatat... Yeniden bahar olsa, yaz olsa, güz olsa hayat!.. Kışla birlikte yeniden bir döngü olsa; işte o zaman daha iyi idrak edebilir insan. Ben ve sen hayat yolcusu ve hakikat yolcusu ikimiz, biliyoruz ki; sen ve ben ruh ikiziyiz.

Proösör

24 Ocak 2019 Perşembe

Şiir, şair ve Şuur






...................................................................

Bir Çoban..
Bir Çeşteman
...................................................................

Ben bir garip çobanım
Annem babam yok benim
Bu dünyadan göçmüşler
Beni zorluklarla büyütmüşler
Şimdi bir ağanın bir beyin
Kapısında bir bedelim
Karın tokluğuna çoban durmuş
Sürülerimi güderim.
.....
Kimsesiz bir çobanım ben.
Neyim var, neyim yok
Hemen size söyleyeyim
Ayağımda körüklü çizmem
Gömden ve deriden
Üstümde yensiz yakasız
Yamalı bir alaca zıbınım
Bir de kolsuz beyaz yeleğim
Örülmüş koyun yününden
Boynuma asılı azık kesesi
içinde domates peyniri
Su ve bir de topan ekmek
Peygamber mesleğidir mesleğim
Meralarda sürülerimi gütmek.
.....
Sevdiğim güvendiğim
Gücüm kudretim
Sürülerimi onunla güttüğüm
bir sopam var benim
Kesilmiş ihtiyar ağaçtan
Musanın tur dağından
Yürekten sarılırım ona
O benim yoldaşım
Hem dayanağım hem silahım
Nerede ziyan varsa ona  fırlattığım
Bir de üstümde taşıdığım
Kefen gibi beyaz kepeneğim
Ne soğuk ne de sıcak
Vız gelir bana!..
Bir de sürülerimi bekleyen
Kulakları kesik köpeğim var benim
Adı karabaş akıllı köpeğim benim

11 Şubat 2018 Pazar

Duygusal Donukluk


Duygusal donukluk duygusal körlüğün habercisidir. Duygusal körlük de duygusal bataklığa götürür insanı. Daha önce en neftet ettiğin şeye tutkuyla bağlanırsın. Sevgi açlığı adına ona müptela olursun. Bu öyle bir bağımlılıktır ki; çırpındıkça ve debelendikçe dibe çeker insanı. Güvendiğin bir el ararsın sevgiyle, şefkatle, merhametle seni çekip çıkartacak!... Belki de beklediğin tek kelimeyle anlaşılmak. İnsan baktıkça kendini görür aynada. Neşeli, coşkulu, hayat dolu bir yüz; bir de donuk, sönük, içine dönük, solgun bir yüz. Biraz hüzün, biraz üzüntülü. Hayalin de bir gerçeği var. Gerçeğin özünde insan olmak ve anlaşılmak var.  Önünde bir kapı var; kırk kanatlı. Onlardan otuzdokuzu yalan;, bir hakikat kapısı.

Profösör

22 Aralık 2017 Cuma

Hüzün Kalbe Dokunur


Hüzün ayrı düşmenin bir tezahürüdür. Şarkılar, ağıt yakmalar iki gönlü birleştiren hüzünlü bir yoldur. Gelgitler, mübadeleler, mülteciler, sınır ihlalleri, denizde boğulup sahile vuran cesetler insanlık dramı değil de nedir!.. Her toplumun bir anadili vardır; o dili konuşmasanız da insanın yegane diyi gönül dilidir. ayrılığın ve ayrı düşmenin dili hüzünden başka bir şey değildir. Hüzün kalbe dokunur.

Profösör

13 Aralık 2017 Çarşamba

Aşk ve Hüzün Kitabından


İnsanı okumak bilgeliktir diyor bir bilge. Okudukça senden bir parça gibi oluyor insan, kainat ve ötesi. İnsanın yaslandığı ağaç kökü sağlamsa besliyor insanı meyvesi ve bunaldığında dinlendiriyor insanı gölgesi.  Bazen bir kişi nasıl da hayatımızı değiştiriyor ve etkiliyor değil mi? En önemlisi onun karşılıksız sevmesi ve ne olursa olsun asla seni terketmemesi.

Profösör

12 Kasım 2017 Pazar

Kader Çizildi


Aşk halıda çiçekler açar; yada motiflerinde kilimlerin... İçimizdeki gökyüzü hep mavinin tonlarında kalacak. Bir gün güneş yoğun bir parıltıyla parlayacak!.. Harfler sıcak, heceler sıcak, kelimeler ve cümleler sıcak. Uzakta, benden uzakta olacaksın; ya toprak altında, yada toprak üstünde yapayalnız kalacaksın. Fakat silinmez bir aşk, kaderinde bir yazgı olarak kalacak. Bu yolda kader çizildi bir kere, Bir kalem, bir mürekkep, bir de kağıt. Çizeni bilirsin, mükkebi sen ve dahası,  parşömen kağıdı ben olacağım.

Profösör

2 Ekim 2017 Pazartesi

Yaşandı Gitti


BİLGİÇ

Bir gündü;
Yaşandı öldü.
Ve bir akisti kalan
Yaşadıklarımızdan...

Oysa yaşadıklarımız denli
Tazeydi hayat
Biz üstünde dans ettik
Yaşadık ya..
Eskittik zannettik.

Sezer Özşen

Ekim 1993 - Harbiye


Not: Blogdaşım Sevgili Sezer Özşen,
namı diğer Momentos'un gönderdiği 
"Anıltı" ismli şiir kitabından "Bilgiç" başlıklı şiirini bloğumda sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.  
Teşekkürler  sevgili Sezer!.. 

11 Haziran 2017 Pazar

İlham Kalbe Düşer


Türk dili edebiyatınada "Kalp" kullanılır. Kalp inanç, sevgi, şefkat ve merhamet gibi değerleri taşıdığı için; kalbin kutsal  değeri vardır. Kalp imanın, İslam'ın, ihsanın, irfanın makamıdır. Kalp doğrudan doğruya aşkın mabedi ve  imanın tasdik makamıdır. Kuran'da da, bütün kutsal kitaplarda da, şiirlerde de kalbin özel  yeri vardır. "Kalp" kelime bakımından "yürek"le eş anlamlı değildir. Çünkü "yürek" kalbin ihtiva ettiği manaları içinde barındırmaz. Yürek kalbin yerini tutmaz ve tutamaz. İlham önce  kalbe düşer, kalpte yeşerir, kalpde şekillenir ve kalpte gelişir. İlham sonra dile, sonra kaleme, sonra  kağıda dökülür. Çünkü kalp neyi hissederse, dil onu söyler. Kalp terbiye olmuşsa dil ondan asla azade olamaz. Şairler kalp varken, asla  yürek kelimesini kullanmaz. Hakiki imana sahip olan bir kalp aklın yanılmasına ve nefsin zaaflarına kapılmaz.  Mütmain olan kalp, seven ve sevilen kalptir. Seven ve sevilen bir kalp  kendisiyle, Rabbiyle barışık ve bağdaşık olan olan kalptir. 

Profösör


5 Mayıs 2017 Cuma

Bir Ahenk

AŞK BUDUR

Yazdım. 
Çizdim. 
Üfledim. 
Ne var ki!.. 
Aşk budur 
dedim...

Profösör

30 Nisan 2017 Pazar

Paylaşmak Esastır

BEN SANA BİR ŞEY YAPAMADIM

"Nefes alıyor, uyuyor, yemek yiyor, işine gidiyordu ya daha fazla ne olacaktı ki ?
Kalp çarpıntılarıyla uyandığı, kabus dolu gecelerden fırsat olursa rüyalarında bir ev görür olmuştu . 
Kendine ait olduğunu bildiği ama hiç tanımadığı bir ev. 
Her seferinde başka bir ev, başka başka bir ev görüyordu. 
Bazen de  rüyasında O'nu görüyor ve kabuslarla uyanıyordu." 

Not: Blogdaşımz Cafe Tigris'in "Ben sana bir şey yapamadım" 
başlıklı yazısından bir bölüm...Merakınızı gidermek için; 
Cafe Tigris'i ziyaret edin...http://www.cafetigris.com/2017/04/ben-sana-birsey-yapmadim.html



24 Nisan 2017 Pazartesi

Hüzünleriyle Yaşar İnsan


ARPA BOYU

Yarınların gebeliği
şimdi tam birbuçuk aylık...

Nöbeti tutanlar
devir teslim yaptı.
Gönlümüzde aydınlık...

Bilmiyoruz
gittiğimiz sokaklar mı dar.

İçimizin derinliği mi kara?

Gide gide "bir arpa boyu yol"
gitmişliğin ezikliği.

Ve bir damla huzursuzluğun
koskoca denizdeki fırtınası.

Sezer Özşen



Mayıs 1993 - Moda

Not: Blogdaşım Sevgili Sezer Özşen,
namı diğer Momentos'un gönderdiği 
"Anıltı" ismli şiir kitabından 
"Arpa boyu" başlıklı şiirini
bloğumda sizlerle paylaşmaktan
mutluluk duyuyorum.
Şiirler bizi insan yapar..
Teşekkür ederiz; 
sevgili Sezer!.. 

19 Nisan 2017 Çarşamba

Üzmeyin Hiç Kimseyi!..

Ölüm döşeğinde bile eşlik eder insanın belleğinde buruk melodiler . Bütün yaşam geçmiş gitmiştir, insanın geçmişinde. Ömür bitmiştir bu fanilikte. Geriye itiraflar, hatıralar kalır acısıyla tatlısıyla. Bir vasiyet bırakılır ölüm sonrasına. Çözülür bütün denklemler ve şifreler. Yaşamın da bir aritmetiği ve bir de geometrisi vardır. Ruh ve beden gibi. Kıyametler kopar; yer yerinden oynar. Siz siz olun üzmeyin hiç bir kimseyi!..

Profösör

https://www.youtube.com/watch?v=y-JqH1M4Ya8&list=RDy-JqH1M4Ya8#t=0
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...