İzleyiciler

gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2016 Salı

Adalet ve Ahlak

Önce adalet mi ahlak mı sorusunun cevabını elbette önce adalet diyeceğim. Çünkü adalet Hak ve hakikatten doğan bir değerdir. Adalet duygusu olduğu sürece ahlaki seviye yükselecektir. Ahlak bir bakıma kişiden sadır olan bütün davranışlardır. Aynı zamanda fıtratımızda günah işlemek de vardır. Tövbe kapısı, istiğfar ve dua imdadımıza yetişir. Adaletli olma Kuran'dan kaynaklanıyorsa eğer, Hak ve Hakikattir. İslam adaleti bunu gerektirir.  Adalet duygusu  Kuran'dan kaynaklanmıyorsa eğer, zulüm, bencillik ve menfaatcilik devreye girer.  İnsanın ahlaklı olma hali onun iyi niyeti ve refleksleridir. Doğal daranışlarıdır.  Eğer bir kimse İslami bir terbiyeden geçmiş, huy ve karetkterini düzeltmiş ise, aynı zamanda  hiç bir baskı olmadan kendi iradesiyle, davranışlarını Peygamber ahlakıyla ahlaklandırmış ise, o insan hem adaletli hem de ahlaklı olacaktır. 

Profösör

10 Temmuz 2016 Pazar

İletişim Gönül Dilidir



İlk çağlardan  bu yana iletişim kurmak bir sorundur aslında. Yazıyla, sözle, resimle, bir hareket, bir tavır, bir duruş ve bir göz kırpışla iletişim kurabilirsiniz. İletişim bir anlamda bir bakış ve bir gülüştür. Aslında önemli olan doğru iletişim kurabilmektir. Doğruyu doğru olarak, iyiyi iyi bir şekilde, güzeli estetik olarak ifade edebilmelisiniz. Sanat ve estetik yüksek ve seviyeli iletişim kurabilmenin aynı zamanda bir yöntemidir de. Esas olan sanat ve estetiğin de insanlık idealinde bir bilinç oluşturabilmesidir. Somut ve soyut bütün sanat eserleri estetik tavrıyla bir dil oluşturur ve içinde bir gönül oluşturur. Onun için bir anlamda iletişim karşılıklı hakikati birbirine karşı ikna girişimidir. Elbette iletişim gönül ve bir tebliğ dilidir. Gönül dili Hakikati birlikte yaşamak ve birlikte paylaşmaktır. 

Profösör

23 Mart 2016 Çarşamba

Bir Demet Çiçek Gönül Alır

Evlerde fiskos masalarında ve sehpa üzerlerinde plastikten yapma çiçekler görüyorum. Üzülüyorum. Kendimize bu sahtekarlığı yaparak zulmediyoruz aslında.  Oysa köşebaşındaki çiçekçi hanımdan bir demet çiçek alınsa, evde bir vazoya konsa insanın ruhu yücelir. Herkesin yüzünde ifadesini bilemediği bir tebessüm oluşuverir.

Profösör

Farklı Düşünmek

Farklı düşecelere sahip olabiliriz. Bir çekirdek ailede bile farklı futbol takımlarını tutan bireyler olabilir. Olmalıdır da. Bizler eleştiri yaparak aynı zamanda eleştiri alarak gelişiyor ve olulgunlaşıyoruz. Hepimiz birbirimizden farklı enstrümanlar kullanabiliriz. Önemli olan farklı yollardan da olsa gönül ikliminde buluşmak ve dostluk oluşkturmaktır.

Profösör

14 Aralık 2015 Pazartesi

İyilik Yapalım


Önce tebessüm etmek gerek; tebessümün hakkını vermek gerek. Bu kış kıyamette kurda kuşa yem vermek gerek. İyilik demek, bir kediyi sevmek, bir köpeğe ekmek vermek, bir yetimin başını okşamak, bir sokak çocuğunun karrnını doyurmak demek. İyilik demek; ne yaparsan yap, her yaptığımız işi iyilik düşüncesiyle yapmamız demek.

Tebessüm etlmek demek bir gönüle girmek, ordada yer edinmek demek. Bir gönülden bir gönüle el uzatmak demek. Tebessüm etmek bir başka ifade ile  gülümseme demek. Bir gülümseme  bir sevapsa eğer, bir gülümsetme  bin sevap demek.

O halde iyilik için yaşamalı ve iyilik için yaşatmalıyız. Ömrümüz boyunca iyilik yapıp, iyilikle karşılaşmalıyız. Bir iyilik yapalık yparsak eğer, bin gönülü yaşatırız

Profösör

12 Ekim 2015 Pazartesi

Eğitim Gönül İşidir.


Eğitim gözgöze ve gönül gönüle yapılan bir  iş, eylemdir. Kesinlikle sıradan bir iş, sıradan bir eylem değil; insanlık idealinde yapılan kutsal bir hizmettir. 
Eğitim hak ile batılı birbirinden ayırdedebilmek için cehaleti yenmektir. 
Eğitim, zulmetten nura doğru yolda yürümek, adaleti temin etmek, ahlaklı ve seciyeli nesiller yetiştirmektir. Onun için eğitim gönül işidir.

Profösör

6 Ekim 2015 Salı

Kelimelerin Sırrı, Dilin Sırrıdır.


Kelimeler sırlıdır; dilin sırrını ancak kelimeler dünyasında yaşayanlar çözebilir. Dil eninde sonunda akla, fikre hitap ettiği kadar gönüle hitap eder ve gönüle işaret eder. Akıl ve fikir olarak birbirimizden farklı düşünebiliriz. Esas olan da gönül birliği olşturabilmektir. Çünkü gönül birliği insanlık ülküsüdür. Herhangi bir konuda aklen ve fikren ne kadar ikna olursak olalım yine de, bir olguyu içselleştirmemiz ve gerçek olarak kabül etmemiz mümkün değildir. İhtilaflı bir konuda ne kadar tartışırsak tartışalım; en son müracaat edeceğimiz merci kalbimizdir. Kalp onaylamadıkca ve doğrulamadıkça  bir olgu gerçek olmaz. Ancak bir olguyu kalbimiz onaylayacak ki hakikat kalbimizde taht kurabilsin, içimiz hakikate ısınabilsin ve insan gönül rızasıyla hakikate teslim olabilsin.

Profösör

23 Ağustos 2015 Pazar

Günün Anısına


Uzakta olsan da yanımda gibisin. Yanımda değil, kalbimdesin. Karanlıklar bana vız gelir. Bana yol gösteren kutup yıldızı gibisin. Denizde balık; balığın kuyruğu yanık. Bir fitil ki; yanar titrek titrek. Gönlümü aydınlatır beni titreterek.

Mehtap yakamozuyla başbaşa orada...  Yıldızlar çakıl taşı olsun; mehtap suyla oynaşadursun. 

Profösör

4 Nisan 2014 Cuma

Anlamak ve Anlaşılmak


Birbirimizi sadece algılayabiliyoruz ama birbirimizi asla anlayamıyoruz. Eğer kendimiz dışındaki bütün yaratılmışlara, onları da Allah yarattı deyip; onlara karşı duyarlı olabiliyor ve  onlara karşı adil davranabiliyorsak, işte o zaman birbirimizi anlamaya başlamışız demektir. Birbirimizi anlamak demek, aynı zamanda  anlaşılmak anlamına gelir. Birbirimizi anlamak, varlıklar aleminde birbirimiz için varololuş bilincine ulaşmak demektir. Varlıklara iyi gözle bakmak, sıkıntılı, ıstıraplı her kim varsa yanında olmak, yarası olanın yarasına merhem olmak, kendini iyilik yapmaya adamak, içten sevmek, şefkat duymak ve merhamet etmek demektir. Hiçbir kimseden bir çıkar beklemeden dost olmak, gönül kazanmak demektir. Anlamak ve anlaşılmak, gönül sahibi olmak demektir.  (Profösör)


2 Nisan 2014 Çarşamba

Bir Hüzünlü Name


Kınalı kayalıklardan ve etrafına keskin bir kekik kokusu yayan bitkilerle  kaplı tepelerden,  bembeyaz papatyaların hakim olduğu  uçsuz bucaksız düz ovaya kuş bakışı baktığımda, uzaktan titreyerek ve titreşerek gelen,  kavalın çıkarttığı otantik namelerin hüznüyle huzur buluyordum. Hazreti Adem'den, Hazreti İbrahim'e, İsmail'e, Hazreti İsa'dan  Musa'ya ve son peygamber Hazreti Muhammed'e kadar gelmiş geçmiş  bütün nebilerin ve resullerin çobanlık yaptığını düşündüğümde, bu kavalın hüzünlü namesi, belki de yasak meyvenin bir ısırıklık cezası bütün insanlığın mirası olarak yüreğime işliyordu. 

İnsanlığın kaderinde sadece dünya hayatında yaşadığı  aşk değildi herhalde. Aşkın özünde mayalanan aynı zamanda bir de hüzün vardı. Aşk ve hüzün adeta bir ısırıklık yasak elmanın özünde saklıydı. Sevenler bu düyada kavuşsa da kavuşmamış sayılırdı. Sevmek belki de sevdiğinle birlikte sonsuzluğa kadar gönül açmaktı. 

Profösör


1 Aralık 2013 Pazar

Köyümden, Çakmaklık deresinden..

Güneş batsa da ufukta, 
Ay doğar bahtımıza. 
Bugün nedense hüzün var; 
Çıkarız gönül tahtımıza.


Profösör



Fotoğraf: Hurşit Akyıl

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Fatih... İstanbul... Fetih...




Bir Fatih... Bir İstanbul... Bir fetih 
Hazreti Peygamberden bir metih.
Ne mutlu  o kumandana ve orduya;
Adaleti götürüyor zulmün ortasına.

Kırmızı gül koklanmak için vardır.
Kırmızı gülü koklayan sultandır.
Fatih Sultan Mehmed Han 
Sultanların da sultanıdır.

Ne kadar saltanatsız sultan varsa;
Hepsi benim gönül sultanımdır.
Yakan çölde açan  bir çiçek varsa;
O benim vaz geçilmez mübtelamdır.

Bir Ulubatlı Hasan diker sancağı
O şehit düşer, son nefesiyle;
Allahü ekber... Allahü ekber...
Allahü ekber... ve lillahilhamd...

Profösör




Not: 
29 Mayıs istanbul'umuzun fethinin 560. yıldönümüne binaen bu paylaşımı bütün gönül dostlarıma ithaf ediyorum. 

18 Şubat 2012 Cumartesi

Gönül Lisanı İletişimin Sihirli Dilidir


İnsan tek başına bir varlık olsa da, eğer insan bencil olarak bir hayat sürdürmeyi düşünüyorsa, tek başınalık yalnızlığın merkezini oluşturur. Varlıklar âleminde tek başına var olmak, tek başına yaşamak, düşünce ve duygularında tek başına kalmak ve tek başına hareket etmek demek; bir insanın her açıdan yalnızlık hapishanesinin, yalnızlık hücresine düşmesi demektir. Bir anlamda kişinin varlıklar ve zenginlikler içinde, yoklukları ve hiçlikleri yaşaması demektir. Oysa herkes kendinde bulunan ve kendisine bahşedilen değerleri, kendisinin dışındakilerle paylaşarak doğal bir iletişim içinde olmalıdır. Başta insanların ve diğer varlıkların aynı zamanda zorunlu olarak birbirlerinin doğal ihtiyaçlarını karşılamalarında, doğal olarak gereksinim duymaları da birbiri için elzemdir.

Bazen günlerce konuşsak, sayfalarca kitap okusak da, karşılıklı etkileşim içinde olamayabiliriz. Oysa bir anlık, suskunluk, bir kitap kapağı, bir cümle, bir kelime ve hatta bir harf bile bizi etkisi altına alabilir. Kendimizi bir gerçeğin kucağında bulabiliriz. Bir insanın jest ve mimikleri, duruşu, bakışı, davranışıyla oluşturduğu beden dili,  bir nevi iletişimdir. Bir horozun ötüşü, bir vahşi ormanda yaşayan bir kuşun cıyaklaması bir iletişimdir.  Giyim kuşamımız, kullandığımız otomobil cinsi ve markası bir iletişimdir. Minarelerdeki, kubbelerdeki alem, bayraktaki ay yıldız bir iletişimdir. Sevmek ve sevilmek iletişimdir. Saymak ve sayılmak iletişimdir. Yardım etmek ve yardım görmek iletişimdir. Derin bir bakış, hafif bir dokunuş iletişimdir.


Erkekler düşünerek, kadınlar hissederek iletişim kurarlar. Bir erkek bir kadın kadar hislerinde yoğunlaşamaz. Bir kadın da bir erkek kadar düşüncelerinde yoğunluk yaşayamaz. Onun için erkekler düşüncelerini öne alırken, kadınlar da duygularını vitrinlerler. Anneden doğan bir bebeğin doğuşta ve bebeklikte bir fikre ihtiyacı yokken, sevgiye, şefkate ve merhamete ihtiyacı vardır. Bu değerler annenin duygu yoğunluğundan kaynaklanır. Bir annenin bebeğine sevgi, şefkat ve merhamet duyma hisleri fıtrıdir. Yaratılıştandır. Doğaldır. Bebekler annelerinin sütüyle değil de sanki duygularıyla beslenirler. Anneler onun için doğurgandır. Bebekler önce annelerine emanettir. Anneler onun için annedirler. Annelerin bebekleriyle kurduğu iletişim sevgi ve buna bağlı olarak ilgidir. Bebeklerine duyduğu bu sevgi ve ilgi sayesinde aralarında bir gönül bağı oluşur. Anneler bebekleriyle yaptığı her paylaşım gönül lisanıyla yapılan bir iletişimdir. Gönül lisanıyla yapılan her iletişim;  iletişimin sihirli dilini oluşturur.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...