İzleyiciler

kutuplaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kutuplaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2017 Perşembe

Referandum


Refarandum demokrasinin bir enstrümanıdır. Seçmen evet de diyebilir, hayır da diyebilir.  Gerektiğinde seçmen  niçin evet yada hayır dediğini de maddeler halinde izah edebilir, çekincelerini söyleyebilir.  Evet diyenler de, hayır diyenler de demokrainin gereğini yerine getirenlerdir.  Evet ya da hayır diyenlerin her iki blogta vatanseverlerin olduğu kadar, içlerinde vatan hainleri de olacaktır.  Siyasiler hangi blogta dururlarsa dursunlar, propogandasını yasalar çerçevesinde yapacaklardır. Bize düşen; sandığa bilinçli gitmeli, referandumda hangi görüşü belirtirsek belirtelim  birbirimizi suçlayarak, hakaret ederek, alay ederek ve birbirimizi  küçük düşürerek birbirimize olan  saygnlığımızı yitirmemeliyiz. 

Profösör

10 Şubat 2017 Cuma

İlişkilerde Saygınlık


Aynı fikre, aynı dünya görüşüne sahip olmasan bile 
duygudaşlık insani, vicdani ve daha da önemlisi vicdani bir 
değe sahipsin demektir. Kalbi muhabbete karşı açık olanlar 
birbirine zıt fikirde ve klikte olsalar bile, birbirine olan 
saygınlığını korumak için ilişkilerinde azami titizliği gösterirler.



Profösör

29 Ocak 2017 Pazar

Yeni Anayasaya Doğru


Gündemde olan bir konu da Yeni anayasa çalışması ve sistem değişikliğidir. Demokratik toplumlarda en önemli kazanım; insan hakları ve özgürlüklerin genişletilmesidir.  Milletin iradesinin anayasa ve kanunlar üzerinde güçlü bir şekilde hissedilmesidir. Sonuçta devlet halkın hizmetindedir. Bunun en iyi bir şekilde çalışması başta anayasayı oluşturacak maddelerin  çağdaş bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu maddeler demokratik ve çağdaş bir anayasa için "Efradını cami, ağyarını mani"  olmalıdır. Olması gerekenler anayasada  yer bulmalı, olmaması gerekenler de anayasa kitapçığının dışında kalmalıdır. İşte o zaman Adaletli ve hakkaniyetli çağdaş bir anayasaya kavuşmuş olacağız.

Profösör

2 Eylül 2016 Cuma

Başörtüsü


"Başörtüsü serbest bırakılamaz" diyen zihniyet, bilerek kutuplaşmayı körüklüyor demektir.  Çünkü bir başka zihniyet "Başıaçık olamazsınız" diyerek aynı ayrımcılığı kendinde bir hak olarak görür.  Evrensel insan hakları din ve ifade özgürlüğünü teminat altına aldığı gibi, dinde zorlma ve ikrah yoktur inancı da, inanç ve ifade özgürlüğünü kulun kendi insiyatifine bırakmıştır. Hiç kimse bir başkasının özgürlüğüne müdahele edemez. Toplumsal barış bir gönül projesidir. Herkes yüreğinde taşıdığı sevgi kadar, vicdan kadar, mahkeme-i kübra'ya inandığı kadar insandır, müslümandır ve bir okadar da gönül insanıdır.

Profösör

23 Mart 2016 Çarşamba

Farklılıklar Zenginliğimizdir


Farklı düşecelere sahip olabiliriz. Bir çekirdek ailede bile farklı futbol takımlarını tutan bireyler olabilir. Olmalıdır da. Bizler eleştiri yaparak aynı zamanda eleştiri alarak gelişiyor ve olulgunlaşıyoruz. Hepimiz birbirimizden farklı enstrümanlar kullanabiliriz. Önemli olan farklı yollardan da olsa göül ikliminde buluşmak ve dostluk oluşkturmaktır.

Profösör

19 Ocak 2016 Salı

Emek Sineması

Vay be!.. Adamlar yapmış arkadaş. Sanatçı ve artistler  Emek Sineması'nın restorasyona karşı çıkmışlardı. Emek Sineması'na dokundurtmayız diye karşı çıkmışlar ve yeleqmler yapmışlardı. Oysa burası artık restore edilmeliydi. Buna ihtiyaç vardı. 


Emek Sineması restore edildikten sonra buraya ziyaret eden gazeteci yazar Hıncal Uluç yeni salonun yeni özelliklerine vurgu yaparken "Sitede 11 salon var.. Önce Büyük Salona gittik.. Burası Emek.. Gözlerime inanamadım. Nasıl güzel, nasıl ferah, nasıl ışıl ışıl.. Salonu, locaları ile muhteşem Emek, tüm süslemeleri ile aynen karşımda.. Tek eksiği, fareleri ve örümcek ağları.. Öndeki koltuklar kaldırılıyor, içerden bir mekanizma ile salona doğru bir sahne uzanıyor.. Tiyatro, Opera, Bale temsilleri yapılabilecek Kadıköy Süreyya'ya dönüşüyor o zaman, sinema salonu.." şeklinde görüşünü belirtmesi bir anlamda iş yapanlara teşekkür ediyordu.
Elbette sanat halkın yararına ve bilinçlenmesine yönelik yapılıyorsa, sanat merkezleri de estetik bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Kim ki insan yararına bir çivi çakıyor, ona tebessümle bakıyoruz. Çünkü insanımız iyi şeylere layıktır.
Profösör

13 Ocak 2016 Çarşamba

Sultanahmet'teki Terör Üzerine

İstanbul'un göbeğinde ve özellikle turistlerin en yoğun olduğu semt olan Sultanahmat'te İşid menfur bir terör eylemi gerçekleştirdi. Terör eylemleri Türkiye'de yapılıyorsa eğer, Türkiye'nin bekasına yapılan bir eylem olarak görmek gerekir. Bu terör eylemlerini iyi tanımak ve bütün ayrıntılarıyla bilerek devlet ve millet olarak tayakkuz halinde olmamız gerekir. En önemli mesele terör eylemleri gerçekleştiğinde basınımız da meseleleri kamplaşma ve kutuplaşma üzerinden değil de, kuşbakışı  daha üst tepeden, gerçekçi ve objektif olarak bakması gerekir. Bilerek ya da bilmeyerek iç ve dış güçlerin amaçları doğrultusunda yayın tuzağına düşmemelidirler. Ne yazık ki toplumumuz  karşıt  politik kampanyalarla birbirini suçladıkça  milli meselelerde birlik ruhunu oluşturamıyoruz. Daha da vahimi birbirimizi tehdit olarak görüyoruz.
Bugün ülkemizde dış gözlemcilerden meded uman akademisyenler, devlete karşı deklarasyon yayınlayabiliyorlar. Muhalifliklerini akademik ve  politik mücadeleleriyle değil, şer güçlerin parelelinde bir duruş göstererek milletin değerlerini de saldırmayı kendilerine biçilen bir misyon olarak görebiliyor. Bu kesim gayrimeşru bir yönetimin demokratik dışı bir yöntemle işbaşına gelmesini istemeleridir. 

Milli değerleri şahsi menfaatlerinin önünde tutan milletimiz, ülkemizin içinde bulunan  virüsleri öyle ya da böye temezleyecektir. Terör belasını ve toplumsal ayrışmayı birlikte ortadan kaldırmak varken, iki karşıt politik kamplaşma ve kutuplaşma böyle devam ederse, devlet refleksi doğal olarak hiç bir tölerans göstermeyecektir. Son zamanlarda güvenlik güçlerinin güneydoğuda PKK ile mücadelesi ve sonuçları buna işarettir. Birbirine tezat iki renk vardır. Biri ak, diğeri siyahtır. Ak hiçbir zaman siyahlaşmak istemeyecektir. Buna karşın siyah da aka yönelik  karalamalarını ısrarla  sürdürmek isteyecektir. Tez elden yeni bir anayasa yapımı için kollar sıvanmalıdır. Bütün siyasi partiler bir araya gelmek zorundadırlar. Yeni bir yüzyılın kaderi yeni yapılacak anayasayla çizilecektir.

Profösör

8 Ocak 2016 Cuma

Hacivat ve Karagöz Gibi...


Hacivat ile Karagöz birbiriyle arkadaş ve iki kadim dostturlar. Zaman olur birbiriyle tartışır kavga ederler; zaman olur, birbiririyle atışır,  küsüşürler.  Ne Hacivat Karagöz'süz, ne de Karagöz  Hacivatsız asla yapamaz.  Hacivat ileriyi gören, aklını iyi kullanan ve muhakemesini iyi çalıştıran, bir anlamda sorumluluk sahibi  adamdır. Buna karşılık Karagöz ise, biraz duyarsız, gamsız, vurdumduymaz, denileni anlamak istediği gibi anlayan, sorumsuz  hareketleriyle Hacivat'ın tam zıddı bir zattır. 

Hacivat ve Karagöz her ikisi de bu zamana kadar Tük kültüründe yer almışlarsa eğer, bizlere  ibretlik dersler vermelerindendir. Yediden yetmişe hepimiz onların oyunlarını izler, oyunlarından feyz alır, hal ve hareketlerine gülümseriz. 

 Aslında işin esası hayatımızda bizi dengede tutacak karşıt bir fikre, duyguya ve davranışlara belki de  ihtiyacımız vardır. Karşıt fikirli insanlar olarak birbirimizin farklılıklarını bizi pişiren, olgunlaştıran ve  bilinçlendiren birer değer olarak neden görmeyelim!.. Karşımızdaki muhatabımız düşmanımız olsa bile, biz onu  hakikate sımsıkı sarılmamızı sağlayan bir hızımız ve ifademiz olarak görmeliyiz.  Keşke Hacivat ve Karagöz gibi olsak. Karşılıklı tartışsak ve kavga etsek te, tatlı bir rekabet içinde en sonunda hakikat ile buluşsak. Çünkü beyaz siyahla anlaşılır, siyah da beyazla kazanılır.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...