İzleyiciler

Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2016 Çarşamba

Sultanahmet'teki Terör Üzerine

İstanbul'un göbeğinde ve özellikle turistlerin en yoğun olduğu semt olan Sultanahmat'te İşid menfur bir terör eylemi gerçekleştirdi. Terör eylemleri Türkiye'de yapılıyorsa eğer, Türkiye'nin bekasına yapılan bir eylem olarak görmek gerekir. Bu terör eylemlerini iyi tanımak ve bütün ayrıntılarıyla bilerek devlet ve millet olarak tayakkuz halinde olmamız gerekir. En önemli mesele terör eylemleri gerçekleştiğinde basınımız da meseleleri kamplaşma ve kutuplaşma üzerinden değil de, kuşbakışı  daha üst tepeden, gerçekçi ve objektif olarak bakması gerekir. Bilerek ya da bilmeyerek iç ve dış güçlerin amaçları doğrultusunda yayın tuzağına düşmemelidirler. Ne yazık ki toplumumuz  karşıt  politik kampanyalarla birbirini suçladıkça  milli meselelerde birlik ruhunu oluşturamıyoruz. Daha da vahimi birbirimizi tehdit olarak görüyoruz.
Bugün ülkemizde dış gözlemcilerden meded uman akademisyenler, devlete karşı deklarasyon yayınlayabiliyorlar. Muhalifliklerini akademik ve  politik mücadeleleriyle değil, şer güçlerin parelelinde bir duruş göstererek milletin değerlerini de saldırmayı kendilerine biçilen bir misyon olarak görebiliyor. Bu kesim gayrimeşru bir yönetimin demokratik dışı bir yöntemle işbaşına gelmesini istemeleridir. 

Milli değerleri şahsi menfaatlerinin önünde tutan milletimiz, ülkemizin içinde bulunan  virüsleri öyle ya da böye temezleyecektir. Terör belasını ve toplumsal ayrışmayı birlikte ortadan kaldırmak varken, iki karşıt politik kamplaşma ve kutuplaşma böyle devam ederse, devlet refleksi doğal olarak hiç bir tölerans göstermeyecektir. Son zamanlarda güvenlik güçlerinin güneydoğuda PKK ile mücadelesi ve sonuçları buna işarettir. Birbirine tezat iki renk vardır. Biri ak, diğeri siyahtır. Ak hiçbir zaman siyahlaşmak istemeyecektir. Buna karşın siyah da aka yönelik  karalamalarını ısrarla  sürdürmek isteyecektir. Tez elden yeni bir anayasa yapımı için kollar sıvanmalıdır. Bütün siyasi partiler bir araya gelmek zorundadırlar. Yeni bir yüzyılın kaderi yeni yapılacak anayasayla çizilecektir.

Profösör

2 Aralık 2015 Çarşamba


Çocukluğumuzda sıkça karşılaştığımız sorulardan biri de  Ne olacaksın büyüyünca sen derlerdi. ben de hazır cevap, Muhtar olacağım derdim hemen. Muhtar demek herkesin kendisine saygı duyduğu adam demekti. Muhtar generalden de büyük insan demekti. Muhtar olamadık, Başkomutan tarafından  saraya kabul edelmesek de, askerliğimizi yedek subay asteğmen olarak yaptık. Herhangi bir acil durumda göreve çağrılırsak eğer;  teğmen olarak göreve başlayabiliriz hemen. Bir şapka, bir bakış, bir duruş, bu fotoğrafle belki bir tebessüm oluşturur. 

Fotorafiker: Hurşit Akyıl

24 Temmuz 2014 Perşembe

İllegal Parelel Yapı


Toplum ve millet olarak yaşayan halklar; kendilerini idare edecek siyasi erkleri yönetime getirirler. Devlet mekanizması siyasi erkle yönetilir. Ne yazıkki; zamanla devlet aygıtı oligarşik yapıya dönüşebilir. Oligarşik yapıda bile birbirine parelel menfaat şebekeleri zamanla gün yüzüne çıkabilir. Bu bütün ülkeler için olabilecek istenmeyen illegal yapılardır. İllegal ve parelel olarak da adlandırılan bu yapılar, eğitim, sağlık, emniyet, yargı gibi mekanizmaların içinde yuvalanabilirler. 

Bu gibi illigal ve parelel yapıların iki yüzü vardır. Bir yüzüyle halktan yana bir tebessüm gibi görünseler de, bir yüzüyle dişini gösteren birer canavar kesilirler. 28 Şubat bu açıdan postmodern bir darbe olarak adlandırılır. İmam-Hatip Liseleri kapatılırken, özel okulların muhafazakarlık görüntüsüyle  açılmasına izin verildi.  Veliler "Çocuklarım dini terbiye görsün" diye, cemaat okullarına yönlenmiş oldu. Bu bir nevi hokkabazlıktan ibaretti. Malum özel okullar ve dersanelerde cemaat aidiyetliği aşılandı. Devletin içinde yuvalanan imamlar tarafından sınav soruları bile önceden cemaate servis yapıldığını öğreniyoruz. Buralarda öğrencilere istedikleri fakültelere kolayca girebilme, yurtlarda ve cemaat evlerinde  kalabilme imkanları sağlandığı gibi, iş garantisi de verilmiş oluyor. "Ağabey" ve "abla"  rütbesine layık görülenler de cemaatin, parelel yapının tabanını oluşturmada kullanılıyordu.

 Dışarıdan bakıldığında bu durum, gayet masumane, mütedeyyin ve muhafazakar bir görüntü içinde öğrenci velilerini celbediyordu. Cemaat içinde kendini bulan, bir nevi kapalı devre içinde sosyal hayatı da şekilleniyordu. Gençler birbiriyle evlendiriliyor; işi, evliliği bir nevi ipotek altına alınıyordu. Son tahlilde bu yapılanma, emniyetten, yargıya, eğitimden medyaya kadar, casuszluk dahil, hükümeti devirmeye kadar uzanan, her alandaki kirli ilişkileri  deşifre edilerek toplumun gözünde itibarlarını yitirdiler. Böylece  "Gülen örgütü"  devletin "Kırmızı kitap" ında bir tehdit olarak yer aldı. Bu arada bütün samimiyetiyle Cemaate maddi ve manevi yardım eden, vatandaşlarımızın hayal kırıklığı ve tepkisini de gözardı etmemek gerekir. 

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...