İzleyiciler

güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2013 Salı

Kelimeler Beni Beklerken


Kudreti İlahi'den bırakılan, yüreğimin tam ortasında yanan bir kor gibisin. Bütün sözcükler ağızdan değil, yürekten dökülen yakıcı kelimeler gibisin. Oysa sen en az benim kadar yoksul, en az benim kadar yalnız, en az benim kadar yorgun olduğunu bildiğim kaderimsin. Umut etmekle geçti geçmişim. Nice acılar, nice düş kırıklıkları, nice umutsuzluklar geçirmişim. İnandım ve  sabrettim. Düştüm, düşürüldüm ve yine aya kalkıp, dim dik olarak dirildim. Aklım, fikrim, hissim, zihnim ve  bilincimle bilendim. Anladım ki; yürekten bir gülümseme bin sahte, sırıtık gülmeye bedelmiş. Anladımki; senin yakıcılığın doğruluğundan, güzelliğinden, iyiliğindenmiş. Anladım ki; senin sevgin, senin şefkatin, senin merhametin gülümseyişindenmiş.

Yüreğimde bir sevgi yumağı gibisin. Nice çileleri çeker çevirirsin. Bir kedinin karnı doyduğunda önündeki, ipi arşı alada olan bir yumakla oynaşır gibisin. Geçmiş geçmişte kaldı, geleceğe umutla bakabilirsin. Bırakalım çiçekler bir yürekte açılıp serpilsin. Bırakalım kelebekler, böcekler ilkbaharla sevinsin. Bir medeniyet kurulsun, sevgi, şefkat, merhamet adına, bütün ocaklar tütsün. İnsanı insanlıktan çıkartan bütün anlayışlar değişsin ki; bütün yüzler gülsün, gülümsesin.

Sen ki; Ashabı Keyf'ten bu yana uyuyan, gaflet içinde olanları uyandıran bir iksirsin. Sen ki; bir abı hayatsın. Bir tılsımsın. Göz kapaklarının ucunda uzunca bir kirpik; kelebek gibi kanat çırpansın. Çölde bir vahasın  seraba yenilmeyensin. Tepende bir yakıcı güneş, kızgın çölde serinleten bir gölgesin... Nice yanık yürekleri gölgenle serinletirsin... 

Sen bir Havva isen, ben bir Adem'im.. Sevapsa sevap, günahsa günah; bu gökkubbe altında herşeyimle paylaşılanımsın.. Ya Rab!.. Cennete sığmadık, indik dünyaya... Bu çetin sınavda yüzümüzü kara çıkartma.. Bizleri utandırma!.. Ey Kadir!.. Bizleri kederlere mahküm etme... 

Profösör

22 Şubat 2013 Cuma

Yanyana İki Nokta..


Doğruluğu, iyiliği, güzelliği, bizatihi kendi nefsinde yaşayan insanlar, bu değerleri  muhatabına anlattığında, doğruluk da, iyilik de, güzellik de, ancak o zaman anlaşılıyor ve aynı zamanda da bir anlam kazanıyor. Kim ki; Allah'a inanır, ihlasla O'na teslim olursa, O kişi şuur içindedir. Böyle kişilerle birlik içinde olmak, huzur içinde mutlu olmak; hiçbir zaman hüsrana uğramamak demektir. 

İki nokta yanyana demek; iki kişinin binbirini anlaması, birbirini çekmesi demektir.  Aynı zamanda iki kişinin yanyana, birlikte yola devam etmesi demektir. Yorulup, üzülüp, herşeyi olduğu gibi bırakmaması, pes etmemesi demektir. Birbirinden güç alarak, gelecği düşünmek ve geleceği birlikte kurgulaması demektir. 

Profösör

21 Kasım 2012 Çarşamba

İyi Bir İnsan; İyi Bir İletişim Kurandır.


İyilik, güzellik, doğruluk değerleri ancak; birey ve toplum üzerinde, iyi bir duyguya, güzel bir düşünceye, doğru bir davranışa dönüştüğü zaman etkili olarak hükmedici olabilir. Bu değerlerle bir donanıma sahip olan birey ve toplum, iletişim kurmada da muhatabını çekim alanını içine alması kolaydır. İyilik, güzellik, doğruluk insanın doğasında var olan, inancıyla ve ihlasıyla güçlenen, ilim ve irfanıyla yücelen, insanın değerlerine değerler katan niteliklerdir. Bu olumlu nitelikler aynı zamanda ahlaki olduğu için, "Üzüm üzüme baka baka kararır" misalindeki gibi bireyden bireye, toplumdan topluma sirayet eden benzeşmeler de olması beklenmektedir. Bu nitelikli değerlerle iletişim kuranlar birey ve toplum üzerinde olumlu etkiler oluşturacaktır. Bu etki kişilerde, en başta, inanma, güvenme duygu ve düşüncesini kazandıracaktır. Bütün amaç karşımızdaki kişiyi yaptıklarımızla hayran bırakmak değil, taşıdığımız inanç değerlerini, birlikte paylaşmak, karşılıklı insani değerleri yüceltmek, bir dostluk inşa ederek, birlikte koşmak, birlikte yorulmak ve ulvi bir mefkureyle belki de birlikte ölebilmektir.

İletişim kurmak, olmasını istediklerimizin olmasını ve olgunlaşmasını, olmamasını istediğimiz şeylerin de asla olmamasını istemek demektir. İletişim kurmak, yeryüzünde iyiliklerin, güzelliklerin, doğrulukların hakim olmasını arzulamak, tebliğ ve irşad görevini hakkiyle yapabilmektir. İletişim kurmak, alanında yetişmiş olmak, ehliyet ve liyakat sahibi olmak, yetişmekle birlikte yetiştirmeyi bilmek, bir kuşaktan bir kuşağa, sevgi ve saygıyı, herkesle ve herşeyle empati kurabilmek demektir. İletişim kurmak, haksızlığa karşı dik durmak, Hakka ve haklıya karşı diklenmemek demektir. İletişim kurmak bir lokmayı ikiye bölmek, onunla bereketlenmek; bir hırkayı birlikte örtünüp, onunla şefkat ve merhamet bulmak demektir. İletişim kurmak, kanayan bir yüreğe merhem olup, şifa olmak demektir. Kimsesiz bir çocuğun başını okşayıp, ona şeker vermek, yaşlı bir kadının elini öpmek, ondan hayır dua beklemek demektir.

Günümüzde ne yazık ki; manevi değerler karşılığını bulamıyor. Maddi değerler manevi değerlerle çelişiyor. Öyle bir nesil yetişiyor ki; bencil, çıkarcı, şekilci, köşeyi döneyim, gemimi yüzdüreyim diyerek aslında kendi sonunu getiriyor. Oysa kültürümüzde inancımız bizi komşumuzdan sorumlu tutuyor. Buna rağmen kimse kimseye güvenemiyor, güvenmiyor. Kişiler arasında yüz mimikleriyle yapılan yapmacık selamlaşmalar hemen sırıtıyor. Dostluk gösterdiğini sandıklarımız, aslında sahtelik gösteriyor. Bütün duygusal, düşünsel iletişimler kopuyor. Doğrular yanlışlarla, güzeller, çirkinlerle, iyiler kötülerle yer değiştirebiliyor. Kavramlar karışıyor, kafalar daha da karışıyor. Bir taraftan kırgın gönül, umutları kırılıyor, kanatları kırık, uçmak isteyip de uçamıyor.. Bir taraftan kanayan yürek, kanatıldıkça iyileşmek yerine bin kez kanıyor. Anladık ki hiçkimse doğru iletişim bilmiyor. İletişim deyince; harfler, kelimeler, cümleler, anlamını yitiriyor. Böylelikle boş yere konuşmalar, nutuklar edebiyat yerine hamaset kokuyor. Din, iman, vatan, namus, iffet, ahlak, hak ve adalet manevi değerleri dillendirenler, bu değerleri özünde içselleştirmedikleri için, yaşamak istese de yaşayamıyor. Yaşamadıkları için, birey toplumdan kopukça, toplum içinde samimi ve etkili bir iletişim kurulamıyor. Yardımlaşma ve dayanışma ruhu çöktükçe insanlık yalnızlığın cehaletinde boğuluyor. Dünyanın her yerinde İnsanlar öldürülüyor; insanlık ölüyor. Dünyanın her yerinde mazlumlar eziliyor; vicdanlar yerlerde sürünüyor.

Bütün mesele iyi bir insan olabilmektir. İyi bir insan iyi bir iletişim kurandır. İyilik, güzellik, doğruluk değerleriyle iyi bir insan olmalı, herkesle ve herşeyle iyi bir iletişim kurmalıyız. Gönüllere, vicdanlara kolayca girebilmeliyiz. Haktan hukuktan yana tavır alarak, insanlığın, barışa, sevgiye, selamete, kavuşmasına katkı sağlamalıyız. İyi ilişkiler kurabilen, dostluk mertebesine erebilen, Hakkın rızasını kazananlardan olmalıyız

Profösör

18 Mayıs 2012 Cuma

Her İşe Besmeleyle Başlayalım

İnanan insan, mü'min ve müslüman olarak, bir işe başlarken "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım" anlamında "Bismillahirrahmanirrahim" deriz. Besmele çekeriz ki; yapacağımız iş hayırlı bir iş olsun. Mantık olarak kötü bir işe başlarken besmele çekemeyeceğine göre, o zaman besmele bir anlamda bizim Allah'ın adını zikretmekle kötü bir iş yapmamamızı sağlar. İnanarak bütün varlığımızla besmele çekerek bir işe başladığımızda, o işin doğru, iyi, güzel olmasını arzu ederiz. Besmele her işin başlangıcıdır.

Besmele çekerek bir sofraya otursak ve besmele çekerek önümüze konan sofradan yesek, içsek sonra da "Şükür Allah'ım biz bunları hak etmiyoruz, ama bunca nimeti bize veriyorsun" desek yediğimiz ve içtiğimiz bütün bu nimetler bize helal midir? Yediklerimiz, içtiklerimizin mahiyetine bakmamız gerekmektedir. Yediğimiz bu lokma alın teriyle kazanılan bir lokma mıdır? Buna bakmak lazımdır. Eğer değilse yediklerimiz ve içtiklerimiz domuz hükmündedir. İnancımıza göre haram olan domuzdan bir farkı yoktur.

Besmele insanın bir şuur halidir. Şuurluluk bizi olası yanlışlıklardan, kötülüklerden, çirkinliklerden koruyacak olan, doğruluğu, iyiliği, güzelliği celbedecek ve hayra odaklanmamızı sağlayan bir durumdur. Besmele bir nevi koruyucu hekimlik gibi bizi bütün olumsuzluklardan maddeten ve manen yüceltmeye hazır hale getiren bir başlangıç halidir. Besmele bütün değerleri, insanın bütün hücreleriyle tanıştırır, insan yaratılışı ve varlığıyla her işte hayrı talep eder, her işte hayır umarak hayır bekler.. Olası ve olacak olaylara karşı da hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inanır, bu suretle de amentüyü içselleştirerek bir tevekkül eder.. Onun için besmeleyle başlanan her iş hayırla sonuçlanır.


Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...