İzleyiciler

sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2019 Çarşamba

Bir Sevgi Dirilişi


İlkbaharın çiçek açışı, yeşillenişi ve dirilişi kadar, sonbaharın da sararıp solan kuru yaprakların yere düşüsü de insanı derinden düşündürüyor. İşte bir yaşam öyküsü; açan çiçkler soluyor ve  yeşeren yapraklar sararıp kuruyor. İlahi bir kanun bu, bir tabiat döngüsü, sanki bir ömür törpüsü. Sanki nefes alıp vermiyoruz; daha doğarken  ölüyoruz ve ölümü şimdiden bekliyoruz. Hakikat sevgiden ibarettir desek, bunu idrak etsek, okusak tabiatı, akledip muhakeme etsek herşey birer ibret ölüm gibi. Ölümsüzlüğe götüren bir tek hakikat var o da muhabbet ve ünsiyet gibi. Seveceksiniz ve kaynaşacaksınız. Birey olmaktan ve  bencillikten kurtulup birlik ve birlikte olacaksınız. İşte o zaman insansınız. Bir kuru yaprak diğer bir kuru yaprağı buluyorsa toprakta, birbirinin değerini biliyor demektir. Hakikatin gereğini yapıyor demektir. Yaprak yaprak üstünde, taş taş üstünde ve toprak toprak toprak üstünde. Sonrası bir ölüm sessizliği; ölüm sessizliği içinde bir sevgi dirilişi... 

7 Kasım 2019 Perşembe

Kanadı Kırık Kelebek


Ne zordur anadolu; evlenmek bile başlık parasına bağlıdır. Çöllünün oğlu Ehmet askerden gelmiştir ve sevdiğiyle evlenmek isteyecektir. Neyazık ki elde avuçta paraları yoktur ve fakirdir. “Taşı toprağı altın deyip” İstanbul’a çalışmaya gidecektir. Gün gelir yatağı yorganı sırtına alır, tahta bavuluyla çıkmıştır yola. Tiren son durak olan Haydarpaşa garına varmıştır. İstanbul deniziyle, vapurlarıyla, uçan martılarıyla, sarayları, camileri, kubbeleri, kuleleri, köprüleriyle kendini karşılıyordu. Birden yalnızlaştı, korktu  ve içi ürperdi. Bu kooskoca şehirde ne yapardı, nasıl yaşardı. Bereket  bu şehirde bir emmioğlusu vardı. Başlık parası için evinden köyünden, anne babasından, daah önemlisi  sevdiğinden ayrı düşmüş kavruk bir genç adam kendini toparlamak için  bir banka ilişir.  Kendiliğinden  "Kader bu ya; yazılmış bir kere, bu çile çekilecek." der. Bir de ne görsün; onu karşılar bir kelebek. Oraya buraya çarparak uçmaya çalışan bir kelebek... Sanki kucağına düştü düşecek. Şuurunu kaybetmiş gibiydi zavallı kelebek. Genç adam birden hislendi ve kalbi pırpır etti. "Zavallı... Bir kanadı kırılmış."  dedi. Neydi bu küçük kelebeğin derdi ki; buralara kadar gelmişti. Onun yeri bu koca kentin betonlaşmış evleri ve meydanları değildi.  Aslında onun yeri kırlar, bahçeler ve çiçeklerdi. Evet bu zavallı kelebek; kanadı kırık bir kelebek! Ahhh... Ah !.. Kelebeklerin ömrü uzun olmaz ki!.. Bir mevsimlik yaşamda kırık bütün duygular; açlıklar, susuzluklar, kıtlıklar, hastalıklar, savaşlar, kavgalar ve hüzünlü ayrılıklar. Bu kelebek sanki benim gibi!.. Benim bu koca şehirde yalnızlığım gibi. Genç adam hüzünle kelebeğe bakarak avucuna aldı. Kanadı kırık haliyle ona sevgi, şefkat besledi. Merhamet etti. Sonra “bu kelebek de  benim gibi can taşıyor." dedi. Sanki dua ediyor gibiydi. Ahhh!.. Bir kanat çırpıp canlansa da, uçsa. Uçsa da sevdiğine kavuşsa. İşte o zaman ölmeye değerdir bu yalnızlıkta ve bu sonsuzlukta. Sesini yükseltti ve titrek sesiyle yalvarıyordu. "Uç!..” dedi. “Haydi uç!.. Kanadı kırık kelebeğim uç!.. Uç ki; senden güç alayım ve mutlu olayım der gibydi. Ama nafile. Kelebek artık hareketsiz ve canlılığını yitirmişti. Genç adam ağlamaklı oldu; sevdiğinden ayrı düştüğü kadar kırık kanatlı kelebeğinden de ayrı düşmüştü. Ne yapabilirdi ki. Bu koca koca şehir kabus gibi üzerine çöküvermişti. Bu  kırık kanatlı kelebeğin kendini karşılayışı da hüzünlü gidişi de hüzünlü oldu. Çünkü ayrılık ölümden beterdi. Derinden bir “Ahhhhh!..” daha çekti ve "Onun da kanadı kırık, benim de kanadım kırık" deyiverdi.

7 Ekim 2019 Pazartesi

Ruh ikiziyiz



İnsan çiçek açtığı zaman bahar, meyve verdiği zaman da yaz gibidir. Hep böyle gitmez elbette ömür!.. Bir de bekleyen güz vardır. Kara kışta kara toprak bir ölüm vardır. İnanç insanı, evreni ve ötesini kapsar. Umut ölünceye kadar. Hırs kırka kadar. Sonra yavaş yavaş törpülenirsin. Sonbahar güz gibi geriye baktığında, eteklerin hüzün dolu yaprak gibisin. Sonbahar güz gibi değişir yüzünün rengi, güneşin feri gözlerinin rengi. Artık huzur içinde bir sükunet, sukunet içinde bir huzur arar gibisin. Bir kanepe, bir sandalye, bir tabure bulsak ta otursak, bir tepeden engin boşluklara baksak. İkimiz bir kuş olsak da kanatlanıp uçsak, Bir ruh hafifliği içinde bulut olsak, yağmur olsak ve rahmet ve bereket olarak yağsak. Kalbimiz o zaman müsterih olurdu inan!.. Toprak yağmura kansa, tohum çıtlasa nefes alsa. Filizlenip serpilip yeniden çiçek açsa nebatat... Yeniden bahar olsa, yaz olsa, güz olsa hayat!.. Kışla birlikte yeniden bir döngü olsa; işte o zaman daha iyi idrak edebilir insan. Ben ve sen hayat yolcusu ve hakikat yolcusu ikimiz, biliyoruz ki; sen ve ben ruh ikiziyiz.

Proösör

11 Şubat 2018 Pazar

Duygusal Donukluk


Duygusal donukluk duygusal körlüğün habercisidir. Duygusal körlük de duygusal bataklığa götürür insanı. Daha önce en neftet ettiğin şeye tutkuyla bağlanırsın. Sevgi açlığı adına ona müptela olursun. Bu öyle bir bağımlılıktır ki; çırpındıkça ve debelendikçe dibe çeker insanı. Güvendiğin bir el ararsın sevgiyle, şefkatle, merhametle seni çekip çıkartacak!... Belki de beklediğin tek kelimeyle anlaşılmak. İnsan baktıkça kendini görür aynada. Neşeli, coşkulu, hayat dolu bir yüz; bir de donuk, sönük, içine dönük, solgun bir yüz. Biraz hüzün, biraz üzüntülü. Hayalin de bir gerçeği var. Gerçeğin özünde insan olmak ve anlaşılmak var.  Önünde bir kapı var; kırk kanatlı. Onlardan otuzdokuzu yalan;, bir hakikat kapısı.

Profösör

8 Aralık 2017 Cuma

Şamar Oğlanı


Kenarda, kuytuda ağlayan bir çocuk gördün mü sen!.. Bil ki yediği tokattan değil; onurundan ve gururundan ağlıyordur o. Hiç bir kimsenin çocuğu şamar oğlanı değil; ancak anneler bilir onun bu halini. Ağlayan bir  çocuk görsem, başı tıraşlı  köşelerde,  ağlayan çocuk  sanki benim içimde. Bir zamanlar çocuktum ağlamanın re demek olduğunu iyi bilirdim. Tokat yemekse en çok enseye tokat yerdim. Enseye tokat atan, masumun lokmasını alır derdim. Ha enseye tokat atmışsın, ha müsumun lokmasını ağszından lokmasını almışsın. Lütfen masumlara birazcık sevginiz olsun, biraz da şefkatiniz!.. Tam olsun merhametiniz ki; siz de merhamet göresiniz.

Profösör

30 Ekim 2017 Pazartesi

Asma Sarması


Asma sarması; kalp biçiminde sarılmış olması belki bir sevginin ifadesi olabilir. Fakat kalbin midede ne işi var diyenlerdenim. Sarma alel üsul sarılır. Onun doğallığı içinde sevgi saklıdır. 

Profösör

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Tebliğ ve İletişim

İnsan çoğu zaman kendisine en yakın bulduğu arkadaşı ve sırdaşıyla ancak uyum halinde olabiliyor denebilir. Böyle kişiler evlilikte de, iş ortaklığında da, seyahatte ve yemekte de birbiriyle birlikte  olmaktan büyük keyif alabiliyorlar. Böyle kişilerin aralarında fikir ayrılığı olsa bile, sanki erkek karşısındaki kadının  erkek hali, kadın da karşısındaki erkeğin kadın hali şeklinde,  samimi duygular bütünüyle birbirine geçebiliyor.  

Yapılacak şey önce karşımızdakini sevabıyla ve günahıyla olduğu gibi kabul etmek; sonra da onun olumlu yönlerini övmek, onu yüceltmek, olumsuz yönlerinin  düzeltilmesinde ona yürekten destek çıkmaktır. Bu bir nevi sahiplenme duygusudur. İyilikte ve kötülükte birbirini anlayarak hayat mücadelesi vermek  birbirinin yanında olma halidir. Birbirini seven, birbirini anlayan ve birbirini  sahiplenen kişiler arasında saygısızlık, çekememezlik, iinat, kibir, bencillik olamaz. 

İnanç değerlerinde iyi insan olmak sadece sevdiğin kişilere iyi davranmakla sınırlı kalamaz. İyi insan bütün insanlara, bütün yaratıılmışlara karşı sevgi, şefkat ve merhametini göstermelidir. O zaman kişiler birbirine hakikat yolunu açabilir. Bu yolda yürümek şuurlu insanların işidir. Dünyada tatmin duygusu yaşamak ve manevi doygunluğa ulaşmak; hakikat yolunda, şuurla hep birlikte olmaktır.

Profösör

13 Nisan 2017 Perşembe

İnsan Nazara da Gelebilir


.................................
İÇERİK ATÖLYESİ
.................................
Gerçekten kalben sevenlerimiz varsa, onları sevip saymalı, sarıp sarmalamalı, okuyup üflemeli.

Profösör

6 Nisan 2017 Perşembe

Kandil

Kandil önce insanın yüreğinde yanar; ışığı gözlerine vurur, nur olur, ışıltı olur. Kalbi bir bakış olur. Yürekten bir bakış; sevgi olur, şefkat olur, merhamet olur. Bütün maraza ruhlara şifa olur. Kandil inancın, ümidin, mefkurenin bir kıvılcımı olur.

Profösör

8 Şubat 2017 Çarşamba

Herşeye Şükür


Yoklukta başınızı sokacak bir gecekondu eviniz. Kışın 
soğukta içinde sevgiyle yanan bir maşinganız, anne eliyle 
yapılmış, tarifini çözemediğimiz nefis kurabiyeleriniz olsun 
yeter. İnsan hayatında iz bırakan o kadar değerli anı var ki; 
geride bıraktığımız her an için sonsuza kadar şükretmeye 
değer.

Profösör

10 Kasım 2016 Perşembe

İletişim Sevmek ve Kaynaşmaktır


İletişim kurmak sosyal hayatın gereğidir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Et ve kemik gibi birbirine kaynaşmalıdır. "İnsan" ve "ünsiyet" birbiriyle çok yakın kelimelerdir. İnsan kelimesinden mülhem ünsiyettir. Ünsiyet anlam olarak kaynaşma demektir. Yine kendi kültürümüzden örnek verecek olursak; Osmanlının son zamanlara kadar düğün davetiyelerindeki ibarelerde  "muhabbet" ve "ünsiyet" kelimelerinin bir arada kullanılması çok manidardır.  Aşk evliliğe götüren ve nikahı çabuklaştıran bir duygu olsa da, esas olan nikah ve evlilik müessesesidir. Bu da aile ve yuva kurmak demektir.  Bundan maksat nesebi belli olan nesillerin yetişmesini sağlamaktır. Özellikle günümüzde mutlu evlilikler  ancak "muhabbet" ve "ünsiyetle" sürdürülebilir hale gelmiştir. "Muhabbet" ve "ünsiyet"  "sevgi" ve "kaynaşma" demektir. Bu iki kelime evlilikte birbirini tamamlayan iki önemli değerdir. Bize ait bir değeri sevebiliriz; ancak  her türlü yıkıcı  felakete karşı sapasağlam durabilmemiz  için, onunla kaynaşabilemiz şarttır. 

Profösör


14 Ekim 2016 Cuma

Değerin Değeri Bilinmeli


Kimi insan bir değeri ter dökmeden anında kazanır ve kıymet bilmez; onu  anında yitirebilir. Bazı insan da bir değere ulaşmak için tırnaklarıyla kazınır, ter döker, sıkıntı çeker o değere ulaşır ve onu bir mücevher gibi avucunda saklar, onu düşürmemek, kırmamak için adeta o değeri kalbine nakşeder. Kalbi dursa da insan ölse de o değer onun kalbinde diriliğini muhafaza eder. O kalıcı bir sevgidir ve o sevgide ezel ve ebed gizlidir. Ne mutlu o sevgiyi kalbinde hissedenlere!.. Ne mutlu o değeri kırmadan dökmeden kalbinde taşıyanlara!.. Ne mutlu o değerle birlikte vicdanlı, merhametli, insan olabilenlere!..

Profösör

12 Haziran 2016 Pazar

Sevmeye Dair



Her insanın başını sokacak bir barınağı ve bir evi olmalı. Dünyaya kapalı olsa da penceresi Allah'a açık olmalı. Her insanın güzel bir yüreği ve şefkatli bir eli olmalı. Yüreğiyle sevmeli, eliyle dokunmalı. Her insanın bir vicdanı ve bir insafı olmalı; haksızlık karşısında her insan tir tir titremeli. 

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...