İzleyiciler

yıldızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yıldızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2020 Perşembe

Bir Kapı Açılır



İnsan büyük bir kavram. Yaratılmışların en güzeli. Bu güzellik korku ve ümitle birlikte. Ne kadar taban tabana zıt bir duygu.  Belki de böylesi daha iyi. İfrat ve tefritten öte bir itidal, bir ahenk, inişler, çıkışlar insan içinde yaşar kutsal bir senfoni. Matem var, üzüntü var, kaygı var, endişe var telaş var, hüzün var; buna karşılık sevinç var, heyecan var, coşku var, özgüven var, mutluluk ve huzur var. Mesele negatif bütün duyguları, düşünceleri pozitife çevirebilmekte ve mesele  pozitif her ne varsa  öyle bir kıyafeti kuşanabilmekte.  İnsan tekbaşına insan değildir.  Onun eksiğini tamamlayabilen biri varsa insandır. İnsan insan olduğu zaman  toplumun sağlam ve ümitvar bir nüvesidir. Bir tohum toprağa düştüğü zaman, onu toprağa eken,  toprağa düşüren bir irade vardır. Bir rahmetin gücü ve bir duanın bereketi vardır. Tohum düşer toprağa, rahmet yağar toprağa. Tohum çatlar, filiz toprağı yarar. Yeşerir tohum, başak salar. Başak başakla buluşur deste deste harman olur. Harman dövülür değirmende un olur. Fırında taptaze sıcak ekmek olur.  Sofraya gelir  bir fakirin karnı doyar fakirin inancı ve yaşama ümidi olur.  Bir kapı açılır, o kapı karıanlığı aydınlatan ışık olur, güneş olur, ay olur, yıldızlar olur ve cehalet yok olur.  

profösör

27 Şubat 2020 Perşembe

Hayırlı Kandiller


Bir kandil tebriği tasarımı.  Vektörel ayyıldız ve yıldızların hakim olduğu bir zemin üzerine daha önce çizdiğim bir anadolu insanının düşünceli hali desenini transparan olarak giydirdim. 


İkinci bir kandil tebriği tasarımımda yine vektörel çalışmaya bir müşterimin kurumsal kimliğini oluştururken ağaç figürünü burada black white uyguladım.  Simetrik bir görüntü vermeye çalıştım umarım beğenirsiniz. Bu arada ben de bütün blogdaşlarımın kandilini kutlarım. Nice bubarek gün ve gecelere ve nice sağlıklı, mutlu ve huzurlu günlere...

Profösör

6 Kasım 2019 Çarşamba

Suret-i Hal



Her şeyin bir görünen ve bir de görünmeyen yüzü vardır. Alemi şuhud bu alemde görebileceğimiz herşeydir. Alemi gayb ise görünmeyen ve bilinmeyen alemdir. Biz her iki durumun da okunan bir hakikati olduğuna inanırız. Bugün gökyüzüne baktıysanız eğer, gömyüzündemi ayın hali budur. Ay bu haliyle yarımaydan biraz fazla ve dolunaya doğru evrilme biçimindedir. Biz biliriz ki ay dünya gibi güneşin bir uydusudur ve ışığını güneşten alır. Ay ile dünya ile güneş arasına dünya girdikçe gün be gün dolunaydan yarımaya, yarımaydan karpuz dilimi hilale kadar şekil değiştirir. Tekrar hilalden yarımaya, yarımaydan dolunaya yeniden hayat bulur. Arapça öyle zengin bir dil ki, araplar deve yavrusunun doğumundan sonrası bütün yaşadığı yıllar için farklı farklı isimler vermiştir. Aynı şekilde de, ayın her hali için araplarda bir ismi vardır. Ay da, yıldızlar ad, güneş de ışığını birbirinden alır ve bu Kudreki ilahinin kakikatidir.

Bu çalışma  "Suret-i Hal" ismiyle müsemma fotoğraf okumaları için hazırlanmış bir poster çalışmasıdır. Arkafon üzerine yapılan vektörel grafik çalışılmıştır. 

Profösör









24 Ocak 2019 Perşembe

Ben Neyin Peşindeyim



...................................................................

Bir Çoban..
Bir Çeşteman

Üçüncü Bölüm
...................................................................

Çoban yıldızı mıdır  gökteki

Yıldızların çobanı güden
O yıldız sürülerini güdedursun
Ben sürülerimi güdem
Gecenin karanlığında
Bakarım çoban yıldızına
Her yıldız kaydığında
O üzülür ve hüzünlenir
Ben de üzülür, hüzünlenirim.
Bu alemden göç eden
Burası fani bekaya gelin der
Annem babam olsaydı eğer
Onlara sarılmak bile bana yeter.
.....
Yine mavi bir gece hüzünlenirim
Gökte mahcup mahcup
Bakan balkıyan bir dolunay
Bir bir yarışarhoş akan yıldızlar;
Kavalımın büyülü namelerinde.
Yanık çobanın  yanık yüreği
Yanık kavalın namelerinde gizli.
Kafası karışık garip çoban aşık.
Bir tarafta ağanın kibirli kızı
Bir tarafta çulsuzun fakiri
Düşün düşün çıkmaz hirimdeyim.
Bu nasıl bir bilmece
Ben neyin peşindeyim.
.....
Tam da gecenin eşref saati
Çal çoban çal öttür kavalını.
Öttürt ki; tiren gelsin hoş gelsin.
Odaları boş gelmesin...
Peşinden kara tiren
Gelmezmola, düdüğünü çalmazmola
Ve son mastro benden olsun.
Bu benim manifestom;
Son şarkım, son resitalim.
Güftesi benim, bestesi benim
Ben gecelerin efendisiyim.
Bütün mera, kır ve ova benim.
Bütün duygularımla kavalım
Üfleridiğim hüzünlerim benim.


Mehmet Akyıl

16 Kasım 2016 Çarşamba

Dolunay


Çağımızın hastalığı unutkanlık olmalı. İnsan bazen kim olduğunu unutabilir mi? İşin sonu oraya kadar varabilir düşüncesindeyim. Hepimizin zinde bir zihne ihtiyacı var. Sadece zihnimizi açık ve berrak tutmanın yetmez. Aynı zamanda kalbimizi de nurlandırmamız gerek. "Sadece güneş yetmez bize, ayı da gönder Allahım!.. Yıldızları da eksik etme!.." diye dua da ederim ben. "Mümkünse ay dolunay olsun!.."

Profösör

26 Ağustos 2016 Cuma

İmanım ve İhlasım




Not: 
Dünkü Yeni Birlik Gazetesi 
Buluşma Noktası'nda neşrolunan karikatürüm 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

Profösör

30 Mart 2015 Pazartesi

Masalımsı...


Bir objeye baktığımızda sadece onun dış görünüşü değil, aynı zamanda  içinde taşıdığı masalımsı düşünce ve duygularla bizi içine çeken bir cazibesi olduğunu hissederiz.  Bir halıya baktığımızda kırmızıların hakim olduğu acem ülkesinin esintilerini, çatık kaşlı, pala bıyıklı, sakallı karekterlerin iskambil kağıtlarından fırlayarak uçan halının püskülleriyle devrin  insanı oluveririz hemen. Ya da gökyüzüne baktığımızda bulutların kabarcık kabarcık, insan ve hayvan figürlerinin resimleriyle karşılaşırız. Gecenin mavisinde penceremizden gülümseyerek bakan dolunayın bazen bize kaşlarını çattığını farzederiz. Bazen uçan halıda, bazen içinden cin çıkan şişede masalımsı, bazen, bulutlarda ve ayda duygusal, bazen yıldızlarla heyecanımız bir olur kayar gideriz.

Profösör

14 Kasım 2014 Cuma

İşte Fotoğraf Budur!..


Renkler ve şekiller sadece görsellikler olarak olarak anlatılsa da, oysa varlık aleminde yer alan bütün cisimlerin renk ve şekillerin hepsinin birer ruhu olmalıydı. Evrende yıldız yıldız, samanyolu samanyolu seyahat eden kuyruklu yıldız bile hareket edebiliyorsa, şarkılar söyleyebiliyorsa, taşın da cismin de, yıldızların da bir ruhu vardı. İster canlı deyin, ister cansız deyin; herşeyin bir anlamı vardı. Bir cismi, bir yıldızı, rengi ve şekli ne olursa olsun hayatımızda bir yeri vardı. O şekliyle, rengiyle, çıkardığı sesiyle, kokusu ve yansıttığı ışığıyla, bütün enerjisiyle bizimle irtibatlıydı. Hareketli bir kuyruklu yıldızını fotoğraf karesine sığdıramassınız. Onu isterseniz deklanşörünüzle olduğu yerde mıhlarsınız... 

Fotoğraf demek canlı cansız ruhu olan herşeyi mıh gibi çakmak, gökyüzündeki kuyruklu yıldızı gökyüzüne çivilediğiniz gibi denklanşörünüzle durdurup onları sabitleyebilirsiniz... Bu bir acıdır yüreklerde yer alan, bu cefadır yüreklerde daralan. Bu sevgidir, coşkudur, heyecandır. Bu doğarken ağlayan bir bebek, ölürken gülümseyen bir duadır. Belki bu fotoğraf karesinde geriye kalan son hatıradır. İşte fotoğraf budur!.. 

Profösör

28 Ocak 2013 Pazartesi

Biz Sonsuzluk Bestesiyiz


İnsanoğlu bir zamanlar, uzayda bir gezegen olan dünyamızın sabit, hareket etmeden ve yerinde duran, fakat güneşin de görünürdeki hareketlerine bakarak dünyanın etrafında döndüğünü kabul ediyordu. İnsanoğlu bu düşünce tarzıyla asırlardır zihinsel bocalamanın içinden kendini kurtaramadı. Asırlar sonra; tam aksine güneşin sabit, hareket etmeden yerinde duran, dünyanın da güneşin etrafında dönen bir gerçek olarak kabul edilmeye başlandı. Oysa bu haliyle uzay alemi ne kadar da sığlaştırılmıştı. Sabit bir güneş var; güneşin etrafında bir sistem içinde hareket eden, kendisine ve kendi kanunlarına tabi olduğu, üzerinde yaşadığımız bu dünya gibi, uzayda irili ufaklı sonsuz derecede gezegen ve uyduları var. Nice galaksiler, nice samanyolu, nice kehkeşanlar bir toz bulutu gibi, sanki milyonlarca sığırcığın gökyüzündeki yaptığı dans gösterisi kadar, güneş etrafında dönüşlerini tamamlıyordu. Güneş kendi sisteminin içinde kendi etrafında dönse bile, önceleri sadece sayısal olarak bir güneş sisteminin var olduğu söylenirken, uzay bilimcileri sonraları birden fazla güneş sisteminin varlığından söz etmeye başladılar. Oysa Kur'an-ı Kerim'de " Doğular, batılar" söylemi bize bu kavram hakkında da ap açık deliller gösteriyordu. Evren ne, tek bir güneş sistemine, ne de birden fazla diyerek, sınırlı sayıyı ifade eden bir kavramı asla kabul etmiyordu. Oysa Allah sonsuzluk kavramında bir evren yarattı ve Ona "Kün" demesiyle herşeyi dilediği gibi donattı.

Şimdi uzay bilim adamları, güneşin bütün sistemiyle birlikte hareket ettiğini söylüyorlar. Demek ki, yerinde duran hiçbir şey yok. Herşey hareket halinde. O halde tek bir güneş sistemi de yok. Etrafında dönen uydularıyla, toz bulutlarıyla nice güneşler ve nice güneş sistemleri birbirlerinin etrafında da dönüş yaptıklarını söylememiz gerekir. Uçsuz bucaksız her güneş sistemi aynı zamanda evrenin büyüklüğü içinde bir toz bulutunun zerresi durumuna düştüğünü de söylemeliyiz. Bütün güneş sistemleri bir olup, nice adını koyamadığımız sistemlerin işleten çarkını oluşturduğunu düşünürsek, ancak kendimizi hakikatin kucağına düşmüş sayacağız. Büyüyen ve küçülen makro ve mikro planda, İç içe mimari ve iç içe benlik, akıllara durgunluk veren bu hakikatin tezahüründen başka birşey değildir.

Allah'ın "Kün" emrine mazhar olarak varoluşunu tamamlayan ve İlahi kanunlarla işleyen evrenin gücü ve sonsuzluğu irdelendikçe, aynı zamanda insan aklının durduğu ve buna karşılık Allah'ın evi olan kalbin yaratılış sırrına, teslim olduğu da bir hakikattir. Akıl böyle bir sıkleti çekemezken, imanlı ve ihlaslı kalp bütün evreni ve evreni yaratan Allah'ı taşıyabiliyor.

Böyle grift bilmecede sonsuzluk bestesiyiz. 
İşte post, işte dost diyerek; O'nun izindeyiz..

Profösör

1 Eylül 2012 Cumartesi

Bir Duygu Paylaşımı

Bir Çiçek Açsın

Bu gece ay sanki yanımdaydı
Duygular, düşünceler canımdaydı
Yıldızlar göz kırpadursun
Dolunay suda yıkana dursun

İnsan isterse aya tutulur
Ay isterse güneşle vurulur
Ellerim  ayaklarım zincirlense de
Bu fakir prangalardan kurtulur

Gökte bir yıldız parlasın
Denizde bir gemi yelken açsın
Yüreğimi yakan çöllerde
Bir çiçek açsın koklansın

Profösör 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...