İzleyiciler

ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2017 Salı

Sinema ve İnsan


Sinema deyince doğrudan aşk, duygu ve nostalji geliyor insanın aklına. Elbette gençliğimiz kadar çocukluğumuz da bunun bir parçası. Sinema müziği; yani filmlerdeki fon müzikleri insanı samanyoluna götürebilir ve milyonlarca irili ufaklı bir yıldız akışının içine  bırakabilir. Sinemanın görselliğine müziğin katkısı sanki bir bedene verilen ruh gibi. Şimdi sinemamı var; kalbe dokunan, insanı insan yapan, büyüleyici tarafı olan nerede sanat ve estetik!.. Klasik sinema efsunlayıcı  fon müziğiyle  yorgun ruhumuzu uyutur gibi yaparak aslında bizi dirlendiıiyor, yorgunluğumuzu alıyor, hatta  bizi yeniden diriltiyordu. Hamakta sallanır gibi bir ruh ahengi içinde dünyaya ve yıldızlara bakışımız farklılaşıyordu. Böyle bir armoniyi o kadar özlemişim ki!.. İnsan bin kere ölse, bin kere dirilse; insan işte o zaman insan olabilse!..

Profösör

28 Kasım 2016 Pazartesi

Ölümsüzlük Bestesi


İnsanı dengede tutan iskeleti değil,onun disiplin olmuş ruhudur. İnsan ölse de varlığı dimdik durur. Geride bıraktığı iyilikler, onur ve şerefidir. Böyle insanlar ölümsüzlük bestesinde bitmeyen şarkı gibidir.



Profösör

1 Eylül 2016 Perşembe

Ruh ve Beden



İnsan etten ve kemikten ise, Hani bunun ruhu neresinde... Her an terkedecekmiş gibi her nefes aldığımızda. Beden yalvaracak ruha Beni terket, beni terket diyerek yaşlılığında. İmanı olan yaşlandıkça güç kuvvet bulacak. O da bilir ki; insan güçlü imanıyla vuslata ulaşacak...

Profösör

14 Ocak 2016 Perşembe

Karakalem Resim


En güzel kıyafetleri üzerinize giyseniz, gözlerinizin bir bakışıyla yaptığı etkiyi karşınızdakien gösteremezsiniz. En güzel sözleri söyleseniz, gözlerinizle verdiğiniz ifadeyi gönüllere işleyemezsiniz. Gözler insan vücudunun bir parçası olsa da, ruhunuzu kalpten gelen bir ışıltıyla etrafımıza yansıtabiliriz. Gözler kalpten gelen ve yine kalbe giden en güzel bakışların sonsuzluk ifadesidir. Kalpten gelen sevgi dolu, şefkat dolu bir bakış, merhamet duygularımızın harekete geçmesidir. bir anlık tatlı bir bakış bir ömre bedeldir.

Profösör
...
Not: Ben karakalem çalışmalarını da severim. İlk yazı yazmaya ve ilk resim yapmaya başlayan masum çocukların ilk heyecanı kadar değerlidir karakalem resimler.

1 Aralık 2015 Salı

Allahüekber!..


Bir iç çekiş; mazide kalan binlerce umut cümlesinin oluşturduğu bir kitap gibidir. İnanç bunun neresindedir. Oysa geçmiş kadere boyun eğiştir. Şimdiki zaman şimşek gibi geçecektir. Vaktin değerini bilmek; vakti kuşanmak demektir. Vakti kuşanmak demek iyiliği yüceltmek, kötülükle savaşmak demektir. Gelecek şimşek gibi gelip geçecek. Vaktin kıymetini bilmek gafletten uyanıp dirilmek demektir. Vaktin kıymetini bilmemek, yaşarken ölmek demektir. 
En başta hakikati gören göz, hakikati işiten kulak, hakikati konuşan dil olmalıyız. İçinde bulunduğumuz karanlık dehlizlerden, çıkmaz sokaklardan ve labirentlerden çıkmalıyız. Sevmeli ve sevilmeliyiz. En başta yaşayan ceset olmamalı; müsliman olarak yaşamak ve mü'min olarak ölmeliyiz
Bir sabah namaz vaktinde müezzin sabah ezanı hüzünle okuyorsa eğer; bilki Hak'ka yürümüşümdür. Bir kuşluk vakti yanık bir sesle sala okunuyorsa eğer, o benim salamdır; ruhumu teslim etmişimdir. İşte o vakit kulağımda ezan, dudağımda bi damla zemzemle gitmek isterim. İşte o zaman sevdikklerim yanımda olsun isterim. İşte o zaman "Lailahe illallah; Muhammeden Resulullah" demek isterim. İste o zaman dünyaya gülümseyerek "Hoşçakal!.." demek isterim.
Profösör

14 Kasım 2014 Cuma

İşte Fotoğraf Budur!..


Renkler ve şekiller sadece görsellikler olarak olarak anlatılsa da, oysa varlık aleminde yer alan bütün cisimlerin renk ve şekillerin hepsinin birer ruhu olmalıydı. Evrende yıldız yıldız, samanyolu samanyolu seyahat eden kuyruklu yıldız bile hareket edebiliyorsa, şarkılar söyleyebiliyorsa, taşın da cismin de, yıldızların da bir ruhu vardı. İster canlı deyin, ister cansız deyin; herşeyin bir anlamı vardı. Bir cismi, bir yıldızı, rengi ve şekli ne olursa olsun hayatımızda bir yeri vardı. O şekliyle, rengiyle, çıkardığı sesiyle, kokusu ve yansıttığı ışığıyla, bütün enerjisiyle bizimle irtibatlıydı. Hareketli bir kuyruklu yıldızını fotoğraf karesine sığdıramassınız. Onu isterseniz deklanşörünüzle olduğu yerde mıhlarsınız... 

Fotoğraf demek canlı cansız ruhu olan herşeyi mıh gibi çakmak, gökyüzündeki kuyruklu yıldızı gökyüzüne çivilediğiniz gibi denklanşörünüzle durdurup onları sabitleyebilirsiniz... Bu bir acıdır yüreklerde yer alan, bu cefadır yüreklerde daralan. Bu sevgidir, coşkudur, heyecandır. Bu doğarken ağlayan bir bebek, ölürken gülümseyen bir duadır. Belki bu fotoğraf karesinde geriye kalan son hatıradır. İşte fotoğraf budur!.. 

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...