İzleyiciler

dindarlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dindarlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2017 Pazartesi

“Sınırsız Alışverişin Sonsuz Mutluluğu”


İsmi lazım değil; bir süper market marka isminin altına “Sınırsız alışverişin sonsuz mutluluğu” şeklindeki bir ifadeyle sloganı beni hayrete düşürdü.  Ne yazık ki bu marketin sahipleri de mütedeyyin olduğunu biliyoruz. Mütedeyyinlik sınırsız alışverişi teşvik etmez. Hesaplı ve dikkatli bir alışverişi teşvik eder.  Sınırsız harcama demek israfın dikalası demektir. Bu sloganın mantık olarak da, dünya görüşü olarak da, reklam felsefi yapısına da aykırı bir durum. Hele dindarlıkla hiç bir bağı olmayan absürt bir tutum. Markaya da, dindarlık anlayışına da zarar veren bir sübniminal bir çağırı.

Profösör

25 Ocak 2017 Çarşamba

İyilik Yapma Ahlakidir


İyilik yapmak için çok sebeb var bu fani dünyada. Akıllı insan iyilik yapmak için bir sebeb de aramaz. Onda iyilik yapma melekesi ahlaki bir huy olarak yerleşmiştir artık benliğine.
Profösör

11 Haziran 2016 Cumartesi

Ölçü Şekli Belirler; Şekil Ölçüyü Belirlemez



Ölçü Şekli Belirler; Şekil Ölçüyü Belirlemez. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır. Önemli olan ölçüdür. Önce ölçü gelir. Şekil ise doğal olarak ölçüye uyar. Tesettür burkadır, çarşaftır, ferecedir, peştemaldır, pardösüdür diyen olabilir. Ama bu giysilerin hepsinin adı başka başka ve kıyafet şekilleri de başka başkadır. Biz Allah'ın tesettür emrindeki ölçüyü esas alırız. Bir kıyafetin ölçülü olmasına bakarız. Tesettür konusuna da kıyafet ve davranış olarak yaklaşırız.

Hayatımızı Kuran'a göre belirlersek eğer; her konunun bir ölçü tarafı vardır. Yemenin, içmenin, giyinmenin, konuşmanın, gülmenin ve ağlamanın da bir ölçüsü vardır. Madem ki inanan insanlarız, en başta hayat rehberimiz olan Kuran'la yaşar ve Kuran ölçüleriyle hayatımızı şekillendirmeye çalışırız. Yoksa nefsimizin çektiği ve beğendiği ölçüsüz bir şeyi inanç değerlerimize uydurmaya çalışamayız. Ölçüsüz bir şey ölçüye uymaz ve ölçüsüz bir şey de hiç bir işe yaramaz.

Allah herşeyi aynı cins, ırk ve cisim olarak yaratmamış. Ayrı ayrı ve birbirinin tamamlayıcısı olarak yaratmış ki; biz bunların hepsine mevcudat ve mahlukat diyoruz. Bu alemde bulunan mevcudat ve mahlukat yine bu kainatta yer alır. Her şey iç içe ve her şey bir nizam içinde varlıklarını ve sorumluluklarını sürdürür. İnsan cins olarak, ırk olarak, görünüm olarak birbirine benzese de her insanın nevi şahsına münhasır özellikleri vardır. Parmak izlerimiz bile birbirimizden farklıdır. Allah'ın bizden istediği O'nun emirlerine uymaktır.

İyi bir insan, iyi bir müslüman ve salih bir kul olmaktır. Ölçülü olmak aslında bu demektir. Bizim inancımızda yeryüzü bir mesciddir. Her yerde Allah'a secde edilir. Ama kamu yararına, insanların hizmeti için camilerin, medreselerin, imarethanelerin, şifahanelerin ve buna benzer kurumsal yapıların yapılması bir medeniyettir. Bu yapılar birbirine benzeyebilir fakat işlevsel olarak bir ölçüsü ve bir ilkesi vardır. Bir yapının büyüklüğü, küçüklüğü, tezyinatı orada yaşayanların ihtiyacını karşılayabilecek sanat ve estetik değerlerle donatılmıştır.

Her şey İslam içindir. Bizi İslam'la şereflendiren, hidayate erdiren Allah içindir. Giyim kuşamımız, davranışlarımızla Kuran'a uyar ve ölçülü oluyorsak eğer Allah'ın rızasını kazanmış oluruz. Bizim toplumda bir söz vardır; bilmemek ayıp değildir, öğrenmemek ayıptır. Onun için önce cehaletimizi yeneceğiz ki Kur'an rehberimiz ve ölçümüz olsun...

Not: Marka ve stil danışmanı Türkan Eraslankılıç'ın "Ölçü şekli belirler; şekil ölçüyü belirlemez" başlıklı  yazmış olduğu bir makaleyi takipçilerimle paylaşıyorum. Diğer yazılarını merak edenler için Türkan Eraslankılıç ismiyle Google'den web sitesi ve sosyal medya hesaplarına ulaşabilirsiniz.

Profösör





8 Ocak 2016 Cuma

Hacivat ve Karagöz Gibi...


Hacivat ile Karagöz birbiriyle arkadaş ve iki kadim dostturlar. Zaman olur birbiriyle tartışır kavga ederler; zaman olur, birbiririyle atışır,  küsüşürler.  Ne Hacivat Karagöz'süz, ne de Karagöz  Hacivatsız asla yapamaz.  Hacivat ileriyi gören, aklını iyi kullanan ve muhakemesini iyi çalıştıran, bir anlamda sorumluluk sahibi  adamdır. Buna karşılık Karagöz ise, biraz duyarsız, gamsız, vurdumduymaz, denileni anlamak istediği gibi anlayan, sorumsuz  hareketleriyle Hacivat'ın tam zıddı bir zattır. 

Hacivat ve Karagöz her ikisi de bu zamana kadar Tük kültüründe yer almışlarsa eğer, bizlere  ibretlik dersler vermelerindendir. Yediden yetmişe hepimiz onların oyunlarını izler, oyunlarından feyz alır, hal ve hareketlerine gülümseriz. 

 Aslında işin esası hayatımızda bizi dengede tutacak karşıt bir fikre, duyguya ve davranışlara belki de  ihtiyacımız vardır. Karşıt fikirli insanlar olarak birbirimizin farklılıklarını bizi pişiren, olgunlaştıran ve  bilinçlendiren birer değer olarak neden görmeyelim!.. Karşımızdaki muhatabımız düşmanımız olsa bile, biz onu  hakikate sımsıkı sarılmamızı sağlayan bir hızımız ve ifademiz olarak görmeliyiz.  Keşke Hacivat ve Karagöz gibi olsak. Karşılıklı tartışsak ve kavga etsek te, tatlı bir rekabet içinde en sonunda hakikat ile buluşsak. Çünkü beyaz siyahla anlaşılır, siyah da beyazla kazanılır.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...