İzleyiciler

toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2019 Cumartesi

Sonbahar Hüznü


Önce ağaçlar filizlenir; dallar, yapraklarla yeşillenir. Mevsim döngüsüdür bu; sonra yapraklar kızıl renge bürünür, sararıp solup kara toprağa düşer. Bu bir döngüdür ve bu bir ömürdür. Sonbahar dedikleri  budur işte; hazan mevsimidir içimizdeki yanan kor ateş.  Dumanı yok , külü yok, hatırası çok!.. Siyah beyaz fotoğraflar gibi hüznü çok; bırak yansın ziyanı yok!.. Artık takvim yaprakları geride kaldı; zamanı yok, vakti yok, saati, dakikası yok. Anı yok!. Günler sararıyor birer birer; mazisi yok, hali yok, muzarisi yok; yeter ki istikbalden haber ver!.. Geride bıraktığın acı tatlı anıların şurada dursun; deli gönül uslansın!.. Sen ikinci bahardan söz et!. Aşktan, sevdadan ve tutkulardan!.. Biraz sevgi, biraz şefkat ve biraz merhamet!.. Başka sözkonusu ne varki!.. Kara bulutlar yağmur olsa da sağnak sağnak yağsa toprağa. Toprak kokusu, çam ardıç kokusu,  pelit ve meşe kokusu... Derken sonsuzluğa yolculuk başlamıştır artık. Seni omuzlarında taşıyacak dört adam bul şimdiden; kolları güçlü, omuzları güçlü ve herşeyden önemlisi imanları güçlü.  Gül kokusu adamlar arkandan gelsin; seni alıp götürürlerken!.. Hakikat güneşi doğsun ve batmasın. Dolunay doğsun ve yıldızlar parlasın. Yıldızlar bir bir kayarken, ömürler bir bir tükenirken; sararan yapraklar bir bir düşer. Son nefeste ömür biter. Asker cephede şehit düşer; cennete girer, Peyamber agucunu açmış şehitlerini bekler!.. 

(17 Ekim 2019 YeniBirlik /Buluşma Noktası)

23 Ocak 2018 Salı

İki Mezar Arası


Rahmet yağdığında toprağa, nasıl da kokar toprak toprak insanın burnuna. Sanki ruhun buluşmuştur toprakla. Mayan ve hamurun da topraktır, çamurdur, rahmet yağdığında kara toprağa. Tam ilkbahardır; nisan yağmurları yağmaktadır. Uzaktan serinliği gelir yağmurun ve toprak kokulu bir esinti bütün hücrelerini uyandırır, kokladıkça sanki yeniden dirilirsin.  Kuru toprak, çöl çorak olduğunda beklersin Allah'ın rahmetini ve açılsın istersin bereket kapılarını.  Bir çocuk düşünün daha memede annesini kaybetmiş, süt kuzusu yetim olmuş. Babasını kaybetmiş öksüz olmuş. Çocuk büyür; fakat büyüdükçe daha da küçülür, onun bütün istekleri bebekliğinde kalır. Anne sevgisi ve şefkati, baba sevgisi ve merhameti ne büyük lütuftur!.. Zavallıcık her gece bir rüya görür; iki mezar arasında kıvranan bir çocuk gibidir.  Sağa döner annesi, sola döner babası. O bebekliğinden kalan bir ukdedir. O sevgi ve şefkati, sevgi ve merhameti iki mezar arasında ümitle beklemektedir.  Kader bu, ne yapsak boş!.. Ey Allah'ım bize yardıma koş!.. Bize merhamet et, çocuklarımızı yetim ve öksüz bırakma!.. Kalplerimizi yumuşat,  Anne, babalarımızın ve bütün büyüklerimizin değerini bilelim, onları üzmeyelim... Anne kokusu, süt kokusu... Toprak kokusu ölüm kokusu... Sevaplarımız bir yana, günahlarımız ömür tortusu!..

Profösör

11 Şubat 2016 Perşembe

Yağmur Olmasa

Yağmur olmasa tohum olmazdı. Tohum toprağa düşse de, tohum çatlamazdı. Tohum çatlasa da, filizlenip yeşillenmez, başak başak şiir olmazdı. Yağmur olmasaydı inanç olmaz, umut dağıtmazdı. Umut olmasaydı şair olmazdı. Şair olmasaydı dostluk öksüz ve yetim kalırdı.... İyi ki dostluk var, iyi ki şair var, iyi ki başak başak şiir var, toprak var, tohum var, yağmur var!..

Profösör

9 Aralık 2015 Çarşamba

Bir Umut


Ben ben olayım; inancımla umutsuzlara umut aşıylayayım. Umutsuz bir beşikte sallanan, masum bir bebeğin hüzünlü bir ninnisi olayım. Mızıkam ve ben, dolunayım ve parıldayan yıldızlarımla mavi bir gecenin hayal ötesi bir ütopyası olayım. Deliksiz bir uykunun huzuru, iyi kalplilerin özü ve ruhu, aynı zamanda masalsı bir dünyanın şişeden çıkan, "Ne dilersen dile benden" diyen,  emre hazır bir cini olayım. Bir de toprak olayım inancımla besleneyim. Sonra tohum olayım umudumla yeşereyim. 

Profösör

2 Mayıs 2014 Cuma

Rahmet Yağar; Bereket Başlar...


Yağmurun değrini ne
e
 kadar biliyoruz ki; bilsek de suyun değerini bilirdik elbet. Suyu tüketmek yerine suyu hiç israf etmeden  ihtiyacımız kadar kullanmayı alışkanlık haline getirirdik elbet. 


Hava kötü, hava kapalı, hava rüzgarlı, hava yağmurlu deyip içimiz kararıyor, kötümser oluyoruz. Günlük güneşlik havalara özlem duyuyoruz.  Oysa bir damla su can suyudur. Ölmeden önce verilen  bir abı hayattır bir damla su. Bir damla suyla can çekişen bin hayat kurtarabilirdik oysa.

Suyun değerini bilen, yağmuru bekleyen, nice yüreği yanık insanlar var bu dünyada. Eli nasırlı, yanan kavrulan insanlar, kuruyan çatlayan topraklar, ovalar, tarlalar var... Her zamanki gibi günlük güneşlik değil, bulutu özleyenler, yağmuru isteyenler var. Hava kararsın, rüzgar essin, rahmet yağsın diyenler var bu hayatta. Yağmurun yağmur değil, rahmet olarak görenler ve bilenler var. 

Uzakdoğuda; belki Hindistan'da, belki Pakistan'da, belki de Jakata'da bir köy var uzakta. Fuji dağından püsküren cehennemi ateş, yakıcı lavlar bir taraftan fakir ve otantik bir köy şimdiden  geleceği için ağlar. Bu onlar için olağan bir kader olmamalı. Tütsüler yakılmalı, ayinler yapılmalı... Bir tarafta kerpiçten, sazdan samandan yapılan evler, ve  bu evlerde yaşayan köylüler, bir tarafta kuruyan, kavrulan ve çatlayan topraklar, ovalar, tarlalar. 

Suların son damlası da kurumuştur bu kurak yerde. Kurumuş, kavrulmuştur her yer.  Tütsüler yakılmış, ayinler yapılmış... Toprak çatlamıştır, sabır sabır, sabır derken sabır taşı çatlamıştır. Bir yabancı gelir köye, bekleyin der gülümseyerek köylülere. Bu garip yabancı adam açar ellerini gökyüzüne, dudakları mırıldanmaktadır. Sonrasında temiz yüzlü bu adam elinde tesbih, sakalını sıvazlamaktadır. Köylüler bir şey anlamadan giden adamın arkasından bakakalırlar.

Birden güneş kaybolur; sanki güneş tutulmasıdır. Hava kararır, rüzgar eser, sıcaklığın yerini bir serinlik alır. Gökyüzünü kapkara bulutlar kaplar. Şimşekler çakar, gök gürlemeye başlar. Sağnak üstüne sağnak yağmur artık başlamıştır. Beklenen bu muson yağmurudur. Bu yağan yağmur, belki de son yağmurdur. Bir baraj gibi boşalan yağmurun altında, sevinç çığlıklarıyla neredeyse çıldıran köylüler bağrışmalar içinde, birbiriyle sarışmalar, çıplak ayaklarıyla  toprak üstünde tepinmeler başlamıştır artık. Bütün köylüler sırımsıklam sanki  transa geçmiştir. Onlar için bu hal yeniden diriliş vaktidir; onlar için yeniden hayat başlamıştır artık. Bu yağan yağmur değil, rahmettir bu... Yağmurun toprakla öpüşmesidir bu.

Rahmet yağar; toprak suya doyar... Tohum toprağa düşer; çekirdek çatlar...  Filiz olur, başak olur, bereket başlar. 

Profösör


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...