İzleyiciler

sadakat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sadakat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2017 Çarşamba

Aşk ve Hüzün Kitabından


İnsanı okumak bilgeliktir diyor bir bilge. Okudukça senden bir parça gibi oluyor insan, kainat ve ötesi. İnsanın yaslandığı ağaç kökü sağlamsa besliyor insanı meyvesi ve bunaldığında dinlendiriyor insanı gölgesi.  Bazen bir kişi nasıl da hayatımızı değiştiriyor ve etkiliyor değil mi? En önemlisi onun karşılıksız sevmesi ve ne olursa olsun asla seni terketmemesi.

Profösör

18 Ocak 2015 Pazar

Aşk Bu Olsa Gerek


Havva'nın Adem'in kaburgasından yaratıldığı söylemi  yanlış olmasa gerek. Topraktan yaratılsa da insan; etten ve kemiktendir. Birbirini tanıyan insan ve birbirini tanımlayan insan ancak  birbirini tamamlayan insandır. Hangi yaşta ve hangi durumda olursak olalım; ömür boyu  sevgi ve kaynaşma varsa, onun adı belki de aşktır.

Profösör


29 Kasım 2014 Cumartesi

Aşk Sürmeli Sonsuza Kadar


Saadet kırk yıllık sevdanın bir mirasıdır yüreğimizde. Kırkyıllık kahvenin hatırı kadar. Kahvesi kahverengileşmeli, köpüğünde olmalı dolunay. Bahtın güzel olmalı. Bir dünya kurmalı hayal ettiğin bir masal, içinde sen ve ben olmalı. Penceremizde dolunay.  Kahveyi yüreğiyle pişiren bir kahveci güzelin olmalı. Gözlerinin ışıltısı içini ısıtmalı. Saadet kırk yılla sınırlandırılmamalı. Bitmeyen bir hikaye gibi sevda, sevda olmalı, içinde şefkat barındırmalı. Aşk  sadakatle sürmeli sonsuza kadar.

Profösör 

2 Temmuz 2013 Salı

Yağmur Gibi; Duygu Seline Kapılmak...


Gözbebeklerini kör edecek derecede, kılıçtan bile keskin bir ışık zifri karanlık odayı aydınlatıyordu. Ömrü hayatında böyle bir şimşek silsilesini görmemişti. Arkasından  öyle bir gök gürüldedi ki. Adeta gök kubbe çatırdayarak ikiye ayrılıyordu. Genç kız aslında ne şimşekten, ne de gök gürültüsünden korkardı. Onun tek korkusu sadece yalnızlıktı. Fakat bu sefer başka bir tabiyat kanunu işliyorsu sanki; gökten baraj boşanır gibi yağmur yağıyordu. Bu öyle bir yağmur ki; pencereden sokağa baktığında sokakta seller akıyordu. Şimşek habire çakıyor; habire gök çatırdıyor, habire yağmur yağıyor, bir nefeslik bile ara vermiyordu. İçinden eyvah dedi. Sanki  beklenen kıyamet buydu. Kıyamet böyle kopacaktı. Birden içi ürperdi. Bu yaz gününde vücudu üşüdü sanki. Belki de  genç kız yalnızlığını daha derinden yaşıyordu. Korku içini bürüdü. Ağlamaya başladı. Yalnızdı, yapayalnızdı. Bu sefer haykıra haykıra ağlamaya başladı. Oysa nice arkadaşları vardı. Hepsi de yüzeysel ilişkilerdi. Çıkar ilişkisi vardı. Sadece bir arkadaşıyal duygusal bir bağ kurmuştu. Bu genç kız karıncaları bile düşünürdü. Karınca yuvalarına su bastığını, bütün karıncaların telef olabileceğini düşündü. Bir o kadar sokakta yaşayanlar, evi barkı olmayanlar. Ya da mahsülünü tarlada yitiren kavruk anadolu insanlanlarını düşündü. Bu kadar duyarlı olmalı mıydı!.. Her şey takdiri ilahidir diye düşündü. Sadece içinde sindiremediği şey, çok sevdiği, çok güvendiği arkadaşım ve dostum dediği kişinin onu terketmesiydi. Arkadaşım ve dostum dediği kişi, bir duygu seline kapılıp yok olup gitmişti. Belkide onu kontrolsüz bir sel ve bir anafor denizin dibine çekmişti. 

Profösör

24 Mayıs 2012 Perşembe

Bir Esinti.. Bir Uyarı..

Sevgi iki insanın birbirinden tam olarak emin olup paylaştığı güzel bir ruh halidir. İki insanın birbirinden emin olması demek, tereddütsüz olarak, tam anlamıyla birbirine inanması ve güvenmesi demektir. İnandığımız ve kendisine güvendiğimiz bir kişiyi, kimlik ve kişiliğiyle tanıdıktan sonra, bir takım eksikliklerinin olmasına rağmen, kendisine dostluk adına şans tanırız. Karşılıklı iletişim ve ilişki dâhilinde de ona inanır, ona güvenir ve ona karşı da sevgi besleriz. Ona sevgi beslediğimizden itibaren de kayıtsız şartsız ona teslim oluruz. İşte sevgi budur.

Sevgi varsa, hoşgörü, anlayış, karşılıklı anlaşma ve anlaşılma vardır. Sevgi varsa heyecan ve coşku vardır. Sevgi varsa umut etme, hayal kurma vardır. Sevgi yoksa büyük bir çöküntü vardır. Hayal kırıklığı vardır. Bizi hayal kırıklığına uğratanlar, daha çok olduğu gibi görünenler değil, göründüğü gibi olmayanlardır.. Açıkçası bu tür insanlar iki yüzlüdür. Bu tür insanlar riyakar olanlardır. Bu durumu bazen geç fark edebiliriz. Ne yapsak da bu tür insanları düzeltemeyiz. Yüce kitabımızda en çok münafıklar konu edilmektedir. Öyle bir zaman gelir ki; bir noktadan sonra canımızın yandığını ve canımızın acıdığını itiraf ederiz. Bundan sonra da ilişkimizi ona göre yürütürüz. Çünkü riyakarlık başlı başına Allah'a şirk koşmaktır. Allah'a şirk koşanlara fırsat vermemeliyiz. Allah riya içinde olanları lanetliyor. Lanetlenen insanlarla ne tür paylaşımımız olabilir!. Bu tür insanlar imandan sonra küfür içinde kendini kaybedenlerdir..

Bu tür insanlar sadece ben ben diyenlerdir. Bencil olanlardır. Böyleleri çıkar uğruna herşeyi mübah görür. Malını mülkünü haksız yere çoğaltanlardır. Bu tür insanlar haksız yere kazanç sağlayarak Allah'a karşı savaş açanlardır. Bu tür insanlar mal ve mülkünü putlaştıranlardır. Bu türler kapitalist bir kafa yapısına sahip olanlardır. Bu düşünceleriyle İslam inancıyla asla bağdaşmazlar. Çünkü kapitalistler parayı ilahlaştırır ve mala mülke taparlar. Malları canlarından da kıymetlidir.. Haksız kazançlarını birilerinin alın terini sömürerek yaparlar. Bunlar tek kelimeyle dünyaya taparlar. Allah'tan başka, herşeyin; paranın, pulun, malın, mülkün, şöhretin, kadının ve şehvetin esiridirler. Nefsin kölesidirler.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...