İzleyiciler

sorumluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sorumluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2018 Pazartesi

Felsefe Bir Kısırdöngüdür

Felsefe ha dananın kuyruğunu tutmuşsun, ha uçurtmanın kuyruğunu!.. Felsefeden kültür medeniyet çıkmaz. Ahlak ve sorumluluk çıkmaz. Dine diyanete dayanmaz. Pozitivist bir anlayışla bir düşünceyi diğer bütün düşüncelerden ayrı tutarak sözümona birer disiplin oluşturmuşlardır. İnsanı sadece etten ve kemikten görme zorlamasıdır.felsefenin tutunacak bir dalı yok, kökü yok, ruhu yok. Hazzı yok...  Hikmet tek kelimeyle Allahıazimüşşan'ın rızasını kazanmadır.  Sadece aklı kullanmanın değil bütün verileri kalbi bir iman süzgecinden geçirmenin karşılığıdır. Kültürün de, medeniyetin de temeli hikmettir. Ahlakın da, sorumluluğun da mayası imandır. Her şey nakle dayanır. Akıl ikinci sıradadır. Fıtraten naklin yolundan gider. Allah hatalarımızı ve günahlarımıız affetsin...

Profösör

13 Ocak 2017 Cuma

Ruhsal Kopukluk


Kopukluk bir ip gibi, bir tel gibi, bir lif gibi  anlaşılsa da bunların birbirine bağlanması ve onarılması elbette mümkündür. Ruhsal kopukluk ise toplumu birbirinden koparmaktır. İnsan ilişkilerinde  birbirini seven iki insan birbirinden fiziken  ne kadar uzakta olursa olsun,  ruhen aynı cümlenin içinde yer alırlar.  Aynı dünyada birlikte ve yanyana olmasalar da, birbirini sevenler için mutlaka iki kişşilik yer vardır öbür dünyada.  Kalabalıklar içinde yanlız kalan insanlar; toplumdan kopmuş ve kopartılmış insanlardır. Kendi ruhunda söylem ve eylem birliği içinde olan insanlar, toplum için  düşünen, hisseden ve gereğini hakkıyla yerine getiren insanlardır.

Profösör

3 Mart 2016 Perşembe

Ölüm

Arada levha yok!.. Doğrudan gideceğimiz yer; ölüm son durak. (Profösör)

12 Nisan 2014 Cumartesi

Aşk Varoluş Halidir


Aşk ve Hüzün'den

Aşk; sadece bencilce sevişmekten ibaret değildir. Bu zaten  insanın doğası gereğidir. Fakat insanın aşkla kendi varlığını hissetmesi  ve bütün varlıklara karşı sorumluluk hissini duyması demektir.  

Aşk; bir kadının ve bir erkeğin bir nevi karşılıklı tapınma duygusu mudur...  Aşk; sadece maddeyle sınırlı mıdır... "Sana tapıyorum demek" hangi inancın, hangi  sevginin, hangi sevdanın gereğidir!.. 

Aşk belki de, evrendeki bütün varlıkları üstüste koyup, bütün değerlerin bir yekün içinde toplanması ve bu yekün içinde insanın kendini bulma duygusudur.

Aşk; ne hilebazlık, ne hokkabazlık, ne de sihirbazlık ve asla göz boyaması değildir. Aşk; sadece aklın baştan gitmesi, insanın sarhoş olma hali de değildir.

Aşk; aşk bir varolma bilincidir. Varlığını bütün varlıklara adama halidir. İyilik yapma duygusunun bütün evrene yayma halidir. Seven mutlu ve huzurlu bir insan, sevilen mutlu ve huzurlu salih bir kul olma halidir. 

Profösör

19 Aralık 2012 Çarşamba

Köpeklerin Vicdan Muhasebesi


Akşam karanlığında bir adam, iş yerinden bir elinde çantası, diğer elinde kedi ve köpeğine çarşıdan aldığı ve içinde hayvan maması bulunan bir poşetle evine dönerken, kentin gürültüsünden, kirliliğinden, yorgunluğundan kaçarcasına adımlarını hızlı hızlı atarak, onu sarıp sarmalayacak, huzur ve mutluluk bulduğu sıcak yuvasına bir an önce kavuşmak istemektedir. Onu eşi ve iki çocuğuyla birlikte evin diğer iki üyesi karabaş ve tekir de, bu adamın gelişini sabırsızca ve heyecanla beklemektedirler. Ne var ki; hiç bir zaman, nedense bir türlü lambaları yanmayan bir alt geçitten geçmek üzereyken karşısına üç serseri çıkar. Serseriler sırıtarak ve dişlerini göstererek adamcağıza saldırıp, elindeki çantayı almak isterken, bir boğuşma yaşanır. Adamcağız kendini korumak ister ama bir türlü bunu başaramaz. O tek başına mücadele ederken, karşı taraf üç kişidir. Adamcağız kendisini savunamaz, ancak "İmdaaat!" diye bağırsa da, yoldan geçen hiç bir insan dönüp de o yana bakmaz bile. Herkes yoluna devam eder. Demek ki burada adam bile öldürseler, kimse gıkını çıkartmayacak derecede insanlık ölmüştür. Herkes kendini düşünür ve gemisini kurtaran kaptandır. Birgün kendi başlarına da bu tür olayların gelebileceğini hiç düşünmezler. Böyle bir durumda da insani ve vicdani bir sorumluluk da duymazlar.

Hunharca saldıran üç kişinin karşısında adamcağız yere düşer düşmez, nereden geldiği bilinmeyen üç sokak köpeği, bütün gücüyle saldırganların üzerine atlar. Saldırganlar yere düşen adamı bile görmezler, üç köpek üç saldırganı yere yatırmış haklamaktadır. Bu saldırganlara yoldan geçen sorumsuz insanların vermesi gereken dersi, sokak köpekleri hiçbir karşılık beklemeden insanlık adına iyi bir ders vermişlerdir. Saldırganlar köpeklerden kurtulur kurtulmaz tabanları yağlayıp, arkasına bile bakmadan olay yerinden kaçmayı kendileri için bir kurtuluş saymışlardır. Saldırıya uğrayıp da, sokak köpekleri tarafından saldırganların elinden kurtulan adamcağız kendine geldiğinde, kaygısızca yoldan geçenler için bir ah çeker. "Bir köpek kadar insanlarda fikir yok, muhakeme yok, sorumluluk duygusu yok. Duygu yok. Vicdanın lügatlarda yeri bile yok." diyerek evdeki hayvanları için çarşıdan aldığı, torbasında bulunan mamaları "Kime niyet kime kısmet" deyip, sokak köpeklerine pay ederek, onlara teşekkür borcunu yerine getirir.

İnsanlar birbiri için var olduklarını acaba ne zaman öğrenecekler!. Oysa hayvanlar bile bunun farkında ve bunun bilincindedir. Amerika'da bir metroda adam kesseler kimsenin kılı kıpırdamamaktadır. Bu çağda insanın insana karşı sevgisi, şefkati ve merhameti artık kalmamıştır. Oysa okyanuslarda balinalar nedeni bilinmeyen bir doğa olayı karşısında, sahile vursa, bütün insanlık onların kurtulması, sıkıntılarının giderilmesi ve tekrar okyanusta hayat bulmaları için ayağa kalkmaktadır. Onlar için bütün dünyada seferberlik bile ilan edilmektedir. İnsanlık önce kendi varlığı, kendi onuru ve vicdanı için kendini hesaba çekmelidir. Çünkü hayvanlar kendilerine zarar verilmedikçe, insanlara hiç bir kötülüğü olmamaktadır. Onlar da insanın insana yaptığı kötülüğü bir türlü akıl erdirememektedir. İnsanlarda olmayan köpeklerin bu sorumluluk duygusu vicdanidir. Ancak bu bir vicdan muhasebesidir.

Profösör

10 Ekim 2012 Çarşamba

Kadınlık Duygusu Sorgulayıcıdır

Kadınlar yaratılış itibariyle cismi latiftirler. Aynı zamanda cazibe merkezidir. Bundan ötürü erkeğe nazaran bu açıdan edilgen tarafı yoktur. Bilakis erkekler üzerinde etken bir işlevi vardır. Ancak erkeklerin yaratılış itibariyle kadınlar karşısında edilgenlikleri olur. Kadın varlığıyla, duruşuyla, gizemli ve büyülü dünyasıyla erkekler üzerinde etkili bir baskı kurmaktadırlar. Kadınlar dışarıya verdiği fotoğrafla kendisini en iyi şekilde ifade eder. Herkese ve özellikle kendisine her kur yapana boyun eğmez ve teslim olmaz. Kadın aynı zamanda gelgeç heveslere de asla kapılmaz. Kadın, kadınsı duygularını paylaşırken özünde cinsi değerleri değil de, annelik değerleriyle bir dünya kurar. Kadının güzelliği, cinsi cazibesi, ancak anne olmak ve iyi bir aile kurmak için, Allah'ın kendilerine bahşettiği bir lütuftur. Kadın kendisine bahşedilen değeri çok iyi bilir ve bu bilinçle içgüdülerini harekete geçirir. Öbür taraftan erkek de, doğal olarak bir arayış içindedir. O'nun da dünyası yalnızlıkla çekilmezdir. Ne var ki toplumuzda, bilinen gelenek ve göreneklerimizin de baskısıyla birlikte erkekler kendisini her konuda söz sahibi olduğunu düşünmektedirler. Kadınlarımız bu açıdan her zaman ikinci plana düşmektedirler. Oysa kadın erkek ilişkilerinde duyguları tamamen yaratılışı gereği kadınlar yönetir. Bu anlamda yuvayı dişi kuş yapar atasözü boşuna söylenmemiştir. Yuva dediğin nedir ki; bir kuş için yuva çerden çöptendir. Onlar da bu dünyanın nimetlerinden faydalanırlar. Bizler için yuva, mütevazı bir ev, başımızı soktuğumuz, dışarının kirliliklerinden korunduğumuz sıcak bir yuvadır.

Ne yazık ki; günümüzde kadın da, erkek de, hayatlarını planlarken, asli düşüncelere göre değil de, zorlayıcı unsurları içinde barındıran bir kısır döngü düşüncesiyle hareket etmektedirler. Erkek etrafına bakınır, kendince, bilgili, birikimli, inançlı, ahlaklı ve güzel bir kadını eş olarak seçer.. Bu seçim karşısında bakalım bu isteği akıllı, zeki, daha doğrusu, şuurlu bir kadın tarafından karşılık bulur mu?. Elbette bulmaz. Çünkü şuurlu bir kadın karşısındakinin duruşundan herşeyi anlar. Herşeyi sezer. Eğer şuurlu bir kadın, tam anlamıyla özgürlük ve bağımsızlığını kazandıysa, maddeten kimseye muhtaç olmama anlamında, kendi işi ve geleceği varsa, evlilik için, karşısına gelen taliplinin samimiyetini ve ihlasını sorgulayabilme cesaretini gösterebilecektir. Karşısındaki kişinin sorumluluk duygusunu sorgulamaktan asla çekinmez. Çünkü kadınlık duygusu sorgulayıcıdır. Bir kadın için sorumluluk, bir erkekte arayacağı en önemli bir niteliktir. Eğer bir erkek gerçekten iyi niyet sahibi ise, sözü evelemeden gevelemeden herşeyiyle gerçek, inançlı, soylu ve onurlu bir kadına teslim olmaktan başka da bir çaresi yoktur. İslam'a göre bir erkek kadının talep ettiği nikah mihrine cevap verebilir mi?.. Ev, araba, arsa, kat, yat, para, pul ne varsa, büyük bir bölümünü tereddüt etmeden evleneceği kadına resmen verebilir mi?. Bu soruya bile cevap veremeyen erkeğin suratının düştüğünü görebiliriz. Oysa bir erkeğin kadını beğenmesinin samimiyet ölçüsü budur. Gerçekten erkek cazibesine kapıldığı kadının kimlik ve kişisel varlığına mı, yoksa onun maddi anlamda dünyasındaki zenginliğine mi tutulmuş olduğu, böyle bir sorgulama sonucu bir turnusol kağıdı gibi ortaya çıkacaktır. Bu sorgulama resmiyete bindiğinde erkek bütün varlığını sevdiği bir kadın için feda edebilecek bir şuurda ise, bu fedakârlığı, eş olarak beğendiği kadına canını bile vermekten önemlidir.

Kadın erkek ilişkileri, iki tarafın birbirini tanımasında, anlamasında, sadece düşünsel ve sözsel bir kriteri yoktur. Bu ilişkinin her anlamda adabı muaşerete göre şekillenmesi önemlidir. Hayatın gerçekleri vardır. Bu gerçekler kimine göre yaşadığı çileler sonucu tecrübeleridir. Kimine göre de hayat akıp giden bir maceradır şeklindeki bakışıdır.. Oysa hayat bütün varlıklarla iyi bir iletişim içinde olabilmektir. İnsanları anlamak ve derinliğine inmek için; gözle gördüklerimiz, kulağımızla işittiklerimiz yeterli değildir. Taşıdığımız değerlerle birlikte oluşan sorumluluk duygusudur. Sorumluluk duygusu riyadan uzak olup, kesinlikle ahlak ve karakterle bezenmiş, paylaşım değerleridir. Şuurlu olmak; sözde papağan gibi konuşup, vaazlar vermek değildir. Şuurlu olmak inandıklarımızı şeksiz şüphesiz davranışlarımıza yansıtmaktır. Çünkü bir kadın, herşeyden emin olduğu ve istediği gibi yuvasını kurabiliyorsa, onun kurduğu yuva en huzurlu ve mutlu bir yuva demektir. Şuurlu bir kadın hem dünyamızı hem de ahiretimizi abad edebilecek bir varlıktır. Bunun böyle olduğunu en iyi de yine kadınlarımız bilmektedir. Bundan dolayı şuurlu bir kadın kendisi ve ailesi için neyin hayırlı olabileceğini sezinleme yetisine ve nasıl davranması gerektiği dürtüsüne de sahiptir.

Profösör


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...