İzleyiciler

Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2018 Salı

Kurtuluş İslam'da

Amerika'da zaman zaman ergen gençlerin okullar ve hastaneleri tanıyarak toplu katliamlar yaptıklarını biliyoruz. Çünkü Amerika'da silah satışı serbest. Şimdi de silah satınalımında akıl sağlığıyla ilgili sağlık raporu zorunluluğu tartışılıyor. Akıl sağlığı nasıl ölçülebilir ki!? Sadece deliler katliam yapmaz. Bir anlık öfke aklı baştan götürebilir. Ya alkol!.. İnsanlığı ifsat eden bir iki mevzu değil ki!.. Bataklık sivrisinek üretiyor; adalet duygusu ve ahlak erdemler olmadığı sürece akıl sağlığı raporu silah kullanmaya ruhsat vermez. "İnsanlık buhranda Kurtuluş İslam'da!" 

Profösör

25 Ocak 2018 Perşembe

Kurtuluşa Giden Yol




Bir kişi dokuz kişinin hakkını gaspedebiliyor; dokuz kişi de bir kişilik hakka boyun eğebiliyor; buna da bu dünyada  adalet deniyor. Ne yazık ki günümüzde mutlu bir  azınlık var;  milyonları eziyor. Sömürüyor; onları kendine köle haline getiriyor. Afrikadan yeni dünyaya, Amerika'ya götürülen zenciler, Kunta Kinteler  boğaz tokluğuna köle gibi çaşlıştırıldılar.  Zincirlerle prargalara vuruldular. Bu vahşi  durumun günümüzden ne farkı var!..  Onların lügatlarında merhametin sadece adı var; aldatmacası var. Bütün kelimelerin yalancı ve aldatıcı bir rolü var!.. Artık kanıksıyorsunuz. Bir kölenin efendisine kölelik etmesinden daha doğal ne var!.. Ne devrimcinin, ne gelenekçinin insanlığı kurtarıcı bir tarafı var (!..) Ey insanlık Kuran'la muhatap ol!.. Adil ol; hakkaniyetli ol!..  Kimsenin hakkını çiğneme ve kimseye de hakkını çiğnetme. Yoktur başka kurtuluşa giden yol!..
Profösör


7 Nisan 2017 Cuma

Bütün Güç; Hakkın Gücüdür.

Şavaş bu; topuyla, tüfeğiyle, uçağıyla, tankıyla yapılıyor. Yüzbinlerce insan ölüyor. Savaştan kaçan milyonlarca insan, evinden, yurdundan, vatanından oluyor, mülteci durumuna düşüyor. Süper siyonist güçler, dünya ayar çeken sömürgeçi devletler, insiyatifli ailelerin böyle  insanlık dramına hiç bir gıkı çıkmıyor.  Çünkü silah satacaklar, ilaç ve mühimmet satacaklar. Modası geçmiş alet edevat satacaklar. Üçüncü dünya ülkelerini köle gibi çalıştırıp, emeklerini sömürerek de onların sırtından para kazanacaklar ve varlıklarını kan emerek sürdüreceklerdir.
.....

Savaş belli uluslararası kurallarla yapılır fikri ne kadar da çelişkilidir. Savaşın kuralı mı olur!.. Savaş atmaktır, düşmanı vurmak ve öldürmektir. Bunun özeti budur. Barış ise silahları bırakmaktır. Barışın korunması ancak Hakka ve adalete uymaktır. Hakkın ve adaletin olmadığı yerde savaş vardır, zulüm vardır. İnsanın malıan, canına, namusuna kıymaktır. Nato ve Birleşmiş Milletler ne işe yarar!.. Aynı birlik içinde olup da birbirine silah doğrultmanın mantığı yoktur. Günümüzde düyada birbirini dengeleyen hiç bir güç kalmamıştır. Kutuplaşma bir aldatmacadır. Ne yazık ki üst akıl birbirine bütünüyle zıt değerleri bir cephede birleştirebiliyor, aynı zamanda birbirinin aynısı olan değerleri de birbirinden ayrıştırabiliyor.  Savaş da, siyaset de günümüzde günlük çıkarlara göre yapılıyor. 
.....

Esed'in Suriye'i kan gövdeyi götürüyor. Bütün dünya güçleri  Suriye'de boylarını gösteriyor; adeta cirit atıyor. En son Esed'in masum olan halkına uyguladığı kimyasal katliam  bütün dünyayı korkutuyor. Amerika masum halk kimyasal silahla öldürüyor diye Suriye'yi vurmuyor. Bilakis tarihte Japonya'ya attığı atom bombasının bir benzerinin kendisine atılacağı kokusu psikolojisiyle  Suriye'yi vuruyor. Nasıl ki; Onbir Eylül İkiz Kuleler saldırısında süper güç Amerika hedef alındıysa, belli mi olur; bir akıllı deli çıkıp kimyasal bombayı süper sömürgeçi güçlerin çöplüğüne bırakıverir. Bir şehir değil, bir ülke değil, koskoca bir kıta insanı nefessiz kalıp ölüverir. Süper güçlerin asıl korkusu budur.  Topla, tüfekle, uçakla, tankla yapılan bir savaşı kontrol altında tutabilirsin. Fakat kimyasal bombalarla insanlık faciasının önüne geçemezsin.  Sonuç olarak, masum halkın ve insanların yanısıra, para babaları firavunlar da aynı korkunç sonu birlikte  yaşayacaklardır. 
.....

Bütün güç aslında ne toptur, ne tüfektir, ne uçaktır, ne taktır.  Biyolojik silahlarla bütün insanlığı korkutabilirsin ve insanlığı yok da edebilirsin. Bütün güç  hakkın gücüdür. Bu güçle hareket eden barışçıl bir iradedir.  Tarih boyunca  Selçukluda ve Osmanlıda olduğu gibi, Türkiye şimdi de bunun dersini vermiştir.

Profösör

9 Ocak 2017 Pazartesi

İnsanlıktan Yanayız


Dünyada iki kutup var, biri iyi kötü demek gafletine düşürülüyoruz. Sovyetler Birliği çöktüğünde  tek kutuplu bir dünyanın temsilcisi Amerika vardır demek, söylem olarak da yanlıştır. Tek kutuplu bir dünya olmaz. Görünüşte süper ve emperyal güç olarak Amerika var denir. Şimdi ise birden fazla  Amerike'ya kafa tutabilecek dünyada süper güçlerin varlığından sözedebiliriz.

Oysa adaletten, hakikatten, insanlıktan yana güçler var olmakla birlikte, karşısında  da hakka, hakikate aykırı duran, insanlığı sömüren, ezen, katliam yapan güçler ve insiyatifli aileler vardır. Temsil ettiği zihniyetk tek kelimeyle siyonizmdir. Siyonizm zihniyeti ahtopot gibi kollarıyal her yere uzanmış ve sarmıştır.

Bizler ne o kutuptan, ne bu kutuptan sömürgecilerin temsil ettiği hiçbirinin zihniyetini benimseyemeyiz. Bizler ancak insanlık adına ve insanlık onuruna verilen şavaşlarda haktan ve hakikatten yana bir duruş sergileriz. Hele hele yabancı güçlerin belirlediği gündemin içinde kendimize bir rol göremeyiz. 

Profösör

11 Aralık 2012 Salı

Zıt Kutuplar


New York dünyanın şatafatına kapıldığı bir simülasyon merkezidir. Caddeler, gökdelenler, mağazalar, alışveriş merkezleri, dünyanın her bir yerinden, beyazından, zencisine, sarısından melezine kadar her ırktan, her anlayıştan bin bir çeşit insanın bir arada yaşadığı dev bir şehirdir. Bu şehirde mutluluk hiçbir megapolde görülmeyecek kadar imitasyondur. Bir taraftan Las Vegas gibi kumarın, barın, pavyonun ışıklı animasyonlar içinde kaybolanların bir eğlence kenti olmakla birlikte, New York'la dirsek teması halindedir. Hollywood gibi sanat erbabının, elit ve imtiyazlı sınıfların kurtlarını döktüğü, hayatım romandır dedirten filim sanayinin birer mezesi haline getirildiği kenti de eklersek, Amerika sanki bir rüyalar ülkesidir. 

Oysa zenginlerin, malikânelerinde som altından yapılmış tuvaletlerine kadar, varlıklarını sergilediği, imtiyazlı sınıfın sahte gülüş ve kahkahalarından nasıl birer kalpsiz canavar olduklarını anlayabilirsiniz. Son model şahsa özel imal edilen otomobiller içinde kurularak, caddedeki çöp konteynerinden, karnını doyurmak için yiyecek arayan bir sokak adamının düşkünlüğünü küçümseyici gözlerle süzerek baktığını daşahit olabilirsiniz. Amerika başlıbaşına  zıt kutupların ülkesidir. Bir tarafta depdepe ve zulüm sürerken bir tarafta, çerden çöpten yapılmış  barınaklar, mukavva kutular içinde geceleyen insanlar. Bir tarafta aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyen goril gibi göbekli ağzı purolu ayılar.. Bir tarafta sevgi, şefkat, merhamet görmemiş nice aç, sefil insanların oluşturduğu kalabalıklar.

Ataları afrikadan zorla getirilmiş bir zencinin, tekerlekli yapma bir çöp toplama çuvalını taşımakta olduğunu görürseniz eğer, mutlaka kulağında bir kulaklık bulabilirsiniz. Kölelik yaptıkları efendilerine protesto etmek için yakılan şarkılar dinlenmektedir. Cazın zenci ustaları cazı icra ederken, imtiyazlı sınıf dediğimiz efendiler, hiç utanmadan zencilerin bu müziğini de çalıp, kendileri için bir eğlence unsuru haline getirmişlerdir. Ne yazık ki dünyanın her yerinde bir iyiler bir de kötüler vardır. Bob çöp toplayan bir zencidir. Bir barakada yaşamaktadır. O beyaz bir kadına aşıktır. Beyaz kadın da bir başkasına aşıktır. Bob O'na bir türlü ulaşamamaktadır. Kendi içinde yanıp kavrulmaktadır. Kulağında da bir kulaklık, dudakları bir aşk şarkısını mırıldanmaktadır.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...