İzleyiciler

iman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2019 Çarşamba

Suret-i Hal



Her şeyin bir görünen ve bir de görünmeyen yüzü vardır. Alemi şuhud bu alemde görebileceğimiz herşeydir. Alemi gayb ise görünmeyen ve bilinmeyen alemdir. Biz her iki durumun da okunan bir hakikati olduğuna inanırız. Bugün gökyüzüne baktıysanız eğer, gömyüzündemi ayın hali budur. Ay bu haliyle yarımaydan biraz fazla ve dolunaya doğru evrilme biçimindedir. Biz biliriz ki ay dünya gibi güneşin bir uydusudur ve ışığını güneşten alır. Ay ile dünya ile güneş arasına dünya girdikçe gün be gün dolunaydan yarımaya, yarımaydan karpuz dilimi hilale kadar şekil değiştirir. Tekrar hilalden yarımaya, yarımaydan dolunaya yeniden hayat bulur. Arapça öyle zengin bir dil ki, araplar deve yavrusunun doğumundan sonrası bütün yaşadığı yıllar için farklı farklı isimler vermiştir. Aynı şekilde de, ayın her hali için araplarda bir ismi vardır. Ay da, yıldızlar ad, güneş de ışığını birbirinden alır ve bu Kudreki ilahinin kakikatidir.

Bu çalışma  "Suret-i Hal" ismiyle müsemma fotoğraf okumaları için hazırlanmış bir poster çalışmasıdır. Arkafon üzerine yapılan vektörel grafik çalışılmıştır. 

Profösör









14 Eylül 2017 Perşembe

İnanç ve Umut


Dürüst olmak; hayatın doğrularını da yanlışlarını da söylemekten ibaret  değildir. Aslolan doğruların uygulanmasını sağlamak, yanlışları da abartmadan berteraf etmenin yollarına bakmak gerekir. Özellikle sanat ve edebiyatla ilgili yaptığımız çalışlmalarda  inancın umut etmeklele eş değer olduğunu bilmemiz gerekir. Sanat ve edebiylata dair yazılarda olumsuzluklar üzerine kurulu bir yapıt düşünülemez. Bilakis yapacağımız projeksiyon olumluluk üzerine kurulu olmalıdır ki; o eserin mayasında inanç ve umut olsun. 

Profösör

2 Temmuz 2017 Pazar

Cahil Cesareti


Yine bir televizyon kanalında ilim ve bilim kavramlarını birbirinden ayırıyorlar.  İlmi biraz da dini bird terim yerine oturtarak, bilmi de pozitiivist seküler bir terimle tarif ediyorlar. Aslında bütün niyetleri bellidir. "İlim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice iştir" diyen Yunus'u da görmemezlikten gelmek istiyorlar.  Çünkü Yunus "Kendini bilen Rabbini bilir" düşüncesiyle kültürümüze damgasını vurmuştur. İlim bizi irfana götürmelidir. O zaman ilim ilim olur ve Allah'ın emri de yerine getirilmiş olur. 

Cumhuriyetle birlikte harf inkıalbının yanısıra dil inkılabı da yapılmıştır. Bu öyle bir hal alır ki; hela için tintin ismi verilir. İstiklal marşı için ulusal düttürü denir.  Tabi bu girişimlerin hiçbiri tutmamıştır. Sanatı estetden ayıarmıyor ve sanat estetiktir diyebiliyorsak, İlim de irfandır demek yanlış olmasa gerek!.. Sanatın estetik yorumu ahlaki temele dayanıyorsa, ilmin de ahlaki ve vicdani yönü irfandır. Öğrendiklerimizin insanlık hizmetinde kullanılması mefkuraqesidir.

Sözüm ona ben uzmanım diyen kişi yaptığımız işin bir anlamı olmalı ve anlamlandırmalıyız diyor. Anlam türkçe bir kelime, bunun ara;ça karşılığı mana kelimesidir.  Anlamlılık da maneviyattır. Bir anlamda moral değerlerdir.  Manevi yönü olmayan hiç bir harfin, kelimenin, cümlenin ve ibarenin biç bir anlamı yoktur. Zihinde ve kalplerde yük olmaktan başka hiç bir önemi yoktur.

Çünkü maneviyat inançla ilgilidir. inançın kalpten taşması ve davranışa dönüşme meselesidir. Mutluluk ve huzur maneviyatla ilgilidir. Yine o televizyon programındaki NLP uzmanı "Husuli kalp yoktur"  diyerek saçmalayabiliyor. Bakınız diyor bunu ben söylüyorum; aha şuraya yazıyorum diyerek "Hulusi beyin" olmalıdır savını ileri sürerek saçmalayabiliyor. Cahil cesareti rezil olmaktan da korkmuyor. 

Oysa hulus, ihlas, muhlis aynı kömenden gelen kelimelerdir. Aslı arapçadır. İhlas samimiyet ve  içtenlik demektir. Bu duygular ve değerler kalple ilgilidir. Beyinle ilgili değildir. Hulusi kalp iyi niyettir. İnsanlığın yararına yapılan işler ve iyiniyetle yapılan davranışlardır. Kültürümüzde halis muhlis süt derken bile süte su katılmamazlıktır. Doğruluk, dürüstlük ve ahlaktır.

Sırf İslam ve türk kültürünü aşağılamak, küçük görmek, tepeden bakmak için, eşyanın tabiatına aykırı olarak kamuoyu önünde fikir ileri sürmek, bir uzman için intihar olmalı. İnsan isteyerek intihar edebilir mi!.. Fakat hakikate savaş açmış bir zavallı için bunun mümkün olabileceğini ve kendi kendine yok edebileceğini düşünebiliyorum. Allah hidayet versin.

Profösör









1 Temmuz 2017 Cumartesi

Ancak Kurtuluş İslam'dadır


Bir uzman dünyayı kurtaracak olan pozitif bilimdir diyor.  Bir atom alimi düşünün doğal olarak pozitif bilimle yetişmiştir. Dinle, diyanetle, ahlakla, vicdanla kalbi  bağı olmayan bir atom alimi düşünün!..  Bütün dünya şehirleri Hiroşima ve  Nagazaki şehirlerinin korkunç kaderini yaşayacak demektir. Bugün dünyada çıkartılan savaşların temelinde yatan, adaletsizliğin, hak tanımazlığın güçlü olanan haklı olduğu bir çağda yaşıyoruz. 

.....
Dinden, imandan, ahlaktan arındırılmış çağdaşlık kisvesiyle yapılan sömürgeciliklerdir. Tek başına pozitif bilimler insanlığı felaketlere götürür. Bunun örneği olan  insanlığın yaşadığı, yokluklar, hastalıklar, savaşlar, ilticalar gibi felaketler değil midir!.. Pozitivizim elle tutulur seküler bir anlayıştır. Oysa insanlığın kurtuluşu, adalet, ahlak, maddi ve manevi tekamüldür. Bunun tek teminatı İslam'dır. İslam okumayı emrederken önce iyi insan ve iyi bir  olmayı emrediyor, Sonra da maddi ve manevi olarak kalkınmayı dinin de bir gereği olarak ortaya koyuyor.   Bir şeyi okuyup öğrenmek, ilim tahsil etmek aynı zamahqnda insan ilmiyle amel edecektir. Bu durumda ilim ve irfan sahibi olacaktır. İrfani bir hayat felsefesi en büyük mefkuredir. 
.....
İslam'ı ruhbanlık olarak görenler, tahrif edilmiş dinlerin zihniyetiyle hareket ediyorlar demektir. İslam'ı da onlarla eşitlemeye hatta onların gerisinde bile düşünüyorlar. Gerilemeyi insanlara ve müslümanlara değil, bilerek sinsice ya da cahilane olarak doğrudan İslam'a yüklüyorlar.  İslam sadece ahlaki bir terbiye önermiyor; aynı zamanda zenginleşmeyi, birbirimize sahip çıkmamızı, kenetlenmemizi o şekilde Allah'ın huzuruna çıkmamızı emrediyor. Yardımlaşmayı, paylaşmayı tek bir yürek olmamızı emrediyor. Hülasa İnsanlığı kurtaracak olan Allah katında gerçek olan din İslam'dır. Bunun dışında lafı gevelemek abesle iştigal demektir.

Profösör

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Olumlu Düşünce


"Seni gökte ararken yerde buldum" ve  "İyi olacak hastanın ayağına doktor gelirmiş" cümlesini kurmamızın temelinde en başta olumlu düşünmenin etkisi vardır..  Bir arayışın içinde olan bir insan, aradığını bulmak ümidini taşıyor demektir. Ümid imandandır. Kim ki ümidini yitirir inancını da yitirmiş demektir. Bazen olumsuzluklar üst üste tekrarlayabilir; bunda büyük hikmetler  vardır.  İnsana düşen bir kul olarak tevekkül etmektir. Fakat yine de ne aradığını bilecek ve arayışını sürdürecektir.

Profösör

17 Şubat 2017 Cuma

Akıl Yetersizdir

Aklınla muhakeme edebilirsin. Fakat kalbinin kanaat getirmediği hiçbir değerin kıymeti harbiyesi yoktur. Kafa sadece düşünür, ama mühür kalbin elindedir; kalp mütmain olunca tasdik eder.

Profösör

28 Ocak 2017 Cumartesi

Bilincinle Gel!...


Yarabbi!..
Nerede benim
inancım,
ümidim,
ve hayallerim.
Sanki ben
taşa dönmüş
gibiyim....
.....
Ruhsuz,
sessis
ve hareketsiz...
Beton üstüne beton
duran bir heykel gibiyim.
.....
İnancın varsa eğer;
vicdanın var demektir.
Vicdanın yoksa eğer;
bir put gibisindir.
......
Yarabbi!..
bize hakikati göster,
şuurlanalım.
......
Yarabbi bize
doğru yolu göster,
hidayet bulalım.
......
Bizi taşa döndürme yarabbi
meydanlara dikme!
Biz birer İbrahim olalım.
.....
Ey müslüman bilincini bile!..
Put alanlarından geçsen bile
İçindeki putları temizle.
İşte o zaman;
devrilir bütün putlar,
birer birer arkandan...
Profösör

1 Ocak 2017 Pazar

Kelimeler ve Algılar


Nurculuk ve süleymancılık gibi akımlar kelime itibarıyle manavcılık ve kasapçılık gibi algılanabilir. Dilbilimciler ve edebiyatçılar da bu tür yaklaşımlara karşı çıkacaklardır. Bediüzzaman Risaleinur'la  bir tenvir hareketi başlatmıştır. Bir manada inancı güçlendirme yani insan, kainat ve ötesini daha berrak olarak anlama ve anlatma hareketidir. İman ve ihlasa müdrik bir toplum İslam'ı yaşayarak ve yaşatarak bütün dünyevi marazlardan kurtulabilir. Her islam alimi kendilerini nurculuk, süleymancılık, suculuk, buculuk gibi isimlendirmemişlerdir. İslam alimleri birer mekteptir. Bunlardan yararlanmak kimseyi nurcu ya da süleymancı yapmaz. Sadece bu mektepler ayrı ayrı susuzluğumuzu gideren birer manba'dırlar. Bu menba'lar insanı nurcu ya da süleymancı yapmaz. Esas  olan müslümanların bütün İslam' alimlerinden feyz almaları, dolayısıyla  insanın iman ve ihlasla kamil manada müslüman olmasıdır.

Profösör

1 Eylül 2016 Perşembe

Ruh ve Beden



İnsan etten ve kemikten ise, Hani bunun ruhu neresinde... Her an terkedecekmiş gibi her nefes aldığımızda. Beden yalvaracak ruha Beni terket, beni terket diyerek yaşlılığında. İmanı olan yaşlandıkça güç kuvvet bulacak. O da bilir ki; insan güçlü imanıyla vuslata ulaşacak...

Profösör

19 Ağustos 2016 Cuma

Nakil ve Akıl


Kuran nakildir. Nassları olduğu gibi kabul ederiz. Onun üzerinden felsefe yapmayız. Felsefeyi feylesoflar yapar. Fakat aklımızı Kuran'ın hikmetine teslim ederiz. Bizi doğru yola sokan Kuran'dır. Bizi sapık yoldan alıkoyan yine Kuran'dır. Kur'an fıtratımıza en uygun kitaptır. Kuran; İmanen kalbimize, aklen kafamıza en uygun yaşam ve hidayet kitabıdır. Alemişşuhuda da, alemil gayba da iman ederiz. Onun için nakil bizim rehberimizdir; yolumuzu aydınlatır. Akıl da naklin peşinden gider. Herşeyi akılla izah edemeyiz. Akıl unutabilir, yanıltabilir, saptırtabilir. Ama nakil yüce Kitapta olduğu gibidir. Değişmez, eskimez, pörsümez Allah kelamıdır.

Profösör

3 Mart 2016 Perşembe

Ölüm

Arada levha yok!.. Doğrudan gideceğimiz yer; ölüm son durak. (Profösör)

30 Aralık 2015 Çarşamba

Yeni yıl bize bir şey getirmez. Bilakis yeni yıl eski yıl gibi bizden bir şeyler götürür. Bir şeylerden, ya da totemlerden bir şey beklemek, bel bağlayıp umud etmek cahiliyye adetlerindendir. Müslümanlar Allah'tan önce hidayet ve salih kul olmayı niyaz eder. İmanıyla umuduyla iyilik eder, iyilik sever.

Profösör

28 Ocak 2013 Pazartesi

Biz Sonsuzluk Bestesiyiz


İnsanoğlu bir zamanlar, uzayda bir gezegen olan dünyamızın sabit, hareket etmeden ve yerinde duran, fakat güneşin de görünürdeki hareketlerine bakarak dünyanın etrafında döndüğünü kabul ediyordu. İnsanoğlu bu düşünce tarzıyla asırlardır zihinsel bocalamanın içinden kendini kurtaramadı. Asırlar sonra; tam aksine güneşin sabit, hareket etmeden yerinde duran, dünyanın da güneşin etrafında dönen bir gerçek olarak kabul edilmeye başlandı. Oysa bu haliyle uzay alemi ne kadar da sığlaştırılmıştı. Sabit bir güneş var; güneşin etrafında bir sistem içinde hareket eden, kendisine ve kendi kanunlarına tabi olduğu, üzerinde yaşadığımız bu dünya gibi, uzayda irili ufaklı sonsuz derecede gezegen ve uyduları var. Nice galaksiler, nice samanyolu, nice kehkeşanlar bir toz bulutu gibi, sanki milyonlarca sığırcığın gökyüzündeki yaptığı dans gösterisi kadar, güneş etrafında dönüşlerini tamamlıyordu. Güneş kendi sisteminin içinde kendi etrafında dönse bile, önceleri sadece sayısal olarak bir güneş sisteminin var olduğu söylenirken, uzay bilimcileri sonraları birden fazla güneş sisteminin varlığından söz etmeye başladılar. Oysa Kur'an-ı Kerim'de " Doğular, batılar" söylemi bize bu kavram hakkında da ap açık deliller gösteriyordu. Evren ne, tek bir güneş sistemine, ne de birden fazla diyerek, sınırlı sayıyı ifade eden bir kavramı asla kabul etmiyordu. Oysa Allah sonsuzluk kavramında bir evren yarattı ve Ona "Kün" demesiyle herşeyi dilediği gibi donattı.

Şimdi uzay bilim adamları, güneşin bütün sistemiyle birlikte hareket ettiğini söylüyorlar. Demek ki, yerinde duran hiçbir şey yok. Herşey hareket halinde. O halde tek bir güneş sistemi de yok. Etrafında dönen uydularıyla, toz bulutlarıyla nice güneşler ve nice güneş sistemleri birbirlerinin etrafında da dönüş yaptıklarını söylememiz gerekir. Uçsuz bucaksız her güneş sistemi aynı zamanda evrenin büyüklüğü içinde bir toz bulutunun zerresi durumuna düştüğünü de söylemeliyiz. Bütün güneş sistemleri bir olup, nice adını koyamadığımız sistemlerin işleten çarkını oluşturduğunu düşünürsek, ancak kendimizi hakikatin kucağına düşmüş sayacağız. Büyüyen ve küçülen makro ve mikro planda, İç içe mimari ve iç içe benlik, akıllara durgunluk veren bu hakikatin tezahüründen başka birşey değildir.

Allah'ın "Kün" emrine mazhar olarak varoluşunu tamamlayan ve İlahi kanunlarla işleyen evrenin gücü ve sonsuzluğu irdelendikçe, aynı zamanda insan aklının durduğu ve buna karşılık Allah'ın evi olan kalbin yaratılış sırrına, teslim olduğu da bir hakikattir. Akıl böyle bir sıkleti çekemezken, imanlı ve ihlaslı kalp bütün evreni ve evreni yaratan Allah'ı taşıyabiliyor.

Böyle grift bilmecede sonsuzluk bestesiyiz. 
İşte post, işte dost diyerek; O'nun izindeyiz..

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...