İzleyiciler

kuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2020 Cumartesi

Mini Mini Bir Kuş


"Mini mini bir kuş uçmuştu, pencereme konmuştu" şekliyle çocukluğumuzda dilimizden hiç düşürmediğimiz ve ill öğrendiğimiz şarkılardan biriydi desem masum bir gülümseme belirir yüzümüzde. Daha o zaman öğrenmiştik minik bir kuş olmanın ne demek olduğunu. Nasıl da hayatta kalırlardı karda, kışta kıyamette!.. Ne yerlerdi, ne içerlerdi; herşeye rağmen nasıl da "cik cik" diye öterlerdi. Kurda kuşa rızkını veren Allah, bizim gibi onları da koruyan ve kollayan Allah bütünüyle yerleştirmiş içimize merhamet duygusunu. Biz de bir serçe kuş olabilirdik mesela, bir böcek ve bir kelebek!.. Bir mevsimlik bir ömür bu dünyada yaşayıp da göçecek!.. Belki bir karga; ağzında taşıdığı cevizi düşürecek. Belki bir karınca bir kocaman yiyecek tanesi sırtında. Sakın tembel tembel yatıyor demeyin ağustos böceğine!.. O şarkısını çalacak ve söyleyecek çatlayana kadar. Leylekler lekirderken, kurbağalar vıraklayacak; yağmur yağacak. Toprak ıslanacak. Ağaçlar meyveye duracak; bereket artacak şükreden ve anlayana. Hepimiz bir canız; hepimiz Allah'ın yarattıklarıyız. Rızık hepimize; kurda kuşa ve bize... Dokunalım birbirimize!.. Sevgi de, şefkat de, merhamet de bizim kalbimizde!.. Bir kaba biraz su, biraz yem koyalım; belli mi olur, mini mini  bir kuş penceremizde misafirimiz olur...

Profösr

17 Mayıs 2019 Cuma

Zaman ve Mekan



Zaman ve mekan yerinde durur her zaman. İlerleyen zaman değildir, yer değiştiren mekan değildir. Zaman içinde mekan, mekan içinde zaman birbiriyle bütünleşmiştir. Her zaman akrebin peşinden koşturadorsun yelkovan!.. Geçer akrebi yelkovan; akrep yetişemez koşturan yelkovana hiçbir zaman!.. Zaman da mekan da, eskilerin fasit daire dediği  bir kısır döngüdür. Zaman ve mekan yerinde duradursun; hayat bir ömürlüktür. Bir köşkte, bir konakta, bir villada, bir yalıda hatta bir sırça sarayda da yaşasan bir ömürlüksün işte. Kızgın çölde derme çatma ve çalı çırpıdan bir kulübede de yaşayabilirsin. Metropollerde gökdelenlerin dibinde, karton kutularda da yatıp sabahlayabilirsin. Dünya fani, geçici, bir ömürlük insan ve bir nefeslik cansın işte. Sen sen ol kanatlı bir kuş ol... Duvara mıhlı bir saate kon ve zamanın üstüne ol!.. Zaman dursun, mekan dursun, bir sessizlik ahenginde herkes suspus olsun. Sen sus; hakikat konuşsun. Herkes mutlu olsun. Zamandan da mekandan da öte herkes huzur bulsun!..

Profösör

14 Şubat 2016 Pazar

Eski Sevdalar


Sevda kuşun kanadında; oysa kuşun kanadı kırık!.. Nerede o eski sevgililer!.. Mektupların ucu yakılırdı. Ne akıllı telefon, ne de facebook ve twitter vardı. Postacılar en çok sevilen insanlardı. Eskiden hörmete dayalı sevgi vardı. İnsan bir kerre sevdimi tam severdi. İnsan sedi mi sevdiği uğruna kellesini verirdi. Sevgide şefkat ve merhamet vardı. Anlayış ve hoşgörü vardı. Ar, namus ve utanma duygusu vardı. Sevgide Allah korkusu vardı. Kimse kimsenin kalbini kırmaz; sevenler arasında gönül bağı vardı. Sevenleri kimse ayıramaz; çünkü ünsiyet ve muhabbet vardı.

Profösör

14 Aralık 2015 Pazartesi

İyilik Yapalım


Önce tebessüm etmek gerek; tebessümün hakkını vermek gerek. Bu kış kıyamette kurda kuşa yem vermek gerek. İyilik demek, bir kediyi sevmek, bir köpeğe ekmek vermek, bir yetimin başını okşamak, bir sokak çocuğunun karrnını doyurmak demek. İyilik demek; ne yaparsan yap, her yaptığımız işi iyilik düşüncesiyle yapmamız demek.

Tebessüm etlmek demek bir gönüle girmek, ordada yer edinmek demek. Bir gönülden bir gönüle el uzatmak demek. Tebessüm etmek bir başka ifade ile  gülümseme demek. Bir gülümseme  bir sevapsa eğer, bir gülümsetme  bin sevap demek.

O halde iyilik için yaşamalı ve iyilik için yaşatmalıyız. Ömrümüz boyunca iyilik yapıp, iyilikle karşılaşmalıyız. Bir iyilik yapalık yparsak eğer, bin gönülü yaşatırız

Profösör

2 Nisan 2012 Pazartesi

Rızkı Veren Allah'tır

Bizim dünyaya olan düşkünlüğümüz nedir diye, zaman zaman düşündüğümüz olmuştur. Dünyaya gelişimiz bizim elimizde olmayan bir gerçektir. Doğuşumuz nasıl bizim elimizde değilse, ölüşümüz de bizim elimizde değildir. Bu iki çizgi arasında, ister bebeklik olsun, ister çocukluk olsun, ister gençlik ve yaşlılık anlarımızda olsun mutlaka başkalarına ve bütün toplumun potansiyeline gereksinim duyarız. İnsan toplumsal bir varlıktır. Kendisi olduğu kadar aynı zamanda toplum için vardır. Çünkü her insanın kendisine düşen toplumsal görevi kendi varlığıyla kendine düşeni yapmalıdır.

Kimimiz terzilik yapar kişilerin elbise ihtiyacını gideririz. Kimimiz fırıncılık yapar kişilerin ekmek ihtiyacını gideriz. Kimimiz öğretmenlik, kimimiz, mühendislik, kimimiz doktorluk yaparak hizmet ederiz. Bu hizmet bir bütün olarak insanlığın onurlu bir şekilde hayatını devam ettirmesi için zaruri olan bir sorumluluktan kaynaklanmaktadır. Bir insan kendisi için ihtiyaç duyduğu bu gereksinimlerin hepsini karşılaması mümkün değildir. Bu da mümkün olmayacağına göre, kendisine düşen sorumluluklarla bir hayat anlayışını benimseyerek idealize etmesi gerekmektedir. Demek ki; herkes birbiri için hayatını tamamlayan birer unsur halinde varlıklarını sürdürürler. Sağlıklı insanlarımız olduğu gibi, sağlıksız, durumu kötü ve düşkün insanlarımızın da, diğer insanlarımızın sevgi, şefkat ve merhameti altında, onurlu bir hayat sürdürmeleri hakkı vardır.

Bu dünyada aslında bizi bağlayan ne mal, ne ıyal, ne evlad, ne şöhret, ne makam ve mevki vardır. Bu dünyaya gelişimiz, bu dünyadan gidişimiz içindir. Bu dünyada bal, börek yiyerek, lüks ve şaşaa içinde yaşayan da vardır. Bu dünyada bir hırka, bir lokma kuru ekmekle hayatını şükrederek idame ettiren de vardır. Sonuçta rızkı veren Allah'tır. Kuşların da insanlardan farklı yönü bariz olarak, makam, mevki ve para gibi hırsları olmamakla birlikte, dünyevi kaygıları da yoktur. Kuşlara, kurtlara da rızkı veren Allah'tır.

Profösör

9 Şubat 2012 Perşembe

Onlar da Can taşıyorlar

Bugün yine kar yağıyor. Trafiğe çıkma zorunluluğum yok. Evimde home office çalışmalarımı yürütüyorum. Evimiz sıcak. Sanki bahar havası. Pencereden baktığımda manzara güzel, büyüleyici. Çalışma masamda sıcacık, akşamdan çizdiğim, sabahleyin de közlenerek kebap olmuş, kokulu kokulu  kestaneler  tarafımdan yenmesini bekliyor.  Çayım fincanda keyifle içilmeyi bekliyor. Nice insanlar ekmek parasını kazanmak için, bu karlı kış gününde yollara dökülmüş binbir zahmetle, iş yerlerine gidiyorlar. Sokakta yaşayanlar bereket versin ki belediye tarafından toplatılıp büyük bir mekanda ısınma ve yemek problemleri çözülüyor. Sağlıklarıyla ilgileniliyor. Eskisi gibi sokakta, karda kışda donarak bir kimsesiz yaşlı ölmüştür haberleri artık gazetelerde yer almıyor. Bunun yanında bizler yine de hassas olup çevremizde bulunan ilgilenilmesi gereken düşkün insanlar varsa, insani görevimizi yapmamız ve ilgilenmemiz gerekiyor. Bunlarla da kalmadan sokaktaki kedi, köpek gibi hayvanlara ve kuşlara da yapabileceğimiz iyilikleri esirgemeden kendimize bir görev ve sorumluluk yüklememiz gerekiyor. Çünkü onlar da can taşıyorlar.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...