İzleyiciler

şuur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şuur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2019 Cuma

Kitaplık Radyo Programı



Çizim ve grafikler şahsıma ait bir afiş çalışlması. Dört renk kare bir tasarım. Sosyal medya için de kullanılabilir durumda. Bir de tek renk duatone bir filtre çalışması aynı konsept.





Profösör

20 Mart 2018 Salı

Dil şuuru

Her lisan diğer lisanların da tesiri altında kalır. Kelimeler ve kavramlar kültürler arası bir geçirgenlik sağlar. Bir kelimeyi alıp kullansak da, kendi dilinin özelliği olan takıları da kullanmak gerek. Örneğin "Ruh" kelimesini, ruha ait manasında  "Ruhi" olarak kullanabiliriz; asla  "Ruhsal" olarak kullanmamamız gerekir. Ne yazık ki; dil ve gramer konusunda ahkam kesen yazarlarımız, şairlerimiz, kültür adamlarımız ruhsal, dinsel, siyasal gibi kelimenin aslına uymayan takıları yakıştırabiliyor. Sonra da milli kültür ve şuurdan bahsediyorlar. 

Profösör

30 Ekim 2017 Pazartesi

Seni Tek Geçerim


İmaj denince sadece görsel değerler akla gelir nedense. Oysa imaj bir kişi için, onun sadece kaşı gözü ve boyu bosu değildir. İmaj kişinin bizatihi bütünüyle kendisidir. Giyim kuşamı, kıyafetleri, davranışı, düşünceleri, söylemleri ve aynı zamanda hayata bakışıdır. Doğruları, yanlışları, güzellikleri, çirkinlikleri, iyilikleri ve kötülükleridir. Bütün bu değerler kişinin inancı ve davranışlarıyla bütünleştiğinde bir fotoğraf verir bize.

Mütedeyyin bildiğimiz bir arkadaşımızın “Muratım seni tek geçerim kardeşim” cümlesini kurması inanç değerleriyle çeliştiğini söyleyebiliriz. “Tek geçmek”  At yarışlarında, ganyan bayilerinde ve kupon dolduran oyuncuların söylemlerinde yer alan bilinir bir cümledir. At yarışı oynamak, kupon doldurmak ve ganyan bayiine teslim etmek kumara iştirak etmek demektir. Dinde kumarın yeri yoktur. Mütedeyyin bir kimse şiddetle toplumu ifsad eden kumardan kaçınır. Her türlü kumara karşıdır.

Profösör

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Tebliğ ve İletişim

İnsan çoğu zaman kendisine en yakın bulduğu arkadaşı ve sırdaşıyla ancak uyum halinde olabiliyor denebilir. Böyle kişiler evlilikte de, iş ortaklığında da, seyahatte ve yemekte de birbiriyle birlikte  olmaktan büyük keyif alabiliyorlar. Böyle kişilerin aralarında fikir ayrılığı olsa bile, sanki erkek karşısındaki kadının  erkek hali, kadın da karşısındaki erkeğin kadın hali şeklinde,  samimi duygular bütünüyle birbirine geçebiliyor.  

Yapılacak şey önce karşımızdakini sevabıyla ve günahıyla olduğu gibi kabul etmek; sonra da onun olumlu yönlerini övmek, onu yüceltmek, olumsuz yönlerinin  düzeltilmesinde ona yürekten destek çıkmaktır. Bu bir nevi sahiplenme duygusudur. İyilikte ve kötülükte birbirini anlayarak hayat mücadelesi vermek  birbirinin yanında olma halidir. Birbirini seven, birbirini anlayan ve birbirini  sahiplenen kişiler arasında saygısızlık, çekememezlik, iinat, kibir, bencillik olamaz. 

İnanç değerlerinde iyi insan olmak sadece sevdiğin kişilere iyi davranmakla sınırlı kalamaz. İyi insan bütün insanlara, bütün yaratıılmışlara karşı sevgi, şefkat ve merhametini göstermelidir. O zaman kişiler birbirine hakikat yolunu açabilir. Bu yolda yürümek şuurlu insanların işidir. Dünyada tatmin duygusu yaşamak ve manevi doygunluğa ulaşmak; hakikat yolunda, şuurla hep birlikte olmaktır.

Profösör

3 Temmuz 2017 Pazartesi

Esas Olan Şuurlanmadır.


Boynuna gömlek üzerine  fular bağlamış bir yazar; "Cumhuriyeti kuran kadrolar %2 Yahudi'ye  cumartesi, %0,5 Hristiyan'a pazar tatili verdin de; %80'i Müslüman olan halkına bir Cuma'yı çok gördün!.." diyerek hayıflanıyor. İslam'la diğer tahrif edilmiş dinleri bir araya getirerek hak arayışında bulunuyor. Yahudilik ve Hristiyanlıkta ibadet günleri bir güne mabedlerinde sınırlanmıtırş. Oysa İslam'da günde beş vakit ibadet vaktidir. Yeryüzü mesciddir. İstediğin yerde ibadetini yapabilirsin. Cuma'ya gelince Darül İslam ve Darülharb tartışmalarının içinde kendini buluverirsin.
.....
Haftada bir gün resmi dairelerde tatil yapılmaktadır. Ne  zaman tam anlamıyla dinle buluşacağız,  o zaman  şuurlanacağız. Şuurlu bir toplum, kalplerdeki, beyinlerdeki, zihinlerdeki bütün putları yıkıp yerle bir edecektir. Osmanlı toplumunda herkes kendi inancına göre ibadetini yerine getirirdi. Osmanlı adalet konusunda çok hassastı.  Osmanlıad merkeplerin bile haftada iki gün sahipleri tarafından çalıştırılmama hakları vardı. 
.....
Müslüman mahallesi ile gayri müslimlerin arasınadki farkı sokak kedilerinin davranışlarından anlayabilirsiniz. Müslüman mahallesindeki kedi sokakta bir adam gördümü, yanına koşar insanın ayamqklarına sürtünürdü. Beni sev, beni her zaman sev dergibiydi. Oysa gayrimüslim mahallelerindeki kediler, Uzaktan da olsa sokağın başında birini gördü mü, tabanlarını yağlar oradan hızla kaçardı.
.....
Biz nasıl isek; öyle yönetiliriz. Şuurlu olan bir toplum; hak almasını bilir. Bana şu hak verilsin diye el avuç açmaz. Hayıflanmak ve şikayet etmek yerine önce birey olarak kendimizi sorgulamadan geçirmek gerekir. Boynuna ipek fular bağlamak kimseyi yazar ve şair yapmaz. Top sakal bırakıp pipoyla poz vermek, kırmızı bere kullanmak kimseyi de ressam ve karikatürist yapmaz!.. Cumhuriyeti kuran irade eksik yanlış ancak bu kadarını yapabilmiş. Kısacası bir yazarın, bir şairin yapacağı çağrı ancak şuurlanma olmalıdır.

Profösör


5 Haziran 2017 Pazartesi

Birlik ve Dayanışma


İnsan fıtratı gereği tek başına bir  değer ifade etmez. Fakat toplum halinde inancını fiiliyata döktüğünde bir değer ifade eder. Aksi takdirde yalnızlığın bencilliğinde boğulur. Çünkü birlikte rahmet, bereket ve bolluk vardır. Ayrılıkta ise azap ve ıstırap vardır.  İnsanların bir araya gelmesi, toplum halinde yaşaması demektir. Birbirleriyle olan yardımlaşması ve dayanışmasıyla mutlu olur ve huzur bulur.  Çünkü birlik ruhu demek; bütün varlıklarımızla birbirimizin yanında olmak demektir. Eğer karanlıktan kurtulmak ve aydınlanmamız isteniyorsa bunun birbirimizin kandiline yağ damlatmakla mümkün olacağını bilmemiz gerekir. O zaman aydınlanır ve nurlanırız.

Her insanın kendi karekteri ve meşrebine göre bir işi, bir mesleği ve bir görevi vardır. Herkes ihtiyacını birbirinden giderir. Maddi ve manevi olarak yardımlaşma ve dayanışma konusunda şuurlu olmak zorundadır. İnancımıza göre müminler kardeştir. Kardeşlik birlik olmayı ve birlikte olmayı gerektirir. Eğer aramızda tam anlamıyla muhabbet ve ünsiyet oluşturmuş isek, Allah’ın rızasını kazanmak için iyilikte de, kötülükte de kardeşliğimizi ve birliğimizi sürdürmeliyiz. Şuurlu bir toplum olduğumuzda başımıza gelebilecek musibetlerden  korunmuş oluruz. Ümmet olma şuuru da bunu gerektirir. Milli mücadele ve Çanakkale savaşları yedi düvele karşı kazanılmıştır. Çanakkale zaferi bütün İslam ümmetinin zaferidir. Hatta bütün mazlum milletleri de sevindirmiş, milli  bağımsızlığı ve kurtuluşları için bir umut olmuştur. İslam ümmeti bir anlamda Osmanlı bakiyesidir. Osmanlının onların nezdinde büyük bir itibarı vardır. Onlar da ümmet olmanın şuuruyla Çanakkale savaşlarında şehit vermişlerdir. Bütün ümmet, kadınıyla  erkeğiyle, varını yoğunu elinde ne varsa milli mücadele için göndermişlerdir.

Bugün dünyadaki mücadele ve savaşlar, hep Hak ile batılın mücadelesidir. Müslümanlar şuurlandıkça  bütün insanlığın yüzü gülecektir. Barışın, huzurun, mutluluğun, adaletin ve ahlakın yegane teminatı İslam’dır. İslam hakkıyla yaşandıkça, topluma hakim oldukça birlik içinde olur ve dirlik içinde yaşarız. Çünkü İslam, birliğin ve Tevhidin dinidir. Cemaat olma şuuru ümmet olma şuurudur. Bir cemaat bir başka cematin alternatifi değildir. Bütün cemaatler ümmet olma disiplini içinde birbiriyle ayrılmaz bir bütündür. Bütün kalpler Allah için çarpar. Bu zihniyeti taşıyanlar sevgide, şefkatte, merhamette birliktedirler. Bize düşen Allah ve Resul’üne tam bir teslimiyetle itaat etmektir. Birbirimiz arasındaki anlaşmazlıkları Kitap ve Sünnet’le gidermeliyiz. Birbirimize karşı adaletli olmalıyız.  Beşeri ve nefsi zaflarımıza yenik düşmemeliyiz. Birbirimizle çekiştikçe gücümüzü kaybederiz. Parçalandıkça ve bölündükçe kolayca yutulan bir lokma haline geliriz. Oysa birlik ve beraberlik maddeten ve manen büyüme demektir. Hiç bir güç böyle bir toplumu altedemez demektir.

Birlik ve beraberlik aynı duygu ve düşüncede şuur sahibi olmak demektir. Birlik ve beraberlik aynı mefkurede buluşmak demektir. Yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma bunun gereğidir. Birlik ve beraberlik eşgüdümlü hareket etmek demektir. Dolayısıyla ailede birlik, karı koca ve çocuklar arasında tesis edilmesi gereken kutsal bir  birliktir. Çünkü inançlı bir aileyle seciyeli ve ahlaklı nesiller yetiştirilecektir. Yakın akraba, dost, ahbab ve arkadaş arasındaki  birlik, önce sadakat demektir. Milletçe birlik milli şuur ve vatanseverliktir. Ümmetçe birlik İ’layı Kelimetullahtır. Merhum Akif  “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” diyerek bizi uyarıyor. O halde  birlik ve dayanışmamızı sürdürmeliyiz. Çünkü birliğimiz; dirliğimizdir. Vesselam.

Niyazi Özdemir

26 Mart 2017 Pazar

Ocu Bucu Yok!


Toplumu sucu bucu diye ayırmanın bir mantiği yok. Çünkü hepimiz bir milletiz. Yeri geldiğinde hepimiz birer yuttaş ve vatanseveriz. İçimizde her türlü insan bulunacak ve hepimiz ne kadar Allah'ın emirlerini yeterince yetirebiliyoruz!.. Ne kadar iyi birer insanız, müslümanız ve vicdanlıyız!..  Asıl bunları düşünmeliyiz. Ona buna suç isnat etmek yerine Allah'ın emirlerini yerine getirmeliyiz. Allah sizler nasılsanız öyle  yönetilirsiniz diyor. O halde öyle de olsa, böyle de olsa ülkemizde olan bitenden hepimiz sorumluyuz. Nefsimizin zaaflarına uydukça bencilce davranabiliyoruz. Sadece kendi menfaatimizi düşünerek toplumdan bir bir kopuyoruz. Yanlızlaşıyoruz. 
.....
Aklınıza güvenmeyin; çünkü süphecidir. İnancınıaz güvenin, çünkü inanç herşeyin üstündedir, şüphenin üstesinden gelendir. Kalbinizin inandığı şey hakikat ise, inandığımız gibi yaşıyorsak eğer o toplumda ben  ben diyen hiçbir kimse yoktur. Biz diyen ve hepimiz diyen bir kitle vardır. 
.....
Şuur ben olmaktan biz olmaya ve hepimiz olmaya giden kutsal bir yoldur. Şuur et ve kemik gibi sarmaş dolaş olmanın ve birlikte iyiliğe koşmanın, birlikte kötülükle savaşmanın kutsal bir yoludur. Şuur ancak birey olarak değil, hep birlikte toplum olarak Allah'ın rızasını kazanmanın  kutsal bir yoludur. Bize düşen insanların kötü tarafından değil; ancak iyi tarafından tutmaktır. Bize düşen toplum içinde  birbirimize ihtiyaç duyduğumuzun idrakine varmaktır. Bize düşen birbirimizi yürekten anlamak ve anlaşılmaktır. Bize düşen bir yudum suyu, bir lokma ekmeği birlikte paylaşmaktır.

Profösör


14 Mart 2017 Salı

Türkiye İnancıyla ve Vicdanıyla Güçlüdür.


Bilinç şuur demektir. Hakka ve hakkaniyete uygunluk demektir. Batının Türklere ve Müslümanlara takındığı bu çirkin tavırı  bilinçli olarak nitelendiren yazar, siyaset bilimcilerimiz  ve diplomatlarımız var. Batı bu çirkin davranışını  kasten yapıyor. Türkiye'nin son dönemde hızla gelişmesi onları tedirgin ediyor. Bütün sömürü hortumlarının kesilmesi karşısında tükenmişliklerini yaşıyorlar.  Oysa Batı ve bütün Avrupa bugünkü Paris, Roma, Amisterdam, Londra, Berlin ve nice modern şehirleşmelerini doğuyu ve afrikayı sömürerek inşa ettiklerini biliyoruz.  Bugün açlık, sefalet, savaşlar ve terör varsa Batının haçlı zihniyetine bağlamak gerekir. Haçlı zihniyeti adaletin ve vicdanın hilafına zulmün ve acımasızlığın bir bir tezahürüdür.  Batının gösterdiği bu tepki İslamı da aşmış Tükiye ve Onun siyasi lideri  Recep Tayyip Erdoğan imgesiyle somut hale getirilmiştir.  Batı bütün değerleriyle çöküş halindedir.  Artık bundan sonraki güç ne toptur, ne tanktır, ne uçaktır; bundan sonraki güç haktadır, hakkaniyettedir. Bundan sonraki güç merhamet elini darda kalanlara uzatmaktır.  Türkiye inancıyla ve vicdanıyle güçlüdür. Onun için mazlumların yanındadır. Mazlumların dualarındadır.

Profösör 

9 Şubat 2017 Perşembe

Şiir Kalbin Sesidir


Kırk yıldır şiir yazmak için uğraşan adam!.. Kalp gözün açık 
değilse eğer; Beyhudedir senin şiir yazman!.. Çünkü şiir kalbin 
sesidir.

Profösör

28 Ocak 2017 Cumartesi

Bilincinle Gel!...


Yarabbi!..
Nerede benim
inancım,
ümidim,
ve hayallerim.
Sanki ben
taşa dönmüş
gibiyim....
.....
Ruhsuz,
sessis
ve hareketsiz...
Beton üstüne beton
duran bir heykel gibiyim.
.....
İnancın varsa eğer;
vicdanın var demektir.
Vicdanın yoksa eğer;
bir put gibisindir.
......
Yarabbi!..
bize hakikati göster,
şuurlanalım.
......
Yarabbi bize
doğru yolu göster,
hidayet bulalım.
......
Bizi taşa döndürme yarabbi
meydanlara dikme!
Biz birer İbrahim olalım.
.....
Ey müslüman bilincini bile!..
Put alanlarından geçsen bile
İçindeki putları temizle.
İşte o zaman;
devrilir bütün putlar,
birer birer arkandan...
Profösör

7 Ocak 2017 Cumartesi

Selamı Yaygınlaştıralım


Selamün Aleyküm. 
Allah'ın selamını yaygınlaştırarak  
birbirimizle kalben kaynaşmamız gerekir...
Birbirimize her ortamda 
selam verelim ve selam alalım. 
Kibirlik yapıp da  
Allah'ın selamını 
vermemezlik ve almamazlık 
yapmayalım ve  ihmal etmeyelim.  
Selam her tür sıkıntıdan, darlıktan, 
musibetten kurtuluş demektir.  
Barış demektir. 
Dua demektir. 
Rahmet ve bereket demektir. 
Umulur ki hidayet bulur;  
Salih bir kul ve şuurlu bir müslüman oluruz. 

Profösör

9 Kasım 2016 Çarşamba

İletişim İyi Bir Algı Yaratmaktır


İnsan ilişkileri iletişimle başlar. İnsan iletişimini genel olarak söz ile, yazı ile yapsa da, kişi varlığı ve taşıdığı bütün değerleriyle iletişim kurar. 

En başta etten ve kemikten yaratılmış olan insan aynı zamanda ruh da taşır. Öğrendikleri, yaşam biçimi, fikir dünyası, duyguları ve davranışlarıyla bir kıyafet bütünlüğü içinde karşı tarafın zihninde bir imaj oluşur. 

İyi bir insan, seviyeli bir insan, adaletli ve ahlaklıdır. Böyle  insanın bütün davranışları aynı zamanda  şuur içindedir. Bu kolayca anlaşılır. Böyle insanlar Karşı tarafın hafızasında  iyi bir algı yaratırr.

Profösör

31 Ekim 2016 Pazartesi

Hikmet ve Felsefe


İslam hikmeti ön plana çıkartmıştır. Çünkü Kur'an hakimdir. Biz de doğrudan doğruya Hakim olan Kuran'a inanır ve Kur'an hükümlerine teslim oluruz. İnandığımızı da cüzi aklımızla muhakeme eder, kalben ve aklen tasdik eder, inancımızı güçlendiririz. Kur'an bütünüyle hikmete dayalıdır. Kuran'ın hikmeti insan aklıyla sınırlandırılamaz. Çünkü Allah'ın hikmeti sonsuzdur. Bir taraftan da Allah bizim hakikati düşünmemizi, akletmemizi ve muhakeme etmemizi ister. Körükörü inanmamızı istemez. Onun için din mantıktır ve insan fıtratına en uygun din İslam'dır. Biz herşeye rağmen nakle kalbi olarak doğrudan inanır, aklen de inandığımızı nakille bağdaştırarak bir bütün halinde inandıklarımızı hayata geçiririz. Burada nakil bize hikmeti öğretir ve bizi hakikate götürür. Akıl da, düşünce de, muhakeme de bizi inandıklarımızı özümsetir.

Hikmet hakikati hissetmek ve içine sindirmek, felsefe ise hakikatin bir cüzü üzerinde akıl yürütmektir. Hikmette yanılma payı yoktur ve hikmet ilahi bir değerdir. Felsefe ve akılda ise yanılma payı vardır çünkü felsefe beşerin düşünce şeklidir. Aslında felsefe hakikati bütünüyle tesbit etmek değil, hakikate ulaşmakta yöntem göstermelidir. Hakikatin kendisi Kur'an ve dolayısıyla hikmettir. Felsefe muhakeme etme ve akıl yürütme şeklidir.
Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...