İzleyiciler

laiklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
laiklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2016 Cuma

Hacivat ve Karagöz Gibi...


Hacivat ile Karagöz birbiriyle arkadaş ve iki kadim dostturlar. Zaman olur birbiriyle tartışır kavga ederler; zaman olur, birbiririyle atışır,  küsüşürler.  Ne Hacivat Karagöz'süz, ne de Karagöz  Hacivatsız asla yapamaz.  Hacivat ileriyi gören, aklını iyi kullanan ve muhakemesini iyi çalıştıran, bir anlamda sorumluluk sahibi  adamdır. Buna karşılık Karagöz ise, biraz duyarsız, gamsız, vurdumduymaz, denileni anlamak istediği gibi anlayan, sorumsuz  hareketleriyle Hacivat'ın tam zıddı bir zattır. 

Hacivat ve Karagöz her ikisi de bu zamana kadar Tük kültüründe yer almışlarsa eğer, bizlere  ibretlik dersler vermelerindendir. Yediden yetmişe hepimiz onların oyunlarını izler, oyunlarından feyz alır, hal ve hareketlerine gülümseriz. 

 Aslında işin esası hayatımızda bizi dengede tutacak karşıt bir fikre, duyguya ve davranışlara belki de  ihtiyacımız vardır. Karşıt fikirli insanlar olarak birbirimizin farklılıklarını bizi pişiren, olgunlaştıran ve  bilinçlendiren birer değer olarak neden görmeyelim!.. Karşımızdaki muhatabımız düşmanımız olsa bile, biz onu  hakikate sımsıkı sarılmamızı sağlayan bir hızımız ve ifademiz olarak görmeliyiz.  Keşke Hacivat ve Karagöz gibi olsak. Karşılıklı tartışsak ve kavga etsek te, tatlı bir rekabet içinde en sonunda hakikat ile buluşsak. Çünkü beyaz siyahla anlaşılır, siyah da beyazla kazanılır.

Profösör

6 Nisan 2015 Pazartesi

Din Dersleri Kaldırılmalıdır Hezeyanı


İslam dinini laisizm taassubuyla, hristiyanlık gibi dünya hayatını ayrı bir yerde, ahiret hayatını da ayrı bir yerde görmek isteyenlerin r çıkmazda olduklarını söyleyebiliriz. Oysa din hayattır. Dünya hayatında mutlu mesut yaşamak istiyorsak; dinin vecibelerini yerine getirmek aynı zamanda kulun boynunun borcudur. Bir siyasinin mecburi din dersleri kaldırılsın demesi Türkiye şartlarında bir hezeyandır. 

Sosyolojinin temelinde de  din vardır. Dini hayat toplumları şekillendirir ve toplumlara yön verir. Türkiye'de yaşayan farklı dinlerde ve anlayışlardaki insanların birbirlerinin inançları ve akideleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları, karşılıklı iletişimin de sağlıklı olması için gereklidir. Dostluk ve barışın da temelinde bu vardır. İnanç ve ifade özgürlüğü, sadece toplulukların, cemaatlerin ve grupların değil aynı zamanda bireyi de esas alan farklılıkları birer zenginlik olarak görmenin bir yansımasıdır. 

Biz toplum olarak, farklılıklarımızı zenginlik olarak sayan, laiklik ilkesiyle de birbirinin inancına müdahele etmeden, hatta bundan dolayı birbirine saygı duymamızın gerektiğini bilen bir milletiz. Fakat birbirimizin dini inancını ve anlayışlarını bilmek zorundayız. Bazen bu bize okullarda mecburi ders olarak da karşımıza çıkar. Bu ülkede etnik kökende bir çok vatandaşımızın yaşadığını düşünürsek ortak bir kadere de milletçe sahibiz demektir. Türkçenin okullarda mecburi olması da, ortak bir devlet ve millet varlığının bir gerekliliğidir. Türkçe dersinin zorunlu olması bundandır. Türkçe dersini okullardan kaldırılmalıdır diyemediğimiz gibi, mecburi din dersinin de kaldırılmasını taleb edemeyiz. Farklı inançtaki ve etnik yapıya sahip olan vatandaşlarımız, vatandaşlık hakkı olarak zaten kendi değerleriyle ilgili çözüm süreci içersinde hakları verilmektedir. Zorunlu din derslerinin okutulması son yapılan Milli Eğitim Şura kararları olduğunu da hatırlatmak isterim. Bu böyle biline!..

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...