İzleyiciler

ilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2020 Salı

Kitap ve Huzur


Perşembe günleri YeniBirlik gazetesi Buluşma Noktası sayfasındaki yazılarıyla ünlü yazarımız Sayın Ümit Gülbüz Ceylan'ın her hafta anonslarını hazırlamaktayım. Önce sürekli kullanacağımız bir tipografi hazırladım. Sadece spot cümlesi değişiyor. Ara sıra da arka fon rengini de değiştirebiliyoruz. Yazılarında genellikle inanç, kültür sanat ve adabı muaşeret üzerinde yoğunlaşmaktadır. Üç yıldır da sayfası devam etmektedir. Bilgelik her gönüle girmektir der. Blog yazan dostlarımızdan da gerçekten bilgeliği şiar edinmiş olanlarımız vardır. Allah sayılarını artırsın. Hakteala hepimizin muini olsun vesselam.

Profösör

4 Aralık 2019 Çarşamba

Herkesin kitaplığı Olmalı



Bu haftanın radyo anonsu. Mavi filtreli ve dujital bir çalışma.  Bu çalışmada, Kitaplık logosu ve kayıklar aynen önceki çalışmanın bir devamı olarak kullanılmıştır. Grafik tipografisi ve metinler de aynen korunmuştur. Bu anonsta sadece arka plan üzerine Bir kalp eskizi tasarlanmış ve çiçek kompozisyonuyla grafik tamamlanmıştır.



Anons grafiği öncelikli olarak renkli tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Önceki mavi filtre bütün renk ve tonlarını mavinin merkezinde yeniden bir renk bütünlüğü ve sadeliği elde etmek için çalışılmıştır. 

Profösör

2 Temmuz 2017 Pazar

Cahil Cesareti


Yine bir televizyon kanalında ilim ve bilim kavramlarını birbirinden ayırıyorlar.  İlmi biraz da dini bird terim yerine oturtarak, bilmi de pozitiivist seküler bir terimle tarif ediyorlar. Aslında bütün niyetleri bellidir. "İlim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice iştir" diyen Yunus'u da görmemezlikten gelmek istiyorlar.  Çünkü Yunus "Kendini bilen Rabbini bilir" düşüncesiyle kültürümüze damgasını vurmuştur. İlim bizi irfana götürmelidir. O zaman ilim ilim olur ve Allah'ın emri de yerine getirilmiş olur. 

Cumhuriyetle birlikte harf inkıalbının yanısıra dil inkılabı da yapılmıştır. Bu öyle bir hal alır ki; hela için tintin ismi verilir. İstiklal marşı için ulusal düttürü denir.  Tabi bu girişimlerin hiçbiri tutmamıştır. Sanatı estetden ayıarmıyor ve sanat estetiktir diyebiliyorsak, İlim de irfandır demek yanlış olmasa gerek!.. Sanatın estetik yorumu ahlaki temele dayanıyorsa, ilmin de ahlaki ve vicdani yönü irfandır. Öğrendiklerimizin insanlık hizmetinde kullanılması mefkuraqesidir.

Sözüm ona ben uzmanım diyen kişi yaptığımız işin bir anlamı olmalı ve anlamlandırmalıyız diyor. Anlam türkçe bir kelime, bunun ara;ça karşılığı mana kelimesidir.  Anlamlılık da maneviyattır. Bir anlamda moral değerlerdir.  Manevi yönü olmayan hiç bir harfin, kelimenin, cümlenin ve ibarenin biç bir anlamı yoktur. Zihinde ve kalplerde yük olmaktan başka hiç bir önemi yoktur.

Çünkü maneviyat inançla ilgilidir. inançın kalpten taşması ve davranışa dönüşme meselesidir. Mutluluk ve huzur maneviyatla ilgilidir. Yine o televizyon programındaki NLP uzmanı "Husuli kalp yoktur"  diyerek saçmalayabiliyor. Bakınız diyor bunu ben söylüyorum; aha şuraya yazıyorum diyerek "Hulusi beyin" olmalıdır savını ileri sürerek saçmalayabiliyor. Cahil cesareti rezil olmaktan da korkmuyor. 

Oysa hulus, ihlas, muhlis aynı kömenden gelen kelimelerdir. Aslı arapçadır. İhlas samimiyet ve  içtenlik demektir. Bu duygular ve değerler kalple ilgilidir. Beyinle ilgili değildir. Hulusi kalp iyi niyettir. İnsanlığın yararına yapılan işler ve iyiniyetle yapılan davranışlardır. Kültürümüzde halis muhlis süt derken bile süte su katılmamazlıktır. Doğruluk, dürüstlük ve ahlaktır.

Sırf İslam ve türk kültürünü aşağılamak, küçük görmek, tepeden bakmak için, eşyanın tabiatına aykırı olarak kamuoyu önünde fikir ileri sürmek, bir uzman için intihar olmalı. İnsan isteyerek intihar edebilir mi!.. Fakat hakikate savaş açmış bir zavallı için bunun mümkün olabileceğini ve kendi kendine yok edebileceğini düşünebiliyorum. Allah hidayet versin.

Profösör









8 Şubat 2017 Çarşamba

Bugünün Sözü


Bilgelik; ilmin ve irfanın gereği... Bilgiçlik; ilmiyle amil 
olmayanın laf ebeliği.

Profösör

20 Mayıs 2012 Pazar

Güneş Tutulması ve Değişim Algısı

Bu gece tam anlamıyla bir güneş tutulması yaşanacak. Bu güneş tutulması dünyanın sadece bir iki yerinde tam anlamıyla görülebilecek. Ayrıca güneş tutulmasının çıplak gözle de görülmesi gerekmez. Sadece güneşin tutulacağını bilmemiz, bir takım değişikliklerin olacağı anlamına gelebilir. Evren herşeye gebedir. Herşey birbirini etkilemektedir. Biz bilsek de bilmesek de olan oluyordur zaten.. Bu açıdan da bütün varlıklar ister istemez evrendeki işleyen ilahi hükme sadece teslim olurlar. Evren öyle var edilmiştir ki, bilim adamlarının okyanusta bir damla suda boğulmaları gibi, uçsuz bucaksız bir oluşumun içinde küçücük bir nokta kadar yok hükmündeki bilgileriyle bir acziyet içinde, ilminde sonsuz güce sahip olan mutlak varlığa teslimiyetten başka bir hakikatları yoktur. Hakikat imandır. Kainatta herşey birbirine girmiş, iç içe mimari iç içe benlik kadar bizi içine alır ve bizi kainatın bir merkezi haline getirebilir. Aynı zamanda bizi bilinen bir alemin bilinmeyen bir varlığı olarak da bizim dışımızdaki varlıklarla ortak değerler bütününün bir paydası yapar. 

Kainatta sadece bir güneş sistemi yoktur. Güneşler vardır. Güneş sistemlerinin içinde ayrı ayrı fakat birbiriyle bütünleşmiş güneş sistemleri vardır. Kainat bir girift bilmece ve çok bilinmeyenli denklemdir. Sonsuzluğun ifadesi birbirini varsayan binen ve bilinmeyen alemin bir mutlak varlık olarak karşımıza çıkışıdır. Her bir yerde ne olursa olsun bilimsel açıdan fizyolojik, biyolojik, psikolojik, sosyolojik gibi sayamayacağımız kadar bilimsel verinin konusu haline gelebilir. Biz sadece kainattaki yıldızlar aleminin uyduğu o yüce ilahi kanunun hükmüne tabi olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Bizim irademiz insan olarak ve insan gücü kadar kendimize verilen izin kadar kendimizi iyi yönden konumlandırmaktır. Kul olma bilinci önce insanın kendi nefsinde başlar. Kaderimiz sadece bize verilen izin kadardır. O da bizim hidayetimiz için iyilik üzerine irademizi kullanabilme becerimizdir. Hidayet yine de Allah'tandır. 

Değişim; değişmeyen bir gerçek olarak biliriz. İnsan olarak bizler yok iken var oluruz. Doğar, yaşar ve ölürüz. Hayatımız enlemesine ve boylamasına inişli çıkışlıdır. Hayatımız statik değildir. Sağlıklı iken hasta olabiliriz. Zengin iken fakir olabiliriz. Mutlu iken mutsuz olabiliriz. Umutlu iken karamsar olabiliriz. İnsan yaratılış itibariyle tam tamına karşıt düşünceleri, duyguları ve bütün değerleri yaşayabilir ve yaşatabilir. Bir değişim içine çekecek hayatında dönüm noktaları ve yeni bir başlangıç vesilesi olaylara müşahede olabilir. Her ne olursa olsun inandığı değerler içinde bir rehbere sahipse sonucunun hayır olacağını düşünür. Vuku bulan olaylar kendi canını acıtsa da Allah'tan gelene bir teslimiyet olarak kadere olan inancıyla algılar. Sabit fikirliler bunu anlayamaz. Çünkü sabit fikirliler bir kısır döngü içindedir. İstisnai durumları görmezden gelir. Başını kuma sokar. Değişime ayak diretir. Ancak bir kasırgaya yakalandığında, azgın dalgalara kapıldığında, bir kuru yaprak kadar cansız ve güçsüz olduğunu anlamada da gecikmeyecektir. 

Evrende güneşler, aylar tutulabilir.. Evrende yıldızlar kayabilir.. En iyisi mi biz biz olalım, insan olma bilinci, Allah'a kulluk görevimizle bir güneş gibi parlayalım. Yıldızlarımız bizi biz yapan değerlerle pırıl pırıl parlasın. Huzur ve mutluluğumuz için bize göz kırpsın.. Asla gönlümüzün ve bahtımızın yıldızı kaymasın. 

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...