İzleyiciler

iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2020 Çarşamba

Kelimeler ve İfadeler


Kelimeler, kavramlar bazen doğrudan anlamlandırılmazlar; kullanıldığı yere ve zamana göre, atfedilen değerlere göre biçimlenirler. Mesele kelimeler ve kavramları yerli yerinde kullanabilme iradesini gösterebilmektir. Bazen uzun boylu olmak, bazen de kısa boylu olmak önemli olabilir. Uzunluk da kısalık da değer olarak izafidir. "Uziun boylu bir kadın, kısa boylu bir kadına boyu senin boyun kısadır benimkisi uzundur der. Kısa boylu kadının  cevabı hazırdır; ben minyon tipliyim kısa boylular tavuk değil piliçtir der.  Demek ki kısa boyluluk pirim yapabiliyor. Siz kendinizi bu durumda nasıl hissettiğinize bağlıdır. Cüce bir insana siz cücelerin de cücesisinizdir denebildiği gibi, siz yücelerin de yücesisiniz aynı anlama gelebilir. Bazıları uzun boylu olur onunla övünür ama, kısaboyluların zekası ve bilgeliği uzun boyluları bastırabilir. Velhasıl kelimelerin efendisi olmak lazım gelir. Yoksa kelimelerin esiri olmak zorunda kalırız.

Profösör

22 Nisan 2018 Pazar

İletişim Kurmak


İletişim kurmak, sadece dil ile, bakış ile, koklayış ve dokunuş ile  değil, aynı zamanda zihinle, düşünceyle, kalb ile, hatta bütün varoluşumuz ve varlığımızla  gerçekleşir. Herkesin özel anlam yüklediği harf, kelime, sembol ve bütün birikimleriyle toplum içinde bir değer ifade eder. Kemalata yürüyen insan yönünü Hak'ka dönerek bütünüyle Hakikate kavuşmak isteyen insandır. Azgın, dizginlenmeyen bir at, üstünde zaaflarına yenik düşmüş bir insan; önce nefsini zaptedecek ki  maiyyetindekileri idare etmesini bilsin. Adalet ve ahlakın sevgi, şefkat ve merhamet gibi değerlerin olmazsa olmazları olduğunu öğrenebilsin.

Profösör

23 Şubat 2018 Cuma

Üslup Sorunu


Hepimizde bir üslup ve iletişim sorunu vardır. Birbirimizi anlayabilmemiz için ağzımızdan çıkan bütün kelimeleri tek tek tartmamız lazımdır. Söz bir kere ağızdan çıkıp da kurşun gibi muhatabını bulursa; Allah muhafaza istemeyerek de olsa, gönül kırabilir hatta katil olabilirsin. Söz mütmain bir kalpten çıkıyorsa eğer sevgidir, şefkattir, merhamettir;  güldür, laledir, menevşedir. Aksi taktirde söz kin, nefret, öfke ve intikamdır. Hançer yarası, kurşun yarası velhasıl gönül yarasıdır.

Profösör

21 Şubat 2018 Çarşamba

Üslup ve İletişim Sorunu


Hepimizde bir üslup ve iletişim sorunu vardır. Birbirimizi anlayabilmemiz için ağzımızdan çıkan bütün kelimeleri tek tek tartmamız lazımdır. Söz bir kere ağızdan çıkıp da kurşun gibi muhatabını bulursa; Allah muhafaza istemeyerek de olsa, gönül kırabilir hatta katil olabilirsin. Söz mütmain bir kalpten çıkıyorsa eğer sevgidir, şefkattir, merhamettir;  güldür, laledir, menevşedir. Aksi taktirde söz kin, nefret, öfke ve intikamdır. Hançer yarası, kurşun yarası velhasıl gönül yarasıdır.

Profösör

28 Kasım 2017 Salı

Haber Başlığı


Algı oluşturmanın en sisnsi yöntemi subniminal mesajlara başvurulmasıdır. Ne yazık ki en çok da gczeteci bir haberi mahrecinden alırken ve aldığı haberi kullanırken farkında olmadan zokayı yutuyor. gazeteci haktan ve mazlumdan yana durduğunu iyi bilecek ve bilincini kuşanacak ki; sinsice yapılan iletişim tuzaklarına düşmesin!.. Silah sektöründe yeni bir icadı olan İsrail'in "Demir kubbe sistemi hizmete girdi" şeklindeki haberi olduğu gibi kullanılıyor.  Gerçek gazeteci böyle bir zokayı yutmaz. Gazeteci şuur sahibidir ve bir haberi mahrecinden alırken kendi dünya görüşüne göre aldığı haberi revize ederek kullanır. İsrail icad ettiği silah insanlık hizmeti mi sunacak!.. İsrail kendi ırkının dışındakileri insan sınıfına sokmuyor.  Bir icad Hak için kullanılırsa insanlık için  hizmettir. Bir icad batıl için kullanılıyorsa insanlık için hezimettir.  "İsrail'in yeni icad ettiği   Demir Kubbe Sistemi  tehdit oluşturuyor" şeklinde başlık kullanılması daha doğru olurdu.

Profösör

Estetik Kaygısı


Duvardaki asılı duran bir resim çerçevesinin bir derecelik bile olsa duvardaki yamuk duruşundan, iyi bir grafik ustası rahatsızlık duyar. Yerinden kalkar ve o yamuk duran resim çerçevesini eliyle düzeltir.  Grafik ustalarında böyle bir hassasiyet vardır. Bu da grafik mesleğinin ona kazandırdığı bir hassasiyettir. Bu tür hassasiyetler  bütün meslek erbabında vardır. Grafik sanatı bütün grafik öğelerinin yerli yerinde uyum ve insicam içinde  kullanılmasını sağlar. Bir hata, bir yanlışlık, bir gözü rahatsızlık veren öğe, küçük bir statiik hesap yanlışlığı bütün binayı çökertebilir. Yapılan bir şey usüle ve kurallara uygun olmamlı ayrıca estetik kaygısı da taşımalıdır. 

Profösör

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Tebliğ ve İletişim

İnsan çoğu zaman kendisine en yakın bulduğu arkadaşı ve sırdaşıyla ancak uyum halinde olabiliyor denebilir. Böyle kişiler evlilikte de, iş ortaklığında da, seyahatte ve yemekte de birbiriyle birlikte  olmaktan büyük keyif alabiliyorlar. Böyle kişilerin aralarında fikir ayrılığı olsa bile, sanki erkek karşısındaki kadının  erkek hali, kadın da karşısındaki erkeğin kadın hali şeklinde,  samimi duygular bütünüyle birbirine geçebiliyor.  

Yapılacak şey önce karşımızdakini sevabıyla ve günahıyla olduğu gibi kabul etmek; sonra da onun olumlu yönlerini övmek, onu yüceltmek, olumsuz yönlerinin  düzeltilmesinde ona yürekten destek çıkmaktır. Bu bir nevi sahiplenme duygusudur. İyilikte ve kötülükte birbirini anlayarak hayat mücadelesi vermek  birbirinin yanında olma halidir. Birbirini seven, birbirini anlayan ve birbirini  sahiplenen kişiler arasında saygısızlık, çekememezlik, iinat, kibir, bencillik olamaz. 

İnanç değerlerinde iyi insan olmak sadece sevdiğin kişilere iyi davranmakla sınırlı kalamaz. İyi insan bütün insanlara, bütün yaratıılmışlara karşı sevgi, şefkat ve merhametini göstermelidir. O zaman kişiler birbirine hakikat yolunu açabilir. Bu yolda yürümek şuurlu insanların işidir. Dünyada tatmin duygusu yaşamak ve manevi doygunluğa ulaşmak; hakikat yolunda, şuurla hep birlikte olmaktır.

Profösör

9 Kasım 2016 Çarşamba

İletişim Empati Kurmaktır.


Eşiniz, çocuğunuz, arkadaşınıa ve ya dostunuz "Başım ağrıyor" dediğinde ona  "Bir aspirin at geçiverir" demek yerine çekmeceden ilacı alıp, bir bardak suyla onun ilaç alımını sağlamak olsa gerek. Bu kişi çocuğunuz olmasa bile hele ya da hasta yatan herhangi biriyse bile, bizim yapmamız gereken o hastaya ilacını almada yardımcı olmak ve onun rahatlığını sağlamak olmalıdır. Elbette şifa dilemeyi de unutmamamız gerekir.  Bu bizim kültürümüzdür. Asıl iletişim budur. Amacına ulaşan her söz, her yazı ve her davranış iletişim şuurudur. Aynı durumda biz de hasta olabilirdik. bunun empatisini bile yapmadan, hastanın gönlüne girmeliyiz. Her iletişimin amacı iyilik, iyiliğin amacı da   Allah'ın rızasını kazanmak olmalıdır. Bir kimseye yapılan hiçbir  iyilik unutulmaz. Unutulsa da iyilikleri Allah unutmaz.

Profösör

17 Ekim 2016 Pazartesi

İletişim Kurmak

Bir iletişimci için doğru metin yazmak, doğru söz etmek ve doğru davranışlarda bulunmak zor olsa gerek. İnsanlar bizim ne yazdıklarımıza, ne söylediklerimize ve ne çizdiklerimize bakmıyor. Bizim yazdığımız, sözünü ettiğimiz ve çizdiğimiz değerler üzerinden bizim hal ve hareketlerimize, duruşumuza bütünüyle verdiğimiz varlık ifademize bakıyor. Muhatabımız bizim anlatmak istediklerimizi değil de, neyi nasıl anlamak istiyorsa, istediği gibi kendi idrakini şekillendiriyor. Bu arada iletişim kurmanın en baştaki amacı irşad ve tebliğ olsa gerek. İrşad ve tebliğ görselliğin özündeki ruh hali; ancak duygu, düşünce ve davranışlarımızı bütünleştiren gönül diliyle gerçekleşebiliyor. Muhatabımızla gönül dili oluşturmak ancak İnanç, ihlas, samimiyet, karşılıklı itimate teslimiyetle oluşuyor. 

 Profösör

2 Eylül 2016 Cuma

Başörtüsü


"Başörtüsü serbest bırakılamaz" diyen zihniyet, bilerek kutuplaşmayı körüklüyor demektir.  Çünkü bir başka zihniyet "Başıaçık olamazsınız" diyerek aynı ayrımcılığı kendinde bir hak olarak görür.  Evrensel insan hakları din ve ifade özgürlüğünü teminat altına aldığı gibi, dinde zorlma ve ikrah yoktur inancı da, inanç ve ifade özgürlüğünü kulun kendi insiyatifine bırakmıştır. Hiç kimse bir başkasının özgürlüğüne müdahele edemez. Toplumsal barış bir gönül projesidir. Herkes yüreğinde taşıdığı sevgi kadar, vicdan kadar, mahkeme-i kübra'ya inandığı kadar insandır, müslümandır ve bir okadar da gönül insanıdır.

Profösör

10 Temmuz 2016 Pazar

İletişim Gönül Dilidir



İlk çağlardan  bu yana iletişim kurmak bir sorundur aslında. Yazıyla, sözle, resimle, bir hareket, bir tavır, bir duruş ve bir göz kırpışla iletişim kurabilirsiniz. İletişim bir anlamda bir bakış ve bir gülüştür. Aslında önemli olan doğru iletişim kurabilmektir. Doğruyu doğru olarak, iyiyi iyi bir şekilde, güzeli estetik olarak ifade edebilmelisiniz. Sanat ve estetik yüksek ve seviyeli iletişim kurabilmenin aynı zamanda bir yöntemidir de. Esas olan sanat ve estetiğin de insanlık idealinde bir bilinç oluşturabilmesidir. Somut ve soyut bütün sanat eserleri estetik tavrıyla bir dil oluşturur ve içinde bir gönül oluşturur. Onun için bir anlamda iletişim karşılıklı hakikati birbirine karşı ikna girişimidir. Elbette iletişim gönül ve bir tebliğ dilidir. Gönül dili Hakikati birlikte yaşamak ve birlikte paylaşmaktır. 

Profösör

30 Aralık 2013 Pazartesi

Ben deli miyim?

















Bana delisin dediler; Ben hem deliyim, Hem de veliyim dedim...
Bu bir çelişki dediler; Deli olmasam da, Delinin vekiliyim dedim.

Profösör


Fotoğraf: Hurşit Akyıl

31 Mart 2013 Pazar

Taşlanmak ve Taçlanmak


Yaşadıkça herşeyi görüyoruz. iletişim beş duyuyla yapılıyor. Gözümüzle görüyor,  dilimizle konuşuyor, burnumuzla kokluyor, kulağımızla işitiyor, elimizle dokunuyoruz. Bütün bunlar beynimizde algılanarak, fizik kurallarına göre iletişim kurduğumuzu biliyoruz. Oysa insan ilişkilerinde, iletişimin en önemli olanı kalbi olanıdır. Kalben ne hissettiğimiz ve ne hissettirdiğimiz önemlidir. Kalben iyiyi, güzeli, doğruyu hissetmek ve hissettirmek, ilişkileri sağlıklı sürdürmek için, başta iyiniyeti esas alarak hareket etmek demektir. İletişim kurmak aynı zamanda ilişki kurmak demektir. İletişim sağlıklı kurulursa, ilişkiler de sağlıklı yürüyecektir. Hayata bakışımızı sadece fizik kuralalarıyla izah edemeyiz. Hayata bakışımızı, manevi zenginliğimize zenginlik katacak şekilde, hal ve hareketlerimizi gönül almaya yönelik oluşturmak ve olgunlaştırmmamız gerekir. İletişimin sırrı içinde saklıdır.  Öğrendiklerimizi, geliştirdiklerimizi, iyi niyetle, insan yararına sunmak bizi olgunlaştıracak en önemli etkendir.. 

Bazen ne yaparsak yapalım hiç takdir göremiyoruz. Bulunduğumuz ortamlarda ne yazıkki, hayatta sadece kendini düşünen, bencil ve yalnız insanların iyi niyet  taşımayan insanların haddini aştığını görebiliyoruz. Sanki onlar ancak doğruyu eğri, güzeli çirkin, iyiyi kötüye çevirmek yaratılmış gibidir. Onlar kendi işlerini ve görevlerini hakkıyla yapmadıkları gibi, başkalarının   yaptıkları güzel işleri   görmek istemezler. Alanına girmeyen işlerde burnunu sokarlar ve ahkam keserler. İşin sahibini gözden düşürmek için, ne kadar şirretlikleri varsa göstermekten çekinmezler. İnsanlarla iletişim mi kuruyorlar, ilişki mi geliştiriyorlar, yoksa adam mı dövüyorlar!.. Kalben bakmak yerine, beş duyunun ötesinde beynini de, yüreğini de kirleterek fitne, fücur, fesadın içinde adeta  boğuluyorlar.

İnsan ilişkilerinde tek aradığımız nitelik  temiz bir kalptir. Ancak temiz bir kalpte sevgi barınır. Kirli bir yürekte sevginin dışında barınacak olan şey, her tür melanettir. İyi insanlar, güzel insanlar sevgiyi yüreğinde taşıyanlardır. Sevgiyi yüreğimizde taşıyalım ki; sevdiğimizi bilelim, sevildiğimizi hissedelim. Bilgili, birikimli, paylaşımcı kişi, seven ve sevilen kişidir. Kültürümüzde "Meyveli ağaç taşlanır" denir. Ağacın meyvesinden yararlanmak yerine, ağacı hırpalamak akıl karı değildir. Herkes bilmeli ki; meyveli ağaç taşlansa da sonunda, mutlaka Adli İlahi'de  taçlanacaktır.

Profösör

21 Kasım 2012 Çarşamba

İyi Bir İnsan; İyi Bir İletişim Kurandır.


İyilik, güzellik, doğruluk değerleri ancak; birey ve toplum üzerinde, iyi bir duyguya, güzel bir düşünceye, doğru bir davranışa dönüştüğü zaman etkili olarak hükmedici olabilir. Bu değerlerle bir donanıma sahip olan birey ve toplum, iletişim kurmada da muhatabını çekim alanını içine alması kolaydır. İyilik, güzellik, doğruluk insanın doğasında var olan, inancıyla ve ihlasıyla güçlenen, ilim ve irfanıyla yücelen, insanın değerlerine değerler katan niteliklerdir. Bu olumlu nitelikler aynı zamanda ahlaki olduğu için, "Üzüm üzüme baka baka kararır" misalindeki gibi bireyden bireye, toplumdan topluma sirayet eden benzeşmeler de olması beklenmektedir. Bu nitelikli değerlerle iletişim kuranlar birey ve toplum üzerinde olumlu etkiler oluşturacaktır. Bu etki kişilerde, en başta, inanma, güvenme duygu ve düşüncesini kazandıracaktır. Bütün amaç karşımızdaki kişiyi yaptıklarımızla hayran bırakmak değil, taşıdığımız inanç değerlerini, birlikte paylaşmak, karşılıklı insani değerleri yüceltmek, bir dostluk inşa ederek, birlikte koşmak, birlikte yorulmak ve ulvi bir mefkureyle belki de birlikte ölebilmektir.

İletişim kurmak, olmasını istediklerimizin olmasını ve olgunlaşmasını, olmamasını istediğimiz şeylerin de asla olmamasını istemek demektir. İletişim kurmak, yeryüzünde iyiliklerin, güzelliklerin, doğrulukların hakim olmasını arzulamak, tebliğ ve irşad görevini hakkiyle yapabilmektir. İletişim kurmak, alanında yetişmiş olmak, ehliyet ve liyakat sahibi olmak, yetişmekle birlikte yetiştirmeyi bilmek, bir kuşaktan bir kuşağa, sevgi ve saygıyı, herkesle ve herşeyle empati kurabilmek demektir. İletişim kurmak, haksızlığa karşı dik durmak, Hakka ve haklıya karşı diklenmemek demektir. İletişim kurmak bir lokmayı ikiye bölmek, onunla bereketlenmek; bir hırkayı birlikte örtünüp, onunla şefkat ve merhamet bulmak demektir. İletişim kurmak, kanayan bir yüreğe merhem olup, şifa olmak demektir. Kimsesiz bir çocuğun başını okşayıp, ona şeker vermek, yaşlı bir kadının elini öpmek, ondan hayır dua beklemek demektir.

Günümüzde ne yazık ki; manevi değerler karşılığını bulamıyor. Maddi değerler manevi değerlerle çelişiyor. Öyle bir nesil yetişiyor ki; bencil, çıkarcı, şekilci, köşeyi döneyim, gemimi yüzdüreyim diyerek aslında kendi sonunu getiriyor. Oysa kültürümüzde inancımız bizi komşumuzdan sorumlu tutuyor. Buna rağmen kimse kimseye güvenemiyor, güvenmiyor. Kişiler arasında yüz mimikleriyle yapılan yapmacık selamlaşmalar hemen sırıtıyor. Dostluk gösterdiğini sandıklarımız, aslında sahtelik gösteriyor. Bütün duygusal, düşünsel iletişimler kopuyor. Doğrular yanlışlarla, güzeller, çirkinlerle, iyiler kötülerle yer değiştirebiliyor. Kavramlar karışıyor, kafalar daha da karışıyor. Bir taraftan kırgın gönül, umutları kırılıyor, kanatları kırık, uçmak isteyip de uçamıyor.. Bir taraftan kanayan yürek, kanatıldıkça iyileşmek yerine bin kez kanıyor. Anladık ki hiçkimse doğru iletişim bilmiyor. İletişim deyince; harfler, kelimeler, cümleler, anlamını yitiriyor. Böylelikle boş yere konuşmalar, nutuklar edebiyat yerine hamaset kokuyor. Din, iman, vatan, namus, iffet, ahlak, hak ve adalet manevi değerleri dillendirenler, bu değerleri özünde içselleştirmedikleri için, yaşamak istese de yaşayamıyor. Yaşamadıkları için, birey toplumdan kopukça, toplum içinde samimi ve etkili bir iletişim kurulamıyor. Yardımlaşma ve dayanışma ruhu çöktükçe insanlık yalnızlığın cehaletinde boğuluyor. Dünyanın her yerinde İnsanlar öldürülüyor; insanlık ölüyor. Dünyanın her yerinde mazlumlar eziliyor; vicdanlar yerlerde sürünüyor.

Bütün mesele iyi bir insan olabilmektir. İyi bir insan iyi bir iletişim kurandır. İyilik, güzellik, doğruluk değerleriyle iyi bir insan olmalı, herkesle ve herşeyle iyi bir iletişim kurmalıyız. Gönüllere, vicdanlara kolayca girebilmeliyiz. Haktan hukuktan yana tavır alarak, insanlığın, barışa, sevgiye, selamete, kavuşmasına katkı sağlamalıyız. İyi ilişkiler kurabilen, dostluk mertebesine erebilen, Hakkın rızasını kazananlardan olmalıyız

Profösör

1 Kasım 2009 Pazar

İlitişim ve dil üzerine bir pazar yazısı


Bir evde büyük anne, büyük baba, hala, teyze, dede varsa o evde büyük bir tecrübe ve kültür birikimi vardır. kaynaşmış, ünsiyet etmiş insanlık değerleri vrdır. "Allah her yerde hazır ve nazırdır." diyen bir babaannenin ne demek istediğini şimdiki nesil ne kadarını anlayabiliyor. İletişim dilini katlettiler. Yani Allah; çiçekte, böcekte, havada, suda, sevinçte, tasada, velhasıl herşeyde varlığını hissettirir. Çünkü Allah "Benim rahmetim herşeyi kaplamıştır" demiyor mu? İletişim; konuşmak, yazmak, jest ve mimik, beden dili ve davranışların iletişim araçlarıyla kişi ve toplumlvar üzerinde olumlu etki oluşturulması eylemi olarak da tarif edilebilir. Ne yazıkki basının en üst seviyesinde görev yapanlar bile iletişim kazaları yapabilmektedir. Spiker;"ayemef" diye telaffuz etmesi gereken IMF kısaltmasını "imefe" şeklinde okumakta bir mahsur görmemektedir. Bu kısaltmanın aslı, ingilizce olan bir dizi ingilizce kelimeden oluşmaktadır. İngilizce kelimelerin baş harfleri eses alınarak kısaltma yapılmıştır. Bunun için de kısaltmanın okunuş da latin harflerin orjinal okunuş şekliyle olmalıdır. Bunun bir transkripsiyon meselesi olduğunu bilmiyorlar mı? Eski başbakanlardan Rahmetli Bülent Ecevit "Ayemef" diye teleffuz ederdi. Sn Başbakan Erdoğan da doğru teleffuz etmektedir. Ama genellikle politikacılar ve medya böyle bir yanlışlık tuzağına düşmektedirler. "Vak'a" kelimesini ve "vakıa" kelimesini de ne yazıkki birbirinden ayırdedememektedirler. Milyonlarca izleyicinin ekrandan izlediği bir spiker; "edeceğiz" yerine "ediciz" ya da "edicez" şeklinde cümleyi tamamlamaktadır. Ne yazık ki ismin "de" haliyle "dahi" anlamındaki sözü de birbirinden ayırdedemediği gibi, dahi kelimesini "daaahi" yani deha sahibi anlamına gelecek şekilde bir hatayı yapabilmektedirler. Medya yoluyla tek kelimeyle yozlaşıyoruz, cahilleşiyoruz, duyarsızlaşıyoruz. Bir de işin en çelişkili ve tiraji komik yanı ise yazar olarak yazdığı makalede kelimeyi düzgün ve dil kurallarına uygun yazdığı halde, "yapacağız" filini televizyon ekranlarında "yapıcaz" ve yukarıda bahsettiğimiz gibi "yapiciiz" şeklinde konuşmasını sürdürmektedir. Pes doğrusu!

Dil konusunda ne kadar anlatsak, yazsak da yetmez. Arnavutlar latinceye geçerken dışarıdan yüzden fazla dil uzmanı çağırmışlar. Harflerin mahreçleri üzerinde çalışmışlar, hece ve kelimenin nasıl yazılıp okunması gerektiği üzerinde ciddiyetle durmuşlar. Özel işaretlerle kendi yazı biçimiyle yazılması gereken fakat bazı zorunluluklar sbebebiyle anlam kaymalarını önlemek amacıyla, kendilerine has yerel dili ve alfabesiyle yazılmış bir metnin latince yazı diline çevrilmesinin eşyanın tabiatına aykırı olduğunu söylemişlerdir. Ama zorunluluklardan dolayı hataları en az düzeye çekecek şekilde azami gayreti sarfetmişlerdir. Dünya artık bir köy haline geldi; hatta mahalle gibi. İnternet, iletişim ve bilişim teknolojileri insan topluluklarını buraya kadar getirdi. O zaman önce kendi dilimizi öğrenerek ve onu koruyacağız. Dünyanın kullndığı dilleri de doğru teleffuz edeceğiz. Onları dilimize aktarırken de doğru aktaracağız.

Birkaç örnekle bize nasıl bir çelişki yaşatıldığını hatırlatalım; Suriye eski devlet başkanı nın ismi Hafız Esed'dir Türkçe yazım diline çevrilmesi gerekirken, basın haberleri batı kaynaklarında aldıkları için ingilizcedeki gibi Hafız Esad olarak yazmaktadır. Onlar "a" yı b.izdeki "e" sesini verecek tranhskripsiyonu yapmaktadırlar. Ama bizimkiler b.alıklama bu transkripsiyon işini yapmadan türk okuyucularına servis etmektedirler. İngilizlerin yaptığı işlem doğrudur. Fakat bizimkiler fotokopiden fotokopi alır gibi aynen ingilizlerin yaptığı gibi Hafız Esad olarak çevirebiliyorlar. Oysa dil aslından terceme edilir. Bir metnin ranskripsiyonu aslından yapılmalıdır. Bizim islam kültürüne sahibiz. Aynı isimleri bizler de kullanmaktayız. Hafızın ne demek olduğunu biliyoruz. "Esed" arapça bir kelime olup "aslan" anlamında kullanılmaktadır. Bu hatayı araplar içinde de, kendi dilini kullanan mensupları da yapmaktadır. Bir kişi, ya da bir kurum düşünün. Bir kurumsal kimlik oluşturmak istiyorsa, kurumsal bilince sahip olmalıdır. Muhatap olduğu kültürlere de saygının gereği olarak, önce kendi ülkesinin kurumsal anlatım dilini bilimsel ve kurallar gereği kullanmalıdır. Bir üst kimlik olarak, hizmet verdiği yabancı ülkelerde de oranın yerel dilini ve yazım biçimini dikkate alması kendisinin itibarı açısından çok önemlidir. Ülkemizde bulunan finans kurumlarından Albaraka Türk şeklinde yazılan kurum ismi; niye Elbereke Türk yazılmasın? Elbereke bereket manasını taşıyor ve bizim de bildiğimiz bir sözcüktür. Bir kelimeyi öldürmek, bütün kelimelerle olan bağlantısını kesmek gibidir. Bu bir caniliktir. "Şurba" kelimesi öyle bir hale getrilmiş ki, kelime anlamıylada yapısıyla da tam bir "çorba" olmuş, Oysa "şurba" arapça anlamı içmek olan fiilden türemişktir. Şarap, şurup, şerbet, maşraba, meşrubat, meşreb aynı kökenden gelmektedir. "Şurba"yı bu sürüden ayırmak demek, kurtlara yem etmek anlamına gelmez mi? Çorba kardeşlerine yabancıdır, kardeşleri de çorbaya yabancıdır. Bizim böyle bir kaosta ne anlattığımız değil, karşımızdakilerin ne anladığıdır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...