İzleyiciler

seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2015 Pazar

Hayat Koçu


Kim ne derse desin; "Düyada rahatlık yoktur" Fakat insan maneviyatla huzur bulur. Zengin  ve para babası bir insan maneviyatsız moralsiz mutsuz ve huzursuzdur. Evsiz barksız, parasız pulsuz, hatta kimsesiz bir insan gariban olduğu kadar, Allah'tan başka hiçbir kimsesi yoktur. Buna karşılık güçlü bir inancı ve güçlü bir umudu vardır. Makam mevki, şan şöhret sahibi maneviyatsız ve moralsiz zengin kimseden onun gibi  bolluk içinde rahat ve konforlu yaşamasa bile  ondan kat kat huzurlu ve mutludur. Bir insan için en büyük dayanak inancı ve umududur.

Hayat boyunca atacağımız önemli her adımımızı kendi aklımız ve mukeme yeteneğimize güvenerek hareket edemeyiz. Mutlaka tecrübe sahibi büyüklerimizin görüşlerini alır, alanında hocalarımızın rehberlikleriyle problemlerimize doğru çözümler bulur, korkularımızı ve endişelerimizi yenerek, kendimiz için dengeli ve düzenli bir hayat tasavvur ederiz. Bulunduğumuz noktadan hedef noktaya giden mesafeyi doğru bir çizgiyle belirleriz. Böylece özümüzde taşıdığımız inanç ve umutla huzur ve mutluluğu başarıyla elde etmek, ancak çok çalışmanın yanında, iyi hasletleri benimsemeli, kötüleri üzerimizden atmalıyız. Sürekli kendimizi güncellemeli aynı zamanda böylece  yüce bir mefkureye sahip olmalıyız. Madem ki bu dünyaya gelmişiz, bir işe yaramalı ve üzerimize düşen sorumlulukla insanlık idealinde bir hizmete talip olmalıyız.

Başta çocuklar, gençler, yaşlılar, öğrenciler, iş adamları, evli kadın ve erkekler, engelli hastalar, yatalaklar, para, mal mülk, makam mevki, şan şöhret sahibi sanatçılar, sporcular ve daha niceleri bir takım nedenlerle kendilerini ağır bir baskı altında hissederler. Sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik açıdan da stratejik bir yol haritasına gereksinim duyarlar. Bunların arkalarında teknik danışmanları olduğu kadar; kendileriyle gönül bağı kuracak, maneviyat ve moral değerleri aşılayacak, kendilerini iyi hissettirecek yaşam koçlarına ihtiyaç duyarlar. Kimilerine göre yaşam koçu kendilerini takib eden ve kendilerini asla yalnız bırakmayan gölgeleri gibidir. Buna kendi kültürümüzde "koç" yerine  "hoca" da denir.

Profösör

3 Ekim 2015 Cumartesi

Tusunami!..


Bir tarafta açlık, kıtlık, susuzluk, salgın hastalık...  Bir tarafta varil ve misket bombaları, katliamlar, yıkımlar, toplu ölümler... Yerinden yurdundan edilenler. Bütün insanlık sınavda;  kalbi sökülen bu çağdaş dünyada. Çılgın gibi gökten yağmur yağsa, deniz derya olsa bu toprak. Uçsuz bucaksız çöller tusunamide. Susuzluk yüreğimizi bir kere yaktı ya!.. Dev dalgalara bürünmüş bu kızgın  toprak üzerimize gelip bizi bir hamlede yutsa. İnsanlık yalana teslim bizi unutsa da; biz hakikatte varız ya!..

Bu dilek olmaz, böyle dua kabul olunmaz. Zulme uğrayanların zulmü hiç bir zaman yerde kalmaz. Hak ve adalet adına ey insanlık inin artık fildişi kulenizden!.. Bir tarafta şaşalı sosyetik hayat... Gökdelenler, yazlıklar, villalar ve malikaneler... Bi tarafta sefalet teneke barakalarda barınanlar, varoşlarda  yaşayanlar, karton kutularda uyuyanlar. 

Böyle hak ve hukuk, böyle adalet ve insaf vicdan ölçülerinde  tartılmaz. İnsan sorumluluk duygusuyla ancak  insani ve vicdani olarak huzurludur. İnsan iyilik yaptıkça ve iyilik buldukça mutludur. Bir insanın gülümseyişi demek, bütün insanlığın gülümsemesi demektir.

Profösör

16 Mayıs 2014 Cuma

Haktan Yana Olmak


Dünya iki kutupludur. Bu böyle olacak ve böyle de kalacaktır. Fizik kanunlarında olduğu gibi iki kutup vardır. Artı ve eksi kutuplar. Sosyal hayatta, değer yargılarında, inançta ve yaşantıda da iki kutup vardır. Duyguda, düşüncede ve davranışlarda da iki kutup vardır. Çok kutupluluk bir dünya yoktur. Hak ve batıl vardır. Haktan, hakikattan, adaletten, kanundan, nizamdan, ahlaktan, kardeşlikten ve barıştan yana olanlar,  buna karşıt da cehaletten, karanlıktan, zulümden, kaostan, anarşiden, terörden ve bunalımdan yana olanlar vardır. Daha da bunun ötesi berisi yoktur.

Kanunlara ve nizama aykırı hareket etmek, illegal, kanunsuz, izinsiz yürüyüşler tertip etmek, gösteriler yapmak, daha da ileriye giderek güvenlik güçlerine saldırmak, yakmak, yıkmak yasaları çiğnemek ve toplumun huzurunu bozmaktır. Özellikle üzüntülü günlerimizde, birbirimizi anlamak, birbirimizin yanında olmak gerekir. Birlikten güç, rahmet ve bereket doğar. Davamızda ne kadar haklı olursak olalım, şuursuzca hareketler içinde bulunmak, geleceğimizi karartmaktır. Haklı iken haksız konuma düşmektir. Kendini devletin yerine koymak, parelel yapılanmak ve devlet otoritesini kabul ektmemek anlamına da gelir ki; sonuçlarına katlanmak demektir.

Cumhuriyet tarihi boyunca emperyal güçlerin ne yazık ki  piyonu konumunda olanlar, demokrasi oyununu iyi oynayamamışlardır. Bir çöpçünün, bir kapıcının, bir köylünün, bir çobanın demokratik hakkı olan bir oyunu tanımamışlardır. Demokrasi bir oyunsa eğer, oyunu usulüne göre oynayacaksın. Bir çobanın oyuyla oynamayacaksın. Bir çoban Sülü'den  başbakan, ve cumhurbaşkanı nasıl olduysa bu memlekette, muhtar bile olamaz denilen Kasımpaşalı bir İmam Hatip'liden  başbakan olduğunu görmekle kalmayıp, başkan da olabileceğini göreceksin. Bu millet her şeye rağmen gerçeği görmektedir. Zihniyet değişimi Yeni Türkiye'nin yeniden inşaası demektir. Milli iradeyi tanımamak, demokrasiye karşı çıkış, direniş, debeleniş ve devlete kafa tutma da bundandır. Bundan önce peşpeşe tertiplenen olaylarda tek hedef hükümet ve başbakandır.  Bundan sonra da  algı operasyonları hükümeti yıkmaya yönelik olacaktır ki; bunu asla başaramayacaklardır. Bize düşen haktan yana olmak; insanlık onurunu korumaktır.


Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...