İzleyiciler

15 Şubat 2018 Perşembe

Ekmeğimizi İsraf Etmeyelim


Ekmek; ne mübarek nimet!.. Hayatta verdiğimiz mücadelenin diğer bir adı ekmek parası, ekmek kavgası... Değerini bilmek gerek. Ekmek parasını nasıl kazanıldığını bilmek ve çocuklarımıza öğretmek gerek.  Ekmeğimizi israf etmemek gerek. Düşünebiliyor musunuz dünyada milyonlarca çocuk ekmek bulamıyor ve açlıktan ölüyor. Ekmeğin mübarekliği  yeminlerimize bile işlemiş. "Ekmek Kur'an çarpsın" yemininde ekmekle yüce Kitabımız aynı cümle içinde yeminle birleşmiş.  Bir fırının önünden geçtiğimizde, taze ekmek kokusu,  susamlı taze ve çıtır simit kokusu, eğer ramazan ayında isek, ramazan pidesinin kokusunu anımsaamayanımız yoktur. Hele bir de oruçlu isek; acıkmanın ve sabretmenin ne olduğunu fırının önünden geçtiğimizde daha iyi anlarız.  Allah hiçbir kimseyi açlıkla imtihan etmesin. Bu nimeti bize lütfeden Mevla'ya binlerce şükürler olsun.

Profösör

11 Şubat 2018 Pazar

Duygusal Donukluk


Duygusal donukluk duygusal körlüğün habercisidir. Duygusal körlük de duygusal bataklığa götürür insanı. Daha önce en neftet ettiğin şeye tutkuyla bağlanırsın. Sevgi açlığı adına ona müptela olursun. Bu öyle bir bağımlılıktır ki; çırpındıkça ve debelendikçe dibe çeker insanı. Güvendiğin bir el ararsın sevgiyle, şefkatle, merhametle seni çekip çıkartacak!... Belki de beklediğin tek kelimeyle anlaşılmak. İnsan baktıkça kendini görür aynada. Neşeli, coşkulu, hayat dolu bir yüz; bir de donuk, sönük, içine dönük, solgun bir yüz. Biraz hüzün, biraz üzüntülü. Hayalin de bir gerçeği var. Gerçeğin özünde insan olmak ve anlaşılmak var.  Önünde bir kapı var; kırk kanatlı. Onlardan otuzdokuzu yalan;, bir hakikat kapısı.

Profösör

Empati Kurabilmek


Gülümseyen, gülümseten insan hayat dolu demektir. Hayat dolu olmak muhatabıyla doğru iletişim ve doğru iletişim kurabilen insan demektir. Doğru iletişim ve doğru ilişki kurabilmenin ilk adımı karşımızdakiyle empati kurabilmektir. Yoksa bencil, yalnız ve duygusal donukluğa mahkum ollmuş insan demektir. Hele kadınlar yaratılıştan onuruna ve iffetine düşkün olurlar. Hak ettiği karşılığı bulamadığı müddetçe de kırılgan olurlar. İletişim koptuğunda anlamak ve anlaşılmak artık hayal olur. O zaman her kadın içe döner, duygu ve düşünceleriyle bir sır küpü olur. Bunun sonu kendi kendine konuşan bir kadın haline gelir ki; kendi kendine konuşana bilirsiniz ne denir!...

Profösör

25 Ocak 2018 Perşembe

Kurtuluşa Giden Yol




Bir kişi dokuz kişinin hakkını gaspedebiliyor; dokuz kişi de bir kişilik hakka boyun eğebiliyor; buna da bu dünyada  adalet deniyor. Ne yazık ki günümüzde mutlu bir  azınlık var;  milyonları eziyor. Sömürüyor; onları kendine köle haline getiriyor. Afrikadan yeni dünyaya, Amerika'ya götürülen zenciler, Kunta Kinteler  boğaz tokluğuna köle gibi çaşlıştırıldılar.  Zincirlerle prargalara vuruldular. Bu vahşi  durumun günümüzden ne farkı var!..  Onların lügatlarında merhametin sadece adı var; aldatmacası var. Bütün kelimelerin yalancı ve aldatıcı bir rolü var!.. Artık kanıksıyorsunuz. Bir kölenin efendisine kölelik etmesinden daha doğal ne var!.. Ne devrimcinin, ne gelenekçinin insanlığı kurtarıcı bir tarafı var (!..) Ey insanlık Kuran'la muhatap ol!.. Adil ol; hakkaniyetli ol!..  Kimsenin hakkını çiğneme ve kimseye de hakkını çiğnetme. Yoktur başka kurtuluşa giden yol!..
Profösör


İslam'da Ruhbanlık Yoktur


Ruhbanlık. Batıyı yönetiyor. Batı da din anlayışını ruhbanlık  üzerinden okuyor. Ruhban da bütün Batı toplumunu siyaset dahil, askeri ve sosyal olarak da etki alanına alıyor. Günümüzde de haçlı seferleri bir başka kılıkla devam ediyor.  Ruhbanlık da dünya silah ve ilaç sektörünün işleyişinde imtiyazlı ailelerin emrinde çalışıyor. Zaten incilin tahrifi  bu imtiyazlı ailelerin emriyle kiliseler ve papazlar vasıtasıyla yaptırtılmıştır. İmtiyazlı aileler devasa varlıklarını  daha da büyütecekler, geri kalan toplumlar da inancı ne olursa olsun kademe kademe çizilen şemada birer kukla  olarak olarak efendilerinin kölesi  olacaklardır.  Son zamanlarda İslam Hilalinin parlayışı karşısında  haçlı  kafa kesen fundamentelist bir İslam zihniyetini resmederek; alın işte müslümanlık demiştir. Batı  İslam'ı insanlık dışı bir din olarak gösteriliyor. Batı bu algıyı pekişleştirecek Daeş figürünün de menşei oluyor. Çünkü İslam hiç bir zorluk olmadan kalbe hükmeder.  Gönül rızasını esas alır. Bütün insanlığa adalet, ahlak ve insanlık onurunu bahşeder. Batı bunu önlemesi lazım.

Ruhbanlık kısaca  din üzerinde bir ipotektir. Çarpıklık, çelişki ve paradokstur.  İslam ve Kur'an bütün insanlığı Allah'a davet eder.  Alimler, arifler, abidler, salihler birer vasıtadır. Onların ilminden, irfanından, birikiminden, maddi manevi hayat anlayışından feyzalmak ve sıratı müstakimde sabit kalmak bir müslümanın şiarıdır. Hristiyanlıkta olduğu gibi ruhbanlık düşüncesi ve duygusu taşıyan her tür kimlikten, zihniyetten  uzak durmak şuur sahiplerinin işidir. Ruhbanlık uyutucu ve uyuşturucudur. Önce bununla mücadele etmek gerekir. Çünkü ruhbanlık din adı ve algısı üzerinden menfaat temin eden bir şebekedir. Bu şebekeler zaman zaman dış mihrakların değirmenine de su taşırlar. Bu bir tarikat, bu bir cemaat, bu bir siyaset ya da sosyal bir oluşum ve platform olabilir. Onun için öllçü Kuran; uygulama örneği olarak da  Hazreti Peygamberdir. 

Bu çağda Allah dostu, evliyaullahtan olmak çok zordur. Sadece nefsi terbiye ederek ahlaki davranışlar sergilemek yetmez. İnsan kendi alanında bilgili, görgülü ve mesleğinde de uzman olması gerekir. Bilgiyi papağan gibi okumak bilgiçlik ve ukalalık yapmak gibidir. Oysa bilgiyi özümsemek ve hayatında uygulamak ise bilgeliktir. Böyle insanların yanında insan emin olduğu kadar mutluluğu ve huzuru bulur. Bu ancak yaşayarak ve yaşatarak idrak edilebilir. Kur'an tahrif edilen kutsal kitaplar gibi değildir ki!.. Tehlikeli olan; Kuran insanın kendi kafasına ve nefsine göre yorumlamasıdır. O zaman Kutsal kitabımızın tahrif edilen kitaplardan ne farkı kalır ki!.. 

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...