İzleyiciler

silah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
silah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2018 Salı

Kurtuluş İslam'da

Amerika'da zaman zaman ergen gençlerin okullar ve hastaneleri tanıyarak toplu katliamlar yaptıklarını biliyoruz. Çünkü Amerika'da silah satışı serbest. Şimdi de silah satınalımında akıl sağlığıyla ilgili sağlık raporu zorunluluğu tartışılıyor. Akıl sağlığı nasıl ölçülebilir ki!? Sadece deliler katliam yapmaz. Bir anlık öfke aklı baştan götürebilir. Ya alkol!.. İnsanlığı ifsat eden bir iki mevzu değil ki!.. Bataklık sivrisinek üretiyor; adalet duygusu ve ahlak erdemler olmadığı sürece akıl sağlığı raporu silah kullanmaya ruhsat vermez. "İnsanlık buhranda Kurtuluş İslam'da!" 

Profösör

6 Mart 2018 Salı

Kurtuluş İslam'ı Yaşamada


Günümüzde bilincimiz bilimle bilinçsizleştiriliyor. İnsanlık pozitivizimle kutsal kitaplardan kopartılıyor. Çünkü insanlığın sevgi, şefkat ve merhamet mayası vicdansızlıkla eşleştiriliyor. Bundan sonrası silah sektörüne para harcamak yerine, bilinçsizleştirme mühendisliğine yatırım yapılacak olması.  Böylelikle insan sibernetik  bir makina ve efendilerine amde birer robot haline getirilmesi düşünülmektedir. Bunun adı bilinç aktarımı olsa da; insanlığın köleleştirildiği bir bilinçsizlik operasyonudur. O halde bundan kurtuluş ancak İslam'ı  şuurla yaşama bilincidir.

Profösör

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Ölmemek İçin Öldürmek

Dünyanın dengesi bozuldukça, insanın da dengesi ve genetiği bozuluyor. Daha bebek anne karnında iken, bozuk bir ruh haliyle yapılanıyor. Annelerin, kadınların, bütün insanlığın maruz kaldığı şiddet daha anne karnında bebeklere yansıyor. Olan önce annelere ve doğacak olan anne karnındaki bebeklere oluyor. Ne yazık ki emperyalist güçler, sömürü düzenini sürdürmek ve daha semirtmek için, güçlerini zayıflar üzerinde kullanarak, zulmünü sürdürüyor. Buna karşı müslümanlar dünyevi kaygılarla, zulme bilerek ve bilmeyerek ortak olabiliyor. Gemisini kurtaran kaptan misali ancak kendisini düşünebiliyor. Oysa bencillik girdabında boğuluyor. Şuur içinde yaşamak yerine, imkanları ve fırsatları, dünyevi zevklerine heba edebiliyor. Namaz kılan, oruç tutan, hacca giden müslümanlar darda olanlara, derdi olanlara, yardıma muhtaç olanlara el uzatmayı beceremiyor. Sorumluluk olarak bir türlü "Nasılsın, senin için ne yapabilirim" demiyor. Yürekten bir selam vermiyor, birbirine sarılıp hemhal olmasını bilmiyor. Ne yazık ki, yaratılanların içinde en değerli olarak bilinen insan, daha bebek iken anne karnında ölmemek için öldürmeyi öğreniyor.

Profösör

29 Aralık 2011 Perşembe

Fıtri hayat; insanidir, vicdanidir, ahlakidir


İnsan doğal olarak canlı bir varlıktır. Bu canlılığı ancak, diriliği ile hayat bulan bir varlıktır. Doğallıktan ne kadar uzak tutulursa insan, o kadar da kendi fıtratına yabancı düşebiliyor. İnsan ne kadar kendi derinliğinde, fıtri olarak insani, vicdani ve ulvi duyguları besleyebiliyorsa, bir o kadar doğallığını yaşayabiliyor demektir. İnsan hayat şartları içinde, kendine ve etrafına ne kadar değer verebiliyor ve bu değerleri kendisi yaşayıp, etrafına ne kadar yaşatabiliyorsa o kadar da insani görevlerini yerine getiriyor demektir.

Teknolojik gelişmeler insanın maddi ve manevi refahını insan hayatını tehdit edecek ve insanın doğallığını ortadan kaldıracak bir şekilde olmamalıdır. Teknolojik gelişmeler çağdaş uygarlık adı altında modern hayatı dayatan ürünleriyle bir tüketim toplumu haline getiren bir şekilde olmamalıdır. Teknolojik gelişmeler, maddi ve manevi olarak, insanın huzurunu, refahını, mutluluğunu ve onurlu bir hayat sürmesini sağlayan bir nitelikte olmalıdır.

Dünyanın bir kaç ailenin inisiyatifi doğrultusunda yöneltildiğini ve bu inisiyatifle insanlığı, kalbiyle düşünen bir varlık değil de, insanı maddenin esiri haline getiren, insanı ifsad eden ürünlere, fikirlere, duygulara bağımlı hale getiren bir anlayışla nasıl bir toplumsal mühendisliğin yapıldığını da biliyoruz. Böyle bir tuzak içinden insanlığın kurtuluşunun biçareliğini de görüyoruz. Sömürenler ve sömürülenler, zulmedenler ve zulüm görenler, derece derece, yönetenlerle yönetilenler arasında bir yelpazeyi oluşturuyorlar. Herşey insanlığın doğal genleriyle oynanarak insanın fıtri yapısına müdahale anlamına gelen projelerin teknolojik anlamda insanlığın kurban edilmesidir.

Silah sanayiinden, ilaç sanayiine kadar, her alanda yapılan çalışmaların bütünü insiyatifli ailelerin hizmeti içinde olduğunu da bilmeliyiz. Bir akıl hezeyanı içinde dünyanın her yerinde iç savaşlar çıkartılmakta, çatışmalar, karışıklıklar, terör olağan hale gelmiştir. Bunların tümünün arkasında insiyatifli aileler ve onların oluşturdukları silah tüccarları, politikacılar, misyonerler gibi küresel bir güç vardır. Onlara göre; yeter ki çatışmalar olmalı, yeter ki savaşlar olmalı ve kendileri için bol bol silah satılacak ve kendilerine bağımlı hale getirilecek müşteriler oluşturulmalıdır.

Hayatımızı idame ettirdiğimiz yiyeceklerimizin meyve ve sebzelerimizin genleriyle oynanmalı ki, her türlü hastalıklarla insanlık boğuşurken, ilaç tüccarları bin bir tür ilaç üretmeli ve satışa sunmalıdır. Genetikçilerle ilaç firmaları birlikte bir sömürü düzeni kurabilmelidir. Hatta kanseri ortadan kaldıran ilaç bulunsa da stoktaki ilaçlar satılmalı ve depolar boşalmalı ki, kanseri net olarak ortadan kaldıracak ilaç sonradan piyasaya sürülmeli ve İnsanlık kobay haline getirilmelidir.

İnsanoğlu önce bilinçli bir birey olarak, böyle bir tuzağın içine düşmemeli, her tür yapaylıktan uzak durmalıdır. Mütevazı ve doğal hayatı tercih etmelidir. Ayrıca devlet de bu anlamda üzerine düşen görevi yapmalıdır. Hem sigara üreteceksin, hem de sigara paketi üzerine "Sigara öldürür" diye slogan yazacaksın. Devlet sağlıklı toplum için kanun koyucu ise, böyle bir çelişki içinde de olmamalıdır. Böyle bir otoritenin başka alanlarda da itibar kaybına uğrayacağı aşikârdır. Ayan beyan, yanlış olan bir mantık, başka konularda da düşünce zaafı içermesi mutlaktır. Birey olarak bize düşen, inandığımız değerlerin bizim fıtri hayatımız için elzem olmasını bilip, ona göre bir tutum içinde olmalıyız. Fıtri hayat; insanidir, vicdanidir, ahlakidir. Bu duyguları yaşayabiliyor ve yaşatabiliyorsak, o zaman her tür olumsuzluktan kendimizi ve içinde bulunduğumuz toplumu da korumuş oluruz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...