İzleyiciler

doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2017 Cuma

Kurumsal Cehalet


Klinik ve poliklinik polemiği yapmak istemem. Örneğin Göztepe Merdivenköy Polikinliği deriz. Poliklinikleri diyemeyiz. Poliklinik zaten çoğul bir kelime. Onun yerine klinikleri diyebiliriz. Çünkü Göztepe Merdivenköy'de  birden fazla klinik vardır, bundan ötürü hepsine birden poliklinik deriz. Bir gün hastaneye gittim ve  insülin düzenlmesi için pronterden muayene sıramı bekliyorum. Pronterdeki sıra bekleyen listenin üzerinde Diyabet Poliklinikleri yazıyor. Koskoca hastanenin kurumsallığına bunu  yakıştıramadım doğrusu. Bu tesbitimi doktorumla paylaştığımda doktor acı acı gülümsedi ve bu durumla ilgili  "Bu kurumsal bir cehalettir. Latince doğru kullanılmalı hastanelerimizde. Bunu yönetime mutlaka ileteceğim; duyarlığınız için teşekkür ederim." dedi. 

Profösör

9 Kasım 2016 Çarşamba

İletişim Kurmanın İlk Adımı


Şuurlu  insan muhatabının durumuna göre pozisyon alır. Bir doktorun hastasına yaklaştığı gibi karşı tarafa değer verir, sevgiyle, şefkatle hoş görü içinde acıtmadan  karşı tarafın yarasına adeta merhem olur. İyi bir arkadaş, iyi bir kardeş ve iyi bir dost olur. Ondan size zarar gelmez. İyi tarafınızı güçlendirir, eksiklerinizi de tamamlamaya çalışır.  Önyargıları bir kenara bırakıp sizinle empati kurar. Kendisini sizin yerinize koyarak size öyle davranışlarda bulunur. Böyle kişilerin önce kendini anlatmak için uğraşmaz; önce sizi anlamaya çalışır. İletişim kurmanın belki de ilk adımı budur. 

Profösör

25 Aralık 2012 Salı

Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!..


Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!.. Affedersiniz; Bu bir kuru öksürük.. Öksürdükçe peşi peşine öksürürsünüz. Sanki ciğerleriniz yerinden sökülür gibi olur. Öksürdükçe de öksürme isteğiniz daha da artar, daha da ilerler. Boğuluncaya kadar öksürük sürer gider. Bu meret öksürüğe her insan, hayatında mutlaka bir kaç kez yakalanmıştır. Nedense doktora gitmek istemezsiniz. Oysa doktorun vereceği hap ve şuruplarla rahat edeceğiniz kesin olmakla birlikte, belki de doktora gitmeden evde bu rahatsızlığı keyif yaparak atlatmak istersiniz. Üşütmüşsünüzdür. Göğüsleriniz acır, sanki cam kırıkları batıyor; rahat nefes almakta güçlük çekiyorsunuzdur. Sırtınızdan sanki bıçak saplanmıştır; sırt kaslarınız kaskatı kesilmiş, tutulmuşunuzdur.

Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!.. Aynı zamanda bu meret öksürük balgam da çıkarttırır. İkide bir lavaboya giderek burnunuzu, genzinizi ve boğazınızı temizleseniz de, yatağınıza döner dönmez tekrar balgamdan rahatsızlık duyarsınız; gönlünüz kalkar öğürmeye, böğürmeye başlarsınız. Demek ki; kötü bir üşütme sonucu çekilmez bir insan ve asabi olmuşsunuzdur. Ocakta bir demlik nane limon kaynar, ya da sıcak sıcak bol limonlu ıhlamur veya ada çayı içersiniz. Bu arada arkalarınıza kupa yakılsın, itinayla kupa çekilsin istersiniz. Arkasından zeytinyağı ve ispirto ile masaj yapılıp, vücudun iyice ovulsun istersin. Velhasıl her hasta olan insan gibi, baştanbaşa ilgi ister, alaka ister, sevgi, şefkat istersiniz. Sonra da bütün bu seanslar biter bitmez, terleyip, vücuttan toksinlerin atılması, dim dik ayağa kalmak için, bir güzel yorganı başınızdan yukarıya çeker yatağa gömülürsünüz.

Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!.. Aslında bu insafsız öksürükten kurtulmanın bir çok yolu ve metodu vardır. Ya doktora gider, ilaç alır kullanırsınız, ya da evde geleneklerden gelen tedavi şekillerini uygulanması için etraftan özel ilgi ve alaka beklersiniz. Dikkatsizlikten, geçer diye nemelazımlıktan dolayı üşütmüş olsanız da, eninde sonunda bir şekilde iyileşip, eski sağlığına kavuşursunuz. Ama öyle rahatsızlıklar vardır ki; bundan kurtulmanız asla mümkün değildir. Debelendikçe debelenirsiniz; battıkça da batarsınız. İnanç ve umudunu yitirmemek kaydıyla her ne derde düştüyseniz, her ne zaafınız varsa, her ne musibete uğradıysanız, üşütmenin ve hasta olmanın belirtisi nasıl öksürükse eğer, buna rağmen nefes alabiliyorsanız, nefes almanın şükrü de hayata tutunmanızdır. Bütün bu dertlerden kurtuluşun sihirli formülü inanç ve umuttur. En zor anlarımızda, bütün duvarlar üzerimize üzerimize geldiği durumlarda, yalnızlığımızın içinde kaybolup, boğulduğumuzda bile yegane kurtuluş, Allah'a en yakin olmanızdır.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...