İzleyiciler

cemaat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cemaat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2017 Cuma

Esas Olan Liyakattır


Filan cemaat gider yerine falan cemaat gelir. Devlete, brokrasiye sızar, yine devlet ve millet olarak aynı sıkıntıları ve aynı ihaneti yaşarız. Bu tür cümleler kuruluyor. Maksat mütedeyyin kesmin sivil oluşumlar içinde olanlara karşı şimdiden bir bariyer oluşturmak. Cemaatin dinisi ve ladinisi olmaz. İslam'da cemaat kavramı ruhbanlıkla izah edilemez. Dindar ve mütedeyyin insanlar vardır, Bir de kendi kafasına göre özgürce yaşayanlar vardır. Eskiden de oligarşik yapı  inanan kesime baskı uyguluyor ve onlara  zenci muamelesi yapmaktan çekinmiyordu. O halde kötü niyetli insanlar devlete de, özel kurum ve kuruluşlara da sızabilir. Böyle kişilerin  şu cemaatten, bu camiadan olması  veya bir takım cemiyetlere üye olması işi değiştirmez.  Sade bir vatandaş bile suç makinesi haline gelebilir. Onun için devlet kademesinde görev alacak ya da bürokrasiye girecek kişinin herhangi  bir oluşum içinde olması,  sivil bir insiyatiftir.  Herkesin sivil olarak bir aidiyeti vardır. Sivaslılar, Ordulular ve Konyalılar gibi. Yada kanarya sevenler, çevreciler, obeziteler gibi. Bu bakımdan devlette, brokraside, hatta sıradan bir kurumda, herhangi bir özel kuruluşa dahi hizmete talip olan kişinin ehliyet ve liyakat sahibi olması şarttır. 

Profösör

24 Temmuz 2014 Perşembe

İllegal Parelel Yapı


Toplum ve millet olarak yaşayan halklar; kendilerini idare edecek siyasi erkleri yönetime getirirler. Devlet mekanizması siyasi erkle yönetilir. Ne yazıkki; zamanla devlet aygıtı oligarşik yapıya dönüşebilir. Oligarşik yapıda bile birbirine parelel menfaat şebekeleri zamanla gün yüzüne çıkabilir. Bu bütün ülkeler için olabilecek istenmeyen illegal yapılardır. İllegal ve parelel olarak da adlandırılan bu yapılar, eğitim, sağlık, emniyet, yargı gibi mekanizmaların içinde yuvalanabilirler. 

Bu gibi illigal ve parelel yapıların iki yüzü vardır. Bir yüzüyle halktan yana bir tebessüm gibi görünseler de, bir yüzüyle dişini gösteren birer canavar kesilirler. 28 Şubat bu açıdan postmodern bir darbe olarak adlandırılır. İmam-Hatip Liseleri kapatılırken, özel okulların muhafazakarlık görüntüsüyle  açılmasına izin verildi.  Veliler "Çocuklarım dini terbiye görsün" diye, cemaat okullarına yönlenmiş oldu. Bu bir nevi hokkabazlıktan ibaretti. Malum özel okullar ve dersanelerde cemaat aidiyetliği aşılandı. Devletin içinde yuvalanan imamlar tarafından sınav soruları bile önceden cemaate servis yapıldığını öğreniyoruz. Buralarda öğrencilere istedikleri fakültelere kolayca girebilme, yurtlarda ve cemaat evlerinde  kalabilme imkanları sağlandığı gibi, iş garantisi de verilmiş oluyor. "Ağabey" ve "abla"  rütbesine layık görülenler de cemaatin, parelel yapının tabanını oluşturmada kullanılıyordu.

 Dışarıdan bakıldığında bu durum, gayet masumane, mütedeyyin ve muhafazakar bir görüntü içinde öğrenci velilerini celbediyordu. Cemaat içinde kendini bulan, bir nevi kapalı devre içinde sosyal hayatı da şekilleniyordu. Gençler birbiriyle evlendiriliyor; işi, evliliği bir nevi ipotek altına alınıyordu. Son tahlilde bu yapılanma, emniyetten, yargıya, eğitimden medyaya kadar, casuszluk dahil, hükümeti devirmeye kadar uzanan, her alandaki kirli ilişkileri  deşifre edilerek toplumun gözünde itibarlarını yitirdiler. Böylece  "Gülen örgütü"  devletin "Kırmızı kitap" ında bir tehdit olarak yer aldı. Bu arada bütün samimiyetiyle Cemaate maddi ve manevi yardım eden, vatandaşlarımızın hayal kırıklığı ve tepkisini de gözardı etmemek gerekir. 

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...