İzleyiciler

çöl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çöl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2018 Cuma

Biz Yönümüzü Çöle Çeviririz

Moritanya’ya gelmişken okyanusu da görelim ve bir okyanus havası alalım der bir gazeteci. Moritanya’lı gazeteciye gülümseyerek “Ben sizi çöle götüreyim. Bir gece çölde kalalım. Çölde çay içmek ve tefekkür etmek özüne döndürüyor insanı.” der. Toprak onlar için en son gideceği yerdir. Sonra neden okyanus değil de bu sonsuz çölün kendileri için önemli olduğunu anlatmaya çalışır. “Düşmanlar, ve sömürgeciler bize hep okyanustan gelmişlerdir. Onun için biz yönümüzü okyanusa değil, çöle çeviririz.

Profösör
 

3 Ekim 2015 Cumartesi

Tusunami!..


Bir tarafta açlık, kıtlık, susuzluk, salgın hastalık...  Bir tarafta varil ve misket bombaları, katliamlar, yıkımlar, toplu ölümler... Yerinden yurdundan edilenler. Bütün insanlık sınavda;  kalbi sökülen bu çağdaş dünyada. Çılgın gibi gökten yağmur yağsa, deniz derya olsa bu toprak. Uçsuz bucaksız çöller tusunamide. Susuzluk yüreğimizi bir kere yaktı ya!.. Dev dalgalara bürünmüş bu kızgın  toprak üzerimize gelip bizi bir hamlede yutsa. İnsanlık yalana teslim bizi unutsa da; biz hakikatte varız ya!..

Bu dilek olmaz, böyle dua kabul olunmaz. Zulme uğrayanların zulmü hiç bir zaman yerde kalmaz. Hak ve adalet adına ey insanlık inin artık fildişi kulenizden!.. Bir tarafta şaşalı sosyetik hayat... Gökdelenler, yazlıklar, villalar ve malikaneler... Bi tarafta sefalet teneke barakalarda barınanlar, varoşlarda  yaşayanlar, karton kutularda uyuyanlar. 

Böyle hak ve hukuk, böyle adalet ve insaf vicdan ölçülerinde  tartılmaz. İnsan sorumluluk duygusuyla ancak  insani ve vicdani olarak huzurludur. İnsan iyilik yaptıkça ve iyilik buldukça mutludur. Bir insanın gülümseyişi demek, bütün insanlığın gülümsemesi demektir.

Profösör

23 Ağustos 2015 Pazar

Çölde Yağmur Ne Yemektir!..


Nekadar da güzel yağıyor yağmur; toprak kokusunu hissedesim var. Taş taş üstüne, beton beton üstüne; ruhsuz kentlerden gidesim var!.. Bir küçük ev, bir küçük bahçe, bir küçük köyde yaşayasım ve ölesim var. Beni anlayan anladı zaten; anlamayanlar anlayana sorsun diyesim var!.. Bu yağmur çölleşen yüreklere yağsın; yanan yüreklerin buna ihtiyacı var. Çölde yağmur ne demektir; çölde  yetişen çiçeklere sormak gerekir. Biraz hüzün biraz sevgi demektir.

Profösör

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Fatih... İstanbul... Fetih...




Bir Fatih... Bir İstanbul... Bir fetih 
Hazreti Peygamberden bir metih.
Ne mutlu  o kumandana ve orduya;
Adaleti götürüyor zulmün ortasına.

Kırmızı gül koklanmak için vardır.
Kırmızı gülü koklayan sultandır.
Fatih Sultan Mehmed Han 
Sultanların da sultanıdır.

Ne kadar saltanatsız sultan varsa;
Hepsi benim gönül sultanımdır.
Yakan çölde açan  bir çiçek varsa;
O benim vaz geçilmez mübtelamdır.

Bir Ulubatlı Hasan diker sancağı
O şehit düşer, son nefesiyle;
Allahü ekber... Allahü ekber...
Allahü ekber... ve lillahilhamd...

Profösör




Not: 
29 Mayıs istanbul'umuzun fethinin 560. yıldönümüne binaen bu paylaşımı bütün gönül dostlarıma ithaf ediyorum. 

5 Mart 2013 Salı

Kelimeler Beni Beklerken


Kudreti İlahi'den bırakılan, yüreğimin tam ortasında yanan bir kor gibisin. Bütün sözcükler ağızdan değil, yürekten dökülen yakıcı kelimeler gibisin. Oysa sen en az benim kadar yoksul, en az benim kadar yalnız, en az benim kadar yorgun olduğunu bildiğim kaderimsin. Umut etmekle geçti geçmişim. Nice acılar, nice düş kırıklıkları, nice umutsuzluklar geçirmişim. İnandım ve  sabrettim. Düştüm, düşürüldüm ve yine aya kalkıp, dim dik olarak dirildim. Aklım, fikrim, hissim, zihnim ve  bilincimle bilendim. Anladım ki; yürekten bir gülümseme bin sahte, sırıtık gülmeye bedelmiş. Anladımki; senin yakıcılığın doğruluğundan, güzelliğinden, iyiliğindenmiş. Anladım ki; senin sevgin, senin şefkatin, senin merhametin gülümseyişindenmiş.

Yüreğimde bir sevgi yumağı gibisin. Nice çileleri çeker çevirirsin. Bir kedinin karnı doyduğunda önündeki, ipi arşı alada olan bir yumakla oynaşır gibisin. Geçmiş geçmişte kaldı, geleceğe umutla bakabilirsin. Bırakalım çiçekler bir yürekte açılıp serpilsin. Bırakalım kelebekler, böcekler ilkbaharla sevinsin. Bir medeniyet kurulsun, sevgi, şefkat, merhamet adına, bütün ocaklar tütsün. İnsanı insanlıktan çıkartan bütün anlayışlar değişsin ki; bütün yüzler gülsün, gülümsesin.

Sen ki; Ashabı Keyf'ten bu yana uyuyan, gaflet içinde olanları uyandıran bir iksirsin. Sen ki; bir abı hayatsın. Bir tılsımsın. Göz kapaklarının ucunda uzunca bir kirpik; kelebek gibi kanat çırpansın. Çölde bir vahasın  seraba yenilmeyensin. Tepende bir yakıcı güneş, kızgın çölde serinleten bir gölgesin... Nice yanık yürekleri gölgenle serinletirsin... 

Sen bir Havva isen, ben bir Adem'im.. Sevapsa sevap, günahsa günah; bu gökkubbe altında herşeyimle paylaşılanımsın.. Ya Rab!.. Cennete sığmadık, indik dünyaya... Bu çetin sınavda yüzümüzü kara çıkartma.. Bizleri utandırma!.. Ey Kadir!.. Bizleri kederlere mahküm etme... 

Profösör

1 Eylül 2012 Cumartesi

Bir Duygu Paylaşımı

Bir Çiçek Açsın

Bu gece ay sanki yanımdaydı
Duygular, düşünceler canımdaydı
Yıldızlar göz kırpadursun
Dolunay suda yıkana dursun

İnsan isterse aya tutulur
Ay isterse güneşle vurulur
Ellerim  ayaklarım zincirlense de
Bu fakir prangalardan kurtulur

Gökte bir yıldız parlasın
Denizde bir gemi yelken açsın
Yüreğimi yakan çöllerde
Bir çiçek açsın koklansın

Profösör 

15 Şubat 2012 Çarşamba

Viva Ma Jeepa! .. Viva Ma Jeepa!..


Sahra, yeni kurulacak bir tekstil firmasının adıdır. İlk bakışta bu isim negatif bir değeri taşısa da, bu negatiflik içinde pozitif değerler oluşturmak en büyük erdemdir. Çöllerle kaplı bir yaşam alanı içinde yaşayanlar, medeniyetten uzak, fakat tabiata yakın bir dünyanın insanıdırlar. Sahrada herşey değerlidir.  Varsa ot, çalı, börtü böcük, herşey değerlidir. Hele çok nadirattan olsa da, bir su kaynağının bulunması en büyük mucizedir. Çöl adamları bir vaha için, bin serap görmeye razıdırlar. Bir çöl adamının rüyasını ve hayallerini ancak bir vaha süsleyebilir.

 Sahra kelimesinin içinde asıl saklı olan değer, insanın uçsuz bucaksız kum tepelerinde sadece gökyüzüyle buluşması kadar sonsuzluk hissini yaşarken, aynı zamanda da kendi yalnızlığını keşfeder. Bu yalnızlık kendisini Yaratan Allah ile arasındaki ince çizginin farkındalığını da yaşatır kendisine. Çöl adamı mukadderatçıdır. Batılı bir gezgin sahrada bir bedevi rehberliğinde jeepiyle safari yaparken, uçsuz bucaksız çölde bindikleri jeepin motorunun durmasıyla korkuyor ve telaşlanıyor. Bedevi ise buna karşılık gayet doğalmış gibi rahat hareket ediyor. Yabancıya "Korkmana gerek yok. Herşeyde bir hayır vardır. " diyerek onu teselli etmeye çalışıyor. Demek ki batılı, varlıklar içinde manevi bir yokluğu, bedevi de yokluklar içinde manevi bir zenginliği yansıtabiliyor. Batılı jeepin motoruyla uğraşırken, bedevi de ona yardımcı oluyor. Motor bir türlü çalışmıyor. Jeepi arkadan birlikte iterek aracın marş yapmasını ve çalışıp yürümesini istiyorlar. Fakat bir türlü başaramıyorlar. Bedevi batılı adama aracın gölgesini göstererek, başıyla "Oturalım ve biraz dinlenelim" imasıyla, hemen birlikte oturup jeepin tekerleklerine yaslanıyorlar. Bedevi batılı adama "Biraz sabır, biraz tevekkül, Allah Kerim'dir" diyor. Sonra da belindeki kahverengi kuşaktan çıkardığı, kamıştan yapılmış flütünü üflemeye başlıyor. Flütün çıkardığı otantik nameler eşliğinde her iki adam bu çaresizliğin stresini üzerinden attıklarını hissettiklerinde, ikisi birden ayağa kalkıp araca biniyorlar. Batılı adam kendini belki de hiç tatmadığı bir manevi duygu ve içinde taşıdığı bir güce teslimiyetle aracın kontağı çeviriyor.

Batılı adam motorun çalışma sesini duyar duymaz çığlıklar atıyor. "Viva Ma Jeepa! .. "Viva Ma Jeepa!.." "Yaşasın jeepim..Yaşasın jeepim.." diye bağırırken bedevi sadece tebessüm ediyor ve batılı adamın bu sevincine karşılık rehberlik yaptığı misafirine küçük bir uyarı, fakat anlam bakımından büyük bir cümle söylüyor. "Elhamdülillah.. Herşey Allah’tandır. Biz sadece ondan yardım ister, sadece O'na kulluk ederiz." dedikten sonra; şu cümleyi de ekleyerek yollarına devam ediyorlar. "Aracımız tekrar stop edebilir. Aracın da bir dinlenmeye ve bizler tarafından da hor kullanılmamaya bir hakkı vardır"

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...