İzleyiciler

sadaka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sadaka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2017 Salı

Dilek


Sersem tertemiz mavi denizi mavi  gökyüzüne.  Uçursam, balıkları gökyüzünde. yüzdürsem martıları denizlerde.  Bir iyilik yapsam sadaka niyetine; güldürsem bütün yüzleri.

Profösör  

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Arefe ve Bayram


Mübarek ramazanın son günündeyiz. Oruç tutan kardeşlerimiz de bugün oruçlarının son günü. Yani bayram arafesindeyiz. Bir ay boyunca yemeden, içmeden ve bir takım insani arzularımızdan feragat ederek, gündüzlerimizi oruçlu geçirdik. Şükürler olsun ki, bu ramazan ayını da hep birlikte idrak etmiş olduk. Daha çok ibadet, daha çok iyilik ve kalplerimizi daha çok nurlandırdık. Sevgi, şefkat, merhamet nedir, sabır nedir daha çok müttali olduk. İnsanen ve vicdanen daha sorumluluk sahibi olduk. Daha şuurlu mümin ve müslüman olmak için azmettik ve gayret sarfettik. Şimdi ramazanın son günündeyiz ve bayram hazırlıklarıyla da bayram sevincini şimdiden yaşıyor, heyecanla bekliyoruz. .

Ramazan bayramı dini bayramlarımızdan biridir. Diğeri de Kurban bayramıdır. Arefe gününden bayram hazırlıkları yörelerimize göre değişkenlik oluştursa da, bayramlarda olmazsa olmazların başında tatlı hazırlıkları gelir. Cevizli baklavalar, revaniler, kalburpastırmalardan tutun da dibileler, revaniler, irmik tatlıları ve sütlü tatlılara kadar,  büyük bir tatlı yelpazesini kapsar. Gurbette yaşayan akraba, dost ve arkadaşlarımız bayram ziyareti için yollara düşerler. Artık bayram sabahı ve bayram günleri hasretlik giderilecektir. Büyüklerin elleri öpülecek, hediyeleşilecek, küçüklere bayram harçlıkları verilecek ve sevindirilecek. Bayramdan önce arefe günü mümkünse fakirlere  fitreler verilecek, oruç tutmayanlar diyetlerini ödeyecekler. Yine ramazan ayı içinde genelde zekatlar verilecek, İslam’ın gereği  maddeten ve ruhen tertemiz bir şekilde bayrama girmiş olacağız.

Elbette bayram öncesi  yeni elbiselerimiz olacak; ya da temiz kıyafetlerimiz olacak. Herşey bayram için arefe gününden hazır olacak. Ev temizliği  elbise temizliğinin yanısıra bayram boyunca yemekler hazır olacak. Gelen giden ziyaretçiler ağırlanacak. Bir yandan büyük küçük bayram ziyaretine gelenlere şekerler, çikolatalar tutulacak, bayram tatlıları ikram edilecek. Mendiller, çoraplar, eşarplar gibi küçük hediyeler verilecek. Yine bayram öncesi akraba ziyaretleri yapılacak. Bazı yörelerimizde kabir ziyaretleri gerçekleştirilecek. Artık bayrama hazırız demektir.

Bizim çocukluğumuzda bayram bir başkaydı. Altmışlı yıllarda yeni bir elbise, ayakkabı ya da ihtiyaç duyulan bir şey ancak bayramda alınırdı ve bayramda yepyeni olarak kullanılırdı. Onun için bayram iple çekilirdi. Bayram öncesi çocukların köyde bir de otantik bir organizasyonu vardı. Bütün köyün çocukları arefe gün toplanır, ellerinde annelerinin elde dikmiş olduğu bezden keseler bulunurdu. Ellerinde boş keseler taşıyan köy çocukları sıraya girer, başlarında da en büyük olanı onlara komut verir ve çobanlık yapardı. Hep bir ağızdan “Hayır gayır sahipleriiiiii” şeklinde tempo halinde bağırırlar ve kapı kapı evler ziyaret edilirdi. Hayır sahibi kimse, onları zaten kapıda beklerdi. Çocuklar yine sırayı bozmaz, tek tek hayır ne ise onlara dağıtılırdı. Hayır dağıtımı bitince çocukları yöneten kişi, hayır sahibine “Allah hayrını kabul etsin” derdi. Sonra da sırasıyla bütün haneler dolaşılır ve ziyaret edilirdi.

Çocuklara dağıtılan hayırlar evde ve elde ne varsa o dağıtılırdı. Kuru üzüm olur, kuru incir olur, kestane, ceviz olur, hatta para bile dağıtılırdı. Nedense para dağıtılınca çoçuklar bir hoş olurdu. Kimisi lokma döker, lalenki dağıtan bile olurdu. En son köy meydanında kahveler ve bakkallar ziyaret edilir, çerezler toplanırdı. Sonra da paydos olur, bu organizasyon böylece son bulurdu. Artık çocukların bayram boyunca yemişleri ve cerezleri  arefe gününden hazır olurdu. Paraları da olurdu. Bayram günü de çocuklara anne ve babaları, dedeleri, nineleri velhasıl büyükleri ayrıca harçlıklarını verirlerdi. Şimdiden baynramınızı kebrik ediyorum.

Profösör


Not: Bu makalemiz bugünkü 
Yeni Birlik gazetesi 
Ramazan sayfamızda neşrolmuştur.



21 Ocak 2016 Perşembe

Gönülden Kopan Sadaka




İsteyen düşünsün, isteyen ağlasın, isteyen bu kısa Afgan filminden ibret alıp kendine ders çıkartsın. Ne olursa olsun en güzel sadaka, gönülden kopan sadakadır. On bin lira da, on kuruş da bir sadakadır. Bir gülümseme ve gülümseyiş, bir kucaklama ve kucaklayış da sadakadır. Bir manolya kadar değeri olan,  kır çiçeği de sadakadır. Yeter ki sadaka gönülden ve kalpten verilsin Yeter ki sadaka Allah rızası için verilsin.  Çünkü gönülden kopan ve ancak Allah rızası için verilenler   sadakadır. Her sadaka aynı zamanda  sevgidir, şefkattir, merhamettir.

Profösör


https://www.youtube.com/watch?v=bWnnuAZaZWc


13 Kasım 2015 Cuma

İnsan güldüğü  kadar güzel gülümsettiği kadar hayırseverdir.

Profösör

1 Aralık 2014 Pazartesi

İyilik Tebessümle Başlar


Bir arkadaşımız "Napoli'de küçük bir kafedeyim. 2 müşteri geldi. "5 kahve, 2'si bizim için diğeri askıda". 5 kahve ödeyip 2 tane aldılar. Askıda kahve nedir, diye sordum. Garson bekleyin ve görün dedi. Başka müşteriler geldi. 2 kız kendi içtiklerinin parasını ödeyip gittiler. Bir süre sonra 3 avukat geldi. 7 kahve dedi, 3'ünü içtiler ve 7 kahve parası ödediler. Biz konuşmaya devam ederken bir süre sonra fakir bir adam içeri girdi. Nazik bir ses tonuyla, hiç askıda kahveniz var mı, diye sordu. Napoli'de insanlar bu şekilde birbirlerine görmeden kahve ve hatta yemek ısmarlıyorlar.." diye bir anısını paylaşmış sosyal medyada.

Nerede olursak olalım, hangi inançta olursak olalım  insanlık ölmemiş daha diyebiliriz.  Bu tutum insanlık değerlerinden kaynaklanmıyor. İnsanı sevmek, onun onurunu düşünmek için her insanın yapacağı bir şey vardır. Bunu kültür haline getirmek de kanıksanacak ahlaki değerlerdir. Japonya'da sabahları işe giden insanlar birbirlerine,  "Sabah çorbanı içtin mi" şeklinde sormaları da bir insanlık sorumluluğudur. Osmanlıda da "Sadaka taşı" kültürü insanlığın bir başka örneğidir. Sadaka taşlarına durumu iyi olanlar tarafındanh nakit akçeler konur, durumu zayıf olanlar da giderler sadaka taşından ihtiyacı kadar  konulan paradan temin ederlerdi. Sadaka taşıyla durumu zayıf olanın arasında mahremiyete önem verilirdi. Buraya kim uğrar kim uğramaz özellikle saklı kalır, bunu da  Osmanlı yine insanlık onurunu  düşünerek yapardı.

İnsana, evrene ve ötesine bir tebessümle bakmak, varlığını onların varlığıyla değer bulduğu idrakine varmak gerekir. Bir kez ebessüm yansırsa bütün çehrelere yüzler cemalleşir. İyilik yapmaya, iyilik görmeye hazırız demektir. Çünkü iyiliğin başlangıcında tebessüm var. Tebessüm eden herkes iyilik yapabilir ve iyilik yapabilme melekesine sahiptir.

Profösör

28 Nisan 2014 Pazartesi

Gönül Zenginliği


İslam zenginliğe işaret ederken bir taraftan fakirin yanında durur. Müslüman bir kimse ben zekatımı ve sadakamı veriyorum, hatta her yere de yardımlarda bulunuyorum diyerek aynı zamanda da kendisi lüks ve şatafat içinde yaşayamaz. İslam cömertliği teşvik ettiği gibi, israfı reddeder. Allah'ın bize nimetlendirdiği bir lokma ekmekte bile binlerce açın hakkı vardır. Şuurlu bir müslüman bir lokmanın hesabını verir;   bu lokmayı paylayşmasını da bilir. İslam zenginliği sadece madeyle sınırlamaz. Manevi zenginlik maddi zenginliğin üzerinde koruyucu bir sır gibidir. Asıl olan gönül almaktır. Gönül zenginliği bizi dostluğa götürür. Allah dostu olmak demek işte böyle bir şeydir. 

Profösör



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...