İzleyiciler

zulüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zulüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2017 Cumartesi

Kutsal Kudüs... Kutsal Ev.







Mescid-i Aksa Süleyman Aleyhisselam tarafından inşa ettirilen müslümanların ilk kıblesi olan kutsal bir mesciddir. Beytülmakdis olarak da ifade edilir. Beytülmakdis arapçada kutsal ev demektir. Mescid-i Aksa uzak mescid anlamına gelir ki; Mekke ve Medine'ye uzaklığından dolayı bu isim verilmiştir.

Müslümanlar,  Hırıstiyanlar ve Museviler tarafından kutsal sayılan Kudüs ve Mescid-i Aksa terör devleti İsrail'in işgali sözkonusudur. Şimdi de  emperyalist Amerikanın doğrudan müdehalesiyle Kudüs'ün statü değişikliği bütün dünya müslümanlarını hiçe saymaktadır. Dünya bu adım karşısınad sessiz kalmayacaktır. 

Efendimizin "Sadece üç mescide ziyaret için gidilir;  Mescid-i Haram,  Mescid-i Aksâ ve benim mescidim"  buyurmuştur. Mescid-i Aksa ve Kudüs'ün kutsallığını sorgulamak akla ziyandır. Mabedler birer mekan olduğu kadar, asıl işlevleridir. Mescidler Hakkın divanı ve allah'ın huzuruna çıkmaktır. Bu değerlendirme bütün mabedler için geçerlidir. 

Profösör


14 Ocak 2015 Çarşamba

Batı Bukelamun Gibidir


Batı tahrif edilmiş kendi kutsal kitapları olan  incile bile inanmaz.  Fransız devrimi kliselere, derebeyliklere karşı eşiktlik ve özgürlük adına yapılmıştır. Onun için batılılar incile inanır gibi görünür ve bir kültür olarak da  isteyen kiliseye gider  günahını çıkartır, bu yolla  vicdanen müsterih olmanın  icabına bakarlar. İsmeyen gitmez, aynı zamanda da ateist düşünceye sahip olabilir, ya da İslam dışı doğudaki birtakım budizm ve brahmanizm gibi dinlerle tanışır. İsteye bir zamanların modası olan hipiliği seçer, dünya turuna çıkar.  Oysa bir sürü ve sayısız denecek kadar incil vardır. Her bir incil  çoğu konularda birbiriyle çelişir. Batı inanç ve yaşam biçimi olarak çıkmaz bir zihniyet sokağındadır. 

Batıyı idare eden güç boş turmaz;  batıda ve batıya hayran olan toplumlarda   İslam'ı öcü olarak gösterirken misyonerlik faliyetlerini kesintisiz olarak sürdürür.  Toplumları islamafobi ile korkutularak, efendilerine itaat eden bir toplum haline getiren politikalarından vazgeçmezler.  Aslında batı kültürü bu demektir. Sömürgeci, zalim bir anlayışın sahibidirler. Böyle olunca da doğal olarak medeniyetler de çatışır. Batı tarih boyunca varlığını sömürgecilikle sürdürmüştür. Bundan sonra asıl korku batı için İslami uyanıştır.

Batının korkusu  kendisinin içinde bulunduğu refah düzeninir yımılamsıdır.  Dünyayı yöneten siyonist ailelerin, kurduğu sömürü düzeni aynı zamanda batıyı bir silah olarak kullanır. Batıda da refah düzeni aynen kast sistemi gibidir. Refah paylaşyımı kademe kademe, ucu dünyayı yöneten ailelere kadar dayanmaktadır. Batıyı her zaman müslümanların cihat inancı korkutmuştur. Cihat zalimlerin korkulu rüyasıdır. Çünkü  Hak varken, batıl yok olacaktır. Onlar da bu gerçeğin  bilincindedir. Onlarda batının çöküşü ve yıkılışı ne kadar geciktirilirse onlar için o kadar iyidir düşüncesi hakimdir.  Artık eskisi gibi dünyada karşı karşıya olan, batı ve doğu bloğu yoktur. Bundan böyle Hak ve batıl vardır. Bir tarafta ezenler, sömürenler, iki yüzlü acımasız zalimler, diğer tarafta sömürülen, ezilen, zulüm gören halklar vardır. Aynı zamanda müslüman özü sözü birdir. Batı ise bukelamun gibidir. Batıya asla inanılmaz ve güvenilmez. Önemli olan bizim  inanç ve vicdan sahibi olarak, adalet ve hukuk adına  nerede durduğumuzdur. 

Profösör

8 Mart 2014 Cumartesi

Dünya kadınlar günü kutlanıyor.

Dünya kadınlar günü kutlanıyor. Nerede zulüm gören, nerede şiddet ve taciz gören bir kadın varsa hep bu tür, üçünscü sayfa  haberlerine konu olacak hadiseler vitrinleniyor. Bağırıp çağırılıyor. Ağlaşıp sızlanıyor. Bunun adı tutmlama oluyor. Kötü bir şeyi anmak kutlamak değildir. İyi bir şeyi anmak tebrik etmek kutlamaktır.

İster insan olsun, isterse cinsiyette kadın olsun. Çocuk olsun, yaşlı olsun, hasta olsun. Ya da hayvan olsun, bitki olsun veya kullandığımız  bir klavye olsun. Onlarla ilişkimiz, dostluk ilişkisi içinde olmalıdır. Bir eşyayı doğru kullanmalıyız. Bir objeye hor davranamayız. Triplere girip telefonumuzu  öfkeyle fırlatamayız. Haksızlık kime ve neye yapılırsa yapılsın haksızlıktır, zulümdür, vicdansızlıktır.

Burada önemli olan, dikkat edeceğimiz husus adaletli bir ruha, güzel ahlaka, ve ömrümüzü şuur içinde geçirecek bir mefkureye sahib olabilmemizdir. Önce iyi olan değerleri öne çıkartmak, övüç duyabileceğimiz örnek kadınlarımızı anmak, onların hayat felsefesinin menşeini şiar edinmektir. Sonra da kadınlarımızın zulüm görmemesi için de   hep birlikte üzerimize düşen görevleri yerine getirmektir. Dünya kadınlar gününü ezik bir kavrama hapsederek, umutsuzluk aşılamamaktır.

Yazı ve Foto manüplasyon: Profösör


15 Mayıs 2013 Çarşamba

Ölmemek İçin Öldürmek

Dünyanın dengesi bozuldukça, insanın da dengesi ve genetiği bozuluyor. Daha bebek anne karnında iken, bozuk bir ruh haliyle yapılanıyor. Annelerin, kadınların, bütün insanlığın maruz kaldığı şiddet daha anne karnında bebeklere yansıyor. Olan önce annelere ve doğacak olan anne karnındaki bebeklere oluyor. Ne yazık ki emperyalist güçler, sömürü düzenini sürdürmek ve daha semirtmek için, güçlerini zayıflar üzerinde kullanarak, zulmünü sürdürüyor. Buna karşı müslümanlar dünyevi kaygılarla, zulme bilerek ve bilmeyerek ortak olabiliyor. Gemisini kurtaran kaptan misali ancak kendisini düşünebiliyor. Oysa bencillik girdabında boğuluyor. Şuur içinde yaşamak yerine, imkanları ve fırsatları, dünyevi zevklerine heba edebiliyor. Namaz kılan, oruç tutan, hacca giden müslümanlar darda olanlara, derdi olanlara, yardıma muhtaç olanlara el uzatmayı beceremiyor. Sorumluluk olarak bir türlü "Nasılsın, senin için ne yapabilirim" demiyor. Yürekten bir selam vermiyor, birbirine sarılıp hemhal olmasını bilmiyor. Ne yazık ki, yaratılanların içinde en değerli olarak bilinen insan, daha bebek iken anne karnında ölmemek için öldürmeyi öğreniyor.

Profösör

11 Aralık 2012 Salı

Zıt Kutuplar


New York dünyanın şatafatına kapıldığı bir simülasyon merkezidir. Caddeler, gökdelenler, mağazalar, alışveriş merkezleri, dünyanın her bir yerinden, beyazından, zencisine, sarısından melezine kadar her ırktan, her anlayıştan bin bir çeşit insanın bir arada yaşadığı dev bir şehirdir. Bu şehirde mutluluk hiçbir megapolde görülmeyecek kadar imitasyondur. Bir taraftan Las Vegas gibi kumarın, barın, pavyonun ışıklı animasyonlar içinde kaybolanların bir eğlence kenti olmakla birlikte, New York'la dirsek teması halindedir. Hollywood gibi sanat erbabının, elit ve imtiyazlı sınıfların kurtlarını döktüğü, hayatım romandır dedirten filim sanayinin birer mezesi haline getirildiği kenti de eklersek, Amerika sanki bir rüyalar ülkesidir. 

Oysa zenginlerin, malikânelerinde som altından yapılmış tuvaletlerine kadar, varlıklarını sergilediği, imtiyazlı sınıfın sahte gülüş ve kahkahalarından nasıl birer kalpsiz canavar olduklarını anlayabilirsiniz. Son model şahsa özel imal edilen otomobiller içinde kurularak, caddedeki çöp konteynerinden, karnını doyurmak için yiyecek arayan bir sokak adamının düşkünlüğünü küçümseyici gözlerle süzerek baktığını daşahit olabilirsiniz. Amerika başlıbaşına  zıt kutupların ülkesidir. Bir tarafta depdepe ve zulüm sürerken bir tarafta, çerden çöpten yapılmış  barınaklar, mukavva kutular içinde geceleyen insanlar. Bir tarafta aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyen goril gibi göbekli ağzı purolu ayılar.. Bir tarafta sevgi, şefkat, merhamet görmemiş nice aç, sefil insanların oluşturduğu kalabalıklar.

Ataları afrikadan zorla getirilmiş bir zencinin, tekerlekli yapma bir çöp toplama çuvalını taşımakta olduğunu görürseniz eğer, mutlaka kulağında bir kulaklık bulabilirsiniz. Kölelik yaptıkları efendilerine protesto etmek için yakılan şarkılar dinlenmektedir. Cazın zenci ustaları cazı icra ederken, imtiyazlı sınıf dediğimiz efendiler, hiç utanmadan zencilerin bu müziğini de çalıp, kendileri için bir eğlence unsuru haline getirmişlerdir. Ne yazık ki dünyanın her yerinde bir iyiler bir de kötüler vardır. Bob çöp toplayan bir zencidir. Bir barakada yaşamaktadır. O beyaz bir kadına aşıktır. Beyaz kadın da bir başkasına aşıktır. Bob O'na bir türlü ulaşamamaktadır. Kendi içinde yanıp kavrulmaktadır. Kulağında da bir kulaklık, dudakları bir aşk şarkısını mırıldanmaktadır.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...