İzleyiciler

10 Ekim 2012 Çarşamba

Kadınlık Duygusu Sorgulayıcıdır

Kadınlar yaratılış itibariyle cismi latiftirler. Aynı zamanda cazibe merkezidir. Bundan ötürü erkeğe nazaran bu açıdan edilgen tarafı yoktur. Bilakis erkekler üzerinde etken bir işlevi vardır. Ancak erkeklerin yaratılış itibariyle kadınlar karşısında edilgenlikleri olur. Kadın varlığıyla, duruşuyla, gizemli ve büyülü dünyasıyla erkekler üzerinde etkili bir baskı kurmaktadırlar. Kadınlar dışarıya verdiği fotoğrafla kendisini en iyi şekilde ifade eder. Herkese ve özellikle kendisine her kur yapana boyun eğmez ve teslim olmaz. Kadın aynı zamanda gelgeç heveslere de asla kapılmaz. Kadın, kadınsı duygularını paylaşırken özünde cinsi değerleri değil de, annelik değerleriyle bir dünya kurar. Kadının güzelliği, cinsi cazibesi, ancak anne olmak ve iyi bir aile kurmak için, Allah'ın kendilerine bahşettiği bir lütuftur. Kadın kendisine bahşedilen değeri çok iyi bilir ve bu bilinçle içgüdülerini harekete geçirir. Öbür taraftan erkek de, doğal olarak bir arayış içindedir. O'nun da dünyası yalnızlıkla çekilmezdir. Ne var ki toplumuzda, bilinen gelenek ve göreneklerimizin de baskısıyla birlikte erkekler kendisini her konuda söz sahibi olduğunu düşünmektedirler. Kadınlarımız bu açıdan her zaman ikinci plana düşmektedirler. Oysa kadın erkek ilişkilerinde duyguları tamamen yaratılışı gereği kadınlar yönetir. Bu anlamda yuvayı dişi kuş yapar atasözü boşuna söylenmemiştir. Yuva dediğin nedir ki; bir kuş için yuva çerden çöptendir. Onlar da bu dünyanın nimetlerinden faydalanırlar. Bizler için yuva, mütevazı bir ev, başımızı soktuğumuz, dışarının kirliliklerinden korunduğumuz sıcak bir yuvadır.

Ne yazık ki; günümüzde kadın da, erkek de, hayatlarını planlarken, asli düşüncelere göre değil de, zorlayıcı unsurları içinde barındıran bir kısır döngü düşüncesiyle hareket etmektedirler. Erkek etrafına bakınır, kendince, bilgili, birikimli, inançlı, ahlaklı ve güzel bir kadını eş olarak seçer.. Bu seçim karşısında bakalım bu isteği akıllı, zeki, daha doğrusu, şuurlu bir kadın tarafından karşılık bulur mu?. Elbette bulmaz. Çünkü şuurlu bir kadın karşısındakinin duruşundan herşeyi anlar. Herşeyi sezer. Eğer şuurlu bir kadın, tam anlamıyla özgürlük ve bağımsızlığını kazandıysa, maddeten kimseye muhtaç olmama anlamında, kendi işi ve geleceği varsa, evlilik için, karşısına gelen taliplinin samimiyetini ve ihlasını sorgulayabilme cesaretini gösterebilecektir. Karşısındaki kişinin sorumluluk duygusunu sorgulamaktan asla çekinmez. Çünkü kadınlık duygusu sorgulayıcıdır. Bir kadın için sorumluluk, bir erkekte arayacağı en önemli bir niteliktir. Eğer bir erkek gerçekten iyi niyet sahibi ise, sözü evelemeden gevelemeden herşeyiyle gerçek, inançlı, soylu ve onurlu bir kadına teslim olmaktan başka da bir çaresi yoktur. İslam'a göre bir erkek kadının talep ettiği nikah mihrine cevap verebilir mi?.. Ev, araba, arsa, kat, yat, para, pul ne varsa, büyük bir bölümünü tereddüt etmeden evleneceği kadına resmen verebilir mi?. Bu soruya bile cevap veremeyen erkeğin suratının düştüğünü görebiliriz. Oysa bir erkeğin kadını beğenmesinin samimiyet ölçüsü budur. Gerçekten erkek cazibesine kapıldığı kadının kimlik ve kişisel varlığına mı, yoksa onun maddi anlamda dünyasındaki zenginliğine mi tutulmuş olduğu, böyle bir sorgulama sonucu bir turnusol kağıdı gibi ortaya çıkacaktır. Bu sorgulama resmiyete bindiğinde erkek bütün varlığını sevdiği bir kadın için feda edebilecek bir şuurda ise, bu fedakârlığı, eş olarak beğendiği kadına canını bile vermekten önemlidir.

Kadın erkek ilişkileri, iki tarafın birbirini tanımasında, anlamasında, sadece düşünsel ve sözsel bir kriteri yoktur. Bu ilişkinin her anlamda adabı muaşerete göre şekillenmesi önemlidir. Hayatın gerçekleri vardır. Bu gerçekler kimine göre yaşadığı çileler sonucu tecrübeleridir. Kimine göre de hayat akıp giden bir maceradır şeklindeki bakışıdır.. Oysa hayat bütün varlıklarla iyi bir iletişim içinde olabilmektir. İnsanları anlamak ve derinliğine inmek için; gözle gördüklerimiz, kulağımızla işittiklerimiz yeterli değildir. Taşıdığımız değerlerle birlikte oluşan sorumluluk duygusudur. Sorumluluk duygusu riyadan uzak olup, kesinlikle ahlak ve karakterle bezenmiş, paylaşım değerleridir. Şuurlu olmak; sözde papağan gibi konuşup, vaazlar vermek değildir. Şuurlu olmak inandıklarımızı şeksiz şüphesiz davranışlarımıza yansıtmaktır. Çünkü bir kadın, herşeyden emin olduğu ve istediği gibi yuvasını kurabiliyorsa, onun kurduğu yuva en huzurlu ve mutlu bir yuva demektir. Şuurlu bir kadın hem dünyamızı hem de ahiretimizi abad edebilecek bir varlıktır. Bunun böyle olduğunu en iyi de yine kadınlarımız bilmektedir. Bundan dolayı şuurlu bir kadın kendisi ve ailesi için neyin hayırlı olabileceğini sezinleme yetisine ve nasıl davranması gerektiği dürtüsüne de sahiptir.

Profösör


4 yorum:

Şükriye Karahan dedi ki...

ne kadar güzel dile getirmişsiniz..empati işte budur ...insan sevgisi işte budur...tarafsız anlatabilmek...geçen günlerde bir yazı yazmıştım.Sanki ona yorum gibi olmuş.Yüksek bir ilgiyle ve önemle beğenerek okudum.Yazılarınızı keyifle okuyorum:-)

Profösör dedi ki...

Şükriye Karahan@ Teşekkür ederim. Her konu insanın ilgisini çekiyor; fakat konulara bilgi ve birikimle yaklaşmak gerekiyor.

Asahhara dedi ki...

Kadınları ve olması gerekenleri çok güzel anlatmışsınız hocam. Bu yazınız tüm kadınlar için ders niteliğinde bence. Herkes okumalı..

Profösör dedi ki...

Asahhar@ Teşekkür ederim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...