İzleyiciler

fikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2015 Salı

Kelimelerin Sırrı, Dilin Sırrıdır.


Kelimeler sırlıdır; dilin sırrını ancak kelimeler dünyasında yaşayanlar çözebilir. Dil eninde sonunda akla, fikre hitap ettiği kadar gönüle hitap eder ve gönüle işaret eder. Akıl ve fikir olarak birbirimizden farklı düşünebiliriz. Esas olan da gönül birliği olşturabilmektir. Çünkü gönül birliği insanlık ülküsüdür. Herhangi bir konuda aklen ve fikren ne kadar ikna olursak olalım yine de, bir olguyu içselleştirmemiz ve gerçek olarak kabül etmemiz mümkün değildir. İhtilaflı bir konuda ne kadar tartışırsak tartışalım; en son müracaat edeceğimiz merci kalbimizdir. Kalp onaylamadıkca ve doğrulamadıkça  bir olgu gerçek olmaz. Ancak bir olguyu kalbimiz onaylayacak ki hakikat kalbimizde taht kurabilsin, içimiz hakikate ısınabilsin ve insan gönül rızasıyla hakikate teslim olabilsin.

Profösör

7 Kasım 2014 Cuma

Tasarım ve Reklam Kavramları


Reklam ve tasarımı günümüzde ayrı ayrı birer kavram olarak tanımlasalar da aslında reklam ve tasarım pazaralama iletişimine hizmet eden birer disiplindir. Bana göre  grafik tasarım ve  reklam tasarım söyleniş biçiminde bile bir yer değişimi olması gerekir.  Tasarım reklam ve tasarım grafik gibi söylenmesi daha doğrudur.. Çünkü reklamda da grafikte de tasarım işin başlangıcı; fikri ve uygulama kısmıdır. Reklam  ise pazarlamanın ve satışın ön hazırlığıdır. Belki tasarımda insan yaptığı işte hiçbir baskı ve fikri briefe bağlı kalmadan  kendi duygu ve düşüncesini  katarak  hayalini gerçekleştirmek ister. Ayrıca tasarımı, müşteri istekli veya kendi isteğimizle hazırladığımız tasarım olarak,  iki türlü tasarım yapılabileceğini söylemeliyiz. Ama marketing çalışma kendi tasarımımıza  izin vermez. Türkiye'nin büyük ajanslarından Cen Ajans'ın yöneticisi olan reklamcı Nail Keçili'nin "Bir markanın ürün lansman çalışmasında reklamla ilgili en az beş ödül almamıza rağmen, müşteri ikinci bir anlaşmayı bizimle yapmamıştır. Çünkü ürün satmamıştır. Müşteri bu durumdan hiç memnun olmamıştır. Mesele tasarımda ödül almak değil, ürünün müşteri tarfından kabul görmesi ve ürünün yok satmasıdır" diyerek bir itirafta bulunur.  Oysa pazarlama ve satışa yönelik fikri derinliği olan tasarım müşteriden alınan briefin ışığında yapılan tasarımdır.   Brieften grafiğe, prodüksiyona ve medya planlamaya kadar bütün evrelerin kendine göre bir tasarım disiplini oluşturur. Böylece bu çalışmaları  hepsini ana konsepti belinleyen birer unsur olarak kabul etmek durumdayız. 

Profösör

19 Aralık 2012 Çarşamba

Köpeklerin Vicdan Muhasebesi


Akşam karanlığında bir adam, iş yerinden bir elinde çantası, diğer elinde kedi ve köpeğine çarşıdan aldığı ve içinde hayvan maması bulunan bir poşetle evine dönerken, kentin gürültüsünden, kirliliğinden, yorgunluğundan kaçarcasına adımlarını hızlı hızlı atarak, onu sarıp sarmalayacak, huzur ve mutluluk bulduğu sıcak yuvasına bir an önce kavuşmak istemektedir. Onu eşi ve iki çocuğuyla birlikte evin diğer iki üyesi karabaş ve tekir de, bu adamın gelişini sabırsızca ve heyecanla beklemektedirler. Ne var ki; hiç bir zaman, nedense bir türlü lambaları yanmayan bir alt geçitten geçmek üzereyken karşısına üç serseri çıkar. Serseriler sırıtarak ve dişlerini göstererek adamcağıza saldırıp, elindeki çantayı almak isterken, bir boğuşma yaşanır. Adamcağız kendini korumak ister ama bir türlü bunu başaramaz. O tek başına mücadele ederken, karşı taraf üç kişidir. Adamcağız kendisini savunamaz, ancak "İmdaaat!" diye bağırsa da, yoldan geçen hiç bir insan dönüp de o yana bakmaz bile. Herkes yoluna devam eder. Demek ki burada adam bile öldürseler, kimse gıkını çıkartmayacak derecede insanlık ölmüştür. Herkes kendini düşünür ve gemisini kurtaran kaptandır. Birgün kendi başlarına da bu tür olayların gelebileceğini hiç düşünmezler. Böyle bir durumda da insani ve vicdani bir sorumluluk da duymazlar.

Hunharca saldıran üç kişinin karşısında adamcağız yere düşer düşmez, nereden geldiği bilinmeyen üç sokak köpeği, bütün gücüyle saldırganların üzerine atlar. Saldırganlar yere düşen adamı bile görmezler, üç köpek üç saldırganı yere yatırmış haklamaktadır. Bu saldırganlara yoldan geçen sorumsuz insanların vermesi gereken dersi, sokak köpekleri hiçbir karşılık beklemeden insanlık adına iyi bir ders vermişlerdir. Saldırganlar köpeklerden kurtulur kurtulmaz tabanları yağlayıp, arkasına bile bakmadan olay yerinden kaçmayı kendileri için bir kurtuluş saymışlardır. Saldırıya uğrayıp da, sokak köpekleri tarafından saldırganların elinden kurtulan adamcağız kendine geldiğinde, kaygısızca yoldan geçenler için bir ah çeker. "Bir köpek kadar insanlarda fikir yok, muhakeme yok, sorumluluk duygusu yok. Duygu yok. Vicdanın lügatlarda yeri bile yok." diyerek evdeki hayvanları için çarşıdan aldığı, torbasında bulunan mamaları "Kime niyet kime kısmet" deyip, sokak köpeklerine pay ederek, onlara teşekkür borcunu yerine getirir.

İnsanlar birbiri için var olduklarını acaba ne zaman öğrenecekler!. Oysa hayvanlar bile bunun farkında ve bunun bilincindedir. Amerika'da bir metroda adam kesseler kimsenin kılı kıpırdamamaktadır. Bu çağda insanın insana karşı sevgisi, şefkati ve merhameti artık kalmamıştır. Oysa okyanuslarda balinalar nedeni bilinmeyen bir doğa olayı karşısında, sahile vursa, bütün insanlık onların kurtulması, sıkıntılarının giderilmesi ve tekrar okyanusta hayat bulmaları için ayağa kalkmaktadır. Onlar için bütün dünyada seferberlik bile ilan edilmektedir. İnsanlık önce kendi varlığı, kendi onuru ve vicdanı için kendini hesaba çekmelidir. Çünkü hayvanlar kendilerine zarar verilmedikçe, insanlara hiç bir kötülüğü olmamaktadır. Onlar da insanın insana yaptığı kötülüğü bir türlü akıl erdirememektedir. İnsanlarda olmayan köpeklerin bu sorumluluk duygusu vicdanidir. Ancak bu bir vicdan muhasebesidir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...