İzleyiciler

24 Nisan 2017 Pazartesi

Hüzünleriyle Yaşar İnsan


ARPA BOYU

Yarınların gebeliği
şimdi tam birbuçuk aylık...

Nöbeti tutanlar
devir teslim yaptı.
Gönlümüzde aydınlık...

Bilmiyoruz
gittiğimiz sokaklar mı dar.

İçimizin derinliği mi kara?

Gide gide "bir arpa boyu yol"
gitmişliğin ezikliği.

Ve bir damla huzursuzluğun
koskoca denizdeki fırtınası.

Sezer Özşen



Mayıs 1993 - Moda

Not: Blogdaşım Sevgili Sezer Özşen,
namı diğer Momentos'un gönderdiği 
"Anıltı" ismli şiir kitabından 
"Arpa boyu" başlıklı şiirini
bloğumda sizlerle paylaşmaktan
mutluluk duyuyorum.
Şiirler bizi insan yapar..
Teşekkür ederiz; 
sevgili Sezer!.. 

19 Nisan 2017 Çarşamba

Üzmeyin Hiç Kimseyi!..

Ölüm döşeğinde bile eşlik eder insanın belleğinde buruk melodiler . Bütün yaşam geçmiş gitmiştir, insanın geçmişinde. Ömür bitmiştir bu fanilikte. Geriye itiraflar, hatıralar kalır acısıyla tatlısıyla. Bir vasiyet bırakılır ölüm sonrasına. Çözülür bütün denklemler ve şifreler. Yaşamın da bir aritmetiği ve bir de geometrisi vardır. Ruh ve beden gibi. Kıyametler kopar; yer yerinden oynar. Siz siz olun üzmeyin hiç bir kimseyi!..

Profösör

https://www.youtube.com/watch?v=y-JqH1M4Ya8&list=RDy-JqH1M4Ya8#t=0

17 Nisan 2017 Pazartesi

Hançer Yarası


.................................
İÇERİK ATÖLYESİ
.................................

Öyle yaralayıcı sözler vardır ki; adamı öldürür. Bu yüzden günümüzde "Bıçak yarası geçer de dil yarası geçmez" derler. Bu sözü  sıkça kullanırız.  Bıçakla soğan doğrarsın, ekmek dilimlersin. Kazara elin, parmağın kesilebilir. Oysa bıçak yerine hançer kelimesi  kullanılmış olsa atasözünün kelime yapısı da bozulmamış olur. Çünkü hançer kelimesinin arkasında derin bir kültür yatar. Hançer bir savunma silahı olarak icad edilmiştir.  Hançeri ya koynunda saklarsın, ya da aşikar olarak kuşağında  tutarsın. Kadınlar hançeri koynunda taşırken, erkekler de hançeri belinde taşır.  Hnçerli bir insana  ne yaman adam gözüyle bakılır. Kimi insan hançeri kendini korumada ve savunmada kullanırken, kimisi de entrikalarda rakibinin kalbine saplar. Teammüden adam öldürmenin bir yoludur hançer saplamak. Bir de hançeri arkadan saplamak vardır ki; bunun adına halk arasında kahpelik denir.


Profösör

13 Nisan 2017 Perşembe

Ustaya Hürmet


.................................
İÇERİK ATÖLYESİ
.................................
Bir çırak kalfasına, bir kalfa ustasına bilgiçlik taslamayacak ve ükelalık yapmayacak.  Hele ustası işinde otorite ise ona harfiyyen uyacak. Söz dinlemeyen, burnunun dikine giden asilerden olmayacaksın.

Profösör

İnsan Nazara da Gelebilir


.................................
İÇERİK ATÖLYESİ
.................................
Gerçekten kalben sevenlerimiz varsa, onları sevip saymalı, sarıp sarmalamalı, okuyup üflemeli.

Profösör

12 Nisan 2017 Çarşamba

Kalemler ve Silahlar



İlim irfan varken bu savaşlar niye!.. İnsan gibi yaşamak varken bu silahlar niye!..

Profösör

10 Nisan 2017 Pazartesi

Şiirle Nefes Almalıyız

BEN


Denize savurdum küllerimi
yandım ben.

Yüreğim sarsıldı inceden
veremim ben.

Niçin beni üzersin derim
soruyum ben.

Baktım ki hiç cevap yok
giderim ben 

Sezer Özsen


Eylül 1993 - Moda

Not: Blogdaşım Sevgili Sezer Özsen,
namı diğer Momentos'un gönderdiği 
"Anıltı" ismli şiir kitabından 
"Ben" başlıklı şiirini
bloğumda sizlerle paylaşmaktan
mutluluk duyuyorum.
Ömrünüz şiirlerle şekillensin.
Yüreğine sağlık
sevgili Sezer!.. 

9 Nisan 2017 Pazar

Gönül Zenginliği


Parayı haddinden fazla değer yükleyemeyiz. Parayı hayatımızda merkeze alırsak, insanı insan yapan bütün değerleri değersizleştirmiş oluruz. Para bütün kapıları açar diyenlerden uzaklaşmak gerek. Paranın esiri olanlardan değil, paranın esir olduğu insanlardan olalım.  Para iyiliklerde kullanıldıkça değerlidir ve insana ayrıac değer katar. Cömertlik ve yardımseverlik gibi duygular ve davranışlar insanlıgın bütününü kapsayan mutluluğa dönüşmektedir. Yoksa sadece maddi zenginlik insanı zindan edebilir.
.....
Kuş sütünün eksik olmadığı mükellef sofralar düşünün. Altın, gümüşten kaplamaları olan sırça sarayları düşünün. Envayi çeşit, giyecek, yiyecek, içecek bir zenginliğin içinde yaşayan biri olduğunuzu düşünün. Hazineleriniz olsun.  Maiyyetinizde hizmetçileriniz ve avaneleriniz olsun. Astım, kestim diyebileceğiniz ahaliniz olsun. Sizene değer katar? Böyle nereye kadar gidebilirsiniz? İnsanlık adına ne yaptınız ki; insanlar size ışıltılı gözlerle bakabilsin. Kalbi olarak sıcak davranabilsin.   Yalakalık ve yardakçılık yaparak değil de, insanlar gerçekten ölümüne sizi sevebilsin, kalbinde yer verebilsin!...
.....
İnsan  maddi zenginlik, bollu bereketlik içinde bile isyan edebilir. Dünyada aç, sefil, hasta yoksul, evsiz barksız, kimsesiz insanlar varken şükretmesini bilmeyebilir. Şükretmenin sadece elini açıp dua Allah'a dua etmenin yetersizliğini  unutabilir, dağıtmasını ve infak etmesini bilmeyebilir. Oysa bir hastanın, bir yetimin, bir kimsesizin karnını doyurmak, ilacını vermek, ona sevgi, şefkat, merhamet göstermek suretiyle, onların yüz ifadesindeki mutluluğu ve gözlerinin parladığını gördükçe,  insan bu durumun Karun hazinelerinden bile  daha değerli olduğunu bilmelidir. Bir lokma ekmeğin, bir yudum suyun, bütün maddi değerlerden  üstün olduğunu idrakine ermelidir. 
.....
Hayatımızdaki para da, maddiyat da, makam mevki, şan şöhret de kemiyetle ifade edilecekse, keyfiyeti olmayan hiç bir zenginliğindeğer olarak hükmü yoktur. Zenginlik imkana sahip olanların cömertliği ve paylaşımıdır. Kemiyet imkanı elde etmenin, keyfiyet de  bize tanınan bütün imkanların Allah yolunda kullanılması,  bize lutfedilen bütün nimetlerin de Allah rızası için  infak edilmesidir.

Profösör

7 Nisan 2017 Cuma

Bütün Güç; Hakkın Gücüdür.

Şavaş bu; topuyla, tüfeğiyle, uçağıyla, tankıyla yapılıyor. Yüzbinlerce insan ölüyor. Savaştan kaçan milyonlarca insan, evinden, yurdundan, vatanından oluyor, mülteci durumuna düşüyor. Süper siyonist güçler, dünya ayar çeken sömürgeçi devletler, insiyatifli ailelerin böyle  insanlık dramına hiç bir gıkı çıkmıyor.  Çünkü silah satacaklar, ilaç ve mühimmet satacaklar. Modası geçmiş alet edevat satacaklar. Üçüncü dünya ülkelerini köle gibi çalıştırıp, emeklerini sömürerek de onların sırtından para kazanacaklar ve varlıklarını kan emerek sürdüreceklerdir.
.....

Savaş belli uluslararası kurallarla yapılır fikri ne kadar da çelişkilidir. Savaşın kuralı mı olur!.. Savaş atmaktır, düşmanı vurmak ve öldürmektir. Bunun özeti budur. Barış ise silahları bırakmaktır. Barışın korunması ancak Hakka ve adalete uymaktır. Hakkın ve adaletin olmadığı yerde savaş vardır, zulüm vardır. İnsanın malıan, canına, namusuna kıymaktır. Nato ve Birleşmiş Milletler ne işe yarar!.. Aynı birlik içinde olup da birbirine silah doğrultmanın mantığı yoktur. Günümüzde düyada birbirini dengeleyen hiç bir güç kalmamıştır. Kutuplaşma bir aldatmacadır. Ne yazık ki üst akıl birbirine bütünüyle zıt değerleri bir cephede birleştirebiliyor, aynı zamanda birbirinin aynısı olan değerleri de birbirinden ayrıştırabiliyor.  Savaş da, siyaset de günümüzde günlük çıkarlara göre yapılıyor. 
.....

Esed'in Suriye'i kan gövdeyi götürüyor. Bütün dünya güçleri  Suriye'de boylarını gösteriyor; adeta cirit atıyor. En son Esed'in masum olan halkına uyguladığı kimyasal katliam  bütün dünyayı korkutuyor. Amerika masum halk kimyasal silahla öldürüyor diye Suriye'yi vurmuyor. Bilakis tarihte Japonya'ya attığı atom bombasının bir benzerinin kendisine atılacağı kokusu psikolojisiyle  Suriye'yi vuruyor. Nasıl ki; Onbir Eylül İkiz Kuleler saldırısında süper güç Amerika hedef alındıysa, belli mi olur; bir akıllı deli çıkıp kimyasal bombayı süper sömürgeçi güçlerin çöplüğüne bırakıverir. Bir şehir değil, bir ülke değil, koskoca bir kıta insanı nefessiz kalıp ölüverir. Süper güçlerin asıl korkusu budur.  Topla, tüfekle, uçakla, tankla yapılan bir savaşı kontrol altında tutabilirsin. Fakat kimyasal bombalarla insanlık faciasının önüne geçemezsin.  Sonuç olarak, masum halkın ve insanların yanısıra, para babaları firavunlar da aynı korkunç sonu birlikte  yaşayacaklardır. 
.....

Bütün güç aslında ne toptur, ne tüfektir, ne uçaktır, ne taktır.  Biyolojik silahlarla bütün insanlığı korkutabilirsin ve insanlığı yok da edebilirsin. Bütün güç  hakkın gücüdür. Bu güçle hareket eden barışçıl bir iradedir.  Tarih boyunca  Selçukluda ve Osmanlıda olduğu gibi, Türkiye şimdi de bunun dersini vermiştir.

Profösör

Kimse Üzülmesin...


Kimsenin üzülmesini istemiyorum. Beni üzenleri üzmek yerine, bilakis onların üzülmemeleri için onlara içtenlikle dua ediyorum. 

Profösör

Nasıl Bakarsan!..


Kafa gözüyle bakarsan;
..........
Bir doktorun dediğine göre şekerin ilacı; yemeyeceksin, içmeyeceksin, sinirlenmeyeceksin, sevinmeyeceksin, heyecanlanmayacaksın, üzülmeyeceksin, takıntı yapmayacaksın; sadece boş boş boşluğa bakacaksın.

Kalp gözüyle bakarsan;
..........
Bir bilgenin dediğine göre şekerin ilacı; yedireceksin, içireceksin, sinirlendirmeyeceksin, sevindireceksin, heyecandıracaksın, üzmeyeceksin, sakin olacaksın; sadece boş boş boşluğa değil, hoşgörülü bakacaksın bakacaksın.


Profösör


6 Nisan 2017 Perşembe

Kelimeler

Şairler kelimelere kanat takan birer melektir. 
Öyle melekler var ki; "Kelimeler Dünyasın"da 
O bir çiçektir. 
O bir şiir, 
O bir şarkı, 
O bir şefkatli ve merhametli bir yürektir.

Profösör

Kandil

Kandil önce insanın yüreğinde yanar; ışığı gözlerine vurur, nur olur, ışıltı olur. Kalbi bir bakış olur. Yürekten bir bakış; sevgi olur, şefkat olur, merhamet olur. Bütün maraza ruhlara şifa olur. Kandil inancın, ümidin, mefkurenin bir kıvılcımı olur.

Profösör

2 Nisan 2017 Pazar

Birbirimizi Deli Zannetmeyelim


İnsan insana benzer derler. Bir bakıma doğru bir söz.  Çünkü hepimiz Adem ve Havva'nın çocuklarıyız. Gerek fiziken, gerek ruhen, gerek genetik yapılarımız itibariyle birbirimize benzer ve birbirimizden değerler taşırız.  Kendimiz fikren ve zikren neysek ve neye benziyorsak, karşımızdaki insanı da kendimiz gibi görüp,  adeta kendimize benzetmek isteriz. Kendisini deli addeden bir kişi, kendisi gibi kendisi dışındaki bütün irsanları da deli saydığı gibi. Bu düz mantık içinde akıllı insanlar ne yazık ki kendisi dışındakileri, kendisi gibi  akıllı saymayabiliyorlar. Oysa akıl akıldan üstürdür sözünü unutuveriyorlar.  

Profösör 

1 Nisan 2017 Cumartesi

Estetik Anlayışı


Sufiyane bir hayat insanın görsel zevkini de diğer insanlardan farklı kılabiliyor. İsraf ekonomisinin ateşini harlatacak, tüketim toplum zihniyetiyle, inancın ve ahlakın gerektirdiği şekilde bir hayat tarzı sürenlerin estetik anlayışı aynı olmayacaktır. Atalarımız mabetleri taştan, mermerden  ihtişamlı yaparken, oturdukları evlerini ahşaptan  sade, fakat zarif evler, köşkler, ylılar ve konaklar  yaptıklarına şahid oluyoruz. İnsan sarayda da yaşasa, mağrada da yaşasa estetiği bulabilir.  Fakirlik ve zenginlik izafidir. Esas olan ahlaki temelde nizam ve intizamdır.

Profösör

31 Mart 2017 Cuma

Demokrasi Gereği


Demokrasi halkın kendi kendini idare etmesi anlamını taşısa da, siyaset  demokrasi manivelesiyle halkın devlet mekanizmasını işletecek siyaset ve devlet  adamlarını belirler. Devlet mekanizması işlerlik kazandıkça ve tecrübe edindikçe  devlet adamları, genel müdürler, müsteşarlar, amirler ve memurlar bir işletim sistemi içinde halka hizmet verirler. Esas olan milletin adilane olarak istediği hizmeti  görmesidir.

Siyaset genel olarak partilerle kurumsallaştırılmış olsa da, sivil insiyatif, dernek, vakıf  ve bir takım  platformlar, siyasi hareketler gibi kurumsal siyasetin dışında da etkin siyaset yapma imkanlarına sahibiz. Zaten kurumsal siyasi partilerin de oy potansiyeli örgütleşmiş sivil insiyatifin birebir, birbirine olan etkileşim gücüdür. Düşünce ve ifade özgürlüğü var olduğu sürece, siyaset birey ve toplum hayatında aktif olarak yer alacaktır. Ayrıca günümüz bilişim çağında, her türlü iletişim ve bilişim araçları siyasetin diri tutulmasında önemli bir faktördür.

İnsanımız seçim ve referandumlarda, niyeti, birikimi, zihniyeti ne olursa olsun her tür görüşe saygı duyması gerekir. O seçmen olarak sadece sandık başında ve vicdanıyla başbaşa reyini belirtir.  Bizim  herhangi bir seçmen için niyet okuma hakkımız ve haddimiz yoktur.  Gündemdeki bir konuyu tartışmak ve eleştirmek elbette hepimizin hakkıdır. Bunun yanında birbirimize saldırmak, hakaret etmek ise hoş görülmeyecek bir ayıbımızdır.

Profösör

29 Mart 2017 Çarşamba

Kitap ve İnsan



Kitapların hayatımızda iyi ki yeri var. İnsanın iyi bir  insan olabilmesi için okuması, aydınlanması, cehalete karşı savaşması gerek. Okuyarak, öğrenerek, bildiklerini kendi hayatında uygulayarak iyi insan olması, olgunlaşması gerek. Onun için peygamberlere kitap gönderilmiş ve peygamberler kendileri de bizatihi kitaba uyarak insanlığa hakikati göstermişlerdir.
....

Bizim peygamberimiz ahir zaman peygamberi Hatemennebiyyin Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselatü vesselamdır. Kuran'ı Kerim yüce kitabımızdır. Ne mutlu bize ki O'nun ümmetindeniz. Ne mutlu bize ki Gönül medeniyetindeniz. 
....
Kitap var okunacak, kitap var yakılacak. Bir kitap gönül teline dokunmalı. Bir kitabın vicdanı olmalı. Sevgi, şefkat ve merhametin kaynağı olmalı. Kitap kitap üstüne büyük kütüphaneler kurulmalı. İnsan okuyarak fikri de, vicdanı da insanlıktan yana adalet ve ahlak sahibi olmalı. İnsan kendini insanlık mefkuresine ardaamlı. Toplum içihnde örnek alınabilecek şerefli, haysiyetli ve hayırsever bir insan olmalı.

Profösör

Not: Kütüphanecilik haftasına istinaden 
YeniBirlik gazetesi, Buluşma Noktası sayfası için 
tarama ucuyla çizmiş olduğum bu karikatürümü sizlerle paylaşıyorum.  

Referandumda Evetçiler ve Hayırcılar


Bu zamana dek ülkeyi oligarşik düzen idare ederken, tamamen milletin iradesiyle devlet yönetimine ehil ve liyakat sahibi  milletin evlatlarının yönetime gelmesine sistem değişikliği demeye çekinenler, rejim değişikliği demelerinde bir sakınca olmaamlı. Oysa yapılan demokratik cumhuriyet yönetiminde köklü bir sistem restorasyonudur. Devlet ve hükümet metabolizmadaki sistem kaçaklarının giderilmesinde tahlil, teşhis ve tedavi yönteminin doğru ve bilimsel yöntemlerle daha işler hale getirilmesidir. 
.....
16 Nisan 2017 sonrası  referandum için; ülke dışındaki Batılı bütün sömürgeci devletlerin hayırcı tutumlarıyla, terörisst grupların ve ülke içindeki hayırcı tarafın birlikte bir blog oluşturarak,  cephe oluşturmasında ülkemiz  yararına mantıksal hiç bir izahı olamaz. 16 Nisan sonrası devlet içindeki bütün parazitler, piyonlar, vatan hainlerinin çanına ot tıkanacaktır. 
....
Bu arada sandıkta evet de, hayır da demokratik bir tercihtir. Sadece evet diyenler ile hayır diyenler dostluklarını bozmadan durdukları yeri yeniden konumlandırmalıdır. Kalp kırmadan tartışmak, istişare etmek demokrasi kültürü açısından önemi olduğu kadar, aynı zamanda devlet, millet ve memleket için yararlı olacaktır. Gerçek vatanseverler milletini, devletini ve memleketini   düşünür; bu anlamda her türlü fedakarlığa da hazır ve nazırdır.

Profösör

26 Mart 2017 Pazar

Delişmen


DELİŞMEN

Külü savur.
bir bulut üfle, bir kanat tut
ve ateşe gir..

Bütün bunlara "delilik"
deme.
zaten aşık olarak
bunu yapıyorsun!...

Sezer Özsen


Ocak 1994 - Harbiye

Not: 
Blogdaşım 
Sevgili Sezer Özsen,
namı diğer Momentos'un 
gönderdiği "Anıltı" ismli 
şiir kitabı elime geçtiğinde 
duyduğum heyecanı
tarif edemiyorum. 
Teşekkür ederim.
Bütün yüreklere şifa olsun.
Yüreğine sağlık
sevgili Sezer!.. 

Ocu Bucu Yok!


Toplumu sucu bucu diye ayırmanın bir mantiği yok. Çünkü hepimiz bir milletiz. Yeri geldiğinde hepimiz birer yuttaş ve vatanseveriz. İçimizde her türlü insan bulunacak ve hepimiz ne kadar Allah'ın emirlerini yeterince yetirebiliyoruz!.. Ne kadar iyi birer insanız, müslümanız ve vicdanlıyız!..  Asıl bunları düşünmeliyiz. Ona buna suç isnat etmek yerine Allah'ın emirlerini yerine getirmeliyiz. Allah sizler nasılsanız öyle  yönetilirsiniz diyor. O halde öyle de olsa, böyle de olsa ülkemizde olan bitenden hepimiz sorumluyuz. Nefsimizin zaaflarına uydukça bencilce davranabiliyoruz. Sadece kendi menfaatimizi düşünerek toplumdan bir bir kopuyoruz. Yanlızlaşıyoruz. 
.....
Aklınıza güvenmeyin; çünkü süphecidir. İnancınıaz güvenin, çünkü inanç herşeyin üstündedir, şüphenin üstesinden gelendir. Kalbinizin inandığı şey hakikat ise, inandığımız gibi yaşıyorsak eğer o toplumda ben  ben diyen hiçbir kimse yoktur. Biz diyen ve hepimiz diyen bir kitle vardır. 
.....
Şuur ben olmaktan biz olmaya ve hepimiz olmaya giden kutsal bir yoldur. Şuur et ve kemik gibi sarmaş dolaş olmanın ve birlikte iyiliğe koşmanın, birlikte kötülükle savaşmanın kutsal bir yoludur. Şuur ancak birey olarak değil, hep birlikte toplum olarak Allah'ın rızasını kazanmanın  kutsal bir yoludur. Bize düşen insanların kötü tarafından değil; ancak iyi tarafından tutmaktır. Bize düşen toplum içinde  birbirimize ihtiyaç duyduğumuzun idrakine varmaktır. Bize düşen birbirimizi yürekten anlamak ve anlaşılmaktır. Bize düşen bir yudum suyu, bir lokma ekmeği birlikte paylaşmaktır.

Profösör


14 Mart 2017 Salı

Türkiye İnancıyla ve Vicdanıyla Güçlüdür.


Bilinç şuur demektir. Hakka ve hakkaniyete uygunluk demektir. Batının Türklere ve Müslümanlara takındığı bu çirkin tavırı  bilinçli olarak nitelendiren yazar, siyaset bilimcilerimiz  ve diplomatlarımız var. Batı bu çirkin davranışını  kasten yapıyor. Türkiye'nin son dönemde hızla gelişmesi onları tedirgin ediyor. Bütün sömürü hortumlarının kesilmesi karşısında tükenmişliklerini yaşıyorlar.  Oysa Batı ve bütün Avrupa bugünkü Paris, Roma, Amisterdam, Londra, Berlin ve nice modern şehirleşmelerini doğuyu ve afrikayı sömürerek inşa ettiklerini biliyoruz.  Bugün açlık, sefalet, savaşlar ve terör varsa Batının haçlı zihniyetine bağlamak gerekir. Haçlı zihniyeti adaletin ve vicdanın hilafına zulmün ve acımasızlığın bir bir tezahürüdür.  Batının gösterdiği bu tepki İslamı da aşmış Tükiye ve Onun siyasi lideri  Recep Tayyip Erdoğan imgesiyle somut hale getirilmiştir.  Batı bütün değerleriyle çöküş halindedir.  Artık bundan sonraki güç ne toptur, ne tanktır, ne uçaktır; bundan sonraki güç haktadır, hakkaniyettedir. Bundan sonraki güç merhamet elini darda kalanlara uzatmaktır.  Türkiye inancıyla ve vicdanıyle güçlüdür. Onun için mazlumların yanındadır. Mazlumların dualarındadır.

Profösör 

12 Mart 2017 Pazar

Bencilliğe Bir Bakış


İnsanlar karşılıklı olarak çekim halindedir. Bence bu çekim insanların dışında da bütün varlıklar için geçerlidir. Böyle olunca da, bencil insanlar kendisi dışındaki bütün varlıklar tarafından itici bulunur. Çünkü bencillik kendisi için sadece çıkarcılığı gözetir. Kibir, gurur ve dışlanmıışlık bencil insanları içten içe bitirir. 

Profösör

8 Mart 2017 Çarşamba

Sevmek ve Sevilmek


Kimisi sevgiye aç, kimisinin karnı aç ve bi ilaç. Kimisi sevgisiz ilgisiz. Kimisi de şefkat ve merhamete muhtaç. Sevmek ve sevilmek varken nedir bu bencillik, hırs ve inat!...
Profösör

7 Mart 2017 Salı

Algıda Seçicilik


Neye ihtiyaç duyuyorsak vücudumuz onu istiyor, onu özlüyor, onu arıyor. Bir anlamda gözlüğe ihtiyaç duyuyorsak gözlerimiz gözlüklere kayıyor. Gözlük markalarıan ve gözlük modellerine bakıyoruz. Kendi kendinize sorun; benim acilen neye ihtiyacım vardır. Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şeye kulak verin. İpuçlarını değerlendirin. İhtiyacınız her neyse onu değerlendirin.
Profösör

21 Şubat 2017 Salı

Dilek


Sersem tertemiz mavi denizi mavi  gökyüzüne.  Uçursam, balıkları gökyüzünde. yüzdürsem martıları denizlerde.  Bir iyilik yapsam sadaka niyetine; güldürsem bütün yüzleri.

Profösör  

İman ve Ümid


İçinde zerre kadar bir iman kırıntısı varsa, evren kadar ümidin vardır.  Müsbet düşünce imandan ve ümidden kaynaklanır. Ne kadar olumsuz düşünce taşıyorsan; kurtulamazsın evhamın ve vesvesenin pençesinden. He rşeyde bir bir hayır var de. Tevekkül et ve öylece bekle. 

Profösör

17 Şubat 2017 Cuma

Akıl Yetersizdir

Aklınla muhakeme edebilirsin. Fakat kalbinin kanaat getirmediği hiçbir değerin kıymeti harbiyesi yoktur. Kafa sadece düşünür, ama mühür kalbin elindedir; kalp mütmain olunca tasdik eder.

Profösör

16 Şubat 2017 Perşembe

Sevgi Varlığımızın Mayasıdır

Referandum


Refarandum demokrasinin bir enstrümanıdır. Seçmen evet de diyebilir, hayır da diyebilir.  Gerektiğinde seçmen  niçin evet yada hayır dediğini de maddeler halinde izah edebilir, çekincelerini söyleyebilir.  Evet diyenler de, hayır diyenler de demokrainin gereğini yerine getirenlerdir.  Evet ya da hayır diyenlerin her iki blogta vatanseverlerin olduğu kadar, içlerinde vatan hainleri de olacaktır.  Siyasiler hangi blogta dururlarsa dursunlar, propogandasını yasalar çerçevesinde yapacaklardır. Bize düşen; sandığa bilinçli gitmeli, referandumda hangi görüşü belirtirsek belirtelim  birbirimizi suçlayarak, hakaret ederek, alay ederek ve birbirimizi  küçük düşürerek birbirimize olan  saygnlığımızı yitirmemeliyiz. 

Profösör

10 Şubat 2017 Cuma

İlişkilerde Saygınlık


Aynı fikre, aynı dünya görüşüne sahip olmasan bile 
duygudaşlık insani, vicdani ve daha da önemlisi vicdani bir 
değe sahipsin demektir. Kalbi muhabbete karşı açık olanlar 
birbirine zıt fikirde ve klikte olsalar bile, birbirine olan 
saygınlığını korumak için ilişkilerinde azami titizliği gösterirler.



Profösör

9 Şubat 2017 Perşembe

Şiir Kalbin Sesidir


Kırk yıldır şiir yazmak için uğraşan adam!.. Kalp gözün açık 
değilse eğer; Beyhudedir senin şiir yazman!.. Çünkü şiir kalbin 
sesidir.

Profösör

8 Şubat 2017 Çarşamba

Kelimelerin Değeri


Kelimelerimi bir kitaba hapsetmeye kıyamıyorum... 
Bir sadaka taşı gibi cümlelerimi ortaya koyuyorum.
Profösör

Sigara Yasakları


Herşeye Şükür


Yoklukta başınızı sokacak bir gecekondu eviniz. Kışın 
soğukta içinde sevgiyle yanan bir maşinganız, anne eliyle 
yapılmış, tarifini çözemediğimiz nefis kurabiyeleriniz olsun 
yeter. İnsan hayatında iz bırakan o kadar değerli anı var ki; 
geride bıraktığımız her an için sonsuza kadar şükretmeye 
değer.

Profösör

Bugünün Sözü


Bilgelik; ilmin ve irfanın gereği... Bilgiçlik; ilmiyle amil 
olmayanın laf ebeliği.

Profösör

3 Şubat 2017 Cuma

İtidalli Olmak


Hani derler ya "Herşeyin aşırısı zarardır." İnsan kendi işinde maharet sahibi olabilir. Her şeyi yeryli yerinde kullanabilir. Özgüveni tavan yapabilir. Fakat öyle zaman olur ki boşluğa düşebilir ve ustalaştığı mesleğindeki küçük bir hata hayatına mal olabilir. Aşırı hız yapan şöför, tel üstünde yürüyen cambaz, akrobasi yapan bir akrobat  aşırı güvenine yenik düşebilir.  Hayatında istemeden de olsa bir hata yapar ve canından olur.  Kimisi kendi canıyla hatanın sonucunu baştan kabul etse de, kimisi de kendi canı yetmiyormuş gibi zincirleme başkalarının hayatına son verebilir. Düşünebiliyor musunuz ki; bir şöför otomobilin freniyle gaz pedalını karıştırmış olsun.  Hem kendisi, hem içinde bulundurduğu yolcuları, hem de önündeki araca çarpmasıyla zincirleme facialara sebebiyet verebilir. Nice masum insanların canını yakabilir. Aşırılık alkol almak gibidir. Aşırılık uykusuz kalmak gibidir. Aşırılık aklın ve dikkatin baştan gitmesidir. Oysa itidal daha dikkatli olmak, aklı başında ve şuurlu olmayı gerektirir.

Profösör

29 Ocak 2017 Pazar

Yeni Anayasaya Doğru


Gündemde olan bir konu da Yeni anayasa çalışması ve sistem değişikliğidir. Demokratik toplumlarda en önemli kazanım; insan hakları ve özgürlüklerin genişletilmesidir.  Milletin iradesinin anayasa ve kanunlar üzerinde güçlü bir şekilde hissedilmesidir. Sonuçta devlet halkın hizmetindedir. Bunun en iyi bir şekilde çalışması başta anayasayı oluşturacak maddelerin  çağdaş bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu maddeler demokratik ve çağdaş bir anayasa için "Efradını cami, ağyarını mani"  olmalıdır. Olması gerekenler anayasada  yer bulmalı, olmaması gerekenler de anayasa kitapçığının dışında kalmalıdır. İşte o zaman Adaletli ve hakkaniyetli çağdaş bir anayasaya kavuşmuş olacağız.

Profösör

Yemek Pişirmek

Yemek yaparken doğal malzemeler kullanacak, onları sırasıyla, ateşte pişirirken o yemeğe has imkanlar oluşturarak işlem yapacaksınız. Yemeğin tuzunu , kaç kişilik yemek hazırlıyorsak o hacme göre ölçülü atacaksınız. Hatta tatlı kaşığı, çorba kaşığı gibi ölçülerin yerine, öyle bir meleke kazanacaksınız ki hislerinizle ve göz kararı tuzu serpiştirerek en leziz yemeği yapma keyfini yaşayacaksınız. Bu işlem sadece ansiklopedilerede gördüğümüz tarife uymakla kalmayacak, bir de içine duygularımızı ve sevgimizi de ilave tmemiz gerekiyor. Yani yemek pişirmenin ve sofra kurmanın hakkını vereceksiniz. Yemek işte o zaman yemek oluyor. Hele besmeleyle yapılmış ypişirilmiş   ve besmeleyle yeniyor ise, her yenilenle şifa bulacaksınız. 

Ziraaççilerin Dikkatine


Ziraatçilik yapan bir bilge  ağabeyimiz "Ziraatçiliğin dokuz püf noktası vardır. Birini ihmal edersen o ziraatçilikten hayır gelmez" derdi. Yani o ziraatten verim alamazsınız derdi. Elbette bir iş yapılırken dokuz maddeden birini eksik ya da  yerinde ve zamanında yapmazsanız, o iş istediğiniz gibi sonuçlanmaz. Bundan dolayı da mutsuz ve huzursuz olursunuz.  Zamanında tarlayı süreceksiniz, zamanında tohumunu ekeceksiniz, zamanında çapasını yapacaksınız, zamanında  gübresini atacaksınız ve sulayacaksınız ki  verim alabilesiniz. Hangi iş olursa olsun  yaptığınız işin hakkını vereceksiniz. 

Profösör

28 Ocak 2017 Cumartesi

Bilincinle Gel!...


Yarabbi!..
Nerede benim
inancım,
ümidim,
ve hayallerim.
Sanki ben
taşa dönmüş
gibiyim....
.....
Ruhsuz,
sessis
ve hareketsiz...
Beton üstüne beton
duran bir heykel gibiyim.
.....
İnancın varsa eğer;
vicdanın var demektir.
Vicdanın yoksa eğer;
bir put gibisindir.
......
Yarabbi!..
bize hakikati göster,
şuurlanalım.
......
Yarabbi bize
doğru yolu göster,
hidayet bulalım.
......
Bizi taşa döndürme yarabbi
meydanlara dikme!
Biz birer İbrahim olalım.
.....
Ey müslüman bilincini bile!..
Put alanlarından geçsen bile
İçindeki putları temizle.
İşte o zaman;
devrilir bütün putlar,
birer birer arkandan...
Profösör

27 Ocak 2017 Cuma

Cafe Tigris'te Buluşalım

Cafe Tigris 2017'nin ilk blogger dayanışması etkinliğiyle bloggerler arasında arkadaşlık, kardeşlik ve dostlukların geliştirilmesi adına, düzenlemiş olduğu "Cafe Tigris'te Buluşalım" keşif etkinliğine ben de katıldım. Hep birlikte Cafe Tigris'te Buluşalım ne dersiniz!..
http://www.cafetigris.com/

Profösör

http://www.cafetigris.com/

Hiç Mi Görmezler!..


Yine bir elit bir mekandasınız. Burası bir Kafe olabilir. Lavaboluk ihtiyacınzı görmek için adisyon fişlerine şifre yazılıyor. Örneğin; 1976 şeklinde bir bir şifreyle lavaboya gidiyorsunuz. Dört rakamı teker teker yazıyorsunuz ama kapı açılmıyor. Görevliye soruyorsunuz o rakamlardan sonra yıldıza da basıyor.  Sonuçta kapı açılıyor. Ne yazık ki rakamlar tuşların üzerinde bulunması gerekirken, tuşlar rakamların altında yer almış. Üstelik tuşlar da, rakamlar da siyah zemin üzerinde olduğu için, göremiyorsunuz ya da farkedemiyorsunuz;  rakamın üzerine başsanız da bir türlü "bib" sesi gelmiyor. Eski köye yeni adet mi getiriyorlar. Rakamlar tuşların altında, üstünde, sağında, solunda olmaz. Rakamlar tuşların üzerinde olmalıdır.  Kim lavabonun kapısını açmaya çalışırsa aynı durum bir sendrom olarak devam ediyor. Bu sinir bozucu durum doğrusu müesseseye de itibar kaybettiriyor.

Profösör

Adisyon Fişi


Yine bir kafedesiniz. Siparişlerinizi verdiniz ve masanıza bir adisyon fişi bırakılıyor. Sadece sipariş ettiğiniz şeyin başındaki kutucuğa çarpı işareti konuyor ve aded kısmına da rakam yazılıyor. Fiyat bölümü olmasına rağmen siparişlerle ilgili listeye vermiş olduğunuz siparişlerin karşılığına fiyat belirtmiyorlar. Bunun ne anlama geldiğini çözemiyorum. Hem nezih bir mekan işleteceksiniz; müşterilerin en hassas konudaki tedirginliklerini hesaba katmıyorsunuz!..

Profösör

26 Ocak 2017 Perşembe

İstanbul Kitapçısı


İstanbul Büyükşehir Belediyesine iştiraklerinden Kültür A. Ş." ye bağlı bir işletmeyle yeni yeni tanışıyoruz. Adı İstanbul Kitapçısı olan bu işletmenin İstanbul ilçelerinden birkaçında ve  mutena yenrlerde faaliyet gösteriyor. İstanbul Kitapçısı adı altında kitap, kafe ve hediyelik eşya satışı olarak hizmet veriyor. Böyler yerler aslında kültürümüz adına proaktif hizmetler vermesi açısından belediyeye ait bir işletlmenin olması bizi daha da kendine çekiyor. Madem ki İstanbul Kitapçısı Kültür A.Ş.'ye ait bir işletme ismi Kültür Kafe ya da Kafe Kültür olarak düşünülse daha iyi olabileceğini söyleyebilirim.  Kültür A. Ş. nin Kültür Kafesi olur. Zaman gelir sergiler ve organizasyonlar düzenlenebilir. Benden söylemesi.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...