İzleyiciler

reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2017 Pazartesi

“Sınırsız Alışverişin Sonsuz Mutluluğu”


İsmi lazım değil; bir süper market marka isminin altına “Sınırsız alışverişin sonsuz mutluluğu” şeklindeki bir ifadeyle sloganı beni hayrete düşürdü.  Ne yazık ki bu marketin sahipleri de mütedeyyin olduğunu biliyoruz. Mütedeyyinlik sınırsız alışverişi teşvik etmez. Hesaplı ve dikkatli bir alışverişi teşvik eder.  Sınırsız harcama demek israfın dikalası demektir. Bu sloganın mantık olarak da, dünya görüşü olarak da, reklam felsefi yapısına da aykırı bir durum. Hele dindarlıkla hiç bir bağı olmayan absürt bir tutum. Markaya da, dindarlık anlayışına da zarar veren bir sübniminal bir çağırı.

Profösör

17 Ekim 2016 Pazartesi

İletişim Kurmak

Bir iletişimci için doğru metin yazmak, doğru söz etmek ve doğru davranışlarda bulunmak zor olsa gerek. İnsanlar bizim ne yazdıklarımıza, ne söylediklerimize ve ne çizdiklerimize bakmıyor. Bizim yazdığımız, sözünü ettiğimiz ve çizdiğimiz değerler üzerinden bizim hal ve hareketlerimize, duruşumuza bütünüyle verdiğimiz varlık ifademize bakıyor. Muhatabımız bizim anlatmak istediklerimizi değil de, neyi nasıl anlamak istiyorsa, istediği gibi kendi idrakini şekillendiriyor. Bu arada iletişim kurmanın en baştaki amacı irşad ve tebliğ olsa gerek. İrşad ve tebliğ görselliğin özündeki ruh hali; ancak duygu, düşünce ve davranışlarımızı bütünleştiren gönül diliyle gerçekleşebiliyor. Muhatabımızla gönül dili oluşturmak ancak İnanç, ihlas, samimiyet, karşılıklı itimate teslimiyetle oluşuyor. 

 Profösör

29 Şubat 2016 Pazartesi

Tükenmez Kalem


Tükenmez kalem gibiyim. Yaz yaz bitmiyor derken, birden tükeniveriyor gibiyim. Nasıl da aldatıldık biz!.. Oysa tükenmez denilen kalem tükeniveriyordu birden. Bu bir reklam ve pazarlama hilesi. Millet kullanıcı ve müşteri iken tüketici toplum oluverdik birden.  Tükenmez kalem denen meret dondurulmuş mürekkep. Zaman zaman sıcaklarda akar, eller, yüzler, defterlerimiz mürekkeplenir. Bembeyaz gömleklerimiz  mürekkep lekesiyle berbart olurdu. Kül ve deterjan çıkartamazdı bu mürekkep lekesini. Çünkü bizde üretilen tükenmez kalem mevcut kalemlerden en adileriydi. Bizdeki tükenmez kalem böyleydi. Fransa'da üretilen bu kalemin adı da tükenmez değildi. Onlar tükenmez kaleme Bilyalı dolma kalem  manasına gelen "Le bille de stylo" derlerdi. 

Profösör

7 Kasım 2014 Cuma

Şarkıcı Hadise'ye Özgü Promosyon


Reklamcılar için promosyon mevsiminin şimdiden başladığını söyleyebiliriz. Yakın zamanda da promosyon ve hediyelik eşya furları başlar. Promosyon kişiler ve kurumlar arasında bir gönül bağı oluşturmak açısından önemli bir reklam mecrasıdır. Önemli olan promosyonun kişinin ve kurumların kurumsal kimliklerine en uygun olanının seçimidir. Ayrıca promosyonun herkesin kullandığı, alışa geldiği ürünlerin dışında özgün olması, karşı tarafı memnun ve mutlu etmesi düşünülmelidir.

Pop müziği sanatçısı Hadise Avrupa’da turneye çıkmak için, kullanacağı promosyonları hazırlayan ajansın tasarladığı promosyon, Hadise'nin düşünce yapısı, yaptığı işle örtüşen konumuna  ve dünya görüşüne uygun bir mecra düşünmüş. Hadise bir Türk popçusu. Türk olmasına Türk, fakat türkçe popu, batılı örf, adet ve hatta ahlak anlayışına göre giyim tarzı benimseyen ve o şekilde davranan bir sanatçı. Hatta bir sanatçıdan öte bir "show girl". Bütün şarkılarını erotik figürlerle icra eden bir popçu. O halde Avrupa’da turnede gerçekleştirilecek olan organizasyonlarda, batılı formatta popu  batı kültürüyle sergilemesi bu anlamda, benimsediği batı değerlerini batı kültürünü benimsemiş kalabalıklarla buluşturacak olması, kendisi açısından anlaşılabilir bir durumdur. Elbette batılı anlayışı benimseyen  bir popçu olarak Hadise'nin Türklüğü ve Türkiye değerlerini bir kültür olarak temsil etmesi düşünülemezdi. Bu açıdan Hadise'nin türk folklörünü bir değer olarak üzerinde taşıyan, promosyonlar yerine, batılı, feminen, erotik ve kadınların vazgeçemediği kozmetik ürünlerden tasarlanan bir promosyon düşünülmüş. 

Hadisenin promosyonu bir compac disc tasarımı. Bir fondöten kutusu baz alınarak şekillendirilmiş bir promosyon. Kutuyu açtığınızda, kapak içinde yuvarlak bir ayna, ayna üzerinde kırmızı bir ruj izi; ateşli bir dudak. Kutunun içinde de sanatçının şarkılarını ihtiva eden bir CD yer alıyor. Bu promosyonla Hadise'nin daha çok hayranlarının hanımlardan olduğu çıkarımını da yapabiliriz.  Hadise şarkılarıyla, showlarıyla, kadınsı ve erotik tavırlarıyla "İçinizdeki şeytanı çıkartın" dercesine baştan çıkartıcı bir şarkıcı kimliği ve kişiliği  ile bir tutum sergiliyor. Bu açıdan fondöten CD kutusu promosyon açısından Hadise'yle örtüşüyor.

Profösör


Tasarım ve Reklam Kavramları


Reklam ve tasarımı günümüzde ayrı ayrı birer kavram olarak tanımlasalar da aslında reklam ve tasarım pazaralama iletişimine hizmet eden birer disiplindir. Bana göre  grafik tasarım ve  reklam tasarım söyleniş biçiminde bile bir yer değişimi olması gerekir.  Tasarım reklam ve tasarım grafik gibi söylenmesi daha doğrudur.. Çünkü reklamda da grafikte de tasarım işin başlangıcı; fikri ve uygulama kısmıdır. Reklam  ise pazarlamanın ve satışın ön hazırlığıdır. Belki tasarımda insan yaptığı işte hiçbir baskı ve fikri briefe bağlı kalmadan  kendi duygu ve düşüncesini  katarak  hayalini gerçekleştirmek ister. Ayrıca tasarımı, müşteri istekli veya kendi isteğimizle hazırladığımız tasarım olarak,  iki türlü tasarım yapılabileceğini söylemeliyiz. Ama marketing çalışma kendi tasarımımıza  izin vermez. Türkiye'nin büyük ajanslarından Cen Ajans'ın yöneticisi olan reklamcı Nail Keçili'nin "Bir markanın ürün lansman çalışmasında reklamla ilgili en az beş ödül almamıza rağmen, müşteri ikinci bir anlaşmayı bizimle yapmamıştır. Çünkü ürün satmamıştır. Müşteri bu durumdan hiç memnun olmamıştır. Mesele tasarımda ödül almak değil, ürünün müşteri tarfından kabul görmesi ve ürünün yok satmasıdır" diyerek bir itirafta bulunur.  Oysa pazarlama ve satışa yönelik fikri derinliği olan tasarım müşteriden alınan briefin ışığında yapılan tasarımdır.   Brieften grafiğe, prodüksiyona ve medya planlamaya kadar bütün evrelerin kendine göre bir tasarım disiplini oluşturur. Böylece bu çalışmaları  hepsini ana konsepti belinleyen birer unsur olarak kabul etmek durumdayız. 

Profösör

19 Şubat 2014 Çarşamba

Nasıl Marka Olunur; Nasıl Korunur.





Marka demek; tek kelimeyle itibar demektir. İtibar bir ürünün kalite standartlarıyla üretilmesi, bir hizmetin insanlık idealinde hakkıyla  yerine getirilmesidir. Günümüzde marka olgusu oluşturmak;  kişi, kurum ve kuruluşların yanısıra, ürün ve hizmet satınalan müşterilerin nezdinde her anlamda sarsılmaz bir güven oluşturmaktır. O halde ne iş yaparsak yapalım, nasıl bir hizmet içinde bulunursak bulunalım, önce o işi yapmada ehliyet ve liyakat sahibi olmalıyız. Hem işi iyi bilmeli hem de, doğru dürüst ve insanlığın hizmetinde kendimizi adamalıyız.

Marka olmak için yaygın olmak gerekmiyor

Atadan ve babadan miras olarak geçen, nice hizmetler yapılırken titizlik gössteriliyorsa
toplum tarafından da itibar gösteriliyor demektir. Kurukahveci Mehmed Efendi ve Mahdumlarının verdiği hizmet yıllarca takdir görmektedir. Bir ürünün ve bir hizmetin marka olması için  yaygın bayi ağının  olması gerekmiyor. Bayilerinin çokluğu onun gerçek bir marka olduğunu göstermiyor. Gerçek bir marka ürünleri ve hizmetinde kalite standartlarını aşan, bunun ötesinde de kendine özgü nitelikleri bulunan, diğer ürün ve hizmetlerden farklılıkları olan, ayrıca müşterilerin gönüllerinde taht kuran markadır. Marka sadece kalitesiyle müşterilerinin gönlünde yer etmiyor, aynı zamanda bilinirliği ile hafızamarda da yerini buluyor. Ürünün kendisine ulaşılamasa bile, ürünün en iyisi filanca markadır deniyor. Bazı ürünler üretim kapasitesi nedeniyle sadece yettiği yere kadar dağıtımı yapılmakla yetiniliyor. Bir anlamda buna halk ağzıyla tadımlık da diyebiliriz.

Marka yapılmaz, marka olunur

Bir ürün, bir hizmet marka yapılmaz. Marka kendilğinden oluşur. Çünkü ürünün en iyisini imal etmek, hizmetin hakkıyla yerine getirilmesi bir insanlımk mefkuresi gibi düşünülürse, o zaman her işin hakkı veriliyor demektir. Daha da ötesi, bir ürünü imal ederken, bir hizmeti yürütürken, bütün çalışanların hakkının verilmesi, onlara adil davranılması, çalışanların çalıştığı yerde mutlu olması esası da vardır. Bir firma asla hak yememeli ve hak yedirtmemelidir. Bir firma bütün çalışanları, tedarikçileri, bayileri ve müşterileriyle büyük bir aileyi temsil etmiş olmalıdır. İşte o zaman marka marka olur. İşte o zaman marka sevilir baştacı edilir. İşte o zaman böyle markaya sadakat duyulur. Böyle bir arka gelişir, büyür, güçlenir ve doğal olarak diğer markalar arasındaki hak ettiği yerini alır.

Marka marka bilinciyle korunur

Asıl mesele marka olmak olsa  da, markayı korumak, marka olmakdan da daha önemlidir.  Hele üretilen ürünün ve verilen hizmetlerin hedef kitlesi kadın dünyasıyla birebir ilgiliyse eğer, hem marka olmada, hem de markayı korumada ayrıca bir uzmanlık gerektirir. Ürünlerin ve verilen hizmetin efsunlayıcı bir cabzibesi olması gerekir. Ürünlerin sağlam, sağlıklı, kaliteli oluşunun yanısıra, özgün olması, orjinal olması, teklid edilememesi, reklamlarının abartıdan uzak olarak, doğal seyrinde verilmesi, satış ve satış sonrası hizmetlerin kurumsal bilinçle yerine getirilmesi şarttır. Ancak böyle marka olunur ve ancak böyle marka korunmuş olur.

Profösör

16 Şubat 2013 Cumartesi

Kelebek gibi uçarım.. Arı gibi sokarım.


Bir iş yapmak, o işe hakim olmak, aynı zamanda daha da ustalaşma yolunda adımı atmakla olur. Her ne iş yaparsak yapalım; özellikle yaptığımız işin ticari yanı ağır basıyorsa, reklam ve   halkla ilişkiler yönünün güçlü olması gerekmektedir. Reklam halkla ilişkiler ne kadar sağlam  olursa,  ne kadar sağlam bir  fikre dayanıyorsa ve  bilimsel temellere oturtulursa, o derece pazarlama ve satıştan da verim alınmaktadır. Nice ülkeler, dünya markalarının istilasına uğramıştır. Kaliteli ürün, kaliteli reklam ve pazarlama yaparak müşteriyle buluşmalıdır.  Günümüzde açık olan pazara dünya devleri hemen kapmaktadır. Bunlara karşı mücadele etmek, bunlarla boy ölçüşmek  neredeyse yapılamamaktadır. Okyonustaki saldırgan iki büyük balina balığın dişleri arasından arasından, sıyrılarak kaçabilen küçübir balık, ancak böyle hayatını  kurtarabilir. Küçük firmaların durumu ne yazık ki budur. Bir zamanlar İstanbul'da İslam cenaze işlerini gayri müslümanler yürütmekte idiler. Ne yazık ki  Ortadoğuda da dağıtılan  bir takım gazeteler ingilterede hazırlanarak basılıp, dağıtılıyordu. Artık bu devir kapanmaktadır. Müslümanlar işlerinde ehliyet ve liyakat sahibi olmalıdırlar. İşleri, sosyal hayatları, inancının doğrultusunda şuur içinde olmalıdır. Bir insanın bir ideali olmalıdır;  herşeyiyle etrafındaki insanlar üzerinde hayranlık oluşturmalıdır. 

Bir zamanların Dünya ağır sıklet boks şampiyonu, Amerikalı, müslüman ve zenci olan Muhammed Ali Clay şampiyon olduğunda, ona karşı her türlü haksızlığı yapmışlardı. Yeri geldi elinden şampiyon ünvanı alındı ve o hiç yılmadı. çünkü o ulvi bir mefkurenin sahibiydi. Üç kez şampiyonluk ünvanı kazanarak. Dünya ağır sıklet boks şampiyonu oldu. Rinklere çıktığında önce ellerni semaya açıp, bir müslüman olarak Allah'a dua etti. Rakibinin etrafında dans eder gibi oynayarak, yumruklarını rakibine savurdu. Onun meşhur bir sözü vardı; "Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım. Elbette geçmiş bütün boksörler bir yana, " Muhammed Ali boksün yegane ustasıydı. O bütün hücreleriyle ve bütün refleksiyle boks yapıyordu. Diğer  taraftan Dünya futbol müsabakalarında Brezilyalı zenci futbolcu Pele,  sanki sahada top oynamıyordu. Adeta top  onunla oynaşıyordu. Onun oyunu hayallerin ve tasavvurların ötesinde bir sihirbazlık gösterisi gibiydi. Vakti zamanında takım olarak  İstanbula bir dostluk maçı için geldiklerinde, gerek tribünlerde, gerek televizyonlarda milyonlar nefeslerini tutarak isqzlemişlerdi.   Brezilya takımı Santos sihirbaz oyuncusu Pele'yle  8-1 'lik skorla tebessüm edip Türkiye'ye el sallayıp gittiler.  Pele bütün Türkiye'yi büyüleyip gitmişti.  Sonra da Türk basınında Pele için "Futbolun ilahı" başlığı atılmıştı.

İnsan bilgisiyle görgüsüyle, davranışıyla bir değerdir. Seviye önce edeptir. Bilgi ve birikim, sadece bir kişiyle kaim değildir. Bilgi ve birikim aynı zamanda bir takım işidir. Bilgi paylayştıkça değer bulur, bereketlenir. Bir fikir diğer fikirlerle buluştuğunda, gelişir ve kendi akış mecrasını  kendi doğallığında bulur. Bütün yapaylıklar, komplekseler, zorlamalar bizi varmamız gereken olgunluğa eriştiremez. Her kafadan bir ses çıkarak, kaos içinde boğulmak yerine; düzen, intizam ve hiyerarşik konumlamayla sorumluluk bilincini taşımamız gerekir. Ayrıca genel anlamda bilgi ve birikim; ancak insanlık idealinde kullanıldıkça değer bulur. Bir atom aliminin atomu bulması belki bilimsel açıdan bir çağ atlamaktır ama,  bir o kadar da atom canlıları  yok etmek, bütün varlıklara tahribat vermek için kullanılırsa eğer;  bu duruma izin veren, sebeb olan, ve bunu kullanan için; Cehennem azabındaki yeri  Esfeli safilindir.


Profösör

31 Ekim 2009 Cumartesi

Blujin sektöründe bir amblem ve logo tasarımı


Blujin sektöründe, gitgide markalaşan 7-16 yaş grubuna hitabeden bir marka yapılanması. Globallik imajını yansıtan bir elips daire ve bu daire içinde dinamik olarak görünüm veren kağıt bir jet uçağı.. Çocukluğumuzun en hareketli günlerinden kalan gökte bir ay, belki aya, belki de güneşe yolculuğu simgeleyen bilim ve teknoloji. Macera ve inkişaf.. Kağıt uçaktaki gölge kırmızılık bayrağa selam. Lacivert ve kırmızı evrensel renkleri içinde barındırması açısından önemlidir. Ülke bayraklarına baktığımızda genelde kırmızı, lacivert ve beyaz renkleri içermiyor mu?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...