İzleyiciler

gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2017 Perşembe

Göçmen Kuşlar




Yine sonbahar ve yine göçmen kuşlar!.. Önde rehber, arkasında dizilmiş bütün turnalar. Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye göç eden göçmen kuşlar. Saklanmamışsa güneş gökyüzünde karabulutlara, akşam vakti bu; hüzün çöker gibi  bir sis çöker bütün yüreklere. Canı alınmış bir kızıllıkta canı alınmış fersiz bir güneş.  Elvada vaktidir bu an!.. Yüzbinlerce sığırcık sürüsü, estetik bir gösteri yapacaktır şehrin üstünde birazdan. Son selamlama böyle olmalı; bütün yaralı kalplere merhem olmalı. Bir kalp düşünün dört odacık; her odasında bir hüzüncük. Ömür dediğin nedir ki; bir gecekonduda da mutlu olur insan!.. Sen de bir gün verirsin son nefes!.. Geride bıraktığın seni sevenlerin ve sevdiklerin. Bir veda busesiyle uğurlanırsın; bırak köşkleri, konakları ve sarayları, hepsi geride kalsın... Hepimiz inanan insanlarız ya; bizim için hakikat kapısı aynı zamanda cennet kapısı!.. 


Profösör

21 Şubat 2017 Salı

Dilek


Sersem tertemiz mavi denizi mavi  gökyüzüne.  Uçursam, balıkları gökyüzünde. yüzdürsem martıları denizlerde.  Bir iyilik yapsam sadaka niyetine; güldürsem bütün yüzleri.

Profösör  

10 Temmuz 2016 Pazar

Deniz... Kumsal... Gökyüzü!..


Huzurun kapısından girer gibiyiz.  Gökyüzü ve deniz  kadar sakin bir ressamın fırçasından süzülmüş gibiyiz. Gökteki bulutlar, denizdeki dalgalar  olasıya sakin. Ufuk çizgisine yakın iki insan; biri sen biri de ben gibiyiz.  İkimiz birden sükun içindeyiz... Ey uçsuz bucaksız deniz ve kumsal en az gökyüzü kadar güzelsiniz.

Profösör

19 Nisan 2016 Salı

Zaman ve Sen



Mavi gökyüzü ve  mavi deniz; Öpüşür upuzun kumsallarda...
Zaman akrep ve yelkovan; Var mı seni benim gibi anımsayan!

Profösör

8 Aralık 2015 Salı


Yer mavi gök mavi. Güneş mavi ay mavi... Bütün yıldızlar mavi. Hani nerede mavi martılar ve nerede mavi balıklar!.. Bütün şiirler, bütün  romanlar ve bütün öyküler mavi. Gece mavi, gündüz mavi... Her yer ve her şey mavi; Sen ve Ben masmavi.

Profösör

30 Mart 2015 Pazartesi

Masalımsı...


Bir objeye baktığımızda sadece onun dış görünüşü değil, aynı zamanda  içinde taşıdığı masalımsı düşünce ve duygularla bizi içine çeken bir cazibesi olduğunu hissederiz.  Bir halıya baktığımızda kırmızıların hakim olduğu acem ülkesinin esintilerini, çatık kaşlı, pala bıyıklı, sakallı karekterlerin iskambil kağıtlarından fırlayarak uçan halının püskülleriyle devrin  insanı oluveririz hemen. Ya da gökyüzüne baktığımızda bulutların kabarcık kabarcık, insan ve hayvan figürlerinin resimleriyle karşılaşırız. Gecenin mavisinde penceremizden gülümseyerek bakan dolunayın bazen bize kaşlarını çattığını farzederiz. Bazen uçan halıda, bazen içinden cin çıkan şişede masalımsı, bazen, bulutlarda ve ayda duygusal, bazen yıldızlarla heyecanımız bir olur kayar gideriz.

Profösör

14 Kasım 2014 Cuma

İşte Fotoğraf Budur!..


Renkler ve şekiller sadece görsellikler olarak olarak anlatılsa da, oysa varlık aleminde yer alan bütün cisimlerin renk ve şekillerin hepsinin birer ruhu olmalıydı. Evrende yıldız yıldız, samanyolu samanyolu seyahat eden kuyruklu yıldız bile hareket edebiliyorsa, şarkılar söyleyebiliyorsa, taşın da cismin de, yıldızların da bir ruhu vardı. İster canlı deyin, ister cansız deyin; herşeyin bir anlamı vardı. Bir cismi, bir yıldızı, rengi ve şekli ne olursa olsun hayatımızda bir yeri vardı. O şekliyle, rengiyle, çıkardığı sesiyle, kokusu ve yansıttığı ışığıyla, bütün enerjisiyle bizimle irtibatlıydı. Hareketli bir kuyruklu yıldızını fotoğraf karesine sığdıramassınız. Onu isterseniz deklanşörünüzle olduğu yerde mıhlarsınız... 

Fotoğraf demek canlı cansız ruhu olan herşeyi mıh gibi çakmak, gökyüzündeki kuyruklu yıldızı gökyüzüne çivilediğiniz gibi denklanşörünüzle durdurup onları sabitleyebilirsiniz... Bu bir acıdır yüreklerde yer alan, bu cefadır yüreklerde daralan. Bu sevgidir, coşkudur, heyecandır. Bu doğarken ağlayan bir bebek, ölürken gülümseyen bir duadır. Belki bu fotoğraf karesinde geriye kalan son hatıradır. İşte fotoğraf budur!.. 

Profösör

15 Kasım 2012 Perşembe

Gökyüzü Karardığında

Her zaman insan sütliman olmaz. Her zaman duygular, düşünceler yerine oturmaz. Her zaman kurduğumuz hayaller gerçekleşmez. Bazen korkutucu bir sessizlik ve yalnızlık içinde kendimizi buluveririz. Sanki içinden çıkılmaz karmaşık bir bulmacanın kareleri içinde sıkışıp kalıveririz. Bu ruh halimizi anlatacak, kelimeler yetmez, harfler yetişmez bize. İşte fırtına öncesi sessizlik buna denir. Bazen nedensiz güleriz kendi kendimize. Güleriz ve kahkahalar atarak bu garip halimizi kendimiz de anlayamayız. Bir felaket gelecek ama bilemeyiz. Belki de çok gülmenin, haddi aşmanın cezasını şimdiden çekeriz. Belki de kendi bencilliğimizle kendi içimizde ölürüz.

Akşamdan sakin, bir yaprak bile kımıldamayan gecenin lacivertinde, yıldızların parlayışı bile endişe verebilir bize. Belki de gökteki dolunayın etrafındaki ışıklı daire bir sıkıntıyı haber veriyordur geceden bize. Sanki böyle bir sükunet gecesinden, tam tersi, asimetrik duygularla kalkacağız sabaha. Nitekim bir uğultu başlamıştır kulakları uğuldatan. Ağaçların dalları bükülmüştür hoyratça esen rüzgardan. Dolunay kendisini saklamış, yıldızlar sönmüş, sabahın alaca karanlığında tufan başlamıştır. Öyle bir rüzgar esmektedir ki, yer yerinden oynamaktadır. Sahiller dev dalgalarla vurulmaktadır. İşte o zaman ruh halinle dalgaların uç noktasındasın. Herşey senin için olumsuzdur hayatında. Böyle bir ruh halinden kurtulmak için, tutunacak ne bir dalın, ne de seni dev dalgalardan sahile çıkartacak bir can simidin bile yoktur aslında..

Hepimiz sahil ve selamet ararız bu dünyada. Hepimiz huzur ve mutluluk peşinden koşarız ömrü hayatımızda. Hepimiz gelgitler yaşarız, duygularımızda, düşüncelerimizde.. Hayatımızın bir fırtına öncesi vardır ki; tedbiri bırakmayız ne de olsa. Hazırlıklı olmalıyız; olabilecek afetlere, yaşanabilecek felaketlere. Aslında bir tek gerçek vardır inancımızda, Allah her zaman yanımızda. O inanç ki; umut dolu ve o inanç ki, olumsuzlukların, afetlerin, felaketlerin panzehiridir. O inanç ki; umudumuzun, hayallerimizin gerçekleştirdiği bir tecelligahtır. O inanç ki sevdiğimizin ve sevildiğimizin mutluluğudur. O inanç ki; şefkat ve merhametle korunduğumuzun huzurudur. Yeniden ruhumuza ışıl ışıl parlayan bir güneş doğar. Yeniden bizi ışıtan ve ısındıran bir güneş doğar. Kara bulutlar bir bir dağılır da, tan yeri masum ve mahcup bir çocuğun utangaçlığında pembeleşerek kızarır. Sahil sakin ve bir göl sessizliği kadar durgundur. Sadece dev dalgaların ve fırtınaların sesi yerine denizdeki martıların sevinç çığlıkları kulaklarımızda çınlamaktadır. Yaşamak ne güzel deriz.. Yeniden içimiz içimize sığmüzde, varlığımızda bir duygu ve bir düşünce olarak bizii ayakta tutmaya yeter de artar bile.

Profösör

23 Eylül 2012 Pazar

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...