İzleyiciler

9 Nisan 2012 Pazartesi

Resim Çizerken Yüreğimizde Hissedelim



Bir çiçeğin varlığından haberdar olmak için en başta kokusunu hissetmemiz gerekir. Çiçeği görmemiz gerekmez. Onun kokusunu, içimizde, ruhumuzda, özümüzde bütün hücrelerimizle hissetmeniz ve benliğimizde yaşamamız ve yaşatmamız gerekir. Bir çiçeği tarif ederken önce kokusuyla ilgili bir tarif yapmalıyız. Bir çiçeğin mutlaka şekli, şemali ve renginin de kendine has değeri olacaktır. Bunu tarif etmek için kendisini oluşturan yapraklarının şekli ve renklerini kolaylıkla belirleyebiliriz. Çiçeklerin görsel güzellikleri gözlerimizle algılayabiliriz. Oysa koklama algısı insanın kimyasını değiştirebilecek kadar da etkilidir. Çiçekler koklamak içindir. O halde çiçeklerin kokusunu anlatmak için en başta başvurduğumuz argüman, koku skalasıdır. Öyle bir skala ki; bazen bir çiçeğin kokusunu tarif ederken, "Biraz kavun kokusu, biraz fesleğen kokusu, biraz da zambak kokusu karışımından oluşan nevi şahsına ait bir koku olarak tarif ederiz.

Bir meyveyi tarif ederken de şekil şemali, rengi ve kokusunun yanında özellikle tadı anlatılmalıdır. Çünkü meyve bir yiyecektir. Meyve yenir. Elbette meyveler görselliğiyle, kokusuyla insanı celbeder ama, tadı da bizim kimyamızı değiştirebilecek kadar güçlüdür. İlk kez ülkemize gelen ve sonradan ülkemizde de, yetiştirilmeye başlanan kivinin tadı, birkaç meyvenin tadının bileşimi olarak karşımıza çıkmıştı. Böylece ilk olarak tanıştığımız çiçekler ve meyveleri şekli, renk, koku ve tatlarıyla anlamaya ve anladığımızı da anlatmaya çalışırız. Bütün varlıklar böyle değil midir? İnsan olarak bizlerin de birbirimize benzer taraflarımız vardır. Biz benzer taraflarımızla insanlık olarak birer ortak payda olan insanlığımızda buluşuruz.

Tabiatta bir çiçeğin, bir meyvenin ve bir de insanın anatomisi eğer karakalemle çizimi yapılırsa bu sadece çizimle kalmaz.. Çiçek, meyve, insan şekil, renk, koku, tad ve varlığında bulunan bütün değerleri hissedilerek çizilirse, bu bütün değerler çizilen resme bakıldığında olduğu gibi hissedilir. Limon dediğimizde ağzımız nasıl ekşiyip sulanıyorsa, hanimeli çiçeği, mum çiçeği, gül, fesleğen kokusu da konuşulurken bile kokularını ruhumuzla hissederiz. O halde herkes resim yapmaya bir çiçekten, bir meyveden ve insan anatomisinden başlayabilir. Herkes resim çizmeye karakalemle başlayabilir. Herkes bir objeyi hayal ettiği gibi tasarlayabilir. Resim çizerken yeterki yüreğimizde çizdiklerimizi hissedelim. Herkes ressam olabilir.

Profösör

5 yorum:

elmyraucuc dedi ki...

Görmek, görerek, yaşayarak hissederek çizmek işte o zaman resim resimdir...

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Herkes sizin kadar zarif, içten ve güzel çizemez Profösör, elinize sağlık..

iρεκβöcεĝι~ dedi ki...

Ben de diyecektim ki şimdi elmyramla şu köpeğin yüzünü kediye çevirebilsek ama yetenek yok ki diyoduk yazıcaktım yine aynı anda burdaymışız:))
çok güzel olmuş çok özeniyorum kalemle çizimlerim fena değildi eskidenama pc de imkansız:)

Miyuki dedi ki...

ben de yağlı boya şeyettiriveriyorum, beğenen falan oluyo çok ilginç :)

Profösör dedi ki...

elmyraucuc @ Resim bir anlamda ruhumuzun bir ifadesidir.

Kelimeler Dunyasi @ Teşekkür ederim. Teşvik ve iltifat sanata olan duyarlığı arttırır.

iρεκβöcεĝι~@ Siz isterseniz çizersiniz. Önce kalekalemle çizip, skaynerde taratırsınız. Sonra ad bilgisayarda fotoşopkqta açarsınız ve bizlerle paylaşırsınız.

Miyuki@ Zamanla beğenen olur. Siz yağlıboya fırçasını bırakmayın yeter ki.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...