Yağmurdan kaçarken doluya tutulurmuş; derler ya!.. Yağmurdan kaçılır mı hiç!.. Demem gerekiyor. Yağmurdan kaçılmaz, yağmura ancak kucak açılır. Ne çıtkırıldım olduk millet olarak!.. Yazın cavcavlı sıcağında çöl rizgarı gibi yakan, gündoğu rüzgarı eser gündoğudan. Tire ovası cayır cayır yanmaktadır. Tütünler sıcaktan ve susuzluktan çaresiz kendini salmış ve bırakmıştır. Yapraklar buruşmuş, umutlar tükenmiştir. Oysa bütün yaz umut ettiğimiz çalıştıklarınızın karşılığını kışın tütün hesabında göreceğiz diye hayal kurmaktayız.
Bir dua sonrası bir şimşek çakar Keldav'dan, gök gürler tam karşıki dağlardan. Eğridere'den, Çamlıca'dan. Bir yağmur bastırır aniden; bir eşek anırır komşu tarladan. Herkes koşuşturur; ne varsa yazgı olarak, ısgarada kurutulmak için duran tütün kargılarının üzeri bastırılır. Umut bu; korunması gerek. Bir toprak kokusu yayılır bütün ovaya; dirilmiştir tütünler ve mahsüller. Canlanmıştır bütün ova.
Nerede kaldı şimdi o günler!.. Geceyarısı tütün tatrlası tütüncülerle dolup taşmaktadır. Tütün kırılmaktadır. Zifri karanlıkta tütün kıranları ışıl ışıl aydırqnlatmaktadır yanan löküsler. Tire ovası Paris'i andırsa da, yanık bir ses duyulur uzaklardan, bir uzun hava yayılır gece yarısı.
Profösör