İzleyiciler

moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2016 Cuma

Ölçülü Giyinmek



Bir gerçeği şekillendiren o gerçeğin özünü oluşturan onun ölçüsüdür. Görünen ölçüsü elle tutulan, gözle görülen onun matematiksel ölçüsü ve  bir geometrisidir. , O gerçeğin ruhunu yansıtan ölçüsü ise; dini, ahlaki ve manevi değeridir. Doğru şekil dediğimiz zaman doğruluk ölçeklerinde oluşturulmuş şekilden söz edebiliriz. İyi bir şekil dediğimiz zaman iyilik ölçeklerinde bir şekli düşünürüz. Güzel bir şekil ise aynı mantıkla güzellik ölçeklerine uygun bir şekil aklımıza gelmektedir. Esas olan ölçüdür. Ölçü tektir. Fakat şekil ve bütün şekiller o ölçüye uyandır. Bu bir giysidir. Bu bir yiyecektir. Bu bir duruştur ve davranıştır. İnsanlar şekliyle değil, duruş ve davranışlarına göre yargılanır. Doğru, iyi ve güzel davranış ölçülü olan Kuran'la kuşanılmış ve kuşatılmış bir ölçüdür.

İnanç ve kültürümüzde bir baş bağlayışın türlü türlü şekli ve çeşidi vardır. Bütün dünyada bu farklılıklar gösterebilir. Ülkemizde bile bölge bölge, yer yer folklorik özelliklerde baş bağlayış şekilleri vardır. Bu kültür tesettür inancına ve anlayışına bağlıdır. Başı örtmek bir inanç olduğu kadar, bir kültür dedik. Başı örtmek, kadın ve erkek için yazın da, kışın da iklim olarak bir ihtiyaç olabiliyor. Kışın soğuğundan, yazın da sıcağından bizi bir nevi örtülerimiz koruyor. Kıyafet bir bütün olduğu için başımızı örttüğümüz başörtüsünün de elbisemize ve genel kıyafetimize uygun düşmesine özen gösteririz. Müslümanlar ve tesettür hassasiyeti gösteren kadınlar da nasıl bir baş örtüsü kullanmalıyım, ve ne şekilde tesettürlü olmalıyım dendiğinde elbette kendi tercihleri olacaktır. Ben inanıyorum ki Kuran'ın ölçüsüne uyanlar  Allah'ın rızasını kazanarak mutlu olacaklardır.

Bir karadenizliyi neden peştemal giyiyorsun, bir ingiliz müslüman kadına neden pardösü giyiyorsun, bir İranlı kadına neden çarşaf giyiyorsun, bir Pakistanlı kadına neden ferece giyiyorsun, bir Afganlı kadına neden burka giyiyorsun gibi onları  sorgulama hakkımız yoktur. Biz sadece kıyafetin şekline değil, tesettür ölçülerine bakarız. Yine de diğer insanların giyim tercihlerini kendilerine bırakırız. Kur'an ölçüleriyle ölçülü ise, bir kıyafeti tesettüre uygun buluruz. Değilse bu tesettürdür diyemeyiz. Onun için şekli bir kavramı kullanmak yerine ölçü kavramını yeğleriz.

Allah cümlemizi hidayete erdirsin ve bizi salih kullardan eylesin. 

Türkan Eraslankılıç




Not: Türkan Eraslankılıç'ın bu makalesi bugünkü http://www.turkaneraslankilic.com/2016/07/olculu-giyinmek.htmlü  linkinde neşredilmiş bulunmaktadır. Umarım istifade edilir.

10 Haziran 2016 Cuma

Kıyafet ve Davranış


İnanan ve inandığını hakkıyla yaşamak isteyen müslüman kadın ve erkekler kıyafet ve davranışlarına azami derecede dikkat gösterirler. Kadınlarımız yaratılıştan cezbedici özelliklere sahip olduğundan erkeklerden de giyim kuşam ve davranışlar konusunda daha çok hassasiyet göstermeleri çok doğaldır. 

Kitabımız Kuran'da müslümün kadınların giyim kuşamıyla ilgili tesettür ayetleri dikkat çekicidir. Kur'an kıyafetle ilgili ölçü verir. O ölçüye göre müslüman kadınlar da giyim kuşam ve davranışlarına özen gösterirler. Dinimizdeki hüküm ise; Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, tesettürü emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. 

Giyinme konusunda elbette işin fıkhi yönüyle ilgili kısmını ilahiyatçı hocalarımızdan bütün ayrıntılarıyla öğreniyoruz. Biz giyim kuşamın daha çok işin sosyal yönüyle olan kısmına bakarsak, kullandığımız kıyafetlerin en başta inandığımız değerleri hakkıyla yansıtacak ve asla değerlerimize ters düşmeyecek şekilde olmalarına dikkat ederiz. Daha doğrusu; doğru düzgün giyinmek kadının da erkeğin de ihtiyacıdır. Elbette inanan ve takva sahibi olan bir müslüman, evinde, mahreminde kullandığı kıyafetiyle, yani ev kıyafetleriyle, dışarıya çıktığında, kullandığı sokak ya da işyeri kıyafeti farklı olacaktır. 

Mahremimizin dışında kullandığımız bütün kıyafetler, hem tesettür ölçülerini karşılaması, hem de şatafattan, abartıdan uzak, fakat elaleme karşı da bizi küçük düşürecek bir giysi olmamasına özen göstermeliyiz. 

Özellikle kadınlarımız üzerinde taşıdığı elbisesiyle, aksesuarlarıyla yanlış bir algı oluşturacak değerlerden kaçınmalı ve toplumu rahatsız edecek davranışlardan da ahlaken uzak durmalıdır. Her zaman kıyafet denince aklımıza hemen üzerimize giyindiğimiz elbisemiz gelir. Oysa üzerimizdeki giysi kadar, hal ve hareketlerimiz de bir imaj ve bir algı oluşturur. Bu imaj ve algı, iyi ya da kötü bir zihniyeti yansıtır. Müslüman kadının zihniyeti iffet kavramında şıklığı, zerafeti ve asaleti aynı çizgide buluşturabilmesidir. Özellikle tesettürlü kadınlar kendisine bir elbise düşünürken stil ve modelde sadeliği seçmelidir. Bir elbisenin tasarımında gereksiz dokunuşlar, kullanılan metaryal ve aksesuarlar da bazen bütünüyle sadeliği bozan şeylerdir.

Nasıl ki inanan bir kadın; giyim kuşamda tesettürü kendine şiar ediniyorsa, başta Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Tesettürü istiyerek ve severek kendi nefsinde uygulaması onun takva yolunu seçmesindendir. Yine inanan bir kadın toplum içindeki davranışlarını taşıdığı kıyafetin gereği gibi düşünerek, daha edepli, daha seviyeli ve daha bilinçli olmak durumundadır. Hem üzerimizde taşıdığımız giysi ve aksesuarlarımızın tesettüre uygun olması, hem de davranışlarımızın, hal ve hareketlerimizin, adabı muaşerete de uygun olması gerekir. 

Bunun dışında biz kadınların ilim irfan sahibi olması, yaptığımız bir işin hakkını vererek, hakkımızda iyi şeylerin konuşulması, ismimizin yüceltilmesi ve asla kirletilmemesi de şiarımız olmalıdır. İçinde bulunduğumuz Kutsal Ramazan ayında giyim kuşamımıza azami hassasiyeti göstermeliyiz. İnanan insan kadın olsun, erkek olsun öncelikli olarak, kendisine takva elbisesi edinmelidir. Ayrıca elbisenin, aksesuarın, hatta davranışların teşhirciliğe girmemesi ve ziynetini İslami esaslarla zenginleştirmesi onu huzurlu ve mutlu eder.

"Özellikle kadınlarımız üzerinde taşıdığı elbisesiyle, aksesuarlarıyla yanlış bir algı oluşturacak değerlerden kaçınmalı ve toplumu rahatsız edecek davranışlardan da ahlaken uzak durmalıdır."



Not: Marka ve stil danışmanı Türkan Eraslankılıç'ın Kıyafet ve Davranış üzerine yazmış olduğu bir makaleyi takipçilerimle paylaşıyorum. Diğer yazılarını merak edenler için Türkan Eraslankılıç ismiyle Google'den web sitesi ve sosyal medya hesaplarına ulaşabilirsiniz.

Profösör






19 Mart 2013 Salı

Reklamcılık, Hiyerarşik Düzen ve Yetki Alanı


Herkes kendi işini doğru öğrenecek, doğru bilecek ve doğru olarak da yapmalıdır. Esas olan budur. Tasarımcı tasarımcılığını geliştirecek, reklamcı reklamcılığını bilecek, pazarlamacı da pazarlama konusunda günden güne işini daha iyi yapmaya gayret gösterecektir.. Reklamcı reklamını pazarlama iletişimini esas alarak yapar. Pazarlama iletişimi demek, markayı marka yapan gerek kurumsal davranışlar, gerek ürün kalitesini bütünüyle bilmekten geçer. Reklam yapan, ya da reklam yaptıran yetkili, aynı zamanda bulunduğu departmanı yönetebilecek beceriye ve iyi bir işletmecilik kültürüne sahip olmalıdır.

Yapılan bütün işler ürünün pazarlaması ve satışı, ürünün marka oluşumu ve marka gelişimi için, sadece ham madde ve tasarımının iyi olması yeterli değildir. Yapılan iş ürünün üretilmesindeki bütün değerler bir konsept üzerine çalışılırken aynı zamanda fikirler bir kültür yelpazesi içinde tematik değerlerle de ifade edilmelidir. Artık sadece sığ ve geleneksel fikirlerle tasarım yapılmamaktadır. Duygu yüklemesi de diyebileceğimiz kreasyona giydirilen i tematik değerlerin felsefi bir kültür altyapısı olmalıdır. Eğer temaya aykırı bir ürün varsa, bunu ayrı bir konsepte reklamı yapılıp satışa sunulmalıdır. Temanın gerektirdiği figürler, rengarenk desenler de ürünü albenili hale getirmektedir. O halde önce araştırmalar yapılmalı, sonra bir satış fikri oluşturmalıdır.. Modayı taklit eden değil, hedef kitlesini memnun edecek değerleri çıkartmak ve bu değerleri yerli yerine kullanarak, tekstil dünyasında bir farklılık getirecek farkı da moda dünyasına taşımalıdır.

Bir dünya markası, esen bütün moda rüzgarlarını, kendi lehine çevirebilir. Eğer üretilen ürünler kadınlara yönelikse, reklamcı modacıların kendi aralarında kullandıkları bilimsel dili değil, kadınların kullandıkları ve bilinçaltında gizledikleri gönül dilini kullanabilmesini bilmelidir. Çünkü reklamcılık biraz bilgi, biraz duygu, biraz düşünce biraz da davranış demektir. Biraz psikoloji, biraz felsefe, biraz, sosyoloji, biraz tasarım, biraz pazarlama demektir. Reklamcılık gazete, dergi, radyo, televizyon, sinema, internet, sosyal medya ve halkla ilişkiler demektir. Yazılar yazılır, çizgiler çizilir, metinler okunur, filimler, videolar oynatılır;  herkes bir ana fikirde buluşur. Ortak bir dil oluşur; reklamcılığın ana dili de budur.

Eğer bir fikir doğru bir stratejide, pazarlama ve satışa etki ederek hedefe varılabiliyorsa, en başta ürünün tasarımı ve kalitesinde aramak gerek. Tasarım ve üretim sorumluları ürünün tasarımı ve toplam kalitesi hakkında reklamcıya brif mahiyetinde bilgi vermek zorundadır. Pazarlamacı kendi işinin kolaylaşması için reklamcıyla çalışmalıdır. Bu bir işletim çarkıdır.. Bu çark her anlamda hiyerarşik bir düzen ve yetki dahilinde işlerse, verim gitgide artacak, gereksiz maliyetlerin ve kaostan kaynaklanan didişmelerin önüne geçilebilecektir. Ayrıca kimse kimsenin yetki alanına özellikle sarkmamalı, herkes kendi sınırını iyi bilip, önce kendi işine bakmalıdır.

Profösör




13 Şubat 2012 Pazartesi

Hayatımız Renklensin

Renkler ve zevkler tartışılmaz diye bir söz vardır. Yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar da karakter çeşitliliği var demektir. Yoksa her insan ayrı bir kimlik oluşturmazdı. Ayrı bir kimlik demek apayrı bir kişilik de demektir. Mesleğimiz itibarı ile renklerle çok içli dışlı olduğumuzdan, üç ana renk; mavi, kırmızı ve sarı olarak belirlenmiştir. Bu üç renkten binlerce ve milyonlarca ara renge ulaşmamız mümkündür. Bu üç ana rengin karışımından binlerce ve milyonlarca ayrı oranlarda karışımlarla apayrı bir orjinal renge ulaşmamız mümkündür.

İnsanlar da birbiriyle karışımından doğan nesillerde de genlerin birleşiminden nice sayısız karakterler, kimlik ve kişilikler oluşmaktadır. İnsan ve canlı türlerinde nasıl birbirinden binlerce ve milyonlarca değişim değerler ortaya çıkıyorsa, renklerde de o denli renk kimlikleri ortaya çıkmaktadır. Bu fikirden yola çıkarak her insanın favori renkleri olduğu gibi, haz aldığı farklı zevkleri olacaktır. Kimi insan kış mevsiminde siyah ve kahverengi bir elbise giymeyi renk ve zevk seçimi olarak görüyorsa, kimi insan da kışın elbise renk seçimini lacivert ve haki yeşili tercih etmektedir. Bu seçimin kişinin başta ruh hali ve kimliğini oluşturduğu, genlerle de ilişkili olduğunu düşünebiliriz. Aynı şekilde tercihler rengin dışında, dayanıklılık ve kullanım rahatlığı, hatta giyimde modanın hükmettiği trendlere göre de şekillendiğini söyleyebiliriz. Bu duruma göre kışın kaşmir bir kalın paltoyu tercih ederken, kimisi de içi miflonla kaplı bir sentetik kabanı tercih edebilmektedir.

Bir toplum içinde hepimiz bir renk armonisini oluşturuyoruz. Renklere göre zevklerimiz, zevklere göre de renklerimiz bireysel olarak içimizde ve ruhumuzda bir ahenk içinde bizi yaşatmaktadır. Bir toplumun hem birbirini oluşturan bireysel renk ve zevkleri anlam kazanırken, hem de bir toplumun birey üzerindeki renk ve zevk anlayışları birbirini etkilemekte ve birbiriyle bir ahenk içinde karışımlar oluşturmaktadır. Bireysel renkler ve zevkler ortak payda olarak görebildiğimiz ana renklerde buluşurken, ortak zevklere de kavuşabilmektedir.

Renkler ve zevkler tartışılmaz derken, bu sözcükle insanın fikri değerlerine öncelikli olarak bir saygı ifadesi olarak algılamalıyız. Elbette fikirlerin çarpışmasından doğru, iyi ve güzel kavramlarının kazanılmasında feyiz ve bir bereket vardır. Bu bile ortak değerler içinde bizi aynı potada buluşturacaktır. Toplum demek her bireyin her bireyle kaynaşmasını sağlayacak, birbirine et ve kemik gibi sarıp sarmalayacak, islami, insani, vicdani değerlerin bütün hücrelerimize işlemesi demektir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...