İzleyiciler

bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2016 Çarşamba

20 Mart 2016 Pazar

Bahar Geliyor



Baharla yeşillenip çiçek açıp, yazla meyve verip, sonbaharla solup gittiğimiz gibi. Ömür dediğin bir mevsim ve bir gün bile değil; bir nefes alıp verdiğimiz gibi. Yok olup gideceğiz. Rahmet-i Rahman'a kavuştuğumuz gibi... 

Yazı ve Grafik: Profösör

3 Mart 2016 Perşembe

19 Ocak 2016 Salı

Kar yağıyor; kara kışı yaşıyoruz. Kimimiz sıcak evimizde oturuyor, kar keyfi yaşıyoruz.. Kimimiz, kimimiz tarlada bahçede, kimimiz iş yerinde; ofisinde ya da açık havada bu soğukta çalışıyor. Bu zahmetli ve sıkıntılı hava muhalefetinde evine ekmek götürmek, ya da kamu hizmeti  görüyor. Sonuçta kış da olsa, yaz da olsa çalışılacak.

Ne varki her kışın bir baharı ve yazı vardır. Btün mesele her türlü muhalefete karşılık direnç göstermek.   Kış nasıl olsa muayyen zaman aralığından sonra bitecek; doğal olarak yerini bahara, sonra da yaza teslim edecek. Kıyamet kop;madıkça bu böyle sürüp gidecek. Fakat kışı sadece bahar ve yaza çevirmek marifet değil. Kış kışlığını yapar, biraz sabır gerekir o kadar. Oysa bizim mevsimlerle bir derdimiz yok. Her mevsimin kendine göre bir hikmeti vardır. Sonbahardan bu yana ve bütün kış terör olaylarından dolayı şehit düşen, kör kurşuna muhatap olan, evlerini yurtlarını terk eden Güneydoğulu vatandaşlaırmızdan dolayı yüreğimiz sıslıyor, üzülüyor ve kahroluyudoruz. Terörü lanetliyoruz.

Şükürler olsun ki; vatan hainlerinin her türlü hareketine karşılık hükümetimiz bütün iradesiyle terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin arkasında duruyor. Millet olarak hepimiz şehit kanının durmasını istiyor. Masum insanların terörden korunmasını şiddetle taleb ediyor. Bu kış gününde yağan kar baharla nasıl eriyip gidecekse, yeryüzü yeniden yeşerecekse, terör de öylece bitecek ülkemize huzur gelecek. Bundan dönüş yolu yok. Yanlış hesaplar sadece Bağdat'tan değil, tahran'dan, Moskova'dan, Berlin'den, Paristen, Şamdan dönecek. Evet bahar gelmeyicek mi diyenlere ülkemize hem bahar gelecek, hem de huzur gelecek.

Profösör




2 Mayıs 2014 Cuma

Rahmet Yağar; Bereket Başlar...


Yağmurun değrini ne
e
 kadar biliyoruz ki; bilsek de suyun değerini bilirdik elbet. Suyu tüketmek yerine suyu hiç israf etmeden  ihtiyacımız kadar kullanmayı alışkanlık haline getirirdik elbet. 


Hava kötü, hava kapalı, hava rüzgarlı, hava yağmurlu deyip içimiz kararıyor, kötümser oluyoruz. Günlük güneşlik havalara özlem duyuyoruz.  Oysa bir damla su can suyudur. Ölmeden önce verilen  bir abı hayattır bir damla su. Bir damla suyla can çekişen bin hayat kurtarabilirdik oysa.

Suyun değerini bilen, yağmuru bekleyen, nice yüreği yanık insanlar var bu dünyada. Eli nasırlı, yanan kavrulan insanlar, kuruyan çatlayan topraklar, ovalar, tarlalar var... Her zamanki gibi günlük güneşlik değil, bulutu özleyenler, yağmuru isteyenler var. Hava kararsın, rüzgar essin, rahmet yağsın diyenler var bu hayatta. Yağmurun yağmur değil, rahmet olarak görenler ve bilenler var. 

Uzakdoğuda; belki Hindistan'da, belki Pakistan'da, belki de Jakata'da bir köy var uzakta. Fuji dağından püsküren cehennemi ateş, yakıcı lavlar bir taraftan fakir ve otantik bir köy şimdiden  geleceği için ağlar. Bu onlar için olağan bir kader olmamalı. Tütsüler yakılmalı, ayinler yapılmalı... Bir tarafta kerpiçten, sazdan samandan yapılan evler, ve  bu evlerde yaşayan köylüler, bir tarafta kuruyan, kavrulan ve çatlayan topraklar, ovalar, tarlalar. 

Suların son damlası da kurumuştur bu kurak yerde. Kurumuş, kavrulmuştur her yer.  Tütsüler yakılmış, ayinler yapılmış... Toprak çatlamıştır, sabır sabır, sabır derken sabır taşı çatlamıştır. Bir yabancı gelir köye, bekleyin der gülümseyerek köylülere. Bu garip yabancı adam açar ellerini gökyüzüne, dudakları mırıldanmaktadır. Sonrasında temiz yüzlü bu adam elinde tesbih, sakalını sıvazlamaktadır. Köylüler bir şey anlamadan giden adamın arkasından bakakalırlar.

Birden güneş kaybolur; sanki güneş tutulmasıdır. Hava kararır, rüzgar eser, sıcaklığın yerini bir serinlik alır. Gökyüzünü kapkara bulutlar kaplar. Şimşekler çakar, gök gürlemeye başlar. Sağnak üstüne sağnak yağmur artık başlamıştır. Beklenen bu muson yağmurudur. Bu yağan yağmur, belki de son yağmurdur. Bir baraj gibi boşalan yağmurun altında, sevinç çığlıklarıyla neredeyse çıldıran köylüler bağrışmalar içinde, birbiriyle sarışmalar, çıplak ayaklarıyla  toprak üstünde tepinmeler başlamıştır artık. Bütün köylüler sırımsıklam sanki  transa geçmiştir. Onlar için bu hal yeniden diriliş vaktidir; onlar için yeniden hayat başlamıştır artık. Bu yağan yağmur değil, rahmettir bu... Yağmurun toprakla öpüşmesidir bu.

Rahmet yağar; toprak suya doyar... Tohum toprağa düşer; çekirdek çatlar...  Filiz olur, başak olur, bereket başlar. 

Profösör


28 Mart 2012 Çarşamba

Bahar gelsin, yaz gelsin.. Sonbahar, kış biraz beklesin..

Her mevsim sevilir. Her mevsimin sevilecek yanları vardır. Çocuklar en çok ilkbahar ve yazı daha çok severler. Çünkü ilkbahar ve yazda dışarıda olmanın, dışarıda oynamanın ve gezmenin sevinci bambaşkadır. Çocuklar sonbahar ve kışda da kendileri için birçok oyun bulsalar da, hep ilkbahar ve yaz özlemi çekerler. Sonbaharda uçurtma uçursalar da, kışın kardan adam yapsalar, kızak kaysalar, kartopu oynasalar da ilkbaharın cazibesi dayanılır gibi değildir. İlkbahar öyle nazlı bir mevsimdir ki; geliyorum der der gelmez. Geliyorum gibi yapar, güneş ışıklarını saçar, yeryüzü yeşermeye başlarken bir bakarız ki martın ortasında, ya da nisanın başında kar yağar. Çiçek açan ağaçlar çiçeklerini döker. Doğaya küser. Birden hava değişir bulutlar kaşlarını çatar, hava birden soğur. Sanki kara kış geriye dönmüştür. Tekrar kıyafetlerimizi kışa göre ayarlarız. İlkbahar sanki benim değerimi bilin der gibidir. Sonunda ilkbahar gelir ama nazlana nazlana, doyasıya bir bahar yaşayamayız. Baharı nisan yağmurlarıyla geçiririz.

Baharda bir kır gezisi yapmalıyız. Bir doğa yürüyüşü yapmalıyız. Kırlarda çimlerin ve otların üzerinde uzanmak, bir papatya tarlasında papatya ve laleler içinde uçuşan kelebekleri yakalamak, arıların vızıltısını işiterek, böceklerin fotoğrafını çekmek kadar güzel bir aktivite düşünemiyorum. Günü birlik bahar gezilerine katılmak da güzel bir aktivitedir. Unutulmaz hatıra fotoğrafları çeker ve o fotoğraflarda yer alırız. Tebessüm ederiz. Bahar enerjisiyle canlanırız. Hayatı teneffüs ederiz. Bir türlü gelmeyen bahar çocuklar için bir hüzün oluşturur. Baharı karşılamak için kolektif bir çalışma içine girerler. En sonunda birlikte yaptıkları büyük panoya, büyük bir resim yaparlar. Bu büyük resmi, kimisi ağaçları, kimisi göleti, kimisi balonu, kimisi evi, kimisi gökkuşağını, kimisi güneşi ve uçurtmayı ve bulutları çizer. Bunlar büyük bir kağıt üzerine yapıştırılır. Sonra da bu çizilen resimler rengarenk boyanır. Sonunda kolektif bir bahar resmi ortaya çıkar. Çocuklar için bahar gelmiştir. Öğrenciler baharı sınıflarına taşımıştırlar. Baharın tescili bu büyük panodur. Panonun altında bahar fotoğrafları çektirilir. Bahar nazlansa da, artık sınıfları bu iklimle şenlenir. Sağa sola pozitif enerjiler saçılır. Yüzler tebessüm eder.


Nazlana nazlana bahar gelse de, yaz birden kendini gösterecek. Hepimiz birden kendimizi yaz tatilinin içinde bulacağız. Kimimiz, yazlıkta, kimimiz köyümüzde, kimimiz belediyenin yaz kampında olabileceğiz. Artık bahara da,yaza hazırız.. Bahar gelsin, yaz gelsin.. Sonbahar kış biraz beklesin.

Profösör



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...