İzleyiciler

şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2018 Pazar

Cansuyu


Umutlar can çekişirken  ve insan  isyanın eşiğindeyken bir bakmışsınız  bir mucize gerçekleşiveriyor. Bu bir can suyu; hemencecik diriliveriyorsunuz. Her ne halde olursak olalım şükrü ve duayı dilimizden düşürmeyelim.

Profösör

15 Şubat 2018 Perşembe

Ekmeğimizi İsraf Etmeyelim


Ekmek; ne mübarek nimet!.. Hayatta verdiğimiz mücadelenin diğer bir adı ekmek parası, ekmek kavgası... Değerini bilmek gerek. Ekmek parasını nasıl kazanıldığını bilmek ve çocuklarımıza öğretmek gerek.  Ekmeğimizi israf etmemek gerek. Düşünebiliyor musunuz dünyada milyonlarca çocuk ekmek bulamıyor ve açlıktan ölüyor. Ekmeğin mübarekliği  yeminlerimize bile işlemiş. "Ekmek Kur'an çarpsın" yemininde ekmekle yüce Kitabımız aynı cümle içinde yeminle birleşmiş.  Bir fırının önünden geçtiğimizde, taze ekmek kokusu,  susamlı taze ve çıtır simit kokusu, eğer ramazan ayında isek, ramazan pidesinin kokusunu anımsaamayanımız yoktur. Hele bir de oruçlu isek; acıkmanın ve sabretmenin ne olduğunu fırının önünden geçtiğimizde daha iyi anlarız.  Allah hiçbir kimseyi açlıkla imtihan etmesin. Bu nimeti bize lütfeden Mevla'ya binlerce şükürler olsun.

Profösör

4 Haziran 2017 Pazar

Şükrün Manası


Ramazan ayı; sabrın, kanaatin, şükrün, zikrin, ibadet ve duanın  en çok yapıldığı kutsal bir aydır. Ramazan ayı; hayrın, infakın, sadakanın ve yakınlaşmanın en çok yapıldığı bir aydır. Ramazan ayı; sevginin, şefkatin ve merhametin ayıdır. Ramazan ayı; sen ben demeden, biz siz ayrımı yapmadan, hep birlikte Allah’ın ipine sarıldığımız ve Allah’ın divanına durduğumuz mübarek bir aydır. Bu ay; gariplerin, yetimlerin, öksüzlerin, fakirlerin, miskinlerin yüzlerinin güldüğü ve hoşnut olduğu bir aydır. Çocukların, yaşlıların, hastaların ve engellilerin en çok gönüllerinin alındığı yüce bir aydır ramazan ayı. Allah’a şükürler olsun ki; ramazanın ve orucun idrakine vardık. Bu ayda tövbe istiğfar etmek, ihlasla ibadetlerimizi yerine getirmek, Gücümüz yettiğince maddi ve manevi birikimlerimizden infak etmek, bütün müminleri kardeş bilmek kadar bizi mutlu eden eden ne olabilir ki!..  Onun için hepimiz birbirimizi sevmeliyiz... Sevdiklerimizi  de Allah için sevmeliyiz. Alllah’ın rızasını ve gönlünü kazanmak için sevmeliyiz.
.....
Ramazan ayına hayır ayı dememizin sebebi, bu ayda hayırdan başka bir şey düşünmememiz ve şerre karşı da set çekmemizdir. Namaz, oruç, haç, zekat, kelime-i şahedet İslam’ın şartı olarak vasıflandırılsa da, Allah’ın daha nice emirleri vardır!.. İyilik yapmak ve hayır işlemek gibi... Ana babaya, hısım akrabaya ve bütün ihtiyaç sahiplerine yönelik yapmamız gereken iyilikler gibi... İyiliği sadece maddeyle sınırlamak sığlığına ve fakirliğine düşmemeliyiz.  Bir kardeşimiz için ettiğimiz  dua da iyilik yapma yerine geçer. Çünkü veren Allah’tır. Biz sadece, çalışıyoruz, gayret ediyoruz; gerisini Allah’a bırakıyoruz. Allah bunun karşılığını veriyor. Allah verdiğinde de dağıtmasını biliyoruz. Evimizde ve elimizde  bir şey yoksa, asla yok demiyoruz, yine de Allah’a şükrediyoruz. Bir nefeslik ömrümüz var; o nefesi de bize Allah veriyor diyerek  iman ediyoruz. Varlıkta da, yoklukta da sadece Allah’a güveniyoruz.  O’na ibadet ettiğimiz gibi ancak O’ndan yardım istiyoruz.  Aslında yok diye bir şey yok. “Yok diye bir varımız var!.. Öyle ki; yoklukta bile varımızı paylaşıyoruz” Varken dağıtıyoruz; yok iken şükrediyoruz. Velhasıl inanan insanın ve kemalata eren insanın fikri de, zikri de şükrü de bundan ibarettir.
.....
İman dil ile ikrar, kalb ile  tasdik etmektir. İnandığımız bir değeri kalbimize yerleştirmesini bilmeliyiz. Şükrederek de bize lütfedilen nimetlerden,  zenginliklerimizden ve maddi, manevi kazanımlarımızdan  paylaşmasını bilmeliyiz. “Elhamdülillah” demek yetmez!.. İnfak etmekle ancak şükrün manasını idrak etmiş oluruz. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gidermek, yaralarını sarmak, onların gönlünü almak, yüzlerini güldürmek, onları  hoş tutmakla birlikte Allah’ın rızasını kazanmak, şükrün gereğini hal ile yerine getirmek demektir. Elhamdülillah, şükürler olsun demenin manası ve hikmeti bu olsa gerek.  İslam bütün kaideleriyle gönül dinidir. Onun için dinde zorlama yoktur. Kimse kimsenin inancına, mezhebine, meşrebine karışamaz. Bize düşen  şuurlu müslümanlar olarak, Allah’ın ayetlerine kalbimizi açmak,  etrafımızda tebliğ ve irşat görevimizi gönül kırmadan kaal ile ve haal ile yerine getirmektir. Bir kul olarak önce kendi nefsimizi terbiye etmek, zaaflarımızdan kurtulmak, amellerimizle Allah’a kul olabilmektir. Esas olan budur!... Züht de, takva da, nefsi terbiye, şükür ve infakla kazanılır. Unutmayalım ki; veren el alan elden üstündür.


8 Şubat 2017 Çarşamba

Herşeye Şükür


Yoklukta başınızı sokacak bir gecekondu eviniz. Kışın 
soğukta içinde sevgiyle yanan bir maşinganız, anne eliyle 
yapılmış, tarifini çözemediğimiz nefis kurabiyeleriniz olsun 
yeter. İnsan hayatında iz bırakan o kadar değerli anı var ki; 
geride bıraktığımız her an için sonsuza kadar şükretmeye 
değer.

Profösör

22 Haziran 2016 Çarşamba

Zikir Allah'a Yaklaştırır


Bir müslüman Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarınadan da kaçınmak zorundadır. Kim ki Allah’ın emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınıyorsa bütünüyle Allah’a, Kuran’a,  Peygambere teslim olmuş ve doğru yolda demektir. Kuran’a tabi olmak demek Allah’ı Azimüşşan’ı zikretmek ve onu yüceltmek demektir. Kuran buyruklarına tabi olan Allah’ı dil ile, kalb ile  zikretmiş, verdiği nimetlere karşı da  Allah’a şükretmiş demektir. Allah’ı hatırlama bütünüyle bir uyarıdır. Zikir ve şükür müslümanın sürekli şuur içinde olmasını sağlar.  Kulun iman ve amel ilişkisini tanzim etmesi gerekir. İman ve İslam birbirini tamamlayan iki unsunrdur.  Onun için zikir inanmak ve inandığımızı bizatihi nefsimizde yaşamak anlamına gelmektedir. Cenab-ı Allah “Rabbiniz olan beni anın” der. Allah’ın emirleriden anlaşılacağı gibi, bizi yaratan, hayatımızın  gayesi kılan, bizim hulusi kalp ile Allah’a yönelmemiz ve Onu zikretmemizdir. Yine Yüce Allah “Ey iman edenler Allah’ı çokça zikredin” der. Bu emrin gereği Cenab-ı Hak’kı her fırsatta anacağız, onu zikredeceğiz, ayrıca bize verdiği nimetler karşısında da ona olan şükrümüzü belirteceğiz.

Zikretmek ve Allah’ı anmak kapsamı geniş bir sorumluluktur. Onu hatırlamak, akılda ve zihinde tutmanın da ötesinde, onu kalben sevmek demektir. Kalben sevmek onsuz nefes alamamak demektir. Allah’ı seven, Kitabını da Peygamberini de sever. Allah’a olan kulluğunu, ibadet ve taatını hakkıyla yerine getirir. Bir mümin ve müslüman olan insan için, en büyük erdem Allah’a salih kul olabilmektir. Bir müslüman için en büyük gaye zikirle, şükürle Hak’kın rızasını kazanabilmektir. Bu açıdan zikir yaptığımız ibadetlerin özünü teşkil eder. Allah’ı zikir kalplerin temizliği ve nurlanması, huzur bulması demektir. İlmin, idrakin ve irfanın harekete geçmesi demektir. Allah’ı zikir vücudun marazlardan kurtulması, afiyet bulması, ruhlarımuzun neşelenmesi,  cemalimizin güzelliği ve gülümsemesi demektir. Zikir nefsi terbiye yolunda Hakikate ermek için seyri süluk içinde bulunmak demektir. Allah’ı zikir imanı güçlendirir, İslam’ı idrakte ve İslam’ı yaşamaktan zevk almak demektir. Zikir muhabbet ve huşu demektir. Allah’ı kırma onun sevgisine mazhar olamma korkusuyla yaşamak demektir. Allah’ı zikretmek, onu anmak demek; kalbin katılığının giderilmesi, kalbin yumşaması ve gönül rızasını kazanmak demektir. Allah’ı zikir demek, bilerek, bilinçlenerek sevmek ve sevilmek demektir. Kuran-ı Kerim “Hakiki müminler Allah zikredilince kalpleri ürperenlerdir” demektedir. Çünkü Allah’i zikredenlerin kalpleri hassastır. Hassas terazi gibi sadece değerleri tartar. Kalbinde değerli olan Hakikate yer verir. Hazreti Peygamber de  Allah’ı zikredenler için, "İnsanların en üstün derecelisi Allah'ı zikredenlerdir." buyuruyor. Allah’a zikir müslüman için hayati bir önem haizdir. Zikrin en güzeli ve en faziletlisi Peygamber efendimizin bizlere öğrettiği şekliyle yapılmış olanıdır.

Allah’ı zikredip tesbih etmek için belli başlı zikir cümlelerini de burada ifade etmek isterim; Allah, La ilahe illallah, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü Ekber, Sübhanallah ve bihamdih, Estağfirullah, La ilahe illallahü vahdehüla  şerike lehül mülkü velehül hamdü vehüve ala külli şeyin kadir. Bunlar ve buna benzer zikir cümleleriyle Allah’ü Azimüşşanı zikreder, tesbih ve onu tazim ederiz. Kainatta yartılan bütün mahlukat Allah’ı zikreder, tesbih eder, Onu tevhid eder, Kul Allah’ı tesbih ederek ve zikrederek de tenvir olur. Zikirle, şükürle tenvir olan kalpler, şeytanın desiselerine  ve tuzaklarına düşmez, vesveseye kapılmaz, Zikir sahibi kişi zikrini dil ile  ve kalp ile yapmakla birlikte Kuran’ı Kerim’i bir zikir olarak Kabul eder. Allah’ı anmayı, zikretmeyi iyilik yapmak ve kötülük yapmaktan sakınmak olarak algılar. Zikreden ve şükreden Allah yolundadır. Zikreden ve şükreden iyiliklere koşan, kötülüklere de set çeken demektir.  Zikreden ve şükreden bir kimse hırsını, kibirini yenen, kalbinde sevgi, şefkat, merhamet taşıyan demektir. Allah bizi kendine zikredenlerden ve şükredenlerden eylesin.


..........
Not: Hukukçu Fazıl Sadıkoğlu'nun  Buünkü Yeni Birlik gazetesindeki Ramazan Sayfasında neşredilen makalesini bloğumda paylaşıylorum.
..........

Profösör


4 Ekim 2015 Pazar

Hatırlatma



Gençlik; bir siyah beyaz bir fotoğraftı o zaman... Bakışlara bak; ne kadar yürekten ne kadar içten inan!.. İnanç vardı, umut vardı o zaman. Bir de gelecek olan;  beklenen an. Şimdi her nefes; ömür demektir... Şimdi son nefes ölüm demektir. Şükür; nefes alıp vermek, zikir; kullun bilincine ermektir. 

Profösör

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Varsın Yağmur Yağsın


Yağmur yağsın rahmet olsun yeryüzüne. 
Gülümsesin bütün yüzler, gülümseyen yüzlere. 
Kalmasın hiç kimse aç ve açıkta; 
Oturup şükredelim bize yüksekten Gülümseyene.

Profösör

15 Ocak 2015 Perşembe

Her Anımız Değerledir


Bazı insanlar  yeni yılda kendileri için bir çalışma planı yaparlar. Yeni yılda yenilenmek, yepyeni bir "ben"e kavuşmak isterler. Önlerinde uygulanmaya konulması gereken, günlük, aylık, yıllık planlarla avunurlar. Hayat onlar için, işden eve, evden işe, fırsat buldukça da eğlenceye ve sosyalleşmeye ayırırlar. Hepsi bir tarafa, aslolan olan günlük planlardır oysa. Günlük planı uygulayamanlar aylık, yıllık, planları hiç uygulayamazlar. Gün içinde yapılacak o kadar iş var ki! Onlar bir bir uygulanmaya sokuldukça, işler halledildikçe, hergün güncellenir ve hayata dair bütün aylık, yıllık planlar da, konuma göre şekil alır.  Eğer günlük planımızı hakkıyla uygulamaya sokamıyorsak, o zaman da aylık ve yıllık planın hiç bir değeri ve önemi kalmamaktadır. 
O halde her sabah erken kalkmak gerek. Namaz niyaz bilmek gerek. Yüce kitabı okumak, kalbini ferah tutmak gerek. Az yemek, az uyumak, zikirle, şükürle dimdik ayakta durmak gerek. Kuşa kurda, çiçeğe böceğe, sağa sola selam vermek gerek. Cebinde şeker, çikolata yerine, incir. ceviz, kestane bulundurmak, çocukların başını okşamak onları sevindirmek gerek. Hastalara ziyaret edip şifalar dilemek, ihtiyarlarla sohbette bulunup, onların gönüllerini almak, dostlarla hemhal olmak gerek.
Demek ki; yapılan günlük planların içinde bunların da olması gerek. Kim demiş ömrümüz altmış, yetmiş yıl. Nice savaşlar, nice kıtlıklar, nice hastalıklar varken bir nefes için bin şükretmemiz gerekirken, bulunduğumuz anın değerini bilmeliyiz. Aylık, yıllık planlar yapıladursun, bulunduğumuz anın planını hakkıyla yerine getirmeliyiz. İşte sabah, öğle, ilkindi, akşam ve yatsı... Ezanlar okunsun, müminler camilere, mescidlere koşup saf saf namaza dursun. Camiler müminlerle dolsun. Her camide, her mescidde müminler bir yürek olsun. Binlerce yürek tekbirlerle kıyama kalksın, binlerce yürek tekbirlerle secdeye yatsın.  Sonra selam ve dua;  Allahüekber Allahüekber... Velillahilhamd.
Profösör 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...