İzleyiciler

aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2017 Pazartesi

Koşullu Sevmek


Yine bir televizyon  tartışmasında çocuklarımızı daha çok sevmeyi çocuklarımızın daha çok ders çalışmasına bağlayan aileler olduğu söyleniyor.  Oysa çocuklar sevilmeli, şefkat duyulmalı ve onlara karşılıksız merhamet edilmelidir. Çünkü onlar çocuktur ve bu duygulara her halükarda  ihtiyaç duyar. Çocuğun ders çalışıp çalışmaması bu duygulardan mahrum bırakılması anlamını taşımaz. "Dersini çalışırsan seni daha çok severim" cümlesini çocuğa kurmak doğru olmasa gerek. Belki  "Dersini çalışırsan bizi sevindirirsin" denebilir. Çocuk çalışmakla, öğrenmekle, ve öğrendiğini tatbik etmekle adam olunabileceği, mevki makam sahibi olunabileceğini iyi bir. Bu bilinç aşılandığı sürece çocuklarımız ders çalışmasını sektirse de onlar sevgisiz kalma korkusunu yaşamazlar. Esas olan çocuklarımızın yapısına göre işi sıkı tutmak.


Profösör

5 Haziran 2017 Pazartesi

Birlik ve Dayanışma


İnsan fıtratı gereği tek başına bir  değer ifade etmez. Fakat toplum halinde inancını fiiliyata döktüğünde bir değer ifade eder. Aksi takdirde yalnızlığın bencilliğinde boğulur. Çünkü birlikte rahmet, bereket ve bolluk vardır. Ayrılıkta ise azap ve ıstırap vardır.  İnsanların bir araya gelmesi, toplum halinde yaşaması demektir. Birbirleriyle olan yardımlaşması ve dayanışmasıyla mutlu olur ve huzur bulur.  Çünkü birlik ruhu demek; bütün varlıklarımızla birbirimizin yanında olmak demektir. Eğer karanlıktan kurtulmak ve aydınlanmamız isteniyorsa bunun birbirimizin kandiline yağ damlatmakla mümkün olacağını bilmemiz gerekir. O zaman aydınlanır ve nurlanırız.

Her insanın kendi karekteri ve meşrebine göre bir işi, bir mesleği ve bir görevi vardır. Herkes ihtiyacını birbirinden giderir. Maddi ve manevi olarak yardımlaşma ve dayanışma konusunda şuurlu olmak zorundadır. İnancımıza göre müminler kardeştir. Kardeşlik birlik olmayı ve birlikte olmayı gerektirir. Eğer aramızda tam anlamıyla muhabbet ve ünsiyet oluşturmuş isek, Allah’ın rızasını kazanmak için iyilikte de, kötülükte de kardeşliğimizi ve birliğimizi sürdürmeliyiz. Şuurlu bir toplum olduğumuzda başımıza gelebilecek musibetlerden  korunmuş oluruz. Ümmet olma şuuru da bunu gerektirir. Milli mücadele ve Çanakkale savaşları yedi düvele karşı kazanılmıştır. Çanakkale zaferi bütün İslam ümmetinin zaferidir. Hatta bütün mazlum milletleri de sevindirmiş, milli  bağımsızlığı ve kurtuluşları için bir umut olmuştur. İslam ümmeti bir anlamda Osmanlı bakiyesidir. Osmanlının onların nezdinde büyük bir itibarı vardır. Onlar da ümmet olmanın şuuruyla Çanakkale savaşlarında şehit vermişlerdir. Bütün ümmet, kadınıyla  erkeğiyle, varını yoğunu elinde ne varsa milli mücadele için göndermişlerdir.

Bugün dünyadaki mücadele ve savaşlar, hep Hak ile batılın mücadelesidir. Müslümanlar şuurlandıkça  bütün insanlığın yüzü gülecektir. Barışın, huzurun, mutluluğun, adaletin ve ahlakın yegane teminatı İslam’dır. İslam hakkıyla yaşandıkça, topluma hakim oldukça birlik içinde olur ve dirlik içinde yaşarız. Çünkü İslam, birliğin ve Tevhidin dinidir. Cemaat olma şuuru ümmet olma şuurudur. Bir cemaat bir başka cematin alternatifi değildir. Bütün cemaatler ümmet olma disiplini içinde birbiriyle ayrılmaz bir bütündür. Bütün kalpler Allah için çarpar. Bu zihniyeti taşıyanlar sevgide, şefkatte, merhamette birliktedirler. Bize düşen Allah ve Resul’üne tam bir teslimiyetle itaat etmektir. Birbirimiz arasındaki anlaşmazlıkları Kitap ve Sünnet’le gidermeliyiz. Birbirimize karşı adaletli olmalıyız.  Beşeri ve nefsi zaflarımıza yenik düşmemeliyiz. Birbirimizle çekiştikçe gücümüzü kaybederiz. Parçalandıkça ve bölündükçe kolayca yutulan bir lokma haline geliriz. Oysa birlik ve beraberlik maddeten ve manen büyüme demektir. Hiç bir güç böyle bir toplumu altedemez demektir.

Birlik ve beraberlik aynı duygu ve düşüncede şuur sahibi olmak demektir. Birlik ve beraberlik aynı mefkurede buluşmak demektir. Yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma bunun gereğidir. Birlik ve beraberlik eşgüdümlü hareket etmek demektir. Dolayısıyla ailede birlik, karı koca ve çocuklar arasında tesis edilmesi gereken kutsal bir  birliktir. Çünkü inançlı bir aileyle seciyeli ve ahlaklı nesiller yetiştirilecektir. Yakın akraba, dost, ahbab ve arkadaş arasındaki  birlik, önce sadakat demektir. Milletçe birlik milli şuur ve vatanseverliktir. Ümmetçe birlik İ’layı Kelimetullahtır. Merhum Akif  “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” diyerek bizi uyarıyor. O halde  birlik ve dayanışmamızı sürdürmeliyiz. Çünkü birliğimiz; dirliğimizdir. Vesselam.

Niyazi Özdemir

10 Kasım 2016 Perşembe

İletişim Sevmek ve Kaynaşmaktır


İletişim kurmak sosyal hayatın gereğidir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Et ve kemik gibi birbirine kaynaşmalıdır. "İnsan" ve "ünsiyet" birbiriyle çok yakın kelimelerdir. İnsan kelimesinden mülhem ünsiyettir. Ünsiyet anlam olarak kaynaşma demektir. Yine kendi kültürümüzden örnek verecek olursak; Osmanlının son zamanlara kadar düğün davetiyelerindeki ibarelerde  "muhabbet" ve "ünsiyet" kelimelerinin bir arada kullanılması çok manidardır.  Aşk evliliğe götüren ve nikahı çabuklaştıran bir duygu olsa da, esas olan nikah ve evlilik müessesesidir. Bu da aile ve yuva kurmak demektir.  Bundan maksat nesebi belli olan nesillerin yetişmesini sağlamaktır. Özellikle günümüzde mutlu evlilikler  ancak "muhabbet" ve "ünsiyetle" sürdürülebilir hale gelmiştir. "Muhabbet" ve "ünsiyet"  "sevgi" ve "kaynaşma" demektir. Bu iki kelime evlilikte birbirini tamamlayan iki önemli değerdir. Bize ait bir değeri sevebiliriz; ancak  her türlü yıkıcı  felakete karşı sapasağlam durabilmemiz  için, onunla kaynaşabilemiz şarttır. 

Profösör


10 Ekim 2012 Çarşamba

Kadınlık Duygusu Sorgulayıcıdır

Kadınlar yaratılış itibariyle cismi latiftirler. Aynı zamanda cazibe merkezidir. Bundan ötürü erkeğe nazaran bu açıdan edilgen tarafı yoktur. Bilakis erkekler üzerinde etken bir işlevi vardır. Ancak erkeklerin yaratılış itibariyle kadınlar karşısında edilgenlikleri olur. Kadın varlığıyla, duruşuyla, gizemli ve büyülü dünyasıyla erkekler üzerinde etkili bir baskı kurmaktadırlar. Kadınlar dışarıya verdiği fotoğrafla kendisini en iyi şekilde ifade eder. Herkese ve özellikle kendisine her kur yapana boyun eğmez ve teslim olmaz. Kadın aynı zamanda gelgeç heveslere de asla kapılmaz. Kadın, kadınsı duygularını paylaşırken özünde cinsi değerleri değil de, annelik değerleriyle bir dünya kurar. Kadının güzelliği, cinsi cazibesi, ancak anne olmak ve iyi bir aile kurmak için, Allah'ın kendilerine bahşettiği bir lütuftur. Kadın kendisine bahşedilen değeri çok iyi bilir ve bu bilinçle içgüdülerini harekete geçirir. Öbür taraftan erkek de, doğal olarak bir arayış içindedir. O'nun da dünyası yalnızlıkla çekilmezdir. Ne var ki toplumuzda, bilinen gelenek ve göreneklerimizin de baskısıyla birlikte erkekler kendisini her konuda söz sahibi olduğunu düşünmektedirler. Kadınlarımız bu açıdan her zaman ikinci plana düşmektedirler. Oysa kadın erkek ilişkilerinde duyguları tamamen yaratılışı gereği kadınlar yönetir. Bu anlamda yuvayı dişi kuş yapar atasözü boşuna söylenmemiştir. Yuva dediğin nedir ki; bir kuş için yuva çerden çöptendir. Onlar da bu dünyanın nimetlerinden faydalanırlar. Bizler için yuva, mütevazı bir ev, başımızı soktuğumuz, dışarının kirliliklerinden korunduğumuz sıcak bir yuvadır.

Ne yazık ki; günümüzde kadın da, erkek de, hayatlarını planlarken, asli düşüncelere göre değil de, zorlayıcı unsurları içinde barındıran bir kısır döngü düşüncesiyle hareket etmektedirler. Erkek etrafına bakınır, kendince, bilgili, birikimli, inançlı, ahlaklı ve güzel bir kadını eş olarak seçer.. Bu seçim karşısında bakalım bu isteği akıllı, zeki, daha doğrusu, şuurlu bir kadın tarafından karşılık bulur mu?. Elbette bulmaz. Çünkü şuurlu bir kadın karşısındakinin duruşundan herşeyi anlar. Herşeyi sezer. Eğer şuurlu bir kadın, tam anlamıyla özgürlük ve bağımsızlığını kazandıysa, maddeten kimseye muhtaç olmama anlamında, kendi işi ve geleceği varsa, evlilik için, karşısına gelen taliplinin samimiyetini ve ihlasını sorgulayabilme cesaretini gösterebilecektir. Karşısındaki kişinin sorumluluk duygusunu sorgulamaktan asla çekinmez. Çünkü kadınlık duygusu sorgulayıcıdır. Bir kadın için sorumluluk, bir erkekte arayacağı en önemli bir niteliktir. Eğer bir erkek gerçekten iyi niyet sahibi ise, sözü evelemeden gevelemeden herşeyiyle gerçek, inançlı, soylu ve onurlu bir kadına teslim olmaktan başka da bir çaresi yoktur. İslam'a göre bir erkek kadının talep ettiği nikah mihrine cevap verebilir mi?.. Ev, araba, arsa, kat, yat, para, pul ne varsa, büyük bir bölümünü tereddüt etmeden evleneceği kadına resmen verebilir mi?. Bu soruya bile cevap veremeyen erkeğin suratının düştüğünü görebiliriz. Oysa bir erkeğin kadını beğenmesinin samimiyet ölçüsü budur. Gerçekten erkek cazibesine kapıldığı kadının kimlik ve kişisel varlığına mı, yoksa onun maddi anlamda dünyasındaki zenginliğine mi tutulmuş olduğu, böyle bir sorgulama sonucu bir turnusol kağıdı gibi ortaya çıkacaktır. Bu sorgulama resmiyete bindiğinde erkek bütün varlığını sevdiği bir kadın için feda edebilecek bir şuurda ise, bu fedakârlığı, eş olarak beğendiği kadına canını bile vermekten önemlidir.

Kadın erkek ilişkileri, iki tarafın birbirini tanımasında, anlamasında, sadece düşünsel ve sözsel bir kriteri yoktur. Bu ilişkinin her anlamda adabı muaşerete göre şekillenmesi önemlidir. Hayatın gerçekleri vardır. Bu gerçekler kimine göre yaşadığı çileler sonucu tecrübeleridir. Kimine göre de hayat akıp giden bir maceradır şeklindeki bakışıdır.. Oysa hayat bütün varlıklarla iyi bir iletişim içinde olabilmektir. İnsanları anlamak ve derinliğine inmek için; gözle gördüklerimiz, kulağımızla işittiklerimiz yeterli değildir. Taşıdığımız değerlerle birlikte oluşan sorumluluk duygusudur. Sorumluluk duygusu riyadan uzak olup, kesinlikle ahlak ve karakterle bezenmiş, paylaşım değerleridir. Şuurlu olmak; sözde papağan gibi konuşup, vaazlar vermek değildir. Şuurlu olmak inandıklarımızı şeksiz şüphesiz davranışlarımıza yansıtmaktır. Çünkü bir kadın, herşeyden emin olduğu ve istediği gibi yuvasını kurabiliyorsa, onun kurduğu yuva en huzurlu ve mutlu bir yuva demektir. Şuurlu bir kadın hem dünyamızı hem de ahiretimizi abad edebilecek bir varlıktır. Bunun böyle olduğunu en iyi de yine kadınlarımız bilmektedir. Bundan dolayı şuurlu bir kadın kendisi ve ailesi için neyin hayırlı olabileceğini sezinleme yetisine ve nasıl davranması gerektiği dürtüsüne de sahiptir.

Profösör


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...