İzleyiciler

21 Ekim 2012 Pazar

Osmanlıca ve Dijital Kaligrafi Sanatı

Bir zamanlar, Osmanlıca yazmak, okumak, konuşmak; bütün toplumları anlamak ve empati kurmak anlamına geliyordu.. Arapça, farsça, yunanca, latince, ermenice, ermenice, risça, macarca, arnavutça, hırvatça, süryanice, sırpça ve ibranice gibi Osmanlı içerisinde kendine yer bulmuş tebaaların bir arada sulh içinde yaşadıkları bir cihan devleti olan Osmanlının adaletle yönetiminde huzur buluyordu. Osmanlıcaya bu saydıklarımızın dışında da frenkçeye dahil olan almanca, italyanca, fransızca, portekizce ve ingilizce gibi dillerdeki kelimeler kavramlar girmiştir. Osmanlı bir cihan devleti olması hasebiyle, bütün dinlerin, bütün etnik kökenlerin, bütün anlayışların cihanşümul bir bayrak altında mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlıyordu. Osmahlıca bilmek demek cihanı anlam demektir. Entellektüel olmanın yolu Osmanlıcayı bilmekten geçiyor demektir.




Bütün bir millet Cumhuriyetle birlikte bildikleri, öğrendikleri ve yaşadıkları bir tarafa; bir günde cahil cühela durumuna düştüler. Oysa türklük denince İslamlık anlaşılıyordu. Osmanlı geliyor denince saf bir ırk anlayışı taassubuna hiçbir batılı ülke düşmemiştir. O zamanları, Osmanlı deyince sadece türkler değil, bütün etnik kökenlerin bir arada yaşadığı büyük bir millet akla geliyordu. Türklük İslamla müşerref olduktan sonra İslami anlayış, kültür ve gelenekler hakim oldukça insanlık adaletle taçlanıyordu.



Bir milleti millet yapan en büyük değer konuştuğu ve yazdığı diliydi. Bütün bir millet, bütün tebalarıyla, onunla birbirini anlıyor, onunla birbiriyle kaynaşıyordu. Bütün din ve etnik köken mensupları bir arada yaşarken birbirlerini daha iyi ve özgürce tanıma fırsatı buluyorlardı. Her millet kendilerini var eden ve kültürünü miras bırakan atalarının yazdıklarını rahat bir şekilde okuyabilirler, onları anlayabilirlerken, bizler ise atalarımızla aramızda örülen duvarları yıkamıyoruz. Oysa hiçbir milletin geçmişiyle geleceği arasında bir kopukluk yoktur. Hiçbir bir millet başkalarının ve sömürgecilerin boyunduruk altına giremesi de düşünülemez. Uydusu olamaz. Kölesi durumuna düşemez. Düşüşürülemez. Düşürülmemelidir.



Bu pazar birkaç çalışmayla görsel hale getirdiğimiz kaligrafik çalışmalarımızı da bu vesileyle sayfamızda teşhir etmek imkanını bulduk. "Dijital Kaligrafi Sanatı" ismini verdiğimiz bu çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz. Birtakım harf, kelime, kavram ve sözlerin bu teknikle çalışarak, soyut tasarımlarla bir sergi açmak en büyük idealimizdir. Klasik kamış kalemlerle yapılan çalışmaların bir alternatifi olarak, kufi yazı tarzına da yakın bir anlayışla, çağdaş formlar oluşturarak, böylelikle bu alanda ilk olma şerefine de nail oluyoruz.


Gelişen teknoloji ve mimari anlayışlarla eşgüdüm içinde, estetik normların da en iyisi olma özelliğinde olmak kaydıyla bu tür eserlerden daha iyilerinin vücuda getirilebileceğini de söylemeliyiz. Gerek alçı kabartma, gerek alçı oyma, gerek plesksi glas, cam ve seffaf homejen metaryellerle, ışık düzenini de içinde taşıyacak bir anlayışı gün ışığına çıkartacağız. mMetalik, parlak nikelanjlı metaryelleri de bu işin içine katarak düşünürsek, kabartmalı kaligragfik eserlerimizle bir ilke de imza atmış olacağız. Tasarımlar bizden, uygulaması atölyelerden olacak olan bu çalışmalar, gelecek yüzyıla damgasını vuracaktır. Bizler de kendimizi böylelikle, geriye büyük bir miras bırakmış olmanın keyfini yaşarken, aynı zamanda da böyle bir ustalığın gururunu ve onurunu sonsuza dek yaşamış sayılacağız.


Yazı / Tasarım / Çizim: Profösör

5 yorum:

öykü dedi ki...

Bır mılletı mıllet yapan ogelerden en onemlısıdır
DİL

Dılıne en dogru seklıyle sahıp cıkmalı ve onu korumalı

Sonsuzkuyu dedi ki...

"Oysa türklük denince İslamlık anlaşılıyordu"...burda bıraktım okumayı :)
selam ederim ;)

Profösör dedi ki...

öykü@ Dil insanın geçmişi ve geleceği..

Profösör dedi ki...

Sonsuzkuyu@ Teşekkür ederim.

Kaligrafi Evi dedi ki...

Büyük bir blog için teşekkürler.

Kaligrafi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...