İzleyiciler

buhran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
buhran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2019 Cumartesi

Hepimiz Aynı Gemideyiz





"Hepimiz aynı gemideyiz. İlla ki nuh tufanı olması gerekmiyor, illaki bir Çernobil kazası olması gerekmiyor. İllaki  Hiroşimada atom bombası yememiz gerekmiyor. İnsan tufanını asıl içinde yaşar. Öyle bir gel git yaşarız ki, okyanusların med cezirleri solda sıfır kalır. İnsanın düşmanı içindedir, çekişmesi ve dövüşmesi içindedir. İnsanın en büyük uğraşısı kenlinledir. Kitap bizi oradan oraya götürse de, bizi sürüklese de hakikate götürmeli asla yalana teslim etmemeli. Bu anons çalışması dijital hazırlanmıştır. Bir renklisi, bir de renkli olandan tek renk filtrelisi. Her ikisi de kullanılabilir; sizin tercihiniz hangisi.

Profösör

20 Mart 2018 Salı

Kurtuluş İslam'da

Amerika'da zaman zaman ergen gençlerin okullar ve hastaneleri tanıyarak toplu katliamlar yaptıklarını biliyoruz. Çünkü Amerika'da silah satışı serbest. Şimdi de silah satınalımında akıl sağlığıyla ilgili sağlık raporu zorunluluğu tartışılıyor. Akıl sağlığı nasıl ölçülebilir ki!? Sadece deliler katliam yapmaz. Bir anlık öfke aklı baştan götürebilir. Ya alkol!.. İnsanlığı ifsat eden bir iki mevzu değil ki!.. Bataklık sivrisinek üretiyor; adalet duygusu ve ahlak erdemler olmadığı sürece akıl sağlığı raporu silah kullanmaya ruhsat vermez. "İnsanlık buhranda Kurtuluş İslam'da!" 

Profösör

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Kapı


Bir kapı 
kapanır gibi gelir 
insanın yüzüne. 
Oysa bin kapı birden 
açılmayı bekliyordur 
belki de!




Profösör

25 Aralık 2012 Salı

Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!..


Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!.. Affedersiniz; Bu bir kuru öksürük.. Öksürdükçe peşi peşine öksürürsünüz. Sanki ciğerleriniz yerinden sökülür gibi olur. Öksürdükçe de öksürme isteğiniz daha da artar, daha da ilerler. Boğuluncaya kadar öksürük sürer gider. Bu meret öksürüğe her insan, hayatında mutlaka bir kaç kez yakalanmıştır. Nedense doktora gitmek istemezsiniz. Oysa doktorun vereceği hap ve şuruplarla rahat edeceğiniz kesin olmakla birlikte, belki de doktora gitmeden evde bu rahatsızlığı keyif yaparak atlatmak istersiniz. Üşütmüşsünüzdür. Göğüsleriniz acır, sanki cam kırıkları batıyor; rahat nefes almakta güçlük çekiyorsunuzdur. Sırtınızdan sanki bıçak saplanmıştır; sırt kaslarınız kaskatı kesilmiş, tutulmuşunuzdur.

Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!.. Aynı zamanda bu meret öksürük balgam da çıkarttırır. İkide bir lavaboya giderek burnunuzu, genzinizi ve boğazınızı temizleseniz de, yatağınıza döner dönmez tekrar balgamdan rahatsızlık duyarsınız; gönlünüz kalkar öğürmeye, böğürmeye başlarsınız. Demek ki; kötü bir üşütme sonucu çekilmez bir insan ve asabi olmuşsunuzdur. Ocakta bir demlik nane limon kaynar, ya da sıcak sıcak bol limonlu ıhlamur veya ada çayı içersiniz. Bu arada arkalarınıza kupa yakılsın, itinayla kupa çekilsin istersiniz. Arkasından zeytinyağı ve ispirto ile masaj yapılıp, vücudun iyice ovulsun istersin. Velhasıl her hasta olan insan gibi, baştanbaşa ilgi ister, alaka ister, sevgi, şefkat istersiniz. Sonra da bütün bu seanslar biter bitmez, terleyip, vücuttan toksinlerin atılması, dim dik ayağa kalmak için, bir güzel yorganı başınızdan yukarıya çeker yatağa gömülürsünüz.

Öhhö.. Öhhö.. Öööhhhhhhööööööööööö!.. Aslında bu insafsız öksürükten kurtulmanın bir çok yolu ve metodu vardır. Ya doktora gider, ilaç alır kullanırsınız, ya da evde geleneklerden gelen tedavi şekillerini uygulanması için etraftan özel ilgi ve alaka beklersiniz. Dikkatsizlikten, geçer diye nemelazımlıktan dolayı üşütmüş olsanız da, eninde sonunda bir şekilde iyileşip, eski sağlığına kavuşursunuz. Ama öyle rahatsızlıklar vardır ki; bundan kurtulmanız asla mümkün değildir. Debelendikçe debelenirsiniz; battıkça da batarsınız. İnanç ve umudunu yitirmemek kaydıyla her ne derde düştüyseniz, her ne zaafınız varsa, her ne musibete uğradıysanız, üşütmenin ve hasta olmanın belirtisi nasıl öksürükse eğer, buna rağmen nefes alabiliyorsanız, nefes almanın şükrü de hayata tutunmanızdır. Bütün bu dertlerden kurtuluşun sihirli formülü inanç ve umuttur. En zor anlarımızda, bütün duvarlar üzerimize üzerimize geldiği durumlarda, yalnızlığımızın içinde kaybolup, boğulduğumuzda bile yegane kurtuluş, Allah'a en yakin olmanızdır.

Profösör

15 Kasım 2012 Perşembe

Gökyüzü Karardığında

Her zaman insan sütliman olmaz. Her zaman duygular, düşünceler yerine oturmaz. Her zaman kurduğumuz hayaller gerçekleşmez. Bazen korkutucu bir sessizlik ve yalnızlık içinde kendimizi buluveririz. Sanki içinden çıkılmaz karmaşık bir bulmacanın kareleri içinde sıkışıp kalıveririz. Bu ruh halimizi anlatacak, kelimeler yetmez, harfler yetişmez bize. İşte fırtına öncesi sessizlik buna denir. Bazen nedensiz güleriz kendi kendimize. Güleriz ve kahkahalar atarak bu garip halimizi kendimiz de anlayamayız. Bir felaket gelecek ama bilemeyiz. Belki de çok gülmenin, haddi aşmanın cezasını şimdiden çekeriz. Belki de kendi bencilliğimizle kendi içimizde ölürüz.

Akşamdan sakin, bir yaprak bile kımıldamayan gecenin lacivertinde, yıldızların parlayışı bile endişe verebilir bize. Belki de gökteki dolunayın etrafındaki ışıklı daire bir sıkıntıyı haber veriyordur geceden bize. Sanki böyle bir sükunet gecesinden, tam tersi, asimetrik duygularla kalkacağız sabaha. Nitekim bir uğultu başlamıştır kulakları uğuldatan. Ağaçların dalları bükülmüştür hoyratça esen rüzgardan. Dolunay kendisini saklamış, yıldızlar sönmüş, sabahın alaca karanlığında tufan başlamıştır. Öyle bir rüzgar esmektedir ki, yer yerinden oynamaktadır. Sahiller dev dalgalarla vurulmaktadır. İşte o zaman ruh halinle dalgaların uç noktasındasın. Herşey senin için olumsuzdur hayatında. Böyle bir ruh halinden kurtulmak için, tutunacak ne bir dalın, ne de seni dev dalgalardan sahile çıkartacak bir can simidin bile yoktur aslında..

Hepimiz sahil ve selamet ararız bu dünyada. Hepimiz huzur ve mutluluk peşinden koşarız ömrü hayatımızda. Hepimiz gelgitler yaşarız, duygularımızda, düşüncelerimizde.. Hayatımızın bir fırtına öncesi vardır ki; tedbiri bırakmayız ne de olsa. Hazırlıklı olmalıyız; olabilecek afetlere, yaşanabilecek felaketlere. Aslında bir tek gerçek vardır inancımızda, Allah her zaman yanımızda. O inanç ki; umut dolu ve o inanç ki, olumsuzlukların, afetlerin, felaketlerin panzehiridir. O inanç ki; umudumuzun, hayallerimizin gerçekleştirdiği bir tecelligahtır. O inanç ki sevdiğimizin ve sevildiğimizin mutluluğudur. O inanç ki; şefkat ve merhametle korunduğumuzun huzurudur. Yeniden ruhumuza ışıl ışıl parlayan bir güneş doğar. Yeniden bizi ışıtan ve ısındıran bir güneş doğar. Kara bulutlar bir bir dağılır da, tan yeri masum ve mahcup bir çocuğun utangaçlığında pembeleşerek kızarır. Sahil sakin ve bir göl sessizliği kadar durgundur. Sadece dev dalgaların ve fırtınaların sesi yerine denizdeki martıların sevinç çığlıkları kulaklarımızda çınlamaktadır. Yaşamak ne güzel deriz.. Yeniden içimiz içimize sığmüzde, varlığımızda bir duygu ve bir düşünce olarak bizii ayakta tutmaya yeter de artar bile.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...