İzleyiciler

ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ders etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2018 Cuma

Biz Yönümüzü Çöle Çeviririz

Moritanya’ya gelmişken okyanusu da görelim ve bir okyanus havası alalım der bir gazeteci. Moritanya’lı gazeteciye gülümseyerek “Ben sizi çöle götüreyim. Bir gece çölde kalalım. Çölde çay içmek ve tefekkür etmek özüne döndürüyor insanı.” der. Toprak onlar için en son gideceği yerdir. Sonra neden okyanus değil de bu sonsuz çölün kendileri için önemli olduğunu anlatmaya çalışır. “Düşmanlar, ve sömürgeciler bize hep okyanustan gelmişlerdir. Onun için biz yönümüzü okyanusa değil, çöle çeviririz.

Profösör
 

30 Ekim 2017 Pazartesi

Koşullu Sevmek


Yine bir televizyon  tartışmasında çocuklarımızı daha çok sevmeyi çocuklarımızın daha çok ders çalışmasına bağlayan aileler olduğu söyleniyor.  Oysa çocuklar sevilmeli, şefkat duyulmalı ve onlara karşılıksız merhamet edilmelidir. Çünkü onlar çocuktur ve bu duygulara her halükarda  ihtiyaç duyar. Çocuğun ders çalışıp çalışmaması bu duygulardan mahrum bırakılması anlamını taşımaz. "Dersini çalışırsan seni daha çok severim" cümlesini çocuğa kurmak doğru olmasa gerek. Belki  "Dersini çalışırsan bizi sevindirirsin" denebilir. Çocuk çalışmakla, öğrenmekle, ve öğrendiğini tatbik etmekle adam olunabileceği, mevki makam sahibi olunabileceğini iyi bir. Bu bilinç aşılandığı sürece çocuklarımız ders çalışmasını sektirse de onlar sevgisiz kalma korkusunu yaşamazlar. Esas olan çocuklarımızın yapısına göre işi sıkı tutmak.


Profösör

21 Ocak 2016 Perşembe

Gönülden Kopan Sadaka




İsteyen düşünsün, isteyen ağlasın, isteyen bu kısa Afgan filminden ibret alıp kendine ders çıkartsın. Ne olursa olsun en güzel sadaka, gönülden kopan sadakadır. On bin lira da, on kuruş da bir sadakadır. Bir gülümseme ve gülümseyiş, bir kucaklama ve kucaklayış da sadakadır. Bir manolya kadar değeri olan,  kır çiçeği de sadakadır. Yeter ki sadaka gönülden ve kalpten verilsin Yeter ki sadaka Allah rızası için verilsin.  Çünkü gönülden kopan ve ancak Allah rızası için verilenler   sadakadır. Her sadaka aynı zamanda  sevgidir, şefkattir, merhamettir.

Profösör


https://www.youtube.com/watch?v=bWnnuAZaZWc


8 Kasım 2014 Cumartesi

"Aferin Dilo!.."


Remziye ilkokul ikinci sınıfa giden bir kız çocuğudur. On nüfuslu bir ailenin yaşadığı bir gecekonduda yaşamaktadır. Babası vasıfsız bir işçi, ne iş bulursa yapar, annesi de çileli bir ev kadınıdır. Evde de kürtçe konuşulmaktadır. Remziye türkçeye yabancıdır; yabancıdır yabancı olmasına ama konuşulanı anlamaktadır. Sadece kendisi türkçe konuşmada sıkıntı çekmektedir. Belki de Remziye utangaç ve içe kapanıklılık yaşamaktadır. Evde annesinin seslendiği gibi "Dilo" diye çağırıldığında gözleri ışıl ışıl ışıldamaktadır. 

Nüfus kimliğinde Remziye yazan,  okulda arkadaşları tarafından Remziye ismiyle çağrılan Dilo, terbiyeli ve uslu bir çocuktur. Birgün öğretmeni ona "Dilo ödevini yaptın mı?" sorusuna cevaben "Hı, hııı" diyerek başını sallayarak yetinmiştir. Remziye öğretmeninin ona Dilo diye  hitap etmesiyle onun gözleri ışıl ışıl ışıldamıştı. Remziye, öğretmeninin kendisine aynen annesi gibi "Dilo" diye seslenmesi onu çok mutlu etmişti. Bu durum karşısında Remziye ancak içten içten seviniyor, sevincini gizliyordu adeta.

Remziye'nin sınıftaki sessizliği, derse hiç katılmaması, boş boş gözlerle bakması, hatta sınıfta hiç kimseyle konuşmaması  belki de türkçe konuşmaya yabancı olmasınadan kaynaklanıyordu. Arkadaşları onu öyle kabul ediyor, o da arkadaşlarının hareketli oluşundan rahatsızlık duymuyordu. Zaten herkes sınıfta birbirini seviyordu. Bunda öğretmenlerinin büyük bir katkısı vardı. Sınıf yoklamalarında Remziye ismini teleffuz eden öğretmeni, zaman zaman ders arasında  Remziye'ye Dilo diye sesleniyordu.

Birgün Remziye'nin öğretmeni henüz dersin başında, sınıfta Remziye'nin yanında oturan  Merve'ye yaklaşarak "Dilo sınıftan, arkadaşlarından ve öğretmeninden memnun değil herhalde, bulunduğu sınıfı sevmiyor" dedi. Remziye'nin yüzüne bakarak da "Dilo'yu öğretmenini ve arkadaşlarını seveceği başka bir sınıfa verelim" dedi. Dilo sessizliğini yine bozmadı. Sadece başını eğerek derse sessiz olarak katılmayı yeğledi. Öğretmen sınıfa ayrı, okuma güçlüğü çeken çocuklara ayrı ödevler veriyordu. Ödevi biten de ödevini öğretmenine teslim ediyordu. 

Dilo tam dersin ortasında ödevini bitirmiş öğretmenine göstermek istiyordu.  ilk kez ve  yüksek bir sesle, "Öğretmeniiim!" dedi ve sıranın altına gizleniverdi. Dilo'nun öğretmeni çok şaşırdı ve ilk kez Dilo kendisine "Öğretmenim" diyerek seslenmişti. Öğretmen bundan çok mutlu oldu. Dilo sınıfta il kez konuşmuştu.

Dilo, Öğretmenini  sevdiğini göstermişti. Atık bundan sonrası kolaydı; kilit açılmıştı. Öğretmen de sabırlıydı. Zamanla ve sevgiyle bu düğümün çözüleceğini biliyordu.  Öğretmen Dilo'nun oturduğu sırasına yaklaşırken Dilo  mahcubiyetle sıranın altından çıkarak, ödevini öğretmenine gülümseyerek gösterdi. Dilo'nun öğretmeni de Dilo'nun saçını şefkatle okşayarak Ona "Aferin Dilo" dedi. 

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...