İzleyiciler

felaket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
felaket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2012 Perşembe

Gökyüzü Karardığında

Her zaman insan sütliman olmaz. Her zaman duygular, düşünceler yerine oturmaz. Her zaman kurduğumuz hayaller gerçekleşmez. Bazen korkutucu bir sessizlik ve yalnızlık içinde kendimizi buluveririz. Sanki içinden çıkılmaz karmaşık bir bulmacanın kareleri içinde sıkışıp kalıveririz. Bu ruh halimizi anlatacak, kelimeler yetmez, harfler yetişmez bize. İşte fırtına öncesi sessizlik buna denir. Bazen nedensiz güleriz kendi kendimize. Güleriz ve kahkahalar atarak bu garip halimizi kendimiz de anlayamayız. Bir felaket gelecek ama bilemeyiz. Belki de çok gülmenin, haddi aşmanın cezasını şimdiden çekeriz. Belki de kendi bencilliğimizle kendi içimizde ölürüz.

Akşamdan sakin, bir yaprak bile kımıldamayan gecenin lacivertinde, yıldızların parlayışı bile endişe verebilir bize. Belki de gökteki dolunayın etrafındaki ışıklı daire bir sıkıntıyı haber veriyordur geceden bize. Sanki böyle bir sükunet gecesinden, tam tersi, asimetrik duygularla kalkacağız sabaha. Nitekim bir uğultu başlamıştır kulakları uğuldatan. Ağaçların dalları bükülmüştür hoyratça esen rüzgardan. Dolunay kendisini saklamış, yıldızlar sönmüş, sabahın alaca karanlığında tufan başlamıştır. Öyle bir rüzgar esmektedir ki, yer yerinden oynamaktadır. Sahiller dev dalgalarla vurulmaktadır. İşte o zaman ruh halinle dalgaların uç noktasındasın. Herşey senin için olumsuzdur hayatında. Böyle bir ruh halinden kurtulmak için, tutunacak ne bir dalın, ne de seni dev dalgalardan sahile çıkartacak bir can simidin bile yoktur aslında..

Hepimiz sahil ve selamet ararız bu dünyada. Hepimiz huzur ve mutluluk peşinden koşarız ömrü hayatımızda. Hepimiz gelgitler yaşarız, duygularımızda, düşüncelerimizde.. Hayatımızın bir fırtına öncesi vardır ki; tedbiri bırakmayız ne de olsa. Hazırlıklı olmalıyız; olabilecek afetlere, yaşanabilecek felaketlere. Aslında bir tek gerçek vardır inancımızda, Allah her zaman yanımızda. O inanç ki; umut dolu ve o inanç ki, olumsuzlukların, afetlerin, felaketlerin panzehiridir. O inanç ki; umudumuzun, hayallerimizin gerçekleştirdiği bir tecelligahtır. O inanç ki sevdiğimizin ve sevildiğimizin mutluluğudur. O inanç ki; şefkat ve merhametle korunduğumuzun huzurudur. Yeniden ruhumuza ışıl ışıl parlayan bir güneş doğar. Yeniden bizi ışıtan ve ısındıran bir güneş doğar. Kara bulutlar bir bir dağılır da, tan yeri masum ve mahcup bir çocuğun utangaçlığında pembeleşerek kızarır. Sahil sakin ve bir göl sessizliği kadar durgundur. Sadece dev dalgaların ve fırtınaların sesi yerine denizdeki martıların sevinç çığlıkları kulaklarımızda çınlamaktadır. Yaşamak ne güzel deriz.. Yeniden içimiz içimize sığmüzde, varlığımızda bir duygu ve bir düşünce olarak bizii ayakta tutmaya yeter de artar bile.

Profösör

12 Mart 2011 Cumartesi

Bir Felaketin Düşündürdükleri

Japonya'da 8,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem ve ardından oluşan tsunamide yaklaşık 400 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin de kayıp olduğu bildirildi. 

Dünya tarihine baktığımızda nice felaketler, nice tufanlar birer ibret vesikası olarak yerini almıştır. En gelişmiş ülkeler büyük felaketlere ve afetlere sebebiyet veren etkenlere karşı önlem alabilir mi? Alışılagelmiş iklim şartlarına göre önlemler alınmaya çalışılsa da insanlık aciz kalabiliyor. Tsunamiler, kasırgalar, hortumlar, yanardağ püskürtmeleri, çekirge istilaları, buzulların erimesi neyin habercisi? İnsanlık kendini sorgulaması gerekmektedir. Hepimiz bir zincirin halkasını oluşturmuyor muyuz? Bir halkanın koptuğunu düşünebilir misiniz? Bu kurtuluş zinciri bize ne kadar güven telkin edebilir ki? Çevrecimiyiz? Çevrecilik deyince ne akla gelmelidir. Fıtri ve doğal yaşama karşı ne kadar acımasızız? Yüzyılda bir görülmemiş kar yağsa ve bu duruma mahkûm kalsak, hemen suçlanacak merciler ararız. Muson yağmurlarını önleyebilir miyiz? Muson yağmurları ekvator ülkelerini sele bassa da orda bu yağmuru bekleyen milyonrlarca insan var. Yağmur yağsa da hasat mevsimi başlasa. Bereket olsa. Açlık bertaraf edilse diye düşünürler. Muson yağmurları başladığında bütün köy halkı günlerce sokakta dans ettiklerini duymuş muydunuz? 

Bizim umduğumuz ve beklentilerimiz afet ve felaketlere duçar kalmadan doğanın dengesi bozulmadan bir yaşam felsefesiyle bilinçlenmektir. Bir çivinin naldan düşmesi, bir nalın at ayağından yere düşmesidir. Bir nalın atın ayağından düşmesi demek, atın da tökezlemesi demektir. Bir atın yere yuvarlanması demek, üstündeki şehzadenin attan düşmesi demektir. Bir şehzadenin atından düşmesi demek, canından olması demektir. Bir şehzadenin ölmesi demek, ordusunu yönetememesi ve murebeyi kaybetmesi demektir. Muarebeyi ve savunmayı kaybeden ordunun da ülkeyi kaybetmesi demektir.

Bu böyle uzayıp gidecektir. İşin felsefesine gelince, en büyük tedbir bildiğimiz her türlü doğru, iyi ve güzel kavramlarıyla bilinçlenmek, yine toplumu ifsad eden bütün eğrilik, çirkinlik ve kötülüklere karşı savaşmak demektir. Her insan kendi nefsinde bunun muhasebesini yapacaktır. İnsanlık en büyük kötülüğü kendisine yapmaktadır.  Bunu yaparken de kendisini var eden ve varlık sebebi oluşturan bütün maddi ve manevi değerlere karşı da nankörlük etmektedir. 

Her konuda bilinçlenmeliyiz. Birbirimizi bilinçlendirmeliyiz. İnsan olmalıyız, Allah'a kul olmalıyız, maddi ve manevi değerlere sahip olmalıyız.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...