İzleyiciler

kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2020 Pazartesi

Kitap Cild Deseni


Türklerde kitaba ve cildine çok önem verirler,.. El yazması kitaplar bile altın yaldızla tezhib edilir. Ciltleri motiflerle süslenir. Bir kitap kabı  orta motifi denemesi. Vektörel çalışma.

Profösör

25 Şubat 2020 Salı

Kitap ve Huzur


Perşembe günleri YeniBirlik gazetesi Buluşma Noktası sayfasındaki yazılarıyla ünlü yazarımız Sayın Ümit Gülbüz Ceylan'ın her hafta anonslarını hazırlamaktayım. Önce sürekli kullanacağımız bir tipografi hazırladım. Sadece spot cümlesi değişiyor. Ara sıra da arka fon rengini de değiştirebiliyoruz. Yazılarında genellikle inanç, kültür sanat ve adabı muaşeret üzerinde yoğunlaşmaktadır. Üç yıldır da sayfası devam etmektedir. Bilgelik her gönüle girmektir der. Blog yazan dostlarımızdan da gerçekten bilgeliği şiar edinmiş olanlarımız vardır. Allah sayılarını artırsın. Hakteala hepimizin muini olsun vesselam.

Profösör

27 Kasım 2019 Çarşamba

Okunacak kitap... Yakılacak kitap!..


Ne yazık ki cahiliye toplumunda yaşıyoruz. İlim irfan, şuur ve hakikat varken,  insanı semirtecek, düşüncesini, duygularını nefsinin esiri haline getirecek bir zihniyet ve zillet içinde yaşıyoruz. Güzel bir coğrafyada ve anadoluda yaşıyoruz; fakat anadolu irfanından uzak yaşıyoruz. Kitap okuyalım ve adam olalım diyoruz; Kitabı duvara asıyoruz. Bir tabu gibi ona bakıyoruz. Kitab’ın gerekliliği olan hakikati doğrudan Kitaptan değil; başka başka mahvillerden öğrenmeye çalışıyoruz. İnternetle birlikte öyle bir bilgi kirliliği içindeyiz ki; çık çıkabilirsen işin içinden; sanki bir dipsiz kuyudayız. Kitap okudukça öğrenilir ve doğru öğrendiklerimizle amel edilir. Allah’a kulluğu bilmeyen insan nasıl olur kamil insan? Bencilliği yenmeyen insan, nasıl olur müslüman?  Kitap bizi sadece Allah’a götürüyorsa ve kulluk bilinci veriyorsa kitaptır. Kitap bizi Peygambere tabi kılıyorsa, kitap kitaptır. Okunacak Kitap Odur. Kitap bizi Allah’a kul, Peygambere tabi etmiyorsa o kitap kitap değildir. O kitap yakılacak kitaptır.  Kitap insanlığın kurtuluşuna vesileyse O kitap okunacak kitaptır. Kitap insanı köleleştiriyorsa, imtiyazlı olanları tanrılaştırıyorsa o kitap kitap değildir. O kitap yakılacak kitaptır. 

15 Kasım 2019 Cuma

Kitaplık Radyo Programı



Çizim ve grafikler şahsıma ait bir afiş çalışlması. Dört renk kare bir tasarım. Sosyal medya için de kullanılabilir durumda. Bir de tek renk duatone bir filtre çalışması aynı konsept.





Profösör

29 Eylül 2019 Pazar

Radyo Programı



Radyo programı için tasarladgğımızbir afiş tasarımı. Birkaç dokunuşla sosyal medyada kullanılmak üzere vektörel bir anons çalışmamız. 

29 Mart 2017 Çarşamba

Kitap ve İnsan



Kitapların hayatımızda iyi ki yeri var. İnsanın iyi bir  insan olabilmesi için okuması, aydınlanması, cehalete karşı savaşması gerek. Okuyarak, öğrenerek, bildiklerini kendi hayatında uygulayarak iyi insan olması, olgunlaşması gerek. Onun için peygamberlere kitap gönderilmiş ve peygamberler kendileri de bizatihi kitaba uyarak insanlığa hakikati göstermişlerdir.
....

Bizim peygamberimiz ahir zaman peygamberi Hatemennebiyyin Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselatü vesselamdır. Kuran'ı Kerim yüce kitabımızdır. Ne mutlu bize ki O'nun ümmetindeniz. Ne mutlu bize ki Gönül medeniyetindeniz. 
....
Kitap var okunacak, kitap var yakılacak. Bir kitap gönül teline dokunmalı. Bir kitabın vicdanı olmalı. Sevgi, şefkat ve merhametin kaynağı olmalı. Kitap kitap üstüne büyük kütüphaneler kurulmalı. İnsan okuyarak fikri de, vicdanı da insanlıktan yana adalet ve ahlak sahibi olmalı. İnsan kendini insanlık mefkuresine ardaamlı. Toplum içihnde örnek alınabilecek şerefli, haysiyetli ve hayırsever bir insan olmalı.

Profösör

Not: Kütüphanecilik haftasına istinaden 
YeniBirlik gazetesi, Buluşma Noktası sayfası için 
tarama ucuyla çizmiş olduğum bu karikatürümü sizlerle paylaşıyorum.  

26 Ocak 2017 Perşembe

İstanbul Kitapçısı


İstanbul Büyükşehir Belediyesine iştiraklerinden Kültür A. Ş." ye bağlı bir işletmeyle yeni yeni tanışıyoruz. Adı İstanbul Kitapçısı olan bu işletmenin İstanbul ilçelerinden birkaçında ve  mutena yenrlerde faaliyet gösteriyor. İstanbul Kitapçısı adı altında kitap, kafe ve hediyelik eşya satışı olarak hizmet veriyor. Böyler yerler aslında kültürümüz adına proaktif hizmetler vermesi açısından belediyeye ait bir işletlmenin olması bizi daha da kendine çekiyor. Madem ki İstanbul Kitapçısı Kültür A.Ş.'ye ait bir işletme ismi Kültür Kafe ya da Kafe Kültür olarak düşünülse daha iyi olabileceğini söyleyebilirim.  Kültür A. Ş. nin Kültür Kafesi olur. Zaman gelir sergiler ve organizasyonlar düzenlenebilir. Benden söylemesi.

Profösör

15 Haziran 2016 Çarşamba

Gafletten Kurtuluş


Gaflet; insanın dünya ve ahiret hayatı için elzem olan şeylerin önemini kavayamama, boş  yere nefes alarak, hakikati idrakten uzak, şuursuzca yaşama halidir. Halk arasında gaflet; dalgınlık, dikkatsizlik, ihmal ve yanılma anlamlarında da kullanılmaktadır. Biz gafletin sözlük anlamına değil de, daha çok kelimenin fiiliyattaki işlevselliği üzerinden konuya vakıf olacağız. Gaflet Allah’an, Kitaptan, Peygamberden bi haber şuursuzca yaşamaktır. Şuursuzca yaşamak, boş yere yaşamak, günahkar olmak, Allah’ın rızasını kazanmaktan uzak durmak demektir. Bir insanın mümin ve müslüman olduğu  halde, bilerek ya da bilmeyerek  nefsin zaaflarına tamamen teslim olması demektir. Bizim kültürümüzde “Su uyur düşman uyumaz” denir ya; insanın en büyük düşmanı ise şeytandır. Şeytan nefsimizin zaaflarından yararlanarak bize yanaşır ve bize musallat olur. Bizi uyanık iken ve şuurlu yaşarken değil, şeytan bizi gaflette iken vurur.  

İnsan yaratılış itibariyle günah işleyebilir fıtrattadır. Yani insan beşerdir; hatalardan, günahlardan ari değildir. İnsan beşer ve şaşar. Onun için şuurlu müslüman şürekli, Allah, Kitap ve Peygamberle irtibat halindedir. Allah Yüce Kitabında ne emrediyorsa ve Yüce Peygamberimiz İslam’ı nasıl yaşamış ise biz müminler olarak Allah’a inanır, Peygamberine uyarız. Allah’a salih bir kul, Peygamberimizin izinden giden iyi bir ümmet oluruz. Ancak bu şekilde gaflete düşmekten kurtulur ve bu şekilde şuurlu oluruz. 

Şuurlu insan  sürekli kendini yenileyen ve  geliştiren insandır. Şuurlu insan ilim ve irfan yolunda azami gayreti gösteren ilmiyle amil olan insandır. Şuurlu insan nefsini terbiye eden, iradesini iyi yönde kullanan ve nefsin azgınlıklarına karşı duran insan demektir. Şuurlu insan dünyayı bir misafirhane ve sınav yeri olarak kabul eden, ölümü ibret sayan, ebediyete inanan ve dünyada iken  ahiret için azık edinen insan demektir. Şuurlu insan “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışan” insan demektir. Şuurlu insan inanır, umit eder, çok çalışır, yeise düşmez, vefakardır, fedakardır, cefakardır, cömerttir, alicenaptır... Hamiyetperver, vatansever,  adaletli, ahlaklı, şerefli bir hayatı olan insan demektir. Şuurlu insan azla yetinir, kanaat eder, kazanımlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşır, çocuk demez, yaşlı demez, hasta demez, düşkün demez, onların elinden tutan, onların gönüllerinde yer edinen, bütün darda olanların  maddi ve manevi olarak yanındadır. Şuurlu insan, sadece insan ilişkilerinde değil, bütün yaratılmışlara karşı Yaratandan ötürü saygı duyan ve onlara kalbinde yer veren insan demektir. Şuurlu insanın en büyük özelliği inandığı gibi yaşayan ve yaşadığı gibi de inanan, içi  dışı bir insan demektir. Şuurlu insan insanlığı tutsak eden, fitne, fücur, fesada sürükleyen, aklen, fikren, zihnen, kalben çürüten zamanımızın  virüslerine karşı  korunaklı olan demektir. Şuurlu insan daima gönlünde Allah ve Peygamber sevgisi taşıyan insan demektir.

O halde şimdi; aklımızı başımıza devşirmenin zamanıdır. Gaflette olan derin bir uykuda demektir. Uyanık olursak ancak aklımızı o zaman doğru kullanabiliriz. Allah’a ve Peygamberine uyarsak eğer, nefsin azgınlıklarından ve şeytanın aldatmalarından o zaman kurtulabiliriz. Gafletten kurtuluş demek aynı zamanda nefsin zaaflarından kurtuluş olup, Allah’ın rızasını kazanmak demektir..
..........
Not: İlahiyatçı Yazar / Niyazi Özdemir hocanın Dünkü Yeni Birlik gazetesindeki Ramazan Sayfasında neşredilen makalesini bloğumda paylaşıylorum.
..........

Profösör



6 Haziran 2014 Cuma

Aşk; Kaderin Oyunudur


Açlığını çektiği bir duygu, onu aşkın içine çekiyor, sonu uçurum  bile  olsa kuru bir yaprak gibi, bu rüzgarla adeta uçuruma doğru sürükleniyordu kadın. Karşısına ilk çıkan  yakışıklı  ve saçı bir adamın mavi, masmavi bakışlarından gözlerini bir türlü ayıramadı.  Gözlerine mil çekilmiş bir ama gibi hissetti  kendini kadın. Sıtmaya tutulur gibi tit tir titreyen, dizlerinin bağı çözülüvermiş gibi hissetti kendini birden. 

İnancına, kültürüne ve meşrebine ne kadar yakındı bu durumun. Bilemediği, sorgulaymadığı ve anlayamadığı  bir durumdu bu durum. Anladı ki; aşk karşı konulmaz bir iradesizliktir. Anladı ki aşk; mahiyeti ve sonu ne olursa olsun körükörüne karşı durulmaz bir teslimiyettir. Kimine göre aşk kendini tamamen bırakacak kadar bağımlılıktır. Kimine göre sarhoş olmak, kimine göre avare avare ortalıklarda dolaşmaktır belki de. Cezbeye kapılmak, kendini unutarak, deli divane,  mezcup olup yaşamaktır.

Herşey olduğu gibi, göründüğü gibi değildir aslında. Herşey başka şeylerin de birer işaretidir.  Herşey göründüğü gibi sadece kendini ifade etmez; şimdiki durumunu, oluşunu ve varlığını  geçmişe ve geleceğe borçludur belki de. Belki de bu zaaflarımızın ve kaderin bir oyunudur bize... 

Profösör
"Aşk ve Hüzün" den

4 Temmuz 2013 Perşembe

Bir Kitabın Adı


Bazen bir fincan çay, ya da kahve, belki bir ekspesso bütün yorgunluğu alabilir. 

Belki yanında tebessüm ettirecek bir kitabın beyaz satırları arasında kurutulmuş bir pembe gül dikkatini çekebilir. 

Belki de güzel bir cümlenin mutluluk getiren öznesinde huzur bulabiliriz. 

Yeter ki; kitabın adı konmamış olsa da "Tebessüm" olsun. 

Öle bir kitap ki; okunsun okunsun, üflensin, yaralara merhem olsun.


Profösör


9 Ekim 2012 Salı

Bir Kitaba Bakalım

İslami esaslar dendiği zaman bütün İslami ilimlerin anlaşılması akla gelmelidir.  İslam'ın anlaşılmasıyla birlikte bir yaşam haline getirilmesinde, İslami ilimlerde temel olarak öğrenilmesi gereken değerleri öncelikle doğru örenmek ve doğru bilmekten geçiyor.. Günümüzde bir kişi, ilmi arapçayı bilmeden, tefsir bilmeden, kelam bilmeden, hadis bilmeden, fıkıh bilmeden, siyeri nebi bilmeden ve bunların metodolojisini uygulamadan, İslami bir rahleyi tedrisattan geçmeden, kendisini yazdıkları ve söyledikleriyle bir İslam alimi yerine koyabiliyorsa, hatta fetva makamındaki birinin sıfatına bürünebiliyorsa, böyle kişilere karşı kesinlikle temkinli bakmak gerekiyor. Kuran meallerle anlaşılacak bir kitap değildir. Kuran bir incil ve bir Zebur gibi okunacak bir kitap da değildir. Koskoca mezhebin kurucusu İmamı Azam dahi, kendisine sorulan bir soruya karşılık, eve gidip bir kitaba bakalım dediğini hatırlamalıyız. Elbette bir insan eğer müslümansa, İslam'ın gerektirdiği temel akideleri bilmekle birlikte de uygulamakla mükellef olduğunun bilincindedir. İslam; itikat, ibadet ve ahlak kavramlarını bir bütün olarak vazeder ve bir bütün olarak da müslümanlar İslam'ı yaşayarak içselleştirirler. Harfler, kelimeler, kavramlar, cümleler içindeki yeri, yaratılış hakikatine hiç bir zaman ters düşmeyecek şekilde yerlerini bulurlar. Şuurlu bir müslüman; İslam nedir, iman nedir, ihsan nedir, irfan nedir bunun bilincindedir. Kalp nedir, işlevi nedir, ruh nedir, can nedir, bütün bu kelimeler, gerek soyut, gerek somut anlamda ait olduğu cümlelerde yerini bulur. Bir kişi alanında ehil ve liyakat sahibi olmadan, biliyorum zannıyla ve bildiklerini içselleştirmeden, birinin anlamını ve işlevini diğerine, diğerinin anlamını ve işlevini de öbürüne yüklemenin, ayrıntılarda kaybolarak, belkilerle kesin hüküm vermenin doğru olmadığının bilincine varmalıdır.

Kuran'da işaret edilen en önemli nokta kişinin Allah karşısında haddini bilmesi, azemeti karşısında da boynunu bükmesidir. En büyük cihadın nefis terbiyesiyle ilgili olduğunu bildiğimiz için, silahımızı da nefsimizi terbiye etmede ve onu diz çöktürmede kullanırız. İrademizi iyiliklerden, güzelliklerden ve doğruluklardan yana kullanırız. Bütün mesele hayatımızı Kuran'a göre düzene sokmamızdır. Öğrendiklerimiz konusunda ehil ve liyakat sahibi kişilerden olursa, gönül rahatlılığıyla o bilgiye teslim oluruz. Herşey Kuran'da belirtildiği gibi apaçık ortadadır. Biz de yaptıklarımızın iyi ya da kötü oluşunu fıtraten mevcut olan vicdanımızda da hesabını veririz. Doğru bilgi edinmek, öğrendiklerimizi konusunda otorite olan hocalarımızın günün meselelerine İslami açıdan bakışlarıyla sağlamasını yaparız. Madem ki günümüz bilim ve iletişimin ortak noktası ve bilişim çağıdır, bunu bilinç çağına taşıyabilmemiz ancak Kuran'la nurlanmamızdır. Bugünkü dünyada artık bir bilim adamının çalışmaları tek başına birşey ifade etmemektedir. Oysa ilmi gelişmeler her konuda ilim adamlarının ortak gayretleriyle ortaya koyduğu değerler, ilmi bir heyet tarafından tasdik edilmeli ve doğrulanmalıdır. Bir kişinin yazdığı tefsirle, bir heyetin ortaya koyduğu tefsir arasında isabet açısından ve usül açısından çok fark vardır. Heyet halinde yapılan ilmi çalışmalar; kişinin takıntılarından uzak, aynı zamanda da, Kuranın işaret ettiği meşveret ve şura kurumunun fiilen ve resmen uygulanması anlamına gelmektedir.

İslam adaleti ve hakkaniyeti getirirken bütün insanlığa sunduğu hayat tarzı, insanlığın huzuru, mutluluğu, refahı, barışı için getirdiği İslam Medeniyetidir. İslam sadece bir inanç meselesi ve asla ruhbanlık değildir. Bize düşen bildiklerimizi ve öğrendiklerimizi sağlama alarak hayatımızda uygulamaya sokmaktır. Harfler, heceler, kelimeler, cümleler içinde boğulup kalmamaktır. Sözün özü; Allah'a ve Resül'ine inanmak, inanarak yaşamak ve Allah yolunda hayırlı işlere koşarak Allah'ın rızasını kazanabilmektir.

Yazan: Profösör
Fotoğraf: Hurşit Akyıl

29 Mart 2012 Perşembe

Kütüphanelerden Dijital Belge ve Arşivlere

Milli Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamuoyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir. Kütüphaneler önemli müesseselerdir. Tarih boyunca büyük işlevleri olmuştur. Osmanlıdan da kalma büyük kütüphanelerimiz mevcuttur. Bu kütüphaneler sayesinde tarihimiz ve bütün insanlık tarihi hakkında bilgi sahibi oluruz.

Günümüzde bilgi edinmek, bilgi teknolojileriyle çok kolay hale gelmiştir artık. Dijital alanda, internet sayesinde her bilgiye ulaşmamız bir "tık" ötededir. İçinde yaşadığımız asır, bilgi ve bilişim teknolojilerinin ağırlıklı olduğu bir yüzyıldır. Artık her tür dokümana ulaşmak bulunduğumuz yerden mümkün olmaktadır. İnternet ağıyla görsel, metinsel, işitsel ve animasyon türü her doküman önümüzde durmaktadır. Kütüphaneler dijital ağ içinde olup, şifrelerle kapılarını açabilmekteyiz. Tarihten bu yana sayfalarını çevirdiğimiz kitaplar da zamanla yerini çağın getirdiği teknolojik imkanlarla dijitale bırakacaktır.  Bundan böyle bigiyi dijital aygıtlardan edineceğiz. Böylece zamanla mevcut kütüphaneler bir nevi müzeye dönüşecektir. Çünkü kitap bilgiyi taşıyan ve bilgiyi koruyan bir aygıttır. Eskiden bilgi taşlara, killi topraklara, papirüs kâğıtlara yazılarak paylaşılırdı. Şimdi ise bilgi sanal alemde paylaşılmaktadır. Dokümanlar flaş disklerde, kompakt disklerde saklanabiliyor.

Eskiden her il ve ilçede kent kütüphanesi bulunurdu. Hala bu kütüphaneler bizlere hizmet vermektedirler. Bunun yanında okulların da kendi bünyesinde kütüphanesi olurdu. Hatta sınıf için, sınıf kitaplıkları oluşturulurdu. Bu bir kültürdür. Medeniyet kitaplarla oluşur. Hepimizin belli oranda kitapları ve evde kitaplığı mevcuttur. Zamanla bu baskılı kitapların yerini küçücük dvd'li arşivler alacaktır. Bir dvd'ide bulunan dokümanlar koskoca bir kitaplığa bedeldir. Artık kütüphane ve kitap kültürünün yerini dijital arşiv ve dijital belgeler alacaktır. Teknoloji var olan bütün bilgi ve dokümanları bir kapsüle sığdırmaya çalışmaktadır. Gelecekte bilgi ve bilişim dünyasından girerek, daha pratik yöntemle bir bilinç dünyasına adım atmaktır. Bilinç dünyası bilinçli bireylerin oluşturduğu bilinçli toplumunun yaşadığı dünyadır.

Profösör


17 Kasım 2011 Perşembe

Kitaplar güneş kadar bizi ısıtır, güneş kadar da bizi ışıtır


Kitap; güneş kadar yüreğimizi ısıtan, beynimizi de ışıtan yüce bir değerdir. Yüce bir değerdir derken bilginin kutsallığına vurgu yapmak istedim. Kitap bizi doğruya, iyiye, güzele götürüyorsa kitaptır. Bizi yanlışa, çirkine ve kötüye götürüyorsa ona kitap diyemeyiz. Bununla ilgili her tür kötü yayının tümüne kötü neşriyat diyebiliriz. Kötü neşriyat insanı insan yapan değerlerden koparıp, sefil bir varlığa dönüştüren, onu müptezel yapan dökümanlardır. İyi neşriyat özünü kutsal değerlerden alan neşriyattır. Kuran-ı Kerim, Allah'ın ilk emri "Oku" emriyle insanlığı muhatap olarak karşılıyor. Bilgi kutsal ise, bilgiyle cehalet giderilecektir. Bizi irşad eden, yetiştirip olgunlaştıran, fıtri bir hayat yaşamamızı önerirken de bize onurlu bir hayatı takdim eden bilgidir. "Rabbinin adıyla oku" ayeti, emir cümlesi olarak kullanılırken, bizim nasıl okumamız gerektiğini de emrediyor.  Rabbinin adıyla oku demek, aynı zamanda Rabbin için oku anlamına da gelebiliyor. Bu aynı zamanda Rabbimiz için okuma, Rabbimizi bilme, Rabbimizi öğrenme ve Rabbimiz için yaşama anlamına gelmektedir. Bununla birlikte bilgisizlik ahlaki sorumluluğu da ortadan kaldırmadığına göre bilgimizle amil ve abid olmamız emredilmektedir. Kuran-ı Kerimin insanlığa yerine getirmesi gereken büyük sorumluluklar yüklerken Kuran-ı Kerim'in tek amacı insanlığın her İki cihanda huzur ve saadetini temin etmektir.
Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam "İnsanların en hayırlısı, insanlara hizmet edendir" diye buyurmuş olduğu bu kutsal sözüyle ilim tahsil etmenin tek amacının insanlığa hizmet olduğunu öğreniyoruz. İnsanlığa hizmet ancak Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır. Bu esastan yola çıkarak hayatta birincil sorumluluğumuz önce ilim sahibi olmaktır. Her ne iş yaparsak yapalım, bilgi ve tecrübemizle ehliyet sahibi olmamız ve liyakatimizle insanlık hizmetinde bulunmamız şarttır. Bilgi dediğimiz zaman aklımıza kitap, kitap dediğimiz zaman da aklımıza bilgi gelmektedir. Bu iki kavram aslında birbirini tamamlamaktadır. Yazılı metinlerin cilt haline getirilmiş şekline kitap denilmekle birlikte günümüzde çağdaş teknolojinin getirdiği her tür yazılı, sesli ve görüntülü kayıt sistemi de bir nevi kitap demektir. Önemli olan bütün bilgilerin korunduğu ve muhafaza edildiği dökümanların oluşturulduğu "Compac Disk" ve "Flash Disk"ler de bir nevi işe yarayan bilgileri muhafaza eden koruyuculardır..

Kitaplar güneş gibi kalbimizi ısıtır. İyi ve güzel duyguları harekete geçirir. İradeyi etkiler, vicdanı harekete geçirir. İyilik yapma duygusu bir anlamda okuduğumuz kitaplarla pekişir. Edindiğimiz bilgileri özümseyerek, bir anlamda bizi yücelten melekelerimizin varlığını da ortaya çıkartmış oluruz. Kitaplar bize hoşgörü kültürünü ve paylaşımı da aşılar. Kitaplar akli ve nakli bilgileri bize verirken, aynı zamanda bizi bir güneş gibi ışıtan ve aydınlatan bir değerdir. Geçmişimize, şimdiki halimize ve geleceğimize ışık tutar. Bu sayede önümüzü görebiliriz. Gelecekle ilgili öngörülerimiz oluşur. Basiret ve feraset sahibi oluruz.

Yukarıda belirttiğimiz gibi doğruya, iyiye ve güzele götüren bilgi kaynağına ulaşır ve onlarla beslenirsek, kendimiz ve toplum için oluşturulacak disiplinler de doğru ve isabetli olacaktır. Doğru bilgiyi, doğru bir şekilde ve doğrular için kullanabilmeliyiz. Atom âlimi bile olsak, bu bilgi ve tecrübemizi insanlık idealinde kullanabilecek ahlaki sorumluluğumuzla bir disiplin oluşturabilmeliyiz. Birinci dünya harbinde Japonya’ya, Hiroşima ve Nagazaki bölgelerine atılan atom bombalar hala insanlığın hafızalarından silinmemiştir. Milyonlarca insan atılan atom bombasından toplu olarak ölmüşlerdir. Nice milyonlar atom bombasının olumsuz etkilerine maruz kalarak ömür tüketmişlerdir. Bunun müsebbibi zincirleme bu suçu işleyenlerde aramakla birlikte son halkayı da atom âlimleri ve bomba butona basan uçak pilotu oluşturmaktadır.

Bilgi ancak iyi işlerde kullanılmalıdır. Bıçak icad etmenin amacı ancak ekmek dilimlemek için olmalıdır. Bıçak icad etmek kötü niyetli insanlar için aynı zamanda adam deşmek için kullanılır. Kitap dediğimiz zaman; aklımıza önce Rabbimizin adıyla okuduğumuz Kuran-ı Kerim geldiği gibi, Okumaya Besmeleyle başlayabileceğimiz bütün kitapların bize verdiği bilginin kutsallığını da aklımıza getirmeliyiz. Bilgiyi dini bilgiler ve dini olmayan bilgiler gibi sınıflamak ise eşyanın tabiatına aykırıdır. Böyle bir kısır döngü içine de giremeyiz. Kuran'ı Kerim'in bize kazandırdığı bilgi bir nevi; itikat, ibadet ve ahlak kavramlarının birbiriyle olan ilişkisiyle birlikte, birbirini de tamamlayan kutsal değerlerdir. Kuran-ı Kerim insanlık için bir hayat kitabı olması hasebiyle aynı zamanda insanlık için bir rehberdir. Hayat kavramı; dünya ve ahireti de içine alan bir olgudur. Sıradan bir matematik, fizik, coğrafya ya da mesleki bir bilginin verildiği kitaplar da, insanlık tekâmülünün, maddi ve manevi değerlerinde olması gereken unsurlardır. Çünkü insanlığı tekâmülü maddi ve manevi değerlerin bir arada ve birbirini tamamlayarak, yücelmesine bağlıdır. Bundan dolayı kitaplar bizim için en hayati bilgileri taşıyan dostlarımızdır. Biz bu bilgilerle insanlığa hizmeti bir mefkûre olarak yüreğimizde taşımamız gerekmektedir. Çünkü; işe yaramayan bilgi hafızalarda bir yük, yüreklerde pas demektir.

Profösör


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...