İzleyiciler

hoşgörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hoşgörü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2017 Pazar

Zorlama Olmaz


İnsan bir dine, bir mezhebe, bir meşrebe tabi olabilir. İnsan bir ırkın bir coğrafyanın mensubu olabilir. Fakat bir insan kendisi için değerli olan görüşlerini  başka aidiyetten olanlara dayatamaz.  En başta dinde ikrah yoktur. Hoşgörünün adı sadece haddini bilmektir. Herkesin senin gibi aynı kalıptan çıkmasını bekleyemezsin. Sadece herkesin inanç ve ifade özgürlüğünü hoş görmelisin. Bir evin birkaç penceresi olabilir. Herkes baktığı yerden gördüklerini ve hissettiklerini anlatabilir. 

Profösör

7 Nisan 2017 Cuma

Kimse Üzülmesin...


Kimsenin üzülmesini istemiyorum. Beni üzenleri üzmek yerine, bilakis onların üzülmemeleri için onlara içtenlikle dua ediyorum. 

Profösör

Nasıl Bakarsan!..


Kafa gözüyle bakarsan;
..........
Bir doktorun dediğine göre şekerin ilacı; yemeyeceksin, içmeyeceksin, sinirlenmeyeceksin, sevinmeyeceksin, heyecanlanmayacaksın, üzülmeyeceksin, takıntı yapmayacaksın; sadece boş boş boşluğa bakacaksın.

Kalp gözüyle bakarsan;
..........
Bir bilgenin dediğine göre şekerin ilacı; yedireceksin, içireceksin, sinirlendirmeyeceksin, sevindireceksin, heyecandıracaksın, üzmeyeceksin, sakin olacaksın; sadece boş boş boşluğa değil, hoşgörülü bakacaksın bakacaksın.


Profösör


9 Kasım 2016 Çarşamba

İletişim Kurmanın İlk Adımı


Şuurlu  insan muhatabının durumuna göre pozisyon alır. Bir doktorun hastasına yaklaştığı gibi karşı tarafa değer verir, sevgiyle, şefkatle hoş görü içinde acıtmadan  karşı tarafın yarasına adeta merhem olur. İyi bir arkadaş, iyi bir kardeş ve iyi bir dost olur. Ondan size zarar gelmez. İyi tarafınızı güçlendirir, eksiklerinizi de tamamlamaya çalışır.  Önyargıları bir kenara bırakıp sizinle empati kurar. Kendisini sizin yerinize koyarak size öyle davranışlarda bulunur. Böyle kişilerin önce kendini anlatmak için uğraşmaz; önce sizi anlamaya çalışır. İletişim kurmanın belki de ilk adımı budur. 

Profösör

23 Mart 2016 Çarşamba

Farklılıklar Zenginliğimizdir


Farklı düşecelere sahip olabiliriz. Bir çekirdek ailede bile farklı futbol takımlarını tutan bireyler olabilir. Olmalıdır da. Bizler eleştiri yaparak aynı zamanda eleştiri alarak gelişiyor ve olulgunlaşıyoruz. Hepimiz birbirimizden farklı enstrümanlar kullanabiliriz. Önemli olan farklı yollardan da olsa göül ikliminde buluşmak ve dostluk oluşkturmaktır.

Profösör

Farklı Düşünmek

Farklı düşecelere sahip olabiliriz. Bir çekirdek ailede bile farklı futbol takımlarını tutan bireyler olabilir. Olmalıdır da. Bizler eleştiri yaparak aynı zamanda eleştiri alarak gelişiyor ve olulgunlaşıyoruz. Hepimiz birbirimizden farklı enstrümanlar kullanabiliriz. Önemli olan farklı yollardan da olsa gönül ikliminde buluşmak ve dostluk oluşkturmaktır.

Profösör

7 Aralık 2014 Pazar

Tebessüm Yüreğini Açmaktır


Beş yaşında bir çocuk istiyor anlaşılmak... Onun en güçlü silahı ağlamak da ağlamak. Bir profösör amca, istiyor onu anlamak. Dedi çocuğa var mısın benimle oynamak. Çocuk omuz silkti birden; Sen düşünüyorsun beni kandırmak. Amca anlıyordu çocukların dilinden.  Çocuğa duvarlara resim yapabilir, çizebilirsin dedi. Çocuk bu söze karşı birden irkldi; kendisini anlayan bu insan bir ilkdi. Sonra ağlamayı sızlanmayı kesti; yüzünde gülücükler beliriverdi. 

Çocuk düşündü; evde duvara resim çizmek yasaktı. Masayı çiziktirmek azardı. Resim bir kağıda ya da bir deftere çizilir; duvar da masa da kirletilmezdi. 

Aslında çocuk ağlamakla, sızlanmakla kendisini anlayacak birini arıyordu. Annesi ona yeter artık zırlama dese de. O inadına temposunu arttırıyordu. Profösör amca istersen duvarlara resim çizebilirsin demesi, bir nevi  anahtar kelimeydi. Kendisiyle oynayacak, eğlenecek bir amca buldu. Kağıtlara resimler yapıldı. Resimler boyandı. Duvarlar yine tertemiz kaldı. Önce amca çocuğu anladı, çocuk da amcasını anladı. Çünkü amcası ona yüreğini açmıştı. 

Profösör

16 Şubat 2014 Pazar

Hepimiz birbirimize ayna tutuyoruz


Bir insanın kötü tarafları olabilir ama, önce insanın iyi tarafına bakmalıyız. Aynaya baktığımızda kendimizi görürüz. Aynanın karşısına geçtiğimizde karşımızdaki kişinin sağ gözü bizim sol gözümüzdür. Karşımızdakinin sol gözü de bizim sağ gözümüzdür. Yansıma budur işte. Karşımızdaki kendimiz olarak gördüğümüz yansıma görsel değerler açısından ters bir yansıma olsa da, işte yine de oyuz biz. Bu şunun içindir; Sadece biz aynaya bakmıyoruz. Ayna da  aynı zaman biriminde  ve aynı mekan içinde bize bakıyor demektir. O halde biz aynada kendimizle bakınıyoruz, ya da aynayla bakışıyoruz demektir. Biz aynaya, ayna da bize bakıyor…Sosyal medyada boy göstermemiz budur aslında. Hepimiz birbirimize ayna tutuyoruz.

Profösör

20 Aralık 2011 Salı

Hoşgörüyü sözde değil, özde yaşamalıyız

Evren Allah tarafından yaratılmış varlıklar alemidir. Varlıklar alemi bir düzen içinde varlığını sürdürebilmesi için Allah tarafından ihdas edilmiş kanunlarla idare olunur. Tabiat kanunları dediğimiz doğa olayları, birbirine ilintili ve ilişkili olarak cereyan etmektedir. Mahlûkatın içinde İnsanın dışında akli melekesi olan hiçbir varlık yoktur. İnsan düşünen, inanan, akli melekesini çalıştıran, vicdan sahibi ve iradesini iyi, ya da kötü yönde kullanabilen tek varlıktır. İnsan ve insanın dışındaki bütün varlıklar evrenin işleyişinde hem etkileyen, hem de etkilenen birer unsurlardır. Diğer varlıkların en çok etkilendikleri ise, insanın yaratılış sırrına aykırı hareket etmesiyle kendilerinin olumsuz etkilenmesidir. Her tür afet ve felaketler birbirini etkileyerek bir çığ gibi büyür, birbirini zincirleme domino taşı gibi de süratle birbirini etkiler. Kutsal kitaplarda dünya hayatı içinde yaşanan bir sürü ibret verici afetler, felaketlerden bahseder. İnsanoğlu ne yazık ki ibret almaz ve kıyamete davetiye çıkarır.

Bütün canlı ve cansız varlıklar, Allah'ın koyduğu tabiat kanunları içinde yaşarken; insanoğlu için de bu dünyayı bir imtihan yeri olarak belirlemiştir. İnsanoğlu için peygamberler göndererek, inanç, ibadet ve ahlak eksenli kitaplar indirilmiştir. İnsan güzel ahlakı yaşayarak cenneti bu dünyada yaşar ve yaşatır. Eğer Allah'ın indirdiği kitaba göre, bir hayat anlayışı yok ise, hem kendine, hem topluma, hem de yaratılan bütün varlıklara karşı bir suç işlemiş durumdadır. Kötülükler ve çirkinlikler de birbirini etkileyen, felaket ve afetleri tetikleyen, hatta dünyayı cehenneme çeviren hareket ve davranışlardır. İnsan ne yapıyorsa karşılığını mutlaka ceza olarak gerecektir. Ne yazık ki işledikleri suçun cezası, aynı zamanda kendisi dışındaki insan ve diğer yaratılmışlara kadar sirayet edecektir. Çünkü insan tek başına hayat sürdüremeyen bir varlıktır. Bu sebeple yeryüzündeki bütün varlıklar hep bir arada ve bir düzen içinde yaşamaları kaçınılmazdır. Toplum olmak demek bir düzen ve nizam içinde yaşanması gereken ilkeleri başlangıçta kabullenmek demektir. Kimse kafasına göre hareket edemez ve kimse kafasına göre bir yaşam süremez.

İnsan olarak hepimiz herkesle ilişkili ve herşeyle iletişim halindeyiz. İnsanın kendisinin dışındaki varlıklar kendisine hizmet etsin diye yaratıldığına göre, bizlerin adil ve ahlaklı bir tutum içinde hayatımızı kazandığımız değerlerle paylaşarak sürdürmeliyiz. Birbirimizi anlamalıyız. Birbirimizle sağlıklı bir şekilde anlaşmalıyız. Sevgi, şefkat, merhameti hoşgörü kültürü içinde yaşamalıyız. Bütün güzel hasletleri kendimizde toplamak için, önce kul olma gereklerini yerine getirmeliyiz. Daha duyarlı ve daha tutarlı olmalıyız. Çünkü birbirimizi anlama ve birbirimiz tarafından anlaşılma demek, "Birimiz hepimiz; hepimiz birimiz" anlayışıyla karşılıklı iyi muamele etmek demektir. O zaman birbirimizi hal lisanıyla anlayabiliriz. O zaman gönül dostu olabiliriz. Hatalarımızla, sevaplarımızla bizler insanız. Beşeriz. Birbirimizi hoşgörüyle kucaklayıp, hep birlikte Allah'ın ipine sarılmalıyız. Eğer birbirimizin kalbini kırıyorsak, suçlu aramamalıyız. Nedeni her nedenden olursa olsun birbirimizden özür dilemek yerine helalleşmeliyiz. Özür bir tevazu ve gönül alma olsa da, helalliğin yerini tutması mümkün değildir. Kırılan kalplerin tamiri adına, helalleşmek demek, Allah huzurunda aynı zamanda karşılıklı boyun eğmek demektir. Bu sebepten hoşgörüyü sözde değil, özde yaşamalı; buna mukabil özür dilemek yerine karşılıklı helalleşmeliyiz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...