İzleyiciler

renkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
renkler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2019 Perşembe

Kurumsal Renkler


Baskın koyu renkler genelde sağlamlık ve itimat telkin etmesi bakımından önemlidir. Banka ve finans kurumları buna ihtiyaç duyarlar. Bazı renklerin yeme içme sektöründe kullanılması iştahı kabartan bir seçenek olarak düşünülse de, başka sktörlerle sağlamlık ve güven sarsılmasına sebeb olabilir. 

Profösör

6 Kasım 2019 Çarşamba

Suret-i Hal



Her şeyin bir görünen ve bir de görünmeyen yüzü vardır. Alemi şuhud bu alemde görebileceğimiz herşeydir. Alemi gayb ise görünmeyen ve bilinmeyen alemdir. Biz her iki durumun da okunan bir hakikati olduğuna inanırız. Bugün gökyüzüne baktıysanız eğer, gömyüzündemi ayın hali budur. Ay bu haliyle yarımaydan biraz fazla ve dolunaya doğru evrilme biçimindedir. Biz biliriz ki ay dünya gibi güneşin bir uydusudur ve ışığını güneşten alır. Ay ile dünya ile güneş arasına dünya girdikçe gün be gün dolunaydan yarımaya, yarımaydan karpuz dilimi hilale kadar şekil değiştirir. Tekrar hilalden yarımaya, yarımaydan dolunaya yeniden hayat bulur. Arapça öyle zengin bir dil ki, araplar deve yavrusunun doğumundan sonrası bütün yaşadığı yıllar için farklı farklı isimler vermiştir. Aynı şekilde de, ayın her hali için araplarda bir ismi vardır. Ay da, yıldızlar ad, güneş de ışığını birbirinden alır ve bu Kudreki ilahinin kakikatidir.

Bu çalışma  "Suret-i Hal" ismiyle müsemma fotoğraf okumaları için hazırlanmış bir poster çalışmasıdır. Arkafon üzerine yapılan vektörel grafik çalışılmıştır. 

Profösör









9 Aralık 2017 Cumartesi

Rengarenkler Özgürlüktür



Kıyafet insanın ruhunu ve  iç dünyasını yansıttığı gibi, aynı zamanda bir kültür oluşturur. Sanatçılar olduğu gibi insandırlar.  Giyim kuşamları diğer irsanlardan farklı olabilir. Hiç bir sanatçı monotonluğu sevmez. Rutin çalışmaları olsa da iniş çıkışları, efes alışları ve ilham aldığı kendince kutsal sırları vardır.  Sanatçılar rengarenk bir montla özgür, simsiyah bir gözlükle havalı, yuvarlak bir şapka ile avare, dik yürüyüşüyle özgven sahibidirler. Yazar, çizer, resmeder. Kim böyle bir monta sahip olmak ister!...

Profösör

21 Kasım 2014 Cuma

Ebru Sanatı... Dünya Mirası.


En eski kağıt süsleme sanatı olarak bilinen, Osmanlı Türk İslam Sanatı olarak kabul ettiğimiz Ebru Sanatı Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu olan UNESCO tarafından dünya mirası olarak seçiliyor. UNESCO Türkiye Milli Komisyon Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz Paris'te yapılacak Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) Hükümetlerarası  Komitesi Toplantısı'nda,  Türk sanatı ebrunun dünyanın ortak mirası kabul edileceğini belrterek; "Ebru Sanatı yüzyıllar boyunca bizim kitap kapaklarımızda ve içinde  çok farklı  süsleme teknikleriyle kullandığımız bir kağıt resim sanatı" olduğunu söyledi. Bunu bir sanatçı duyarlıyla sanat ve kültür adına bir müjde ve övünç kaynağı olarak görüyoruz. 

Portre resim sanatından ziyade ebru, hat, tezhib ve minyatür sanatlarının geliştiği geneleksel Türk İslam Sanatı olan Ebru Sanatının Osmanlı döneminde  apayrı bir yeri vardı. Ebru Sanatı soyut olduğu kadar büyülü bir dünyanın anlatımını içerir. Renklerin raksı, ancak birbirleriyle karışarak ve kaynaşarak bir ahengi oluşturur. Ebru Sanatının felsefesinde yatan mantık; "Ben, sen, o, " yoktur. "Biz, siz, onlar" da değildir. "Bütün renkler toplandık, kaynaştık; bir olduk, biz olduk" yani "Hepimiz" ifadesinin anlatımı vardır. Ancak o zaman birlik ve dirlik vardır. Birlik ve dirlikte huzur vardır, mutluluk vardır, bereket vardır. İşte ebrunun varoluş felsefesi  budur.

Ebru sanatımız son yıllarda yeni nesil gençlerimizin ilgisini çekmekle kalmıyor, ona olan ilgiyle öğreniliyor, tatbik ediliyor ve nice gençlerden usta ebru sanatçısı yetişiyor. Belediyelerin ve kültür müdürlüklerinin katkılarıyla açılan ebru kurslarıyla geleneksel ebru sanatımıza sahip çıkılıyor. Bu sevindirici durum genç kızlarımız, öğrencilerimiz ve kadınlarımız tarafından erkeklere nazaran daha da ilgi görüp ebru sanatı gelişiyor. Çünkü ebru sanatı  aynı zamanda insanı olgnlaştırıyor ve insan ruhunu terapi ediyor.

Ebru Sanatı gibi Geleneksel Osmanlı Türk İslam Sanatlarında mutlaka İslami bir mefkure, İslami bir şuur ve sonsuz bir ahenk vardır. İnsanın beş duyusuna hükmeden kalbi bir yaklaşım vardır. İnsanı cezbeden ve insanı içine alan, insanı terbiye eden, iyileştiren bir yönü vardır. İslami, insani ve vicdani değeri vardır. 

Profösör

14 Kasım 2014 Cuma

İşte Fotoğraf Budur!..


Renkler ve şekiller sadece görsellikler olarak olarak anlatılsa da, oysa varlık aleminde yer alan bütün cisimlerin renk ve şekillerin hepsinin birer ruhu olmalıydı. Evrende yıldız yıldız, samanyolu samanyolu seyahat eden kuyruklu yıldız bile hareket edebiliyorsa, şarkılar söyleyebiliyorsa, taşın da cismin de, yıldızların da bir ruhu vardı. İster canlı deyin, ister cansız deyin; herşeyin bir anlamı vardı. Bir cismi, bir yıldızı, rengi ve şekli ne olursa olsun hayatımızda bir yeri vardı. O şekliyle, rengiyle, çıkardığı sesiyle, kokusu ve yansıttığı ışığıyla, bütün enerjisiyle bizimle irtibatlıydı. Hareketli bir kuyruklu yıldızını fotoğraf karesine sığdıramassınız. Onu isterseniz deklanşörünüzle olduğu yerde mıhlarsınız... 

Fotoğraf demek canlı cansız ruhu olan herşeyi mıh gibi çakmak, gökyüzündeki kuyruklu yıldızı gökyüzüne çivilediğiniz gibi denklanşörünüzle durdurup onları sabitleyebilirsiniz... Bu bir acıdır yüreklerde yer alan, bu cefadır yüreklerde daralan. Bu sevgidir, coşkudur, heyecandır. Bu doğarken ağlayan bir bebek, ölürken gülümseyen bir duadır. Belki bu fotoğraf karesinde geriye kalan son hatıradır. İşte fotoğraf budur!.. 

Profösör

20 Mart 2013 Çarşamba

Beyaz Bir Defter


Renkler hepsi birleşip siyah olabilirler, Bütün renkler birleşip beyaz olabilir mi? Elbette olmaz. Beyaz renk olmak herkese nasib olmaz. Bütün renkler beyaz olmak ister. Hiç olmassa beyazda kendisini görmek ister. İnsanlar da böyledir. Günahsız insan varmı? Kirlenmemiş insan bulmak o kadar kolay mı? Üstelik hepimiz insanlık ailesinden olsak da kimimiz iyi, kimimiz kötüdür. Kimimiz güzel, kimimiz çirkindir. Kimimiz doğru, kimimiz yanlıştır. Beyaz olmak, kirlenmemek, beyazı taşmak o kadar da zordur.

İnsan ilişkileri müsvedde deftere benzer. Akıllı ve yürekli insanlar karşılıklı birbirinin kusurlarını örter. Birbirlerine karşılıklı değer verirler. Bir insan sadece kendini düşünüyorsa, karşısındakini küçümseyerek bakıyorsa, o insanın sonunu görmek istemem. Gün gelir devran döner, onların yerinde olmak istemem. O tür insanlar kendilerine bile yabancıldır. Yapa yalnız, hırsları, gururları, kibirleriyle başbaşadır. Hayattan zevk almaz, çünkü onlar paylaşmayı bilmeyendir.

Sözün kısası; hendini bilen haddini bilir. Haddini bilen sever ve  sevilir. Ancak o zaman bir  beyaz sayfada bütün renkler kendini gösterebilir. 

Profösör

13 Şubat 2012 Pazartesi

Hayatımız Renklensin

Renkler ve zevkler tartışılmaz diye bir söz vardır. Yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar da karakter çeşitliliği var demektir. Yoksa her insan ayrı bir kimlik oluşturmazdı. Ayrı bir kimlik demek apayrı bir kişilik de demektir. Mesleğimiz itibarı ile renklerle çok içli dışlı olduğumuzdan, üç ana renk; mavi, kırmızı ve sarı olarak belirlenmiştir. Bu üç renkten binlerce ve milyonlarca ara renge ulaşmamız mümkündür. Bu üç ana rengin karışımından binlerce ve milyonlarca ayrı oranlarda karışımlarla apayrı bir orjinal renge ulaşmamız mümkündür.

İnsanlar da birbiriyle karışımından doğan nesillerde de genlerin birleşiminden nice sayısız karakterler, kimlik ve kişilikler oluşmaktadır. İnsan ve canlı türlerinde nasıl birbirinden binlerce ve milyonlarca değişim değerler ortaya çıkıyorsa, renklerde de o denli renk kimlikleri ortaya çıkmaktadır. Bu fikirden yola çıkarak her insanın favori renkleri olduğu gibi, haz aldığı farklı zevkleri olacaktır. Kimi insan kış mevsiminde siyah ve kahverengi bir elbise giymeyi renk ve zevk seçimi olarak görüyorsa, kimi insan da kışın elbise renk seçimini lacivert ve haki yeşili tercih etmektedir. Bu seçimin kişinin başta ruh hali ve kimliğini oluşturduğu, genlerle de ilişkili olduğunu düşünebiliriz. Aynı şekilde tercihler rengin dışında, dayanıklılık ve kullanım rahatlığı, hatta giyimde modanın hükmettiği trendlere göre de şekillendiğini söyleyebiliriz. Bu duruma göre kışın kaşmir bir kalın paltoyu tercih ederken, kimisi de içi miflonla kaplı bir sentetik kabanı tercih edebilmektedir.

Bir toplum içinde hepimiz bir renk armonisini oluşturuyoruz. Renklere göre zevklerimiz, zevklere göre de renklerimiz bireysel olarak içimizde ve ruhumuzda bir ahenk içinde bizi yaşatmaktadır. Bir toplumun hem birbirini oluşturan bireysel renk ve zevkleri anlam kazanırken, hem de bir toplumun birey üzerindeki renk ve zevk anlayışları birbirini etkilemekte ve birbiriyle bir ahenk içinde karışımlar oluşturmaktadır. Bireysel renkler ve zevkler ortak payda olarak görebildiğimiz ana renklerde buluşurken, ortak zevklere de kavuşabilmektedir.

Renkler ve zevkler tartışılmaz derken, bu sözcükle insanın fikri değerlerine öncelikli olarak bir saygı ifadesi olarak algılamalıyız. Elbette fikirlerin çarpışmasından doğru, iyi ve güzel kavramlarının kazanılmasında feyiz ve bir bereket vardır. Bu bile ortak değerler içinde bizi aynı potada buluşturacaktır. Toplum demek her bireyin her bireyle kaynaşmasını sağlayacak, birbirine et ve kemik gibi sarıp sarmalayacak, islami, insani, vicdani değerlerin bütün hücrelerimize işlemesi demektir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...