İzleyiciler

dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2019 Pazartesi

Ruh ikiziyiz



İnsan çiçek açtığı zaman bahar, meyve verdiği zaman da yaz gibidir. Hep böyle gitmez elbette ömür!.. Bir de bekleyen güz vardır. Kara kışta kara toprak bir ölüm vardır. İnanç insanı, evreni ve ötesini kapsar. Umut ölünceye kadar. Hırs kırka kadar. Sonra yavaş yavaş törpülenirsin. Sonbahar güz gibi geriye baktığında, eteklerin hüzün dolu yaprak gibisin. Sonbahar güz gibi değişir yüzünün rengi, güneşin feri gözlerinin rengi. Artık huzur içinde bir sükunet, sukunet içinde bir huzur arar gibisin. Bir kanepe, bir sandalye, bir tabure bulsak ta otursak, bir tepeden engin boşluklara baksak. İkimiz bir kuş olsak da kanatlanıp uçsak, Bir ruh hafifliği içinde bulut olsak, yağmur olsak ve rahmet ve bereket olarak yağsak. Kalbimiz o zaman müsterih olurdu inan!.. Toprak yağmura kansa, tohum çıtlasa nefes alsa. Filizlenip serpilip yeniden çiçek açsa nebatat... Yeniden bahar olsa, yaz olsa, güz olsa hayat!.. Kışla birlikte yeniden bir döngü olsa; işte o zaman daha iyi idrak edebilir insan. Ben ve sen hayat yolcusu ve hakikat yolcusu ikimiz, biliyoruz ki; sen ve ben ruh ikiziyiz.

Proösör

13 Eylül 2017 Çarşamba

Tölerans


İnsan başında neyse sonunda da o oluyor yaratılış bakımından. Karekteristik olarak insanları üzmemek için verdiğimiz tavizler zamanla suistimal ediliyor artık işe yaramaz hale gelebiliyor. İş onurumuzla oynanmaya geldiğinde,  tüyleri diken haline gelmiş ve gerilmiş, agresif  bir kediye dönüşüveriyoruz. Artık tahammülümüz kalmamış demektir. O zaman da başa dönerek, yaratılışın gereği fıtratımıza göre bir duruş sergiliyor ve bir tutum için giriyoruz. Bundan sonrası hayatımızı sadeleştiriyor, zihinsel yorgunluğumuzu kafamızdan ve sırtımızdan atıveriyoruz. Artık beklentisiz oluyoruz. Hiç olmadığı kadar yalnızlığa teslim olabiliriz. Fakat bizi dimdik ayakta diri tutan, özümüzle bütünleşen değerleri daha da güçlendirerek, karşımızdakilere sadece bir kez şans tanımakla yetiniyoruz. Belki de iş konusunda ve dostluk, arkadaşlık konusunda yapılması gereken budur. 

Profösör

27 Ocak 2017 Cuma

Cafe Tigris'te Buluşalım

Cafe Tigris 2017'nin ilk blogger dayanışması etkinliğiyle bloggerler arasında arkadaşlık, kardeşlik ve dostlukların geliştirilmesi adına, düzenlemiş olduğu "Cafe Tigris'te Buluşalım" keşif etkinliğine ben de katıldım. Hep birlikte Cafe Tigris'te Buluşalım ne dersiniz!..
http://www.cafetigris.com/

Profösör

http://www.cafetigris.com/

8 Eylül 2016 Perşembe

Ruhsuz İnsan Olmamalı



Yeni birlik gazetesi, Buluşma Noktası sayfasında  bugün neşredilen bir sözüm.

Profösör

1 Eylül 2016 Perşembe

Dostluk... Arkadaşlık




Bir yıldız kaysa, biilrim ki o benim. Ayağıma bir taş alsa, yere düşsem, başımdaki uçusan yıldızlara gülerim... Hani nerede dostlar, nerede arkadaşlar. "Bir varmış, bir yokmuş" diyenlerdenim.

profösör





31 Temmuz 2016 Pazar

Sosyal Medya Müdavimlerine!..


Sosyal medyada paylaştığım en önemlileri  sadece kendime ait yazı, resim, grafik ve fotoğraflarımdan oluşmaktadır. Buna benzer  paylayşımlarım kendimi ifade etmenin en doğal yolu olduğunu düşünüyorum.

Bazı paylaşımlarım ise başkasına ait olup, herhangi bir beğenme olmaksızın, iyi ya da kötü yorumda bulunmaksızın paylaştıklarım da vardır. Bu paylaşımlarımla ilgili düşüncem ise, üzerinde düşünün ve birlikte düşünelim demektir. Bir anlamda bu gibi paylaşımlar  tartışmaya açık içerikleri olan paylaşımlardır.

Bir diğer paylaşımlarım ise, yine kendime ait olmayıp, başkalarının paylaşımlarına övgü ve yergi anlamında yaptığım yorumlarımı içeren paylaşımlardır. Bu paylaşımlarla ilgili söyleyeceğim en önemli husus, benim nerede durduğumun bir göstergesidir.

Herkes bilgisi, tecrübesi, terbiyesi, ahlaki davranışı, ihlası, samimiyeti, basireti, feraseti ve iyiniyetiyle insanlık idealindeki mefkuresiyle itibar görür.

Hiçbir zaman fitne ve fesada yol açacak paylaşımlara izin vermememiz gerekir. Bir taraftan da  eleştiri hakkımızı  kesinlikle kullanmalıyız. Farklı fikirler her zaman olacaktır ve olmalıdır. Esasen bizi huzura ve mutluluğa götürecek olan birlik ruhumuzu korumamızdır.

Allah'ın selamı üzerinize olsun. 

Profösör

23 Mart 2016 Çarşamba

Farklılıklar Zenginliğimizdir


Farklı düşecelere sahip olabiliriz. Bir çekirdek ailede bile farklı futbol takımlarını tutan bireyler olabilir. Olmalıdır da. Bizler eleştiri yaparak aynı zamanda eleştiri alarak gelişiyor ve olulgunlaşıyoruz. Hepimiz birbirimizden farklı enstrümanlar kullanabiliriz. Önemli olan farklı yollardan da olsa göül ikliminde buluşmak ve dostluk oluşkturmaktır.

Profösör

11 Şubat 2016 Perşembe

Yağmur Olmasa

Yağmur olmasa tohum olmazdı. Tohum toprağa düşse de, tohum çatlamazdı. Tohum çatlasa da, filizlenip yeşillenmez, başak başak şiir olmazdı. Yağmur olmasaydı inanç olmaz, umut dağıtmazdı. Umut olmasaydı şair olmazdı. Şair olmasaydı dostluk öksüz ve yetim kalırdı.... İyi ki dostluk var, iyi ki şair var, iyi ki başak başak şiir var, toprak var, tohum var, yağmur var!..

Profösör

27 Kasım 2015 Cuma


Aşk; 
bir ufuktan 
doğan
iki güneş 
gibidir; 
biri aydınlatsa 
biri de 
yüreğimizi ısıtır.

Profösör

16 Kasım 2015 Pazartesi

Dostluklar


Rumi diyor ki "Aşıklar, bir gün karşılaşmazlar, onlar en başından beri birbirlerinin içindedirler". Dostluklar da böyledir işte. Bedenlerimizden önce ruhumuzun dalgaları birbirine sarılır; kimyamız birbirimize karışır... Ondan dolayıdır ki; dostlar birbirinin sevincini paylaştıkları kadar, çektikleri sıkıntıları da birbirleriyle paylaşırlar. Onlar ancak birbirlerinin yaralarına merhem olurlar. 

Profösör

2 Temmuz 2013 Salı

Yağmur Gibi; Duygu Seline Kapılmak...


Gözbebeklerini kör edecek derecede, kılıçtan bile keskin bir ışık zifri karanlık odayı aydınlatıyordu. Ömrü hayatında böyle bir şimşek silsilesini görmemişti. Arkasından  öyle bir gök gürüldedi ki. Adeta gök kubbe çatırdayarak ikiye ayrılıyordu. Genç kız aslında ne şimşekten, ne de gök gürültüsünden korkardı. Onun tek korkusu sadece yalnızlıktı. Fakat bu sefer başka bir tabiyat kanunu işliyorsu sanki; gökten baraj boşanır gibi yağmur yağıyordu. Bu öyle bir yağmur ki; pencereden sokağa baktığında sokakta seller akıyordu. Şimşek habire çakıyor; habire gök çatırdıyor, habire yağmur yağıyor, bir nefeslik bile ara vermiyordu. İçinden eyvah dedi. Sanki  beklenen kıyamet buydu. Kıyamet böyle kopacaktı. Birden içi ürperdi. Bu yaz gününde vücudu üşüdü sanki. Belki de  genç kız yalnızlığını daha derinden yaşıyordu. Korku içini bürüdü. Ağlamaya başladı. Yalnızdı, yapayalnızdı. Bu sefer haykıra haykıra ağlamaya başladı. Oysa nice arkadaşları vardı. Hepsi de yüzeysel ilişkilerdi. Çıkar ilişkisi vardı. Sadece bir arkadaşıyal duygusal bir bağ kurmuştu. Bu genç kız karıncaları bile düşünürdü. Karınca yuvalarına su bastığını, bütün karıncaların telef olabileceğini düşündü. Bir o kadar sokakta yaşayanlar, evi barkı olmayanlar. Ya da mahsülünü tarlada yitiren kavruk anadolu insanlanlarını düşündü. Bu kadar duyarlı olmalı mıydı!.. Her şey takdiri ilahidir diye düşündü. Sadece içinde sindiremediği şey, çok sevdiği, çok güvendiği arkadaşım ve dostum dediği kişinin onu terketmesiydi. Arkadaşım ve dostum dediği kişi, bir duygu seline kapılıp yok olup gitmişti. Belkide onu kontrolsüz bir sel ve bir anafor denizin dibine çekmişti. 

Profösör

21 Kasım 2012 Çarşamba

İyi Bir İnsan; İyi Bir İletişim Kurandır.


İyilik, güzellik, doğruluk değerleri ancak; birey ve toplum üzerinde, iyi bir duyguya, güzel bir düşünceye, doğru bir davranışa dönüştüğü zaman etkili olarak hükmedici olabilir. Bu değerlerle bir donanıma sahip olan birey ve toplum, iletişim kurmada da muhatabını çekim alanını içine alması kolaydır. İyilik, güzellik, doğruluk insanın doğasında var olan, inancıyla ve ihlasıyla güçlenen, ilim ve irfanıyla yücelen, insanın değerlerine değerler katan niteliklerdir. Bu olumlu nitelikler aynı zamanda ahlaki olduğu için, "Üzüm üzüme baka baka kararır" misalindeki gibi bireyden bireye, toplumdan topluma sirayet eden benzeşmeler de olması beklenmektedir. Bu nitelikli değerlerle iletişim kuranlar birey ve toplum üzerinde olumlu etkiler oluşturacaktır. Bu etki kişilerde, en başta, inanma, güvenme duygu ve düşüncesini kazandıracaktır. Bütün amaç karşımızdaki kişiyi yaptıklarımızla hayran bırakmak değil, taşıdığımız inanç değerlerini, birlikte paylaşmak, karşılıklı insani değerleri yüceltmek, bir dostluk inşa ederek, birlikte koşmak, birlikte yorulmak ve ulvi bir mefkureyle belki de birlikte ölebilmektir.

İletişim kurmak, olmasını istediklerimizin olmasını ve olgunlaşmasını, olmamasını istediğimiz şeylerin de asla olmamasını istemek demektir. İletişim kurmak, yeryüzünde iyiliklerin, güzelliklerin, doğrulukların hakim olmasını arzulamak, tebliğ ve irşad görevini hakkiyle yapabilmektir. İletişim kurmak, alanında yetişmiş olmak, ehliyet ve liyakat sahibi olmak, yetişmekle birlikte yetiştirmeyi bilmek, bir kuşaktan bir kuşağa, sevgi ve saygıyı, herkesle ve herşeyle empati kurabilmek demektir. İletişim kurmak, haksızlığa karşı dik durmak, Hakka ve haklıya karşı diklenmemek demektir. İletişim kurmak bir lokmayı ikiye bölmek, onunla bereketlenmek; bir hırkayı birlikte örtünüp, onunla şefkat ve merhamet bulmak demektir. İletişim kurmak, kanayan bir yüreğe merhem olup, şifa olmak demektir. Kimsesiz bir çocuğun başını okşayıp, ona şeker vermek, yaşlı bir kadının elini öpmek, ondan hayır dua beklemek demektir.

Günümüzde ne yazık ki; manevi değerler karşılığını bulamıyor. Maddi değerler manevi değerlerle çelişiyor. Öyle bir nesil yetişiyor ki; bencil, çıkarcı, şekilci, köşeyi döneyim, gemimi yüzdüreyim diyerek aslında kendi sonunu getiriyor. Oysa kültürümüzde inancımız bizi komşumuzdan sorumlu tutuyor. Buna rağmen kimse kimseye güvenemiyor, güvenmiyor. Kişiler arasında yüz mimikleriyle yapılan yapmacık selamlaşmalar hemen sırıtıyor. Dostluk gösterdiğini sandıklarımız, aslında sahtelik gösteriyor. Bütün duygusal, düşünsel iletişimler kopuyor. Doğrular yanlışlarla, güzeller, çirkinlerle, iyiler kötülerle yer değiştirebiliyor. Kavramlar karışıyor, kafalar daha da karışıyor. Bir taraftan kırgın gönül, umutları kırılıyor, kanatları kırık, uçmak isteyip de uçamıyor.. Bir taraftan kanayan yürek, kanatıldıkça iyileşmek yerine bin kez kanıyor. Anladık ki hiçkimse doğru iletişim bilmiyor. İletişim deyince; harfler, kelimeler, cümleler, anlamını yitiriyor. Böylelikle boş yere konuşmalar, nutuklar edebiyat yerine hamaset kokuyor. Din, iman, vatan, namus, iffet, ahlak, hak ve adalet manevi değerleri dillendirenler, bu değerleri özünde içselleştirmedikleri için, yaşamak istese de yaşayamıyor. Yaşamadıkları için, birey toplumdan kopukça, toplum içinde samimi ve etkili bir iletişim kurulamıyor. Yardımlaşma ve dayanışma ruhu çöktükçe insanlık yalnızlığın cehaletinde boğuluyor. Dünyanın her yerinde İnsanlar öldürülüyor; insanlık ölüyor. Dünyanın her yerinde mazlumlar eziliyor; vicdanlar yerlerde sürünüyor.

Bütün mesele iyi bir insan olabilmektir. İyi bir insan iyi bir iletişim kurandır. İyilik, güzellik, doğruluk değerleriyle iyi bir insan olmalı, herkesle ve herşeyle iyi bir iletişim kurmalıyız. Gönüllere, vicdanlara kolayca girebilmeliyiz. Haktan hukuktan yana tavır alarak, insanlığın, barışa, sevgiye, selamete, kavuşmasına katkı sağlamalıyız. İyi ilişkiler kurabilen, dostluk mertebesine erebilen, Hakkın rızasını kazananlardan olmalıyız

Profösör

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Gripin


Öyle bir obje ki, anlamı büyük, insana huzur veren  kimyasıyla, samimi, sıcak duyguların yoğunluklu olarak yapısında taşıdığı, varlığıyla insanı olumlu düşünce ve duygularını bir umut iklimiyle yaşattığı, maddi değeri küçük, fakat manevi değeri hesaplanamayacak kadar büyük, kozmik bir dünyanın kapısını aralayan bu sihirli bir anahtardır.. Bu bir kalem, bu bir minyatür anahtarlık, bu bir boncuk, bu bir herhangi bir şeydir.. Kimsenin anlayamayacağı kadar bir yakınlık ve bir dostluk imajıdır.

Profösör

17 Nisan 2012 Salı

Soyut Bir Resim.. Somut Bir Anlatım..


Blog.. Modem.. TTNet.. Asahhara.. Ankara.. Beyaz sayfa.. Yazarlık.. Yazı.. Editörlük.. Gazetecilik.. Çizerlik.. Çizgi.. Ajansımız.. Ofisimiz.. Mehtap.. Yıldızlar.. Mercan.. Doğa yürüyüşü.. Fotoğraflar.. Sosyal medya.. Moon.. Sorumluluk.. Fedakarlık.. Anlayış.. Anlama.. Anlaşılma.. Hidayet..  Tweet.. Face.. Youtube.. Yazar cafe.. Hakan.. Sultan.. Çöl güzeli.. Masal.. Mitoloji.. Özgürlük.. Bağımsızlık.. Hoşgörü.. Enerji.. Güç.. Aspirin.. Balgat.. Güncellenmek.. Paylaşmak.. Yalnızlık.. Fikir.. Duygu.. Davranış.. Hayal.. Rüya.. Umut.. Hepsi birer kelime.. Hepsinin birer anlamı olmalı. Bu kelimelerin hepsi ayrı ayrı başka fikir ve duyguları da çağrıştıran bir özelliğe sahip. Bu kelimeler bir araya gelse bile, dört dörtlük bir anlamlı cümle yazmak çok kolay olmasa gerek. Ama, gönül lisanıyla yazılan kelimeler, en değerli kelimeler olsa gerek..  Kelimeler bir fikrin, bir duygunun,  somut bir cismin, ya da soyut bir kavramı anlatan işlevleri vardır. Levhada yazılmış olan kelimeler bir çerçeveden de taşabilir. Sevgi olur, şefkat olur, merhamet olur.. Dostluklarla yerini bulur. Kelimeler şiir olur, öykü olur, roman olur; okuyan herkes şifasını bulur. Kelimeler, sevincin, coşkunun, heyecanın adı olur. Üzüntünün, matemin, yalnızlığın tadı, tuzu biberi olur. Kelimeler mushaf olur, duvara asılır. Duvardan alınır, okunur, uygulamaya sokulur, bilinçlenilir. Kelimeler kitap olur sayfaları açılır. Kelimeler tek bir mabudun adı olur; Allah denir.  Doksan dokuz ismi Celal ile Esma-ül Hüsna olur.

En anlamlı bir kelime ve bütün kelimeleri içine alan bir kelime, nedir diye bana sorsanız eğer; adı "Huuu" olur. Onunla bir nefes alınır, ölüyken diriliriz. Onunla bir nefes verilir,  diriyken ölürüz.

Yazı ve grafik: Profösör

16 Ocak 2012 Pazartesi

Dostluğumuz Bir Şuur Halidir


Bütün varlıklar kozmik bir alem içinde varlıklarını sürdürmektedirler. Her varlık kendi oluşumunun ve var olmanın kendine has özelliklerine sahiptir. Her varlık kendisi için değerli olduğu kadar, kendisi dışındaki varlıklar için de değerlidir. Yaratan hiç bir varlığı gereksiz yaratmamıştır. Hepsinin bir varoluş hikmeti vardır. Bütün yaratılanlar adalet ve hakkaniyet prensiplerine göre bu kozmik alemde dizayn edilmiştir. Somut olarak gördüğümüz ve göremediğimiz alem de, aynı zamanda soyut olarak varlığını hissedip, göremediğimiz alem de adalet prensiplerine göre varlığını ve işlevselliğini sürdürmektedir. Dolayısıyla kainattaki bütün varlıklar asla eşitlik prensibini kabul etmezler. Bütün varlıklar taşıdıkları değerlerle, büyüklük küçüklükleri, etkileyip ve etkilendikleri her şeyle birbirinden farklı özellikler içindedirler.

Kainatta hakkaniyetin dışında herşey izafidir. Fakir de olursun. Zengin de olursun. Sağlıklı olursun, hasta da olursun. Seversin, sevilirsin. Aynı zamanda özlersin, özlenirsin. Az kazanırsın kazandığının bereketi, bir değeri ve anlamı vardır. Çok kazanırsın kazandığının hiç bir değeri ve bereketi olmadığı gibi, bir anlam da ifade etmez. Azlık, çokluk da izafidir. Ne kadar kazandığımız önemli değildir. Nasıl kazandığımız önemlidir. Herşeyin çıplak gözle görünen bir yönü olduğu gibi, çıplak gözle görünmeyen yönü de vardır. Kafa gözüyle bakış ve görüş olduğu gibi, kalp gözüyle bakış ve görüş vardır. Kafa gözüyle baktıklarımız ancak fizik kurallarıyla ifade edilebilinir. Bu bile düşünceyle sınırlıdır. Kalp gözüyle baktıklarımız ise, metafizik kurallarıyla açıklanabilinir. Kalp gözüyle bakışın sınırı yoktur. Kalben yaşanan ve yaşatılan duyguların zenginliği asla tartışılmamalıdır. Kalbi bir bakış, yerle bir olmuş viraneleri bile abad edebilir. Eğer herşeye kalbi ve sevgiyle bakarsan baktığın her varlığın gönlünde ve özünde kendine sıcak bir yer bulursun. Sevdiğinin kalbinde yaşar, hayat bulursun. Sevdiğinin kalbinde yaşamak demek, sonsuz ve bitimsiz bir mutluluğun cennet ikliminde yaşamak demektir. Kalben sevdiğinin karşılığını sevilerek buluyorsan, dünyada acı, ıstırap, sıkıntı gibi insanı perişan eden duygular yerine, dünyadaki cehennemin bile, bize cennetten bir gül bahçesi sunacağını unutmayalım.

Hiçbir şey çıplak gözle göründüğü gibi değildir. Azlık, çokluk, büyüklük, küçüklük, iyilik, kötülük, güzellik, çirkinlik, birbiri içinde bir gizlilik ve bir sır taşımaktadır. Önemli olan bütün değerlerin kemiyetle değil, keyfiyetle açıklanmasıdır. Şu an binlerce kilometre uzaklıkta yaşayan, bana ihtiyacı olan bir dostumun elini manen sıkı sıkı tutuyorum. Bütün kalbimle, iyilik ve güzellik enerjimi ona yüklüyorum. O da bunu biliyor ve bu gücü kendisinde buluyor. Bu düşünce dostluğumuzun, sevgi temelinde birlik ruhunu oluşturduğu bir şuur halidir.

Profösör

22 Aralık 2011 Perşembe

Dostluğu aşkta değil; aşkı dostluklarda bulabiliriz.

Hayatımızın kimyası tek kelimeyle dostluktur diyebiliriz. Dostluk karşılıklı gönül kazanımıdır. Dostluk karşılıklı hoşnut olabilmektir. Dostluk bizi bütün değerlerin üstünde Allah'a götürür. Aşk, tutku, cinsellik gibi kavramlar, bir ilişkinin ömür boyu barışçıl bir şekilde sürmesini sağlayamaz. Aşk umulmadık bir anda ve umulmadık bir durumda karşımıza çıkabilir. Aşk mutluluğumuzun sadece bir başlangıç noktasını teşkil edebilir. Aşk insanın duygularını, fikirlerini ve zihnindeki bütün kirlilikleri temizlemede etken bir madde gibi bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Asıl bundan sonrası önemlidir. Sanki kendimizi yeniden format atılmış gibi hissederiz. Bu yeni formatta adeta dünyaya yeniden gelmiş gibiyizdir. Önemli olan Aşkın bahşettiği kimya ile önce bütün iyilikleri, güzellikleri doğru bir başlangıç noktasına taşıyabilmektir.

Bütün aşklar tatlı başlar. İlkeli ve insanlık değerlerinden ödün vermeyen insanlar, duygularını da bir disiplin dâhilinde yönetebiliyorlarsa, mutluluklarını perçinleyebilirler. Bir ömrü hakkaniyetle, huzurla ve mutlulukla paylaşmak adına tarafların üzerine düşen sorumlulukları vardır. Aşk başlar, kavak yelleri eser, bazen savrulursun. Aşk başlar hayatın anlamlaşır. Aşk başlar, üç adım sonra karşımıza bir kavşak belirir. İki yol vardır. Birinde sevgi, şefkat, merhamete bağlı değerleri ve paylaşımları içeren dostluk vardır. Bu dostlukla iyi günde, kötü günde, mahşere kadar bir birliktelik yaşarsın. Bir insan her ne durumda olursa olsun, kendini ararsa eğer, ancak dostluklarda bulur. İçinde sevinç, heyecan, coşku eksik olmaz. Bu yol mantığın duygularla birleştiği yoldur. Diğer yol ise; kendilerinde ruhi bir disiplin edinememiş insanların, düştüğü bir çıkmaz sokaktır. İçinden çıkılamayan bir labirent ve iğneli bir fıçıdır. Aklı, mantığı ve sağduyusuyla değil, nefsiyle bencilliğiyle duygularının esiri olmuş bir dünya insanının düştüğü bir çukurdur.

Sevgi, şefkat, merhamet aşk ve cinsellik olmadan, dokunmak demektir. Sarılmak demektir. Öpüşmek ve koklaşmak demektir. El ele olmak ve ömür boyu içli dışlı yaşamak demektir. Birbirinin yüreğine ve ruhuna dokunmak demektir. Bu cinsel ve bedensel bir durum değildir. Bu ruhsal bir doyum demektir. Bu ruhi uyumlulukla kazanılan frekans bütün varlıklara mutluluk aşılayan ve değerine değer katan bir yansıması olacaktır. Böyle bir birliktelik dünya hayatı sonrası, mahşeri de kapsayacaktır.

Aşkla başlayan birliktelikler hüsranla bitebiliyor. Aşkta içinden çıkan bir dostluk oluşmayabiliyor. Dostluğun olmadığı, türü ne olursa olsun her türlü insani, ticari, vicdani ilişkiler olumlu bir şekilde sürmüyor. Umulanlar karşılık bulmuyor. Oysa dostluklar içinde oluşan aşk ve diğer bütün ilişkiler duygularını ilkeli bir şekilde birbirlerine yansıtabiliyorlarsa, o zaman ilişkiler birbirinin rızasını kazanacak şekilde mahşere kadar sürebiliyor. Dostluğu bulmak istersek, yapısı gereği, aşkta bulamayız. Oysa aşkı ilkeli dostluklarda bulabiliriz.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...