İzleyiciler

14 Mart 2017 Salı

Türkiye İnancıyla ve Vicdanıyla Güçlüdür.


Bilinç şuur demektir. Hakka ve hakkaniyete uygunluk demektir. Batının Türklere ve Müslümanlara takındığı bu çirkin tavırı  bilinçli olarak nitelendiren yazar, siyaset bilimcilerimiz  ve diplomatlarımız var. Batı bu çirkin davranışını  kasten yapıyor. Türkiye'nin son dönemde hızla gelişmesi onları tedirgin ediyor. Bütün sömürü hortumlarının kesilmesi karşısında tükenmişliklerini yaşıyorlar.  Oysa Batı ve bütün Avrupa bugünkü Paris, Roma, Amisterdam, Londra, Berlin ve nice modern şehirleşmelerini doğuyu ve afrikayı sömürerek inşa ettiklerini biliyoruz.  Bugün açlık, sefalet, savaşlar ve terör varsa Batının haçlı zihniyetine bağlamak gerekir. Haçlı zihniyeti adaletin ve vicdanın hilafına zulmün ve acımasızlığın bir bir tezahürüdür.  Batının gösterdiği bu tepki İslamı da aşmış Tükiye ve Onun siyasi lideri  Recep Tayyip Erdoğan imgesiyle somut hale getirilmiştir.  Batı bütün değerleriyle çöküş halindedir.  Artık bundan sonraki güç ne toptur, ne tanktır, ne uçaktır; bundan sonraki güç haktadır, hakkaniyettedir. Bundan sonraki güç merhamet elini darda kalanlara uzatmaktır.  Türkiye inancıyla ve vicdanıyle güçlüdür. Onun için mazlumların yanındadır. Mazlumların dualarındadır.

Profösör 

4 yorum:

şeyda nur Dincer dedi ki...

Cok dogru ve cok guzel bır yazı olmus

Kaystros Tyrha dedi ki...

Öyle dolaplar dönüyor ki anlamakta zorlanıyorum. Tarih yazacak bütün bunları. Ne oldu ki birden Avrupa'yı karşımıza aldık. Bu meydan okuma, bu isyan niye. İktidar uğruna bir ülkenin geleceği ile nasıl oynanır. Türkiye toprakları yetmedi mi tarafsız(!)cumhurbaşkanı Avrupa'ya bakan gönderiyor. Gelmeyin diyorlar, hayır geleceğiz diye ısrar ediyorlar. Sonuçta evet oylarının 2-3 puan arttığı söyleniyor. Ülkenin bu kadar küçük düşürülmesine, ekonominin bu kadar zarar görmesine, çalışanların işsiz kalmasına değer mi bu siyaset anlayışı?

Avrupa'nın demokrasi anlayışı da önce kendi çıkarlarını esas alıyor. Belli ki Türkiye'nin başında padişah görmek istemiyorlar. Demokrasimizi geliştirmek halkımızı eğitmek yerine diktatörlükten ne fayda bekliyoruz anlamıyorum.

Yıllardır PKK yı destekleyen bütün dünya ülkelerine ne tavır sergiledik şimdiye kadar? Ben onlar istemese de giderim, almazlarsa dünyaya rezil ederim ne kadar ilkel bir söylem. Dünyaya rezil oluyoruz bu tavırlarla. Zamanla bazı şeyler unutulur ama ülkemiz üzerinde kalan imajı silemeyiz. Mahalle kabadayısı edasıyla oy uğruna halkı galeyana getirmek hem ülkenin prestijini yok eder, hem de halka zarar verir. Ne yazık ki bunları anlayacak kişi sayısı çok fazla değil. Halk seçimiyle hak ettiğini bulacaktır sonuçta.

Osmanlı en parlak döneminde Haçlı ordularını dize getirdi. Bizim Avrupa ülkelerine meydan okuyacak gücümüz mü var? Bu yazıyı okuyanlar referandum sonrası olanlara baksınlar. Avrupa ülkeleri ile bütün ilişkilerin düzelmesi için ne ödünler verilecek kim bilir. Bu dayılanmalar siyasetimizin bir parçasıydı diyecekler. Siyaset bu kadar pis bir şey ülkemizde işte.

Saygılar...

Profösör dedi ki...

şeyda nur Dincer @ Kısa bir tesbit..

Profösör dedi ki...

Kaystros Tyrha@ Her çarpışmada ve çatışmada tabiri caizse iki testiden biri çatlar biri kırılır. Bazen her ikisi de kırılır. Avrupa tarihine baktığımızda bu zamana kadar sömürgecilikle, zulümle ayakta kalabilmişler. Onlar için iki sınıf vardır; efendiler ve köleler. Ben de yazdıklarını düşünlüyor değilim; artık zulme rıza gösterilmeyeceğini de bilirim. Kısır döngü siyaseti eleştirebiliriz. Bütün dünya ve süper güçler de biliyor ki yükselen bir Türkiye var. Onsuz kendi bölgesinde bir iş yürütülmeyeceğini de bilirler. Dörtbeş milyonluk Suriyeli mülteciyi kendi ülkesinde tutarak avrupa önünde insanlık bir set çekmiştir. Bu riskleriyle birlikte çok büyük bir iradedir. Avrupa bunu da bilir. Velhasıl zamanla herşeyi göreceğiz. Asıl mesele iç siyasette barış dilinin oluşmasıdır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...