Hacivat ile Karagöz birbiriyle arkadaş ve iki kadim dostturlar. Zaman olur birbiriyle tartışır kavga ederler; zaman olur, birbiririyle atışır, küsüşürler. Ne Hacivat Karagöz'süz, ne de Karagöz Hacivatsız asla yapamaz. Hacivat ileriyi gören, aklını iyi kullanan ve muhakemesini iyi çalıştıran, bir anlamda sorumluluk sahibi adamdır. Buna karşılık Karagöz ise, biraz duyarsız, gamsız, vurdumduymaz, denileni anlamak istediği gibi anlayan, sorumsuz hareketleriyle Hacivat'ın tam zıddı bir zattır.
Hacivat ve Karagöz her ikisi de bu zamana kadar Tük kültüründe yer almışlarsa eğer, bizlere ibretlik dersler vermelerindendir. Yediden yetmişe hepimiz onların oyunlarını izler, oyunlarından feyz alır, hal ve hareketlerine gülümseriz.
Aslında işin esası hayatımızda bizi dengede tutacak karşıt bir fikre, duyguya ve davranışlara belki de ihtiyacımız vardır. Karşıt fikirli insanlar olarak birbirimizin farklılıklarını bizi pişiren, olgunlaştıran ve bilinçlendiren birer değer olarak neden görmeyelim!.. Karşımızdaki muhatabımız düşmanımız olsa bile, biz onu hakikate sımsıkı sarılmamızı sağlayan bir hızımız ve ifademiz olarak görmeliyiz. Keşke Hacivat ve Karagöz gibi olsak. Karşılıklı tartışsak ve kavga etsek te, tatlı bir rekabet içinde en sonunda hakikat ile buluşsak. Çünkü beyaz siyahla anlaşılır, siyah da beyazla kazanılır.
Profösör

