Takipçiler

4 Haziran 2020 Perşembe

Kuşum


Kuşlar mı özgürdür gökyüzünde, yoksa sapanla vurulmak mıdır!..  Çocuklar mı özgürdür masumiyetinde, yoksa bomba yemek midir!.. Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de. Bir yerden bir yere göç eden göçmen kuşlar ve  leylekler; onları pusuda bekleyen kartallarla şavaş ederler.  Bu dünyayı kirletmeyin beyler, ağalar, paşalar, eli kanlı generaller. Yeter!..  Mazlum bir çocuğun ahı tutar mı tutar; milyonlarca ölen mazlum insanlar adına “Sizi Allah’a şikayet edeceğim” der.  Kıyıya vuran masum bir çocuk cesedi; bu ölen masum çocuk hepimizin kabahati.  Zulme karşı çıkmak, direnmek; “Vah vah!” demekle olmuyor. İçimizdeki yara büyüdükçe büyüyor. Aklıselim olan diyor ki; elinden geldiğince iyilik yap, elinden gelildiğince kötülükleri ve insana yapılan zulümleri sustur.  İnsan etten ve kemikten değil; bir can taşıyor insan, onu yaşatan ruh ve can. Bir de kapanmayan bir yaramız var durmadan kanayan!.. Bu akşam bir kuş var pencereme konan. Belli ki sevgiye, şefkate, merhamete ihtiyacı var inan!.. Belki kursağı boş, belki susuz, belki yuvasız, belki de aç, belki yaralı ve bi ilaç!.. Sordum kendi kendime; sureti halde işte güzel bir kuş  penceremden parmaklarıma konmuş. Görünen o ki; bir de bunun sırrı var. Sanki sırrı sureti ben gibi. Onunla aynı frekanstayız. Ne farkeder ki birbirimizi anlayan ruh ikiziyiz.  Ben dertli bir insanım; o ise güzel bir yaralı kuş.

Profösör

28 Mayıs 2020 Perşembe

Sabredelim... Dua edelim!..


HACİVAT VE KARAGÖZ REPLİKLERİ


Bütün cihan şu malum bulaş virüsün tasallutu altında. Bütün insanlık tedirgin. Şu Corona denilen mendebur sanki demoklesin kılıcı gibi başımızın üzerinde sallanıp duruyor. Her an yeni dalgalanmalar gelebilir. Sürüsüyle insanımız telef olabilir. Bu arada  Karagöz öfleyip püflemektedir;
- Öf, püf, öf, püffff!. Ne zaman normale döneceğiz Hacivatım
Karagöz’ün öflemesine püflemesine karşı balkondan Hacivat söze girer.
- Niye öfleyip duruyorsun dostum? Sıcaklar mı vurdu zatialinizi?
Karagöz asabidir, bağırarak konuşmaktadır. Sanki dövecek gibi;
- Sıcaklar bastırdı Hacivat’ım. Deniz mevsimi başladı. Ooooh ne güzel serinleriz denizde değil mi?
Hacivat Karagöz’ü anlar fakat  ona sabretmesini tavsiye eder her denllendiğinde.
- Sıcaklar bastırdı ben de farkındayım.  Bilim adamları kademe kademe norlmalleşeceğiz diyor. Ve ekliyor bir şartla. Corona’nın canına okuyuncaya kadar sabredeceğiz.
Karagöz’de sabır taşı çatlamıştır; sabır, sabır, sabır!.. Nereye kadar sabır der içinden ve girer söze;
- Corona insanlığın canını okuyup gittikten sonra biz sağ selamet olursak, ancak tatil yaparız be Hacivat’ım!..
Hacivat Karagöze ders verir gibi tavır takınır;
- Karagöz’üm bir bilim adamı formülünü verdi bize ve “MİM” dedi. “MİM” demek Maske demek, İzolasyon demek ve Mesafe demek. Senin anlayacağın maske takacağız, evde kalıp  izole olacağız, bir de korunaklı mesafede olacağız.
Karagöz herkes bu kuralı yerine getirecek de biz normale döneceğiz, tatil yapacağız, denizde çimleneceğiz. Ölme eşeğim ölme. Der kendi kendine.
- Hacivatım anladım ben mevzuyu. Benim korkum bu mendebur virüs bilinmiyor, belirsizlik var. Bir de korkuyoruz yaaaahuuu!.
Bunun üzerine Hacivat Karagöz’e bir şeyi hatırlatır;
- Karagöz’üm korkunun ecele faydası yoktur.
Hacivat Karagöz’e bin tekerleme öğretir. Bu tekerlemeyle sohbetlerini nihayete erdirirler.
“Tedbir alalım, tevekkül edelim, takdir Allah’tan...  Sabredelim, dua erdelim korunalım Coronadan

Profösör

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Yokluğumuz ve Yoksulluğumuz

Bir bakış, bir gülüş, bir duruş muazzam bir suret verir insana. Görünen yüz inançlı ve ümitli bir bakıştır.  Tebessüm içimizdeki ilahi sırrın yüze ve gamzeye yansımasıdır. Bir özgüvendir duruşumuz daima ileriye, geleceğe ve ötesine. Masum bir çocuğun masumiyetini besleyen sevgi, şefkat ve merhamettir. Onun kalbine dokunanın öpülesi gelir içimden. Neydi o çocukluğumuz, yokluğumuz ve yoksulluğumuz. Bir bilinmeyen bilmecenin bin bilinmeyeni gibi algılanışımız neydi!.. Biz de bir çocuktuk adam olacaktık. Adam olmak demek kaslı, pazulu, bıyıklı sakallı olmak demekti. Çalışmak para kazanmak, yaşlanan anne babaya bakmak demekti. Belki evlenmek baba olmak çocuklarını sevmek, şefkat ve merhamet etmekti. Okumak mı dediniz; okumak köyün zengin çocuklarının hakkı gibiydi. Çocuk aklıyla düşünüyor da insan herşey çelişkili ve herşey iç içe girmişti. Hani çocuğuz ya sen sus bakalım, çocuklar böyle konulara girmez. Aklın ermez. Bıyığın çıkmaz; sanki biz kahve içiyor muşuz gibi. lgı o zaman da vardı. Şimdilerde devir imaj devri. Görünürde halimiz, sureti halimiz, oysa içimizdekiler bir bilinse dökülürdü bütün sırlarımız, küpler dayanamaz çatlardı iyi biline!.. Ahhh çocukluğumuz; bir odalı evde, beş nüfus, hüzünlü bir anne, suskun bir baba, bir sehpa üstünde pırpır parlayan, her an sönüverecekmiş gibi olan bir gaz lambası ve etrafında ders çalışan başı tıraşlı üç çocuk!.. Lambanın ışığı oynatıyor gölgeleri  bir sinema gibi duvarlarda. Sihirli bir iklim sihirli bir Alaaddin lambası gibi.  Öyle başlamıştır çocukluğumuzun sinema özlemi. Hücrelerimize kadar işlemiştir sinemanın sihri. Bir seyyar sinema düşer köye. Bir koyun ağılı çevrilir, beyaz perde asılır duvara. Bir motor çalışır kapıda bir biletçi keser biletleri, duhuliye yirmibeş kuruştur. Bir de afiş vardır kapıya asılan, özgür bir çocuk inançlı mı inançlı, ümitli mi ümitli benim gibi... Öyle ufki bakıyor ki, ileriye bakan, özgüvenle geleceğe bakar vesselam!..

Profösör



14 Mayıs 2020 Perşembe

Kontrollü Sosyal Hayat


HACİVAT VE KARAGÖZ 

REPLİKLERİ

Memleketimizde altmışbeş yaş üstü haftasonunda  dört saatliğine sokağa çıkma izni verildi. Yaşlılarımız özgürce güneş gördü ve parklarda nefes aldılar. Karagöz;
- Bir gençler bir yaşlılar bir de orta yaşlılar. Parselledik zamanı desene Hacivat’ım!.. ihtiyar oluşumuz da tescillendi, Topun ağzındayız. bir taraftan da üzülüyorum.
Hacivat karşı blkondan Karagöz’ün üzülmesine üzülür.
- Karagözüm Üzülmemelisin!.. Daha geçen gün yok başım ağrıyor, yok kolum, bacaklarım, mangal maşalarım sızlıyor  diye vıyaklamıyor muydun? Bak işte nasıl da iyi geldi az daz olsa, bu sokağa çıkma özgürlüğümüz.
- Elbette  Hacı cavcavım!.. Pazar günü sokağa çıktık, çocuklar gibi şendik. Hakikaten iyi geldi  Hacıvat’ım!..
Hacivat ‘ıın Karagöz’e ağrı ve sızılarını hatırlatması Karagöz’ün Hacivat’a hak vermesi Karagöz’ün üzülmesi için bir kalmadı bir bahanesi. Hacivat;
- Karagöz’üm  inşallah haftaya da dışarıya çıkabiliriz. Bu gidişle Pazarı iple çekeceğiz.
Karagöz sinirlenerek karşılık verir Hacı Cavcava;
- Keşke hergün sokağa çıkabilsek! Çocuklar gibi sevinebilsek!.. Yine parklara gidebilsek!.. Özgürce nefes alabilsek!..
Karagöz’ün bu sözüne karşılık yine uyarır hacivat Karagöz’ü.
- Karagöz’üm tuhaf tuhaf konuşma. Az sabır. Dellerdirmeyelim bu illeti. Yavaş yavaş bu da olacak. Dahası Kontrollü sosyal hayat devreye girecek bunu bilmelisin.
Karagöz emme basma tulumbası gibi kafasını sallar.
- Önümüzde bayram var, seyran var. Şarışalım, öpüşelim, hasret giderelim. Muhabbet ünsiyet kesbedelim.
Hacivat yine uyarır Karagöz’ü;
- Orada dur Karagöz’üm.  Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Kültürümüz de değişecek.
Karagöz bu illetin bütün insanlığı nasıl hizaya getirdiğini tefekkür eder ve pandeminin ne menem şey olduğunu idrak eder. Birlikte sohbete veda ederler.
“Evde kalıp hapis olduk demeyelim. Kontrollü sosyal hayatı özümseyelim.”

Profösör

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Can Sıkıntısı


Karagöz bugün yine acaip ve garaip sesler çıkartıyor;
- Vıy vıy vıy vıyyyy!.. - Vıy vıy vıy vıyyyy!..
Hacivat karşı blkondan Karagöz’ün vıylamasını duyar ve  karşıdan bağırarak;
- Karagözüm Karagözüm!.. Vıylayıp durma, nedir senin ıstırabın, merhemin olayım!..
- Her tarafım tutuldu Hacı cavcavım!.. Otud otur, evde kal; yine otur. Tutuldu kollarım ve bacaklarım. Sızlıyor mangal maşalarım.
Hacivat Karagöz’ün bu yakınmalarına karşılık verir.
- Karagözüm hep kanepede, iskemlede oturmakla olmaz. Hanende hareket edeceksin; bir sağa, bir sola dörneceksin.
Karagöz sinirlenerek karşılık verir Hacı Cavcava;
- Ne sağcıyım, ne solcuyum ne de futbolcuyum. Sağa sola da dönmem ben;  asla dönek biri değilim.
Karagöz devam eder konuşmaya;
- Ben döndersem başım dönecek, başım dönerse duvarlar dönecek, masa, iskemle dönecek. Ben de  düşeceğim yere. Sen de bu zavallılığa güleceksin.
Hacivat Karagözü bu sefer ciddi ciddi uyarır;
- İdman yap iki gözüm Karagözüm kasların çalışsın. Demek istediğim bu!... Bütün bunlar evde oturmaktan ve atıl olmaktan.
Karagöz bu sefer baklayı ağzından çıkartır;
- Hacivatım idman yapayım da, sıkıldım hep evde durmaktan!
Hacivat Karagöz’ü radyodan işittiği bir haberi müjdeler.
- Hadi iyisin iyisin Karagözüm; sana bir müjdem var; biz ihtiyarlara haftada bir birkaç saatlik sokağa çıkma müsadesi var. Yürüyüş yapabileceğiz, kaslarımızı çalıştırabileceğiz. Haleti ruhiyemizi tashih edebileceğiz.
Karagöz sevinir bu habere.
- Hacivatım sen çok yaşa!.. Çocuklar gibi sevindirdin beni.  Seni de sevindirsinler emi!..
Hacivat ve Karagöz birlikte sevinirler bir maniyle mola verirler sohbetlerine.
“Özgürlük zaruretten evde kalmaktır. Bazen de özgürlük sokakta nefes almaktır.”

Profösör

Can Sıkıntısı


HACİVAT VE KARAGÖZ

Karagöz bugün yine acaip ve garaip sesler çıkartıyor;
- Vıy vıy vıy vıyyyy!.. - Vıy vıy vıy vıyyyy!..
Hacivat karşı blkondan Karagöz’ün vıylamasını duyar ve  karşıdan bağırarak;
- Karagözüm Karagözüm!.. Vıylayıp durma, nedir senin ıstırabın, merhemin olayım!..
- Her tarafım tutuldu Hacı cavcavım!.. Otud otur, evde kal; yine otur. Tutuldu kollarım ve bacaklarım. Sızlıyor mangal maşalarım.
Hacivat Karagöz’ün bu yakınmalarına karşılık verir.
- Karagözüm hep kanepede, iskemlede oturmakla olmaz. Hanende hareket edeceksin; bir sağa, bir sola dörneceksin.
Karagöz sinirlenerek karşılık verir Hacı Cavcava;
- Ne sağcıyım, ne solcuyum ne de futbolcuyum. Sağa sola da dönmem ben;  asla dönek biri değilim.
Karagöz devam eder konuşmaya;
- Ben döndersem başım dönecek, başım dönerse duvarlar dönecek, masa, iskemle dönecek. Ben de  düşeceğim yere. Sen de bu zavallılığa güleceksin.
Hacivat Karagözü bu sefer ciddi ciddi uyarır;
- İdman yap iki gözüm Karagözüm kasların çalışsın. Demek istediğim bu!... Bütün bunlar evde oturmaktan ve atıl olmaktan.
Karagöz bu sefer baklayı ağzından çıkartır;
- Hacivatım idman yapayım da, sıkıldım hep evde durmaktan!
Hacivat Karagöz’ü radyodan işittiği bir haberi müjdeler.
- Hadi iyisin iyisin Karagözüm; sana bir müjdem var; biz ihtiyarlara haftada bir birkaç saatlik sokağa çıkma müsadesi var. Yürüyüş yapabileceğiz, kaslarımızı çalıştırabileceğiz. Haleti ruhiyemizi tashih edebileceğiz.
Karagöz sevinir bu habere.
- Hacivatım sen çok yaşa!.. Çocuklar gibi sevindirdin beni.  Seni de sevindirsinler emi!..
Hacivat ve Karagöz birlikte sevinirler bir maniyle mola verirler sohbetlerine.
“Özgürlük zaruretten evde kalmaktır. Bazen de özgürlük sokakta nefes almaktır.”

Profösör

Karikatür Yarışması


10. ULUSLARARASI
TURHAN SELÇUK KARİKATÜR YARIŞMASI
2020- ŞARTNAME –
KONU: Serbest
KOŞULLAR:
1- Yarışma tüm çizerlere açıktır.
2- Yarışmaya gönderilen karikatürler daha önce yayınlanmış olabilir. Ancak başka bir yarışmada ödül almamış olmalıdır.
3- Teknik serbesttir. Çizer yarışmaya en fazla 5 eserle katılabilir. Orijinal ya da baskıya uygun 300 dpi, jpg formatında olmak üzere e-mail ile de kabul edilebilir.  Farklı formatlarda gönderilen; açılmayan ve açılamayan dosyalardan kurumumuz sorumlu değildir.
4- Gönderilecek karikatürlerin boyutu en fazla 30x40 cm. olmalıdır.
5- Katılımcılar, eserinin arkasına büyük harflerle adını, soyadını, adresini, e-postasını, ülkesini ve telefon numarasını yazmalı; kısa bir özgeçmişini zarfın içine koymalıdır.
6- Karikatürler,  01 Eylül 2020 tarihine kadar aşağıdaki adrese gönderilmiş olmalıdır.
10. ULUSLARARASI TURHAN SELÇUK KARİKATÜR YARIŞMASI Milas Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü 
48200-Milas - Muğla / TÜRKİYE
www.milas.bel.tr    e-mail: info@milas.bel.tr  
 
7- Yarışma sonuçları 20 Mayıs 2020 tarihinde açıklanacaktır.
8- Yarışmaya gönderilen karikatürler geri gönderilmeyecektir. Dereceye giren veya girmeyen karikatürler kültürel amaçlı kullanılabilir, yayınlanabilirler. Yarışmaya katılanlar bu şartları kabul etmiş sayılırlar. Eserler Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’de saklanacaktır.
9- Jüri tarafından seçilmiş olan eserler sergilenecek ve albümde yer alacaktır.
10-  Ödül töreni 19 Eylül 2020 tarihinde yapılacaktır. Aynı tarihte sergilenmeye değer görülen ve ödül alan karikatürlerin sergi açılışı Turhan Selçuk Karikatürlü Ev’de gerçekleştirilecektir. Sergi 01 Ekim 2020 tarihine kadar açık kalacaktır. 
11- Özel Ödül kazananların konaklama ve yemek giderleri karşılanacaktır. Yol masrafları kendilerine aittir. Yarışmada 1. 2. ve 3. olan yarışmacıların yol, konaklama ve yemek masrafları tarafımızdan karşılanacaktır.
 
12- SEÇİCİ KURUL
 
Muhammet Tokat – BAŞKAN
Ruhan Selçuk
Kamil Masaracı
 İzel Rozental   
Sonay Yılmaz
Hicabi Demirci
Nazım Alpman
Ramize Erer
Çiğdem Demir
Yüksel Aksu
Serter Karataban -RAPORTÖR
  
13 -     ÖDÜLLER:
 
Birincilik Ödülü:  ₺ 7.500,00 TL
İkincilik Ödülü:  ₺ 5.000,00 TL 
Üçüncülük Ödülü:  ₺ 3.000,00 TL
 
Diğer Özel Ödüller: Çeşitli kuruluşların, dernek, gazete, sanat dergileri, sendika, ajans ve kişilerin koyacakları özel ödüller.
Not: 09 Mayıs 2020 tarihinde jüri toplantısı yapılacaktır.
 

7 Mayıs 2020 Perşembe

Cehalet Yok Olur

Bir Kapı Açılır



İnsan büyük bir kavram. Yaratılmışların en güzeli. Bu güzellik korku ve ümitle birlikte. Ne kadar taban tabana zıt bir duygu.  Belki de böylesi daha iyi. İfrat ve tefritten öte bir itidal, bir ahenk, inişler, çıkışlar insan içinde yaşar kutsal bir senfoni. Matem var, üzüntü var, kaygı var, endişe var telaş var, hüzün var; buna karşılık sevinç var, heyecan var, coşku var, özgüven var, mutluluk ve huzur var. Mesele negatif bütün duyguları, düşünceleri pozitife çevirebilmekte ve mesele  pozitif her ne varsa  öyle bir kıyafeti kuşanabilmekte.  İnsan tekbaşına insan değildir.  Onun eksiğini tamamlayabilen biri varsa insandır. İnsan insan olduğu zaman  toplumun sağlam ve ümitvar bir nüvesidir. Bir tohum toprağa düştüğü zaman, onu toprağa eken,  toprağa düşüren bir irade vardır. Bir rahmetin gücü ve bir duanın bereketi vardır. Tohum düşer toprağa, rahmet yağar toprağa. Tohum çatlar, filiz toprağı yarar. Yeşerir tohum, başak salar. Başak başakla buluşur deste deste harman olur. Harman dövülür değirmende un olur. Fırında taptaze sıcak ekmek olur.  Sofraya gelir  bir fakirin karnı doyar fakirin inancı ve yaşama ümidi olur.  Bir kapı açılır, o kapı karıanlığı aydınlatan ışık olur, güneş olur, ay olur, yıldızlar olur ve cehalet yok olur.  

profösör

30 Nisan 2020 Perşembe

Müslümanlar Duada


HACİVAT VE KARAGÖZ  

Salgın nedeniyle sokağa çıkma yasağı devam etmektedir. Karagöz sıkıntısından kah şarkı söylüyor, kah ıslık çalıyor, kah mırıldanıyor. Karagöz;
- Dandiri din dan dit dat dattt.  Dandiri din dan dit dat dattt!..
Hacivat diğer balkondan Karagöz’ü takip eder ve seslenir sonunda;
- Hayrola Karagözüm!.. Sofya Radyosu’nda mısın?
Kaaragöz Hacivat’a cevap vermez ve devam eder mırıldanmaya. Aynı nakaratı diline dolamış pelesenk eder.
- Dandiri din dan dit dat dattt.  Dandiri din dan dit dat dattt!..
Hacivat cevap alamayınca Karagöz’e ikinci kez soru sormaz ve sataşmaz. Bir küskünlük haleti ruhiyesyle sığınır kendi suskunluğuna ve sükuta. Bu sefer Karagöz duramaz bir izahat getirir cevap olarak Hacivat’a.
- Hacivat’ım can sıkıntısı can!.. Sen de bir tekerleme bul benim gibi kendine.
Hacivat birden cevap verir Karagöze çıkışarak ve sözlerini bir elif miktarı uzatarak.
- Karagööözüüüümmmm!. Ramazandayız ramazanda!.. Namazdayız, niyazdayız önce bunu hatırla. Sabret, şükret, dua et.  Bunlar zamana da sığar mekana da!.
Karagöz almıştır dersini. Anlamıştır Hacivatın tepkisini! Yine de anlatmak ister suret-i halini.
- Hacivat’ım şarkı, türkü, marşlarla, kafa dağıtıyorum anla işte!.
Hacivat radyo haberleri dinlemektedir. Haberler hiç de içaçıcı değildir. Bütün cihan  bu musibetle muzdariptir. Memleketimizde şu kadar test, şu kadar vak’a, şu kadar  öbür aleme irtihal var denmektedir. Hacivat üzgündür hem de çok!..  Kargöz’e son ikazını da yapar.
- Karagöz’üm  radyoyu can kulağıyla bir dinle, bak haberler ne diyor? Biraz vicdan yap ve kendine gel! Bu  sari marazayla o kadar insan telef oluyor ki; hiç vicdanın sızlamaz mı senin!..
Hacivat iyice kızmıştır Karagöz’e, sanki eline mikrofon geçirmiş gibi sıralar ardıardına cümlelerini. Nasihat verir gibi.
- Ateş düştüğü yeri yakar derler azizim; ölenin ailesi var, anası babası var, çoluğu çocuğu var, komşusu, sülalesi var. Kedisi, köpeği velhasıl sevenleri var... Bütün bunlar matem tutarken, cümle alem üzüntü içindeyken şarkı, türkü, marş da neyin nesi? Dua etmek varken neyin kafası bu?
Karagöz birden gafletten uyanır gibi uyanır. Hak verir Hacivat’a mahcup olmuşcasına.
- Hacivatım bir anlık gaflete düştüm sanırım. Felaket, afet ve musibetlerde tövbe istiğfar ve dua etmek lazım.
Hacivat ve Karagöz mutabık kalmışlardır bu hususta.  Birbirinden helallik alarak birlikte söylerler bu nakaratı.
“Bu illet maraza gitsin de ateş düşmesin kimsenin ocağına... Bütün eller semada, bütün müslümanlar duada.”

Profösör


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...